İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden, marka tecavüzü ve haksız rekabet davasında HMK 150/2 usul hatasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, davacının "..." esas unsurlu markalarına davalının benzer işaretler kullanarak tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğu iddialarıyla açtığı, marka haklarına tecavüzün tespiti, önlenmesi, ihlali oluşturan unsurların kaldırılması ve tazminat talepli davayı konu almakta olup, ilk derece mahkemesinin davayı reddeden kararı, davacının duruşmaya katılmadığı durumda HMK 150/2 maddesi gereğince hazır bulunan davalıya yargılamaya devam etme iradesinin sorulmaması gibi usuli bir eksiklik nedeniyle bozulmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2024NUMARASI
:███████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
:Markaya Tecavüz, Haksız Rekabet, Tazminat İstemliKARAR TARİHİ
:█████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı "..." esas unsurlu markalarının TPMK'da tescilli olduklarını, davalı tarafın ... marka tescil başvuru numarası ile “...” markasını 35, 36 ve 37. sınıflarda tecsil edilmesi için TPMK’na başvuruda bulunduğu, yine ... marka tescil başvuru numarası ile “...+Şekil” markasının 35, 36 ve 37. Sınıflarda tescili için başvuruda bulunduğu, davacının markaları ile iltibasa yol açacak şekilde ... başvuru numaralı "...+Şekil" markasını www...com alan adlı internet sitesinde ve ticari faaliyetlerinde ve ticaret unvanında kullandığını, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğunu belirterek davalının kullanımının davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalının davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan tüm fiillerinin önlenmesi ve durdurulmasına, kaldırılmasına, men’ine, ref’ine, davalının tescilli veya tescilsiz varsa ticaret unvanında ve işletme adıyla https://....com/ alan adlı internet sitelerinde, iş ve tanıtım evrakında, ürün mahfazalarında, ... ibareli tanıtım işaretini kullanmasının önlenmesine, alan adı ve içeriği ihlal oluşturan https://....com/ alan adını taşıyan internet sitesine erişimin engellenmesine, alan adının iptaline, terkinine; bunun yanında varsa aynı işareti taşıyan sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine ve iptaline, davalının tüm işletmelerinde bulunan ve "..." tanıtım işaretini içeren ürünler ile sabit veya taşınır tabela, kartvizit, fatura, irsaliye, afiş, broşür, tanıtım dergilerinin ve bu cümleden olarak tüm iş ve tanıtım evrakı ile tanıtıcı tüm materyallere el konulmasına, üzerlerinden tecavüz oluşturan işaretin silinmesine, silinemiyorsa imhasına, masrafları davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesine, belirsiz alacak niteliğindeki zararlara karşılık şimdilik 500,00 TL maddi tazminat ile seçimlik hakları daha sonra bildirilmek üzere belirsiz alacak niteliğindeki yoksun kalınan kazancın şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacının faaliyet alanlarının ve hitap ettikleri tüketici kitlesinin farklı olduğunu, davacı tarafın hizmetlerinin daha çok eğitim - öğretim ve servis faaliyetlerinde yoğunlaşmışken müvekkilinin sunduğu hizmetin ise müşterilerinin konut ve araç sahibi olmalarını sağlamaktan ibaret olduğunu, hitap ettikleri kitlenin tamamen farklı kategorilerde bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin doğabilmesi için işaret benzerliğinin yanı sıra sınıfsal anlamda da bir benzerliğin söz konusu olması gerektiğini, nitekim "..." ibaresini barındıran sayısız ticaret şirketi bulunduğunu, tarafların markaları arasında iltibas oluşacak şekilde bir benzerlik söz konusu olmadığını, müvekkili şirkete ait markada yer alan "V" harfinin bir evin çatısını anımsatacak şekilde "İ" harfine bağlandığını, bu durumun müvekkilinin ticari faaliyeti ve sunduğu hizmet ile yakinen ilgili olduğunu, davanın kötü niyetli olarak açıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
:İlk derece mahkemesinin █████/2022 tarihli, ███████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamında; " davanın reddine " karar verilmiştir.İSTİNAF KARARI
:Dairemizin ████████ Esas, ███████ karar sayılı, █████/2024 tarihli ilamı ile; "... Yargılamanın 15.02.2022 tarihli duruşmasına davacı tarafın katılmadığı, mahkemece bu durumun duruşma tutanağında "Davacı vekilinin duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen hazır olmadığı görüldü." içeriğiyle tespit edilmiştir. Bu durumda HMK 150/2. maddesindeki "Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır." hükmü gereğince mahkemece duruşmada hazır olan davalı vekiline davaya devam etme iradesinin sorularak, sonucuna göre yargılamaya devam edilmesi veya dosyanın işlemden kaldırılması gerekirken, davalı tarafa devam iradesi sorulmadan yargılamaya devam edilmesi usule aykırıdır.Davacı vekilinin 05.07.2021 tarihli dilekçe ile "BDDK kararı ile davalı şirketin faaliyetine son verildiğinin ve şirketin tasfiye sürecine girdiğinin." bildirildiği, dilekçe ekinde BDDK kararı ile Resmi Gazete'nin ilgili sayısının da sunulduğu, mahkeme gerekçeli kararının başlığında da davalı şirketin Tasfiye halinde olduğu belirtilmesine rağmen, mahkemece tasfiye ile ilgili kayıtların getirtilerek ilgili tasfiye memurlarına davetiye gönderilmesi veya tasfiye memurları tarafından verilmiş bir vekaletnameye dayalı olarak vekil ile temsil için davalı tarafa süre verilmesi gerekirken, yargılamaya mevcut haliyle devam edilmesi de usule aykırı olduğundan; sair yönlerden inceleme yapılmaksızın, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, " şeklinde karar vermiştir.DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu ███████, ████████ Karar sayılı, █████/2024 tarihli ilamında; "...Kaldırma kararında belirtilen davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, tasfiye halindeki TASFİYE HALİNDE ...ŞİRKETİ'nin tasfiye memurlarına usulüne uygun