Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, sigorta tahkim komisyonu kesin hükmü sebebiyle usulden reddedilen ölüm ve cismani zarar tazminatı davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının 2016 yılında karıştığı trafik kazası neticesinde ağır yaralanması sebebiyle açtığı maddi tazminat davasının, yerel mahkeme tarafından aynı konudaki uyuşmazlığın daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından kesin olarak reddedilmesi nedeniyle kesin hükümden dolayı dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun incelenmesine ilişkindir.

T.C.
ERZURUMBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025 (Karar)NUMARASI
: 2023/... Esas, ████████ KararDAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.08.2016 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak içinde bulunduğu ve sürücü ... ...'in sevk ve idaresinde bulunan ...plakalı aracın tek taraflı trafik kazasına karıştığı ve müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, sürücü ... ile müvekkilinin kazadan hemen sonra yoğun bakıma alındığını ve kaza tespit tutanağını düzenleyemediklerini, kazanın oluş şeklinin bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından tespit edildiğini, müvekkilinin uzun bir süre hastanede önce yoğun bakımda sonra serviste yatmak zorunda kaldığını, kaza gününden sonra düzenli ilaç kullanmaya başladığını, taburcu olduktan sonra da düzenli olarak hastaneye gidip geldiğini, aracın sigortasının bulunmadığını ve bu nedenle davalı ...'na başvuru yapıldığını ancak bir sonuç alınamadığını, Sigorta Tahkim Komisyonu'na da başvuru yapıldığını, gerçekten kaza olduğunun tespit edilemediği gerekçesi ile başvurularının reddine karar verildiğini, resmi tutanaklar ile kazanın olduğunun tespit edildiğini, Küçükçekmece CBS'nın 2016/...Soruşturma sayılı dosyası ile araç sürücüsü hakkında ... ... hakkında soruşturma başlatıldığını, araç sürücüsünün savcılıkta verdiği ifade ile kazanın oluş şeklini anlattığını, müvekkilinin de ifade verdiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, ... Üniversitesi 04.03.2019 tarih ve 2019/... sayılı raporu ile müvekkilinin özür oranının %9,8 olduğu, 180 gün geçici iş göremezlik ve 90 gün bakıcı ihtiyacı olduğunun tespit edildiğini, belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın 09.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süreler ve zaman aşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafından müvekkili aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yapıldığını ve başvurusunun reddine karar verildiğini, hükmün kesinleştiğini, Komisyonun kararının kesinleştiğini, dava şartının yerine getirilmediğini, davacının trafik kazası ile maluliyeti arasındaki illiyet bağını ispatlayamadığını, kazaya ilişkin herhangi bir somut belge bulunmadığını, hastane ve ambulans kaydının da olmadığını, araç plakasının bile net şekilde hatırlanmadığını, kaza tarihinden yaklaşık 2,5 yıl sonra verilen ifadeler ile müracaatın yapıldığını, meydana gelen kazanın resmi birimlere intikalinin yapılmamasının abesle iştigal olduğunu, kabul anlamına gelmemekle davacının usulüne uygun şekilde müvekkiline başvuru yapmadığını, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, davacının kalıcı iş göremezlik zararının oluşmadığını, kazadaki kusur durumu ile davacının maluliyetinin tespiti gerektiğini, dava konusu kazada hatır taşımasının söz konusu olduğunu, davacı lehine tesis edilecek bir tazminat var ise indirim yapılması gerektiğini, davacının faiz talebinin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.YEREL MAHKEME KARARI;Mahkemece, "... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olduğundan, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/... Esas, 2023/...Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; tarafları aynı olmak kaydıyla, aynı uyuşmazlığın daha önce gerek mahkemece, gerekse de tahkim yolu ile görülerek, kesin hükme bağlanmış olması durumda, aynı konuda yeniden dava açılmayacaktır. Davacının davalı tarafa karşı, aynı uyuşmazlık nedeniyle sigorta tahkim komisyonuna 29.03.2019 tarihinde müracaat ettiği tespit edilmiştir. Sigorta hakemi tarafından verilen karara karşı itiraz edilmesi üzerine itiraz hakem heyeti tarafından da 03.12.2019 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Tarafları ve konusu aynı olan uyuşmazlığın kesin hükme bağlanmış olması nedeniyle dava şartı bulunmadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle "Davanın dava şartı yokluğundan HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF İTİRAZLARI
