Danıştay 5. Daire, KHK kapsamında FETÖ iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılma davasında, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyarak davayı reddetti.
Özet: FETÖ ile iltisak ve irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan bir kamu görevlisinin, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasaya aykırı olduğu, savunma, adil yargılanma ve masumiyet karinesi gibi haklarının ihlal edildiği iddialarıyla açtığı iptal davasında; daha önce meslekten çıkarma işlemini iptal eden mahkeme kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından bozulması üzerine, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği kabul edilerek, meslekten çıkarma işleminin hukuka uygun olduğuna karar verilmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ... Kurulu / ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN KONUSU
: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI
: Dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yasal süre içerisinde Meclis onayına sunulmadığı, olağanüstü hal döneminde sadece geçici tedbirler alınabilecek iken kalıcı sonuç doğuracak şekilde ölçüsüz ve orantısız işlem tesis edildiği, adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, lekelenmeme hakkının, isnadı öğrenme hakkının, masumiyet karinesinin, hakimlik teminatının ihlal edildiği, FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadığı ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir. Öte yandan, dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun'un) 3. maddesinin, 4. maddesinin 2. fıkrasının, 9. ve 10. maddelerinin, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6755 sayılı Kanun'un) Ek 4/8, 37., 38., 39. maddelerinin, 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6756 sayılı Kanun'un) 3. maddesinin, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (7091 sayılı Kanun'un) 4. ve 10. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması talep edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI
: Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ
: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
MADDİ OLAY
:
Dairemizin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, █████/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde █████/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl █████/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
█████/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, █████/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise █████/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT
:
Dairemizin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek Dairemizce verilen █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı yönünden, davacının, örgüte ait lise ve dershaneye gittiğine ilişkin beyanında belirttiği saiklerle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir okul ve dershaneye gittiğine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, R.B. isimli tanığın ekli listede yer alan kişiler hakkında vermiş olduğu ilk ifade tutanağı ile ikinci ifade tutanağının birlikte değerlendirilmesinden; ekli listede yer alan bazı isimler için ikinci ifadesinde de ilk ifadesini doğrular mahiyette anlatımlarda bulunduğu, aralarında davacının da bulunduğu bazı isimler için ise o kişileri tanımadığını beyan ettiği görüldüğünden; tanığın ikinci ifadesinin yargılamayı sekteye uğratma amacı taşıdığı iddiasının kesin ve net olarak kabulünün mümkün olmaması karşısında davacı hakkında verilen ilk ifadenin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki şikayet bilgileri yönünden, BİMER'e gönderilen ve davacı hakkında somut bir iddia içermeyen şikayet dilekçelerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan █████/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen █████/2021 tarihli cevapta davacı hakkında K.U. adlı kişi tarafından gönderilen şikayet dilekçeleri üzerine açılan Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, █████/2017 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine giriş yaptığına ilişkin dijital kalıntılar bulunduğuna ilişkin tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
HTS kayıtları yönünden, davacıya ait HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında soruşturma yürütülen kişilerle telefon görüşmelerinin bulunduğu iddiasının ve yine kim tarafından arama yapıldığı, tarih ve süre bilgisi bulunmaksızın davacının örgütün tepe yöneticilerinden Z.D. ile görüşme kaydının bulunduğu iddiası ile gerçek kullanıcısının bir başkası olduğu davalı idarece de belirtilen hat üzerinden O.H.Ö. ve A.