İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, ticari nitelikteki proje danışmanlık hizmetinden kaynaklanan hibe başarı bedeli alacağı konulu itirazın iptali davası istinafını inceledi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacı şirket tarafından davalıya hibe projesi hazırlama hizmeti sunulan ticari bir sözleşmeden kaynaklanmakta olup, davacı, projenin başarıyla tamamlandığını, davalının hibe desteği aldığını iddia ederek kalan alacağın tahsilini ve itirazın iptalini talep ederken; davalı ise davacının edimlerini eksik yerine getirdiğini, kendisini yanlış yönlendirdiğini, projenin hibe almaya uygun olmadığı gerekçesiyle hibe desteği alamadığını savunarak davanın reddini ve yetki itirazlarını ileri sürmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalının 25.12.2016 tarih D██████ numaralı sözleşmeyi akdettiğini, bu sözleşme gereğince müvekkili şirketin yükümlülüğünün davalı için KKYDP ███████ sayılı tebliği (11.Etap) kapsamında hibe çıkartabilmek için proje hazırlamak olduğunu, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, Müvekkil şirket tarafından hazırlanan “Yüksek Teknolojiye Sahip Yeni Bir Deri İşleme Tesisinin Kurulması” adlı projenin kabul edilerek desteklenmesine karar verildiğini projenin başarılı bulunduğunu bildirir Bolu Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün 17.04.2017 Tarihli yazısının bulunduğunu, Davalı yanın Bakanlık ile sözleşme imzalayıp müvekkilinin iş takibini yaptığı projeyi uyguladığını, tamamladığını ve hibeyi aldığını, bu süreçte müvekkilinin projenin yerine getirilmesi için sözleşmede yazılı olduğu gibi iş takibini eksiksiz yerine getirdiğini, buna ilişkin proje izleme formlarından son sayfadaki 12 numaralı 01.04.2019 tarihli proje izleme formunda müvekkilinin edimlerini eksiksiz yerine getirdiğinin davalı tarafca da kabul edilerek imza altına alındığını, Takip konusu sözleşmenin 2.sayfasında “Projenin başarılı olduğunun ilanı sonrası ödeme takvimi 16.000 TL başarılı projelerin açıklanma tarihinde peşinen ödenecek başarı bedeli 24.000 TL iş takibi bedeli” …İş takibi bedeli ise kuruluş (davalı şirket) ile ilgili Tarım İl Müdürlüğü arasında hibe sözleşmesinin imzalandığı tarihte peşin olarak ödenecektir…” Davalının takip sonrası fakat iş bu dava öncesi icra dosyasına ödeme yaptığını, bu ödemenin TBK.m.100 gereği feri ve faizlere mahsup edildikten sonra kalan alacak üzerinden iş bu davanın ikame edildiğini, bu nedenle dilekçenin başında dava değeri olarak bakiye bedel olan 27.992,87 TL gösterilmiş ve dava harçlarının da bu miktara göre ödendiğini belirterek, Davanın kabulü ile davalı yanın İzmir 6.İcra Md.██████████ sayılı dosyasındaki bakiye bedel yönünden itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, %20 den az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet üzcretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Öncelikle davacı tarafın icra takibini İzmir İcra Müdürlüğünde başlattığını icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili icra müdürlüğünün Kocaeli İcra Müdürlüğü olduğunun belirtildiğini ve takibin durduğunu, gelinen aşamada davacı tarafın huzurda açtığı dava dilekçesinde yetki itirazının kaldırılmasını talep etmediğini, dolayısıyla bu itirazlarını