Hazinenin 1963 toprak tevzi kayıtlarına dayanarak açtığı tapu iptali davasında, zilyetlikle kazanılan taşınmazların kadastro tescili temyizi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı Hazinenin, Hakkaride 1963 yılındaki toprak tevzi çalışmalarından ve 1936dan beri kendi tasarrufunda olduğunu iddia ettiği üç parselin, davalılar adına hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile yapılan kadastro tespitinin iptali ve kendi adına tescili talebini ele almaktadır; ilk derece mahkemesi ise, 1956 ve 1988 tarihli hava fotoğrafları, ziraat bilirkişisi raporları ve mahalli bilirkişi beyanlarını dikkate alarak, söz konusu taşınmazların 1963 öncesinde dahi davalıların selefleri tarafından sürekli olarak tarım amacıyla kullanıldığını, imar-ihya edildiğini ve mera vasfında olmadığını tespit ederek, Hazinenin kadastro tespitine itirazını esastan reddeden kararı incelemektedir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Hakkari ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 02... , 6 ve 12 parsel sayılı sırasıyla 1.491,54 m², 22.149,68 m² ve 57.272,78 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Hakkari ili ... ilçesi ... köyü 1 02... , 6 ve 12 parsel sayılı taşınmazların 1963 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sonucunda 53 no.lu toprak tevzi komisyonunca 47 53... sayılı kanun hükümlerine dayanılarak Hazine adına tespit edilen 4 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydı kapsamında kaldığını, sıra no 369'da Hazine adına kayıtlı olan 4 parsel sayılı taşınmazın belirtmelik tutanağında da 24 belirtme numarasıyla gösterildiğini, nizalı yerin Hazine adına tespitinin yapılış nedeninin ise tespit tarihinde ibraz edilen vergi ve tapu kayıtlarının sınırlarının sabit olmayıp, değişir olması nedeniyle miktarına itibar edilmesi olduğunu, taşınmazların Hazinenin özel mülkiyetinde olup, 1936 yılından itibaren nizasız ve fasılasız olarak Hazinenin hüküm ve tasarrufunda bulunduğunu, Hazine dışında kimsenin zilyetliğinin olmadığını, Hakkari Kadastro Komisyonu tarafından ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda davalı parsellerin 4 no.lu Hazine parseli içerisinde kalmasına rağmen hatalı olarak davalılar adına tespit edildiğini belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir.
3. Davacı ... birleşen dosya dava dilekçesinde; Hakkari ili ... ilçesi ... köyü 1 02... , 6 ve 12 parsel sayılı ; dava konusu 1 02... parselin kısmen kendi adına kısmende davalı ... adına tespit edildiğini, yine 1 02... parselinde kısmen davalı adına tespit edildiğini belirterek, davalı ... adına yapılan 1 02... parselin tespitinin iptali ile kendi adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "1956 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde 1 02... no.lu parselin renk ayrımlarına göre çayır şeklinde biçenek olarak ot toplandığını, 1 02... no.lu parselin 1 02... parsel ile beraber tarih itibarıyla sürülü olduğunu, imar-ihyasını daha evvelce yapıldığı, komşu taşınmazlardan tarımsal olarak bütün halde sürülü olduğu, 1 02... no.lu parselin tarımsal olarak dönem itibarıyla kullanıldığı, sürülü olduğu ve imar-ihyasını evvelce yapıldığı sınırlarında bulunan taşınmazlar ile sabit sınır ile tarımsal olarak kullanıldığının rapor edildiği, yine 1988 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde 1 02... no.lu parselin komşu taşınmazlar ile bir bütün halde sürülü olduğu, taşınmazın imar-ihyasının 1988 tarihinden önce yapıldığı, 1 02... no.lu parselin imar-ihyasının daha önce yapıldığı, komşu taşınmazlarda tarımsal olarak sürülü olduğu, bir bütün halde bu şekilde sürülü olduğu, 1 02... no.lu parselin tüm sınırlarının ark ile çevrili olduğu, iç kısımlar 3 parça şeklinde tarımsal olarak kullanım olduğu, imar-ihyasının evvelce yapıldığı, sabit sınır ile tarımsal olarak kullanıldığının rapor edildiği, Ziraat bilirkişisi ...'