Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari araç satışında davalı tarafından gizlenen ayıplardan kaynaklanan zararın tazminatı davası.
Özet: Bir ticari satıştan kaynaklanan tazminat davasında, davacı, davalıdan satın aldığı ikinci el araçta satıcının "orijinal" beyanlarına aykırı olarak tavanda boya, şasilerde kesme/kaynak ve direklerde işlem gibi çok sayıda gizli ayıp olduğunu ekspertiz raporuyla tespit etmesi üzerine, zararlarının karşılanması talebinin reddedilmesi ve davalının dava dilekçesine cevap vermemesi karşısında, ihtarname ve ekspertiz masrafları ile aracın değer kaybından doğan maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: 22.05.2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçeside; Müvekkili ...'ün, 02.06.2025 tarihinde Büyükçekmece ... Noterliği ... Yevmiye Numaralı Araç Satış Sözleşmesiyle 2017 Model, lı 2017 Model ..... Heçbek (Kırmızı ... A5) marka, ... plaka, .... şasi nolu aracı davalıdan 1.700.000,00-TL bedelle satın aldığını, satış bedelini davalıya banka hesaplarına eksiksiz olarak ödendiğini, müvekkilinin aracı aldıktan sonra satın aldığı araç üzerinde yaptırdığı İstanbul Oto Ekspertiz Sultangazi Cebeci Bayi ... numaralı ekspertiz incelemesinde araçta davalı satıcı tarafından gizlenen ayıplar olduğu tespit edildiğini, yapılan ekspertiz incelemesinde satıcının beyan ettiğinin aksine; Aracın tavanı orijinal-işlemsiz denildiği halde tavan komple boyalı ve işlemli olduğunu, aracın şasilerinin orijinal-işlemsiz dendiği halde ön sol şasi kesme kaynak işlemli, ön sağ şasi işlemli olduğunu, aracın direkler orijinal işlemsiz dendiği halde sol orta direk işlemli olduğunu, ön panel orijinal-işlemsiz denildiği halde ön panel işlemli ve ön panjur değişen olduğunu, orijinal-işlemsiz denilen sağ ve sol marşpiyel de işlemli olduğunu, orijinal-işlemsiz denilen sol podye sacı ve sol kılıç sacı işlemli olduğunun tespit edildiğini , müvekkilinin satıcı tarafından gizlenen ayıpların satıcıya sözlü ve yazılı olarak bildirilip zararın karşılanmasının talep edildiğini, davalı satıcı tarafındna haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkili talepleri karşılanmadığını, davalı satıcı tarafından ....com adlı site üzerinden dava konusu araca ilişkin verilen satış ilanında ve müvekkili ile yapılan görüşemeler esnasından aracın komple orijinal olduğunu, birkaç parçasının boyalı olduğu söylendiğini, yapılan ekspertiz incelemesinde aracında neredeyse orijinal bir parçasının olmadığının görüldüğünü, davalı tarafından gizlenen ayıpların ağır kusur niteliğinde olduğunu, davacı konusu araçtaki gizli ayıplardan kaynaklı olarak müvekkilinin yapmış olduğu ihtarname masrafının tanzimi için HMK 109. Maddesi uyarınca kısmi dava niteliğinde olmak ve daha sonradan talep sonucu artırılmak üzere şimdilik 250,00-TL maddi tazminatının 10.06.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkile ödenmesini, araçtaki gizli ayıplardan kaynaklı olarak müvekkilinin yapmış ekspertiz masrafının tanzimi için HMK 109. Maddesi uyarınca kısmi dava niteliğinde olmak ve daha sonradan talep sonucu artırılmak üzere şimdilik 250,00-TL maddi tazminatının 02.06.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, müvekkilinin davalının ağır kusuru sebebi ile dava konusu aracı ederin altında bir fiyata satmak zorunda kaldığından uğramış olduğu maddi zararın tanzimi için MK 109. Maddesi uyarınca kısmi dava niteliğinde olmak ve daha sonradan talep sonucu artırılmak üzere şimdilik 500,00-TL maddi tazminatının 02.06.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafın süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.DELİLLER VE GEREKÇE
:6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.HMK'nın 2. maddesine göre;"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;Mahkememizce tarafların tacir araştırmasının yapılması için Vergi Dairesi, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazıldığıve gelen cevaplar neticesinde davalı ...'ın tacir olmadığı anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, uyuşmazlık konusunun TTK'nın 4. maddesi kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, yapılan araştırma neticesinde taraflardan hepsinin tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava türüne girdiği de söylenemeyecektir. Dolayısıyla HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince ,-Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden ,-Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten,-Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına,5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine dair,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi. █████/2026Katip ...¸E-imzaHakim ...¸E-imza