kabul ettiklerini, İzmir İcra Müdürlüğü yetkili olmadığı için de bir icra takibi bulunmadığını, geçerli bir icra takibinin bulunması da dava şartı olmakla huzurdaki davanın evvela dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği, Sayın mahkemenin de yetkisine itiraz ettiklerini,Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, Davacı tarafın müvekkile danışmanlık hizmeti vererek müvekkilin bir takım hibe ve kredilerden yararlanmasını taahhüt ettiğini fakat bu taahhüdünü yerine getiremediğini, danışman davacı firmanın müvekkili aydınlatma görevini yerine getirmediğini, Tekirdağ Tarım İl Müdürlüğünden söz konusu iş yerinin hibeye uygun olmadığının ifade edildiğini, müvekkiline hibe çıkmadığını, davacı tarafından izin çıktığına dair sunulan 12.04.2017 tarihli Bakanlık yazısıyla, sayın mahkemenin yanıltıldığını, 12.04.2017 tarihli yazının sonucunda da İl Müdürlüğüne başvurularak sözleşme imzalanması gerektiğinin ifade edildiğini, sözleşme imzalanmak istediğinde hibe başvurusuna uygun olunmadığı ifade edilerek başvurunun reddedildiğini, davacı tarafın müvekkilini yanlış yönlendirdiğini, müvekkilinin maddi kayba uğradığı gibi ticari anlamda da vakit kaybettirdiğini, müvekkilinin süreç içinde iyi niyetli olarak ödeme yaptığını, davacı tarafın edimlerini gereği gibi yerine getirmemiş olduğundan cezai şart talep edemeyeceğini, taraflar arasında akdedilen vekalet sözleşme nitelikli sözleşme ile davacının tüm edimlerini gereği gibi yerine getirmesi halinde sürecin sonucundan sorumlu olmayacağını, ancak sözleşmede belirtilen şekilde projenin uygulanmasından vazgeçilmesi halinde cezai şart talep edileceğini, davacının hem ücreti talep ederken sürecin başarıya ulaşmasını beklememekte hem de süreci anlaşma ile neticelendirmez isen bana ayrıca cezai şart ödersin dediğini, cezai şartın geçerlilik koşullarından birinin de kanuna ahlaka aykırılık taşımaması olduğunu, Müvekkilinin Kdv bedelinden sorumlu olmadığını, Sözleşmede Kdv’nin belirlenen rakamların dışında olduğu ifade edilmekle bu bedelden kimin sorumlu olacağının sözleşmede belirtilmediğini, sözleşmede açıkça hdv bedelinden kimin sorumlu olacağının belirlenmemesi halinde bu bedelden bedeli tahsil edecek kişi yani davacı tarafın sorumlu olduğunu, Davacı tarafın müvekkilini temerrüde düşürmediğini bu nedenle faiz talep edemeyeceğini ve faiz oranının da fahiş olduğunu Davacının yaklaşık 4 yıl sonra hukuki işlemlere girişerek müvekkilinden haksız çıkar elde etmeye çalıştığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu belirterek, Bu nedenlerle davanın öncelikle usuli itirazlarımız sebebi ile reddine, davanın reddine, kötü niyetli davacı hakkında %20 den az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, dava masrafları ve yargılama giderinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
MAHKEMECE
: "...,Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı, İİK. 67/2 uyarınca açılmış itirazın iptali davasıdır. Dosya içinde İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı takip dosyası, taraflar arasındaki █████/2016 tarihli D 16-128 numaralı sözleşme ve Bolu Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün █████/2017 tarihli yazısı, proje izleme formları dosya içinde hazır edilmiştir.