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; █████/2019 tarih ve 2019/... sayılı tahkim hakem kararı ile kusur tespiti yapılamadığından SK'nın █████. maddesi gereğince başvurunun usulden reddine karar verildiğini, İtiraz Hakem Heyeti tarafından karara karşı itirazlarının reddine karar verildiğini, esasa girilmesi halinde tahkim tarafından verilen kararların kesin hüküm teşkil edece3ğini, ancak tahkim kararında "sigorta şirketine başvuru dava şartı" HMK'nın 115/2. maddesi gereğince sonradan giderilecek bir vaziyet olmadığı için usulden ret kararı verildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2022 tarih ve ████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile usulen ilişkin nihai kararların uyuşmazlığın esası hakkında herhangi bir çözüm içermedikleri için maddi anlamda kesin hüküm gücünden yoksun olduklarını, dolayısıyla kararın ilişkin bulunduğu usuli sorun giderildikten sonra açılan davada kesin hüküm itirazında bulunulamayacağını, bu kararların genelde usuli bir eksikliğin yahut usul kurallarına uyulmamış olmasının sonuçlarını tespit edici bir nitelik taşıdıklarını, söz konusu dava şartı yokluğu nedeniyle verilen usulden ret kararı nedeniyle taraflarınca Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere başvuru ve devamında 2022/... Arabuluculuk dosyası üzerinden yapılan görüşmelerin olumsuz neticelendiğini, anlaşma son tutanağı ile birlikte esasa ilişkin karar verilmesi adına Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesine dava açtıklarını, arabuluculuk usuli eksiklik giderildikten sonra tekrar tahkime başvurmak veya genel hükümlere göre dava açmanın tatamen rızai olup alternatif çözüm yolu olan tahkimden devam edilmeden dava açıldığını, bu durumun Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin iş bu 2023/... Esas sayılı dava dosyasında gözetilmeden tahkimde sanki esasa ilişkin karar var gibi algılanıp kesin hüküm olduğundan bahisle haklı davalarının reddedildiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.Dairemizce HMK'nın .... maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin yolcu olarak içinde bulunduğu ve sürücü ... ...'in sevk ve idaresinde bulunan aracın tek taraflı trafik kazasına karıştığı ve müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, sürücü ... ile müvekkilinin kazadan hemen sonra yoğun bakıma alındığını ve kaza tespit tutanağını düzenleyemediklerini, kazanın oluş şeklinin bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından tespit edildiğini, müvekkilinin uzun bir süre hastanede önce yoğun bakımda sonra serviste yatmak zorunda kaldığını, Sigorta Tahkim Komisyonu'na da başvuru yapıldığını, gerçekten kaza olduğunun tespit edilemediği gerekçesi ile başvurularının reddine karar verildiğini, resmi tutanaklar ile kazanın olduğunun tespit edildiğini, soruşturma dosyası ile araç sürücüsü hakkında ... ... hakkında soruşturma başlatıldığını, araç sürücüsünün savcılıkta verdiği ifade ile kazanın oluş şeklini anlattığını, iddia ederek maddi tazminat talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; somut olay bakımından aynı olay ile ilgili davacının davalı tarafa karşı sigorta tahkim komisyonuna müracaat etmesi sonucu Sigorta hakemi tarafından verilen başvurunun usulden red kararına karşı itiraz edilmesi üzerine itiraz hakem heyeti tarafından da itirazın kesin olarak reddine karar verilmesi ve sebebiyle açılan eldeki maddi tazminat davası yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle dava şartları arasında sayılan “kesin hüküm” müessesesine değinmekte fayda vardır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" dava şartları arasında sayılmıştır. Bu hükme göre dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz.Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için gerekli olan, başka bir deyişle dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı tarihte hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp inceler, bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir (HMK m. 115).Kesin hükmün amacı kişiler arasındaki uyuşmazlıkların hem kesinleşme anı hem de gelecek için çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, davanın taraflarının yanı sıra Devletin ve toplumun da yararı vardır. Çünkü kişiler, aralarındaki uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Devlet de, mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık ile tekrar tekrar meşgul edilmesini istemez (..., ....: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2016, s. 664).Kesin hüküm itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (...: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2001, C. V, s. 4980 vd.).Kesin hüküm, hukukumuzda kesin deliller arasında sayılmaktadır. Kesin deliler ise tarafları ve