Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararlarında Yargıtay 2. Ceza Dairesi, bir sanık yönünden hükmü onarken, müdafii bulundurma zorunluluğuna rağmen savunma hakkı kısıtlanan diğer sanığın hükmünü usulden bozdu.
Özet: Yargıtay, hırsızlık suçundan mahkumiyet kararlarını temyiz incelemesine alarak, sanıklardan birinin hükmünü mevcut deliller ve mahkemenin takdirine uygun bularak onarken; diğer sanık hakkında verilen hükmü, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olduğu ve müdafiin hazır bulunması gereken durumlarda, avukatın mazeretine rağmen yokluğunda karar verilmesi ve başka bir müdafi atanmaması suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle 5271 sayılı CMKnın ilgili maddelerine aykırılık nedeniyle bozmuştur.

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: HırsızlıkHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaSanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesindeBozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA,II- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesindeSanık müdafinin 29.03.2023 tarihli dilekçesinde "....Mahkemeniz nezdinde görülmekte olan yukarıda esas numarası yazılı dosyanın 29.03.2023 tarihinde yapılacak olan duruşmasına şehir dışında olmamız nedeniyle katılamayacağız. Bu nedenle mesleki mazaretimin kabulünü, yokluğumuzda karar verilmesi talebimizin kabulünü, mahkemeniz aksi kanaatteyse yargılama için duruşma günü verilmesini, duruşma gün ve saatini UYAP sistemi üzerinden öğrenmemizi mahkemenizden talep ederiz..." şeklinde mazeret dilekçesi ibraz ettiği, 29.03.2023 tarihli hükmün verildiği oturumda sanık müdafiinin mazeretine yönelik "Sanık ... müdafii Av. ...'ın yokluklarında karar verilmesi talepli mazeretinin kabulüne" şeklinde karar verildiği anlaşılmışsa da 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK'nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesinde yer alan yasal zorunluluk nedeniyle müdafiinin hazır bulunduğu oturumda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, Cumhuriyet savcısının mütalaasına ilişkin savunma alınması gerektiğinin de gözetilmeden duruşma ertelenmeden veya başka bir müdafii de görevlendirilmeden yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.