Ayrıca mahkememizce Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan ve Bolu Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nden KKYDP ███████ sayılı tebliği (11 Etap), "Yüksek teknolojiye sahip yeni bir deri tesisinin kurulması" adlı projenin başarılı bulunup bulunmadığı, davalı yan ile hibe sözleşmesinin imzalanıp imzalanmadığı, davalı yanın projeye tamamlayıp tamamlamadığı ve hibeyi alıp almadığı hususlarında müzekkere yazılmış ve gelen cevabi yazıda Bolu Valiliği İl Gıda Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında başvurunun uygun olarak değerlendirildiği ve İl Müdürlüğü'yle karşılıklı olarak █████/2017 (ilk) ve █████/2019 (son) tarihlerinde hibe sözleşmelerinin imzalandığı ve davalı ..... ŞTİ. İlgili projeyi, █████/2019 tarihli yazıları ekinde sunulan nihai rapor ile tamamlamış olup son ödemesi █████/2019 tarihinde olmak üzere KKYDP kapsamında toplamda 803.318,17 TL hibe ödemesi aldığı bildirilmiş, mahkememizce taraf defterleri üzerinde SMM bilirkişiler marifetiyle inceleme yapılmış, ispat külfeti davacıda olduğundan ve deliller toplandığından gelen müzekkere cevapları defterler üzerilerindeki inceleme birlikte değerlendiriliğinde İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı takip dosyasında, takibe konu █████/2016 tarihli sözleşme KDV dahil iş takip bedeli olup, davalı taraf takibe itirazında yetkiye, borca, faize ve fer'ilerine itiraz etmiş cevap dilekçesinde mahkememizin yetkisine yönelik esasta itirazlarını belirtilerek sözleşmedeki edimlerini ifa etmediğini belirtmiş, Bolu Valiliği'nden gelen cevabi yazı tarafların hibe sözleşmelerini imzaladıklarını ve davalı tarafın bu sözleşme kapsamında 803.318,17 TL hibe ödemesi aldığını bildirir yazıları da dikkate alınarak, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlarının Desteklenmesi (███████ Sayılı Tebliğ) 11. Etap kapsamında Bolu ilinden proje başvurusunda bulunduğu, Projenin hem İl Proje Yürütme Birimi tarafından değerlendirilerek kabul edildiği, hem de Merkez Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirilerek kabul edildiği, Davalının (yatırımcı) █████/2017 tarihinde Bolu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile hibe sözleşmesi imzaladığı, Yatırımcıya proje kapsamında Bakanlığımız tarafından 803.318,17 TL hibe ödemesinin yapıldığı, Yatırım Projesinin tamamlanmasına ilişkin nihai raporun █████/2019 tarihinde Bolu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından kabul edildiği bilgisayar veri kayıtlarından tespit edilmiştir.
Bu müzekkere cevabı karşısında, davalının itirazının aksine, hibe ödemesini aldığı anlaşılmaktadır.
Davalının ikinci itirazı, davacının verdiği danışmanlık hizmeti kapsamında, aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediği, yanlış yönlendirdiği, bu yönlendirme sonucunda maddi olarak kayba ve vakit kaybettirerek zarara uğrattığıdır.
Ne var ki, dosya kapsamında bu savunmaya dayanak oluşturabilecek herhangi bir delil sunulmadığından bu beyanın değerlendirilmesi de mümkün olmamıştır. Öte yandan yukarıda sözü edilen Tarım Bakanlığının müzekkere cevabı ekindeki tamamlanma raporları kapsamında herhangi bir soruna rastlanmadığı görülmektedir.
Davacının üçüncü itirazı, takip öncesinde işlemiş faiz kalemine dair yasal bir dayanak gösterilmediği halde işlemiş faiz talebinin ve KDV’nin haklı olmadığıdır.
Dosyaya celp edilen icra dosyası içeriğinde bulunan sözleşmenin ikinci sayfasında 24.000TL tutarlı iş takibi bedelinin hibe sözleşmesi imzalanınca ödeneceği belirtilmiştir.
Kök bilirkişi raporunda Bolu Valiliği İl Tarım Ve Orman müdürlüğü tarafından mahkeme dosyasına gönderilen cevabi yazı ekleri incelenmiştir. Buna göre, davalı ile Bolu İl Müdürlüğü arasında imzalanan 08.06.2017 tarihli ve yine aynı taraflar arasında imzalanan 04.04.2019 tarihli Ek Hibe Sözleşmesi, görülmüş, yapılan faiz hesapları da bu bilgiye dayanmıştır.
Sözleşmenin son sayfasında ayrıca fiyatlara KDV dahil olmadığı da belirlenmiştir.
Bu koşullar altında, davalı tarafından ileri sürülen üçüncü itirazın da sözleşme hükümleri ile uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Sayın Mahkemece, 08.06.2021 tarihli duruşmasında verilen 1 nolu ara kararınca “ Borçlar kanunu 100 e göre davacı itirazları değerlendirilerek” alınan ek rapordaki mali sonuçlar bu nedenle geçerliliğini korumaktadır.