ın raporunda keşif tarihinde tarla olarak kullanıldığını, buğday ve yonca ekili olduğunu, dava konusu taşınmazların her türlü makineli tarıma uygun olduğunu, dava konusu taşınmazların düz - düze yakın olduğunu, dava konusu taşınmazların etrafında bulunan tapulu tarım arazileri ile aynı özellikte olduğu, tarım alanları içerisinde olduğunu, gerek bitki örtüsü ve toprak yapısı itibarıyla gerekse sınırları itibarıyla dava konusu taşınmazların mera ile bir ilişkisi olmadığı, taşınmazların su tutma kapasitesinin meradan çok daha iyi olduğu, komşu tarlalar ile benzer meradan farklı özellikte olduğu ve tarla vasfında tarım arazisi olduğu, devlet eliyle yapılmış sulama kanallarının olmadığının rapor edildiği, keşifte dinlenen 1951 doğumlu mahalli bilirkişisi, 1935 doğumlu komşu köy mahalli bilirkişisi ve dinlenen diğer mahalli bilirkişiler, kadastro tespit tutanak bilirkişilerinin bu döneme ait zilyetliğin oluşumu, devri ve sürdürülüşü hakkında kapsamlı birbirini destekleyen, hayatın olağan akışına uygun beyanda bulunduğu, davacının ve evveli murislerinin dava konusu taşınmaz üzerinde 1963 tarihli yapılan toprak tevzi belirtmelik kayıtları öncesinde dava konusu taşınmaz üzerinde zilyet olduğunu, davalıların taşınmaz üzerinde zilyetliğinin 1921 yıllardan bu yana devam ettiğini beyan ettikleri, toprak tevzi komisyonuna ait çalışmaların yapıldığı yerlerde davalıların zilyetlik iddiasının araştırmasının bu çalışmalardan öncesine dayanması gerektiği, davalıların sağlanması gereken 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddelerinde belirlenen 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyetlik koşulunun lehlerine oluştuğunun kanaat edinildiği, kadastro tespit tutanağında, dava konusu taşınmazların tarla vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiği ve bu nedenle niteliği itibarıyla imar - ihyaya muhtaç yerlerden olduğu ve aynı zamanda 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız zilyetlik koşullarının sağlanması gerektiği, mahallinde dinlenen bilirkişilerin beyanlarında ise taşınmazın eski yıllardan bu zamana kadar şahıs arazisi olarak kullanıldığının anlaşıldığı, davacı Hazinenin davaya konu taşınmazlar üzerinde hiçbir zaman zilyetliğinin oluşmadığı, her ne kadar fen bilirkişileri ... 'ın raporunda 4 numaralı toprak tevzi komisyonu parselinin davalı parselleri bir bütün olarak kapsadığını dolayısıyla 1963 de oluşan tapu kaydına itibar edildiğinde davacı Hazinenin kazanımı oluşacağı düşünülse de, 1963 yılından öncesinde doğmuş evvelini hatırlayan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerin ortak beyanları, 1956 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde o yıl tarihi itibarıyla dahi taşınmazın imar-ihya çalışmalarının tamam olduğu, keşif günü Mahkeme heyeti ile taşınmazı gezen Ziraat Bilirkişi kurulunun keşif günü itibarıyla tarla vasfında tarım arazisi olduğunu bildirdiği ortak olarak değerlendirildiğinde davacı Hazinenin dava konusu taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla zilyet olduğunu ispatlar nitelikte toprak tevzi komisyonu çalışmalarına dayanak belirtmelik tutanakları haricinde bir delil sunamadığı ve zilyetliğini ispatlayamadığı ..." gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu 1 02... , 6 ve 12 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş ve bilahare 22.05.2023 tarihli hükmün tamamlanmasına dair ek kararla da, "birleşen dava dosyası incelendiğinde davacı ...'ın Hakkari ili ... ilçesi ... köyü 1 02... parsele dava açtığı, davalı olarak husumeti ...'a yönelttiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan incelemede Hakkari ili ... ilçesi ... köyü 1 02... parselin kadastro tutanağında malik hanesinde ..., ... ve ...'