Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin, adi ortaklıktan haklı nedenle ayrılma, sermaye ve birikmiş kar payı ile değer artışı alacağının tahsili konulu ticari dava gerekçeli kararı.
Özet: Davacı, davalılarla kurduğunu iddia ettiği ancak bir şirket tüzel kişiliği üzerinden yürütülen adi ortaklıktan, sermaye katkısı (16.834,70 Euro) sağlamasına rağmen yönetimden ve kar paylaşımından dışlanması ile güven ilişkisinin zedelenmesi gerekçesiyle haklı nedenle ayrıldığının tespiti ile yatırdığı sermaye, birikmiş kar payı ve değer artış payından oluşan ayrılma alacağının tahsilini talep ederken; davalılar, ortak çalışma ilişkisini kabul etmekle birlikte, davacının sermaye katkısının tamamının nakdi olmadığını, bir kısmının gider karşılığı yazıldığını, davacının sigortalı olarak çalışıp maaş ve işten ayrılırken tazminat aldığını belirterek taleplerin reddini, aksi takdirde ödenen primler ve davacının şirketine ait borcun mahsubunu, sermaye iadesi gerekirse stok iadesini istemektedir.

ESAS NO
: 2025/KARAR NO
: 2026/BAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
:VEKİLİ
:Av.DAVALI
: 1-VEKİLİ
: Av.DAVALI
: 2-DAVA
: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalılarla birlikte 2022 yılında, görünürde ... Robotlu Otomasyon Sistemleri Ltd. Şti. tüzel kişiliği üzerinden yürütülen ticari faaliyete dayalı olarak bir adi ortaklık ilişkisine girdiğini, bu ortaklık kapsamında müvekkilinin, davalılardan (aynı zamanda şirketin resmi yetkilisi olan) ...’ın hesabına toplam 16.834,70 Euro tutarında sermaye katkısı sağladığını, bu hususun; Müvekkili tarafından gönderilen banka dekontlarıyla, bizzat davalı ... tarafınca tutulan/gönderilen 31.12.2023 tarihli Mali Tablo (Excel) kayıtlarıyla sabit olduğunu, ortaklık süresi boyunca müvekkilinin ortaklık sıfatının fiilen görmezden gelindiğini, alınan kararlara dahil edilmediğini, müvekkilinin mali tablolara ulaşmasının engellenerek hiçbir kâr payı ödemesi yapılmadığını, ortaklık temelindeki güven ilişkisinin (affectio societatis) davalılarca yok edildiğini, müvekkilinin ortaklıktan çıkma iradesini defalarca sözlü olarak bildirmesine rağmen sonuç alınamaması üzerine Karşıyaka 4. Noterliği'nin 09.05.2025 tarih ve yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilinin hem ortaklıktan haklı nedenle ayrıldığı (TBK m. 639), hem de 16.834,70 Euro sermaye ile birikmiş kar paylarının ödenmesi gerektiği davalılara açıkça bildirilmiş ancak davalıların bugüne dek sessiz kalarak temerrüde düştüklerinden bahisle müvekkilinin, davalılar ile arasındaki adi ortaklık ilişkisinden (davalıların güven ilişkisini zedeleyen tutumları ve hesap vermemeleri nedeniyle) haklı nedenle ayrıldığının (çıktığının) tespitine, ortaklık faaliyeti davalılar arasında fiilen devam ettiğinden; TBK m. 642 ve devamı (Tasfiye Sonucunun Paylaştırılması) hükümleri uyarınca hesaplanacak olan; Müvekkilince döviz cinsinden ödenen sermaye (Euro), ortaklık süresince birikmiş kâr payı (Türk Lirası) ve şirket değerindeki artışı ifade eden değer artış payından oluşan toplam ayrılma payı alacağının (Euro ve Türk Lirası olarak); Miktarı bilirkişi incelemesiyle tam olarak belirleneceğinden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK m. 107 uyarınca Belirsiz Alacak Davası olarak şimdilik 5.000,00 TL’nin, davalıların temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davayı kabul etmediklerini, davacı ile, müvekkili ve diğer davalının 2022 yılında şahsi işlerinin yanında, elektronik malzeme satışı üzerine birlikte çalışma kararı aldıklarını, bu konuda bir tereddüt olmadığını, davacı vekilinin, müvekkilinin işbu ortaklığa 16.834,70 Euro sermaye katkısı sağladığını ve davalı ... tarafınca tutulan 31.12.2023 tarihli Mali Tablo kayıtlarına göre de müvekkilinin ortaklık oranının %14 olduğunu belirttiğini, tabloda belirtilen bu oranların ortaklık oranları olmayıp, her ortağın koyduğu sermayenin toplam matematiksel oranı olduğunu, tablo incelendiğinde, müvekkilinin toplam 75.800,08 Euro; diğer davalı ...'ın 31.010,56 Euro; davacı ...'ün 16.834,70 Euro sermaye koyduğunu, kaldı ki, davacının delil olarak sunduğu banka ödemeleri incelendiğinde davacının 13.500 Euro nakit sermaye koyduğu sabit olup, kalan toplam 3.334,70 Euro, davacının ısrarlı şekilde yaptığını ileri sürdüğü giderler için talep ettiği miktar olup, bu nedenle mali tabloya yazılmış olduğunu, mali tabloya yazılmış olmasının gerçekte davacının böyle bir alacağı olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacının bu ortaklıkta, müvekkiline ait ... Robotlu Otomasyon Sistemleri Ltd.Şti üzerinden sigortalı olmak istediğini, █████/2023 tarihinden █████/2024 tarihine değin davacının sigorta primlerinin ödendiğini, her ay maaş ödemesinin yapıldığını ve davacının ortaklıktan ayrılmak istediğini söylediği süreçte de tazminatını talep etmesi üzerine kendisine yasal tazminatının ödendiğinden bahisle davacının haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun haklı nedenle ayrılma iddiasının, Döviz cinsinden ödenen sermayenin, kâr payı talebinin, ortaklık süresince birikmiş kar payı (...) talebinin reddine, sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde; ... primleri ve menfaatlerin mahsubuna, davacının firması İntro Mekatronik'in 226.842,20 TL borcunun mahsubuna, sermaye iadesi gerekli görülürse stokun aynen iade yoluyla karşılanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...'a usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.KANITLAR
:Dava ve cevap dilekçesi, vs.KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME :Dava, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin sona erip ermediği ve davacının davalılardan koymuş olduğu sermayeyi, kar payını ve ayrılma akçesini talep edip edemeyeceği hususuna ilişkindir.Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, ... Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve ... sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.Dosya kapsamından ve uyaptan yapılan kontrolde tarafların potansiyel vergi mükellefiyeti oldukları, herhangi bir ticaret kaydının olmadığı anlaşılmış olup, adi ortaklığın TBK 620-645 maddeleri arasında düzenlendiği ve davanın ticari dava olmadığı gözönüne alındığında davanın HMK'nın 2.maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlere,1-Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğuna,2-HMK’nın 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine,3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesince takdirine, yargılamanın görevli mahkemede devam etmediği takdirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Başkan ...¸E-imzalıdır.Üye ...¸E-imzalıdır.Üye ...¸E-imzalıdır.Katip ...¸E-imzalıdır.