Buna göre;
Asıl Alacak 28.320,00 TL
Takipteki İşlemiş Faiz 10.660,52 TL
Takip Çıktısı 38.980,52 TL
Başvurma Harcı-Peşin Harç 246,45 TL
1 adet tebligat gideri 16,20 TL
Peşin Harcın tenzilinden sonra kalan %4,55 1.584,77 TL
İcra ücreti vekaleti 5.869,52 TL
27.11.2019-09.01.2020 arası %19,50 faiz 665,71 TL
Toplam 47.363,17 TL
09.01.2020 ödeme 20.000,00 TL
27.363,17 TL
09.01.2020-09.03.2020 arası 60 günlük %19,50 faiz 877,12 TL
Toplam 28.240,29 TL alacağının bulunduğu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ esas sayılı dosyasına konu alacağın taraflar arasındaki sözleşmeden doğduğu, davalının dava dışı idare ile yaptığı sözleşme tarihi itibariyle davacıya 24.000,00 TL tutarlı iş takip bedeli ödeme borcu altına girdiği, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince borcun imza tarihinde doğmuş olması ve ayrıca bir ihtarnameye gerek olmadığının, yine sözleşme ile kararlaştırılmış olması karşısında davacının takip öncesi faize de hak kazandığı ve davalı tarafından icra dosyasında yapılan kısmı ödeme'nin 20.000,00 TL olduğu dikkate alınarak TBK. 100. Maddeye göre bilirkişilerce yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne dair ve alacak likit, hesaplanabilir olmadığından, Bolu Tarım Müdürlüğü'nden gelen cevabi yazı, tüm dosya içeriği ve bilirkişi raporu ile belirlenebilirliğinden, yargılamayı gerektiğinden davacının icra inkar tazminatına yönelik talebinin reddine dair mahkememizdeki vicdani kanıyı yansıtan aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile; "Davanın KABULÜNE;
Davalı'nın İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı takip dosyasındaki 27.992,87 TL'lik asıl alacak yönünden İTİRAZIN İPTALİ ile;
Takibin 27.992,87 TL'ye yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına.
Alacak likit ve hesaplanabilir olmadığından, yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatına yönelik talebinin REDDİNE;" şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile..... Şti arasında imzalanan dosyada mübrez sözleşmenin 2.sayfasında söz konusu alacak kalemi için ayrıca ve açıkça belirtilmekle birlikte alacağın muaccel olacağı tarihinde yazdığını, dolayısıyla davalı borçlunun sözleşmeye imza attığı zaman muacceliyet tarihinden itibaren ödemesi gereken ücretlerin mahiyetini tek başına bilebilecek duruma geldiğini, söz konusu alacağın icra takibi esnasınnda sabit ve belirlenebilir olduğundan likit olduğunu, müvekkilinin icra inkar tazminatına hak kazanması gerektiğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, işbu dava sonucunda borçlunun başlattıkları takibe itirazının haksız olduğunun sabit bulunduğunu, takibe ve davaya konu alacak kalemlerinin borçlu tarafından tamamıyla bilinebilir olması sebebiyle likit olduğundan icra inkar tazminatının yasal şartlarının oluştuğunu, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin alacağın yargılamayı gerektirdiği diğer bir anlamla yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere talep ettikleri icra inkar tazminatının reddine karar vermesinin hukuka ve mevzuata aykırı olup, istinaf yolu ile kaldırılarak davalarının kabul edilen miktarı üzerinden lehlerine icra inkar tazminatına hükmolunması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda her ne kadar dosyaya sunulan bilirkişi kök ve ek raporuna yönelik itirazlarının hukuka uygun olmadığı belirtilmiş ise de, dosyaya sunulan bilirkişi kök ve ek raporuna yönelik haklı ve hukuka uygun itirazlarının dikkate alınmaksızın nihai karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin karara dayanak yaptığı bilirkişi kök ve ek raporunun hukuka aykırı olduğunu, herhangi bir ihtarnameye gerek olmaksızın borcun imza tarihinde doğmuş sayılacağının belirtildiği bilirkişi raporunun hukuki mesnetten yoksun olduğunu, bu husus gözetilmeksizin oluşturulan nihai kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğu dikkate alınmaksızın takip öncesi işlemiş faizin alacak borç hesaplamasında hesaplamaya dahil edilebileceğinin belirtildiğinin bilirkişi ek raporunun hukuki mesnetten yoksun olduğunun gözetilmemesinin mahkemenin nihai kararının hukuka aykırı olduğunu gösterdiğini, TBK 117/1 maddesine göre kural olarak borçlunun temerrüdünün alacağın