hâkimi bağlayan, bu tip delillerle kanıtlanan olayın hukuksal olarak doğru kabul edilmesini gerektiren delillerdir. Hâkimin kesin delilleri takdir yetkisi yoktur; kesin delillerle ispatlanan hususu doğru kabul etmek zorundadır. Hukukumuzda kesin deliller sınırlı olup bunlar senet (HMK m. 205), yemin (HMK m. 229) ve kesin hükümdür (HMK m. 303). Kesin hüküm de aynı konuda daha sonra açılan davada kesin delil oluşturur (... vd).Kesin hüküm kural olarak hüküm sonucuna (fıkrasına) münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukukî ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir.Kesin hüküm şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan kanun yollarının kapandığı anlamına gelir. Bazı son kararlar verildikleri anda kesindirler (HMK m. 361). Kanun yolu açık olan bir karar, kanun yoluna başvurma süresi geçmekle de kesinleşir. Bir hüküm bir kere şekli anlamda kesinleşirse artık bu hükme karşı olağan kanun yollarına başvurulamaz. Bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekir.Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK’nın 303/1. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir”. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır.Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabihin aynılığı, dava konusu yapılmış olan hakların aynı olmasıdır. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunun karşılaştırılması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziksel bakımdan aynı olsa bile bu şeyler üzerinde talep olunan haklar farklı ise müddeabihlerin aynı olduğundan bahsedilemez.Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukukî sebepten farklı olarak davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Her iki davanın dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise diğer iki koşulun da bulunması hâlinde kesin hükmün varlığından söz edilebilir.Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2020 tarihli ve 2017/....-... E., 2020/....K., 30.03.2021 tarihli ve 2017/.... E., 2021/... K. ile 12.10.2021 tarihli ve 2017/(.... E., 2021/... K. 2017/....E., 2020/....K. 2017/(... E. 2021/.... K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/(.... E. 2022/...K.)Bilindiği ve 07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere; dava, mahkemeden verilecek bir hükümle, bir iddia üzerinde hukuki korunmanın sağlanması dileğidir.Davacının dava açmaktaki yararı, hukuki olmalıdır; ideal veya ekonomik yarar yalnız başına yeterli değildir. Davacı, hakkına kavuşmak için mahkemenin kararına muhtaç bulunmalıdır.Davacının dava açmaktaki hukuki yararının, korunmaya değer bir yarar olması gerekir. Dava edilen alacak miktarının çok az olması halinde de, davacının dava açmakta korunmaya değer bir hukuki yararı vardır. Dava şartı yokluğundan dolayı davanın (usulden) reddi kararı, nihai karar olması nedeniyle temyiz edilebilir (m 427). Böyle bir karar, ancak ilişkin olduğu dava şartının yokluğu hakkında kesin hüküm teşkil eder (m. 237, I).Bu nedenle, dava şartı yokluğundan reddedilen dava, noksan dava şartı tamamlandıktan sonra yeniden açılabilir ve davalı bu yeni davaya karşı kesin hüküm (m. 427) itirazında bulunamaz. Çünkü ilk karar, davanın esası hakkında verilmiş olmayıp, yalnız belli bir dava şartının yokluğuna ilişkindir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ███████-587 E. ████████ K.)Hemen belirtmek gerekir ki, hâkimin verdiği kararlar ara kararları ve nihai kararlar olmak üzere ikiyi ayrılır.Ara kararları, yargılamaya (davaya) son vermeyen, bilakis onu yürütmeye, ilerletmeye yarayan kararlardır. Hâkim, yargılamayı yürütmek (ilerletmek) için davada bir çok ara kararı verir. Bütün bu kararların ortak niteliği hâkimin ara kararı ile davadan (işten) elini çekmeyip bilâkis davaya devam etmesidir (.... s.2998).Bu kapsamda olmak üzere mahkemenin görev ve yetki itirazının, zamanaşımı def''inin reddine ilişkin kararları ara kararı olduğu gibi taraflara delillerini göstermeleri, tanık, bilirkişi incelemesi ve keşif masraflarını yatırmaları için süre vermesine ilişkin kararları da birer ara kararıdır.Yargılamaya son veren ve hâkimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara ise nihaî karar denir. Meselâ yetkisizlik kararı, görevsizlik kararı, boşanma kararı, aylık kiranın tespiti kararı, dava sırasında (dava konusu) borcun ödenmiş olması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı gibi. Hâkim nihaî karar ile o davadan elini çeker, verdiği karardan dönemez ve onu değiştiremez. Kanun yolu incelemesi sonucu ortadan kaldırılmadığı ya da bozulmadığı sürece hâkimin nihaî kararla sonuçlandırmış olduğu davaya tekrar bakması mümkün değildir.Nihai