ın 1/3 paylı olarak yazıldığı tespit edilmekle davacı ...'ın davalı ...'a açmış olduğu davasında herhangi bir hukuki yarar bulunmadığı, husumetin yanlış kişiye yöneltildiği" gerekçesiyle birleşen ███████ Esas sayılı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... 15.09.2020 tarihli fen bilirkişi raporunda davacının dayandığı belirtmelik tutanağı dayanağı olan tapu kayıtlarının yerine uygulanamadığı, 1963 tarihli toprak tevzi çalışması sonrası oluşturulan 4 numaralı parselin geniş sınırlar itibarıyla dava konusu parseli kapsadığı belirtilmiş; 06.10.2022 tarihli jeodezi bilirkişi raporunda ise 1956 tarihli hava fotoğrafında dahi ilgili parsellerde ekim sürüm yapıldığı, imar-ihyanın tamamlandığı belirtilmiştir. Yine keşifte dinlenen ve yaşı itibarıyla toprak tevzi çalışma tarihinden 20 yıl önceki zilyetlik hususuna ilişkin bilgi verebilecek durumda oldukları ve davalılar zilyetliği lehinde beyanda bulunmaları, ziraat bilirkişi kurulu raporuna göre de taşınmazların imar-ihyasının tamamlanmış olduğu gözönüne alındığında davalılar yönünden zilyetlikle edinim şartlarının toprak tevzi çalışmalarından önce oluştuğu değerlendirilmiş ve İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı ..." gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 46/1. maddesi; "4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz mallar bu kanun hükümlerine göre ... iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunur" hükmünü içerdiğini, buna göre, 4753 sayılı Kanun uyarınca kadastro tespitinden önce Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların, öncesi itibarıyla özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden bulunması ve Hazine adına 4753 sayılı Kanun uyarınca tescil edildiği tarih itibarıyla zilyetleri yararına, 3402 sayılı Kanun’un 14. vd. maddeleri uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşılması halinde zilyetleri adına tespit ve tescil edilmeleri gerekeceğini, kadastro tespitinden önce Hazine adına 4753 sayılı Kanun uyarınca tescil edilmiş bir taşınmaz söz konusu değil ise zilyetlikle kazanım şartlarının toprak tevzi tapusunun oluştuğu tarihe göre değil, 3402 sayılı Kanun'un 13... . maddeleri uyarınca kadastro tespit tarihi esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazla ilgili yeniden keşif yapılarak davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ile asli müdahillerin dayandığı tapu kaydının 3402 sayılı Kanun’un 20. maddesi uyarınca yöntemine uygun bir şekilde mahalli bilirkişi ve fen bilirkişisi aracılığı ile yerine uygulanması suretiyle var olduğu söylenen sınırların zeminde görülmesi / bulunması gerektiğini, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl zilyet edilmeye başlandığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü, asli müdahillerin dayandığı tapu kaydındaki maliklerin asli müdahillerle ilişkisinin ne olduğu hususlarının etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması ve beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler yüzleştirme yapılarak, tespite ve belirtmelik tutanaklarına aykırı sonuçlara ulaşılması halinde yaşayan tüm tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişileri de dinlenilmek suretiyle çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, mera olarak nitelendirilen taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hükümlerine göre gerçek kişiler adına tescilin mümkün olmadığını ve bu parseller bakımından davacıların taleplerinin reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın kadimden beri mera olarak kullanıldığını, kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hükümlerine göre gerçek kişiler adına tescilin mümkün olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!