muaccel olmasıyla değil, borçluya ihtar yapılmasıyla gerçekleşeceğini, ihtarın, ifa tarihinin belli olmadığı ya da borçlu tarafından bilmediği hallerde, borçluyu korumak amacıyla getirilmiş bir temerrüt şart olduğunu, açıkça faizin tahakkuk tarihine dair bir hüküm sözleşmede bulunmadığından bilirkişinin faizin sözleşme imza tarihinden başladığına ve ihtar göndermeye, temerrüde düşürmeye gerek bulunmadığına dair tespit ve değerlendirmesinin hukuka aykırı iken, bu hususun gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi ek raporunda davacı lehine faiz hesaplaması yapılmış olmasına yönelik itirazlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, davacı tarafa borcu olduğunu kabul etmediklerini, bilirkişi ek raporunda hesaplamalar açık ve net yapılmamış, alacak borç ilişkisinde haklılık durumunun da doğru değerlendirilmediğini, bilirkişi ek raporunda, müvekkilinin Bolu İl Tarım Müdürlüğü ile hibe sözleşmesi imzaladığı ve Bakanlık tarafından müvekkili şirkete 803.318,17 TL hibe ödemesi yapıldığı tespitlerine itirazlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi kök raporunda ise bu konuda sadece iki adet ek hibe sözleşmesinin bulunduğunun belirtilmesiyle yetinildiğini, davacının, sözleşmenin gereklerini yerine tam olarak getirmediğini, sözleşmeden kaynaklanan sorumluluklarını ifa ettiğini ispat edemediğini, bu hususların gözetilmediğinin █████/2022 tarihli bilirkişi ek raporuna itirazlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, hizmet sözleşmesine dayalı bakiye bedel yönünden icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur.
Davacı tarafça, davalı ile imzalanan hizmet sözleşmesinde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğu, İzmir 6.İcra Müdürlüğününü ██████████ esas dosyası icra takibi yapıldığı, davalının takip sonrası fakat dava öncesi icra dosyasına kısmi ödeme yaptığı, bu ödemenin TBK.m.100 gereği feri ve faizlere mahsup edildikten sonra kalan alacak üzerinden iş bu davanın ikame edildiğini beyanla itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davacı tarafın müvekkilini yanlış yönlendirdiğini, müvekkilinin süreç içinde iyi niyetli olarak ödeme yaptığını, davacı tarafın edimlerini gereği gibi yerine getirmemiş olduğundan ücret talep edemeyeceğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesinin █████/2022 tarihli celsesinde davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirza dilekçesinde belirttiği üzere ek rapor alınması, ayrıca yemin delillerinin bulunduğu şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemece " tüm deliller toplandığı için usul ekonomisi de dikkate alınarak davalı vekilinin isticvap talebinin ve alınan ikinci ek rapor yeterli olduğundan ve her ne kadar davalı taraf yemin deliline dayanmış ise de ispat külfeti davacı'da olduğundan ve dosyada deliller toplandığından davalının yemin deliline yönelik talebinin bu aşamada reddine, yeniden rapor alınması yönündeki talebinin bu aşamada reddine" şeklinde ara karar verildiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda Bolu İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün "davalının (yatırımcı) █████/2017 tarihinde Bolu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile hibe sözleşmesi imzaladığı, yatırımcıya proje kapsamında Bakanlık tarafından 803.318,17 TL hibe ödemesinin yapıldığı" yönündeki yazı cevabı ve bilirkişi ek raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davalı vekilince cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, sözleşme kapsamında davacı tarafın edimlerini gereği gibi yerine getirmemiş olduğundan ücret talep edemeyeceği savunmasında bulunması nedeniyle ispat yükü kendisinde olan davalının karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davalının yemin deliline yönelik talebinin reddine karar verilerek yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-a)İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde İADESİNE,
b)İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 478,05 TL istinaf karar harcının istek halinde İADESİNE,
6-İstinaf yoluna başvuran taraflardan alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
8-İİK 36.md gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!