kararlar da esasa ilişkin ve usule ilişkin nihai kararlar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Usule ilişkin nihai kararla hâkim davadan elini çekmekte ise de bu kararla taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası çözümlenmiş olmaz. Örneğin mahkemenin görevsiz veya yetkisiz olması nedeni ile verdiği kararlar, davanın takip edilmemesi nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına ilişkin verilen kararlar, dava şartlarının noksanlığı nedeni ile davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen kararlar nihai karar olmakla birlikte taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandırılan, çözüme kavuşturan kararlar değildir.Usule ilişkin nihaî kararlar, uyuşmazlığın esası hakkında herhangi bir çözüm içermedikleri için maddi anlamda kesin hüküm gücünden yoksundurlar. Dolayısıyla kararın ilişkin bulunduğu usulî sorun giderildikten sonra açılan davada kesin hüküm itirazında bulunulamaz. Bu kararlar genelde usulî bir eksikliğin yahut usul kurallarına uyulmamış olmasının sonuçlarını tespit edici bir nitelik taşırlar (HGK'nın 15.04.2021 tarihli ve 2017/.... E., 2021/... K. sayılı kararı).Buna karşılık hâkimin dava yolu ile önüne getirilen uyuşmazlıkla ilgili yaptığı yargılama faaliyeti sonucunda verdiği davayı esastan çözen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran kararlar esasa ilişkin kararlar olup HMK'nın 294. maddesinin 1. fıkrasında, "Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür." şeklindeki düzenleme ile bu hususa vurgu yapılmıştır.Öte yandan yanlız eda hükümleri değil tespit hükümleri de kesin hüküm teşkil eder. Davanın sıfat yokluğundan dolayı reddi kararı da kesin hüküm teşkil eder. Mahkemenin (mesalâ bilirkişi veya keşif giderinin yatırılması için verilen) kesin süreye uyulmaması hâlinde verdiği davanın reddi kararı da maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder (..., Cilt V, s.5036). (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/(21)10-522 E. █████████ K.)Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava trafik kazası sebebiyle yaralanmaya dayalı maddi tazminat istemi ile açılmıştır. Davacının aynı olaya ilişkin olarak davalı aleyhine Sigorta Hakem Heyetine 29....2019 tarihinde başvuruda bulunduğu, Sigorta Hakem Heyeti tarafından 23....2019 tarihinde 2019/.... E. 2019/... K. Sayılı kararı ile Başvurunun Usulden Reddine karar verildiği, Sigorta Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından da 03...2019 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Sigorta Hakem Heyeti tarafından 2019/.... E. 2019/... K. Sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen hüküm ile davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık esastan çözülmemiş olduğundan, anılan karar yönünden maddi anlamda bir kesin hükümden bahsedilemez. Başka ifadeyle, anılan başvurunun kusur oranı tespit edilemediğinden başvurunun usulden red edilmiş olduğu açık olup, usulden reddin ilgilileri yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı açıktır.İlk derece mahkemesince her ne kadar Dairemizin 2023/... Esas, 2023/...Karar sayılı kararı emsal olarak dikkate alınmış ise de Dairemizin belirtilen kararında Sigorta Tahkim Heyeti tarafından aynı taraflar arasında ve aynı uyuşmazlık konusunda esastan verilen kararların (alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamında verildiğinden) kesin hüküm oluşturacağı, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından, talebin esastan reddine karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması durumunda da verilen karar kesin hüküm sonucu doğuracağından, zarar gören dava yolu ile de olsa aynı zarara yönelik yeniden talepte bulunamayacağı, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de █████████ E. █████████ K.) belirtilmiş olmakla eldeki davada ise hakem heyeti tarafından verilen karar ise usulden ret kararıdır. Bu sebeple mahkemenin emsal aldığı dairemiz kararı işbu istinafa konu dosya ile uyuşmamaktadır.Dolayısıyla mahkemece, Sigorta Hakem Heyeti tarafından 2019/... E. 2019/... K. Sayılı dosyası yönünden davanın kesin hüküm oluşturduğu saptaması yapılmış ise de, yapılan tesbit yerinde değildir. Anılan red kararı esastan değil aslında usulden red kararı olduğundan davacı yönünden kesin hüküm sonucunu doğurmaz. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ████████ E. █████████ K.)Mahkemece yapılacak iş; Sigorta Hakem Heyeti tarafından 2019/... E. 2019/... K. dosyasında verilen hükmün - davacının hak kaybına neden olunmaması gerektiğinden - usulden red kararı olduğu değerlendirilip, eldeki davada işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.