Ö. isimli şahıslarla görüşme yapıldığı iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki Beraat kararı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında kamu davası açılmış olmasının, iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devlet'in milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca █████/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Osmancık Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen █████/2016 tarihli davacıya ait şüpheli ifade tutanağında bulunan beyan şu şekildedir. "SORU: İlk, Orta ve Lise okullarını hangi okullarda okudunuz, toplumda Fethullah GÜLEN cemaati olarak bilinen Fethullahçı terör örgütü olan (PDY) yapının okullarında okudunuz mu?, Eğitim gördüğünüz dönemlerde nerede ikamet ettiniz? CEVABEN: İlk okuluma Yozgat Sarıkaya ilçesindeki Barbaros ilköğretim okulunda tamamladım. Daha sonra zamanın sınavı olan LGS'de aldığım puan neticesinde yine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Ankara Yenimahalle de bulunan Özel Samanyolu Fen Lisesinde ücretli olarak yerleştim. İlk iki senemi Fen Lisesinde tamamladım. Bu okulda yatılı olarak eğitim gördüm. Son senemde ise üniversiteye giriş sınavına da getirilen değişiklik neticesinde kat sayılardan olumsuz etkilenmemek üzere Anadolu Lisesine kaydımı yaptırmış olup, bu şekilde 2006 senesinde mezun oldum. Bu okuldan mezun olunca da ailemin daha sonra devrini almış olduğu ve yukarıda belirttiğim yerdeki şahsıma ait dairede üniversite, avukatlık ve hakimlik stajımı tamamladım. Bitirdiğim lisenin kurucularının, yöneticilerinin fikir yapılarını bilmemekle birlikte yine bahse konu şahısla bağlantılı olduğunu duydum. Ancak paralı olarak okuduğum ve tamamı ile Ankara İlinde eğitim görüp kalite farklılığından etkilenmeyerek eğitim hayatımın düzgün olması saikleri ile maddi durumumuzda nazara alınarak aileminde görüşü ile tercih ettiğim bir okuldur. Bu okulda sadece iyi bir üniversite kazanabilmek amacıyla eğitim konusunda ilgilendim. ... SORU: Toplumda Fethullah GÜLEN cemaati olarak bilinen Fethullahçı terör örgütü olan (PDY) yapının dershanesinde öğrenim gördünüz mü? CEVABEN: Dönemimde maddi imkanları elveren diğer bütün öğrenciler gibi dershane hizmetinden faydalandım. Gittiğim dershane Kızılay Merkezi'de bulunan Maltepe Dershanesi idi. Bu dershanenin malum şahısla herhangi bir ilgisi olup olmadığı hakkında o zamanlar bir bilgi sahibi olmamakla birlikte, benimle beraber dershaneye kaydını yaptıran yüzlerce öğrenci ile beraber derslerimi aldım."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan R.B.ye ait, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen █████/2016 tarihli tanık ifade tutanağında bulunan beyan şu şekildedir: "Yapılan HSYK seçimlerinde bizim desteklediğimiz YBP adayları Çorum'da yaklaşık 25 civarında ağırlıklı oy alabildi. Cemaatin desteklediği ve bağımsızlar olarak lanse ettikleri adaylar ise yaklaşık 60 a yakın ağırlıklı oy aldı, seçim sonrası süreçte de yine kemikleşmiş gruplaşma artarak devam etti, 2015 yaz kararnamesi ile önceki dönemlerde Başsavcı ve Başsavcı vekili olan bazı Savcılarla adliyemize Savcı olarak atandı bu kişiler de öncesi grup ile anında bütünlük ve beraberlik içerisinde uyum sağladılar, bizler ile aralarındaki mesafe ve duvar gittikçe arttı, ben bu kapsamda ekli 1 nci listede isimleri içen tüm Hakim ve Savcıların bire bir cemaat listesi olan ve bağımsızlar olarak lanse ettikleri adaylar için çaba sarf ettiklerine, fikir ve fiili destek olduklarına bir veya bir kaç adaya oy istediklerine şahit oldum, hatta adayların cemaatle alakalarının olmadığı tamamen bağımsız bir yargı oluşturma amaçlı davrandıkları yönündeki algı operasyonları ile son güne kadar mücadele ettiklerini biz ve arada kalan diğer Hakim ve Savcılardan alabildikleri kadar oy almaya çabaladıklarına şahit oldum. Bunun ötesinde adaylarına oy alamayacakları endişesi ile listelerinde yer almayan ve HSYK seçimlerinde aday olan A.A.'ya da nezaret ederek kıymetli bir büyükleri olduğunu, en azından bir oy vermemizi talep ettiklerine şahit oldum, ancak seçim sonrasında trajı komik bir şekilde A.A.'ya Çorum adliyesinde hiç oy çıkmadı. Yani adını hiç duymadığım A.A.'ya refakat eden ve cemaat listesini destekleyen Hakim-Savcılar dahi kendisine oy vermedi. Bu da esasen tüm faaliyetlerin bir algı operasyonları kapsamında gerçekleştirildiği ve Yargıda Birlik Platformu adaylarının olabildiğince az oy almasına çalışıldığını göstergesidir. Ekli İkinci listede yer alan isimlerden ise Cumhuriyet Savcıları M.Y. ve M.B. ile Hakim E.K. dışındaki Hakim- Savcılar yine seçim sürecinde bizlere açık şekilde tavır ve mesafe alarak cemaat listesi olduğu açık olan ve bağımsızlar listesi olarak lanse edilen listedeki adaylar için çaba sarf etmişler, ekli 1 nci listede yer alan isimleri geçen Hakim-Savcılar ile birlikte dışarıdan bariz şekilde görülecek halde hareket etmişlerdir, ... ancak bu üç kişi dışında kalan ekli 1 nci liste ve 2 nci listedeki Hakim- Savcıların açıkça YBP karşısında pozisyon aldıklarını, birlikte hareket ettiklerini, platform üyelerinin olabildiğince az oy alması için bazen bire bir bazen toplu şekilde algı operasyonlarına dahil olduklarına şahit oldum, bununla birlikte hiç birinin 15 Temmuz darbe girişimi gibi alçakça bir olaydan haberdar olduklarına, böyle bir girişimi planlayan bir örgüt olduğu düşüncesi ile cemaat olarak tabir edilen oluşum için çaba sarf ettiklerine dair bir kanaat oluşturucu somut veriye sahip değilim, bende böyle bir kanaat oluşmadı, geçmiş yıllarda müteddeyin insanların sempati ile baktıkları ve hizmet hareketi olarak bildiğimiz oluşumu bu inanç ile desteklemiş iseler de, 17- 25 Aralıktaki süreçte desteklerini sürdürmelerinin gerekçesini, yolsuzluklar ve siyasi etkilerden arındırılmış bir yargı oluşması niyeti olarak izah etmekte idiler, gerekçelerinin samimi olarak bu gerekçeler olduğuna inanmamakla ve önceki yıllardaki gibi güç sahibi olma makam ve mevkilerde yeniden yer alma, gizli istek ve niyetleri ile hareket ettiklerine inanıyorum, bunun dışında bir darbe yaparak Ülkenin demokratik yapısını yıkarak dış güçlerin ve terör Örgütlerinin parçalayarak sahip olma isteklerine hizmet eden bir terör örgütü olduğu düşüncesi ile cemaat denilen ve sonradan alçak bir terör örgütü olduğu anlaşılan bu oluşuma destek verdiklerine inanmak istemiyorum. ... Bu bağlamda Çorum adliyesinde ekli 1 nci ve 2 nci listedeki isimlerde ayrık tuttuğum M.B., M.Y. ve E.K. dışındaki tüm Hakim ve Savcıların 17-25 Aralık sonrasındaki süreçte olanları makul bir izahı olmamasına rağmen görmezden gelişleri, HSYK seçimlerinde algılar oluşturarak yargıda tek ses sahibi olmak isteklerini, YBP adaylarına yönelik her biri için ayrı ayrı karalayıcı senaryoları kararsız kalan seçmen Hakim-Savcılar üzerinde manipüle aracı olarak kullandıklarını, platform adaylarını destekleyen bizler ile aralarında ciddi bir mesafe ve zaman zaman Hükümet seviyesine varan tavırlar sergilediklerine şahit oldum, bununla birlikte örgüt üyeliği kapsamındaki değerlendirmelerin soruşturma dosyalarındaki diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek her biri için ayrı ayrı sonuca ulaşılması gerektiğini düşünmekteyim ..." Bu ifade tutanağının ekinde yer alan EK-1 sayılı listede davacının isminin de yer aldığı görülmüştür.
█████/2017 tarihli HTS analiz raporunda, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışma neticesinde davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tepe yöneticilerinden Z.D. ile telefon irtibatının mevcut olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Davacı tarafından bu hususa ilişkin olarak Z.D. adlı kişinin lise döneminden öğretmeni ve hemşehrisi olduğu, bu şahısla telefonla görüşme yapıp yapmadığını hatırlayamadığı, görüşmesinin örgütle iltisak olarak değerlendirilemeyeceği beyan edilmiştir.
Aynı raporda, davacı adına kayıtlı ... numaralı GSM hattı üzerinden FETÖ/PDY’nin çatı dava sanıklarından O.H.Ö. ve FETÖ/PDY’nin mahrem sorumlularından A.Ö. ile 38 irtibatının bulunduğu, ancak bahse konu GSM hattının ihraç edilen araştırma görevlisi R.A. (TC:...) tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından bu hususa ilişkin olarak, O.H.Ö. ve A.Ö. ile yapılan görüşmelerin üzerine kayıtlı telefon hattını kullanan R.A. tarafından yapıldığı, R.A.'nın lise döneminden arkadaşı olduğu ve lise son sınıfta iken ilgili kişinin henüz on sekiz yaşını doldurmadığından hat sahibi olamadığı, bu nedenle kendi adına hat çıkarmak suretiyle R.A'.nın kullanımına verdiği, daha sonra hattı kendi üzerine almasını R.A.'dan talep etti ise de hattın devrini erteledikleri ve üzerinde kaldığı beyan edilmiştir.
Davacı tarafından gerek kendi kullanımında olan GSM hattı üzerinden gerekse R.A. isimli arkadaşının kullanımında olan hat üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tepe yöneticilerinden ve FETÖ/PDY’nin mahrem sorumlularından olan şahıslarla defalarca telefon irtibatında bulunulduğu tespit edilmiştir.
Davacıya ait cep telefonu imajı üzerinde yapılan detaylı teknik inceleme neticesinde düzenlenen █████/2017 tarihli Bilirkişi Raporunda, örgüte müzahir samanyoluhaber, küretv isimli site bilgisine ve bamteli isimli siteye giriş yaptığına dair tespitlere ulaşılmıştır.
Ayrıca, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yapılan yargılama sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında, davacının örgüte müzahir dershaneye giderek yine örgüte müzahir okulda öğrenim görmüş olmasının terör örgütüne sempatizanlık düzeyinde kaldığı kanaatine yer verilmiştir.
Buna göre, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı dershaneye gittiğini, liseyi yine örgütle irtibat ve iltisaklı okulda tamamladığını ikrar etmiş olması, HTS raporunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün tepe yöneticileri ve mahrem sorumlularından olan kişilerle defalarca telefon irtibatında bulunulduğuna yönelik tespit ve davacı hakkındaki tanık beyanı bir arada değerlendirildiğinde, anılan hususların davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. ...
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık beyanı ile yukarıda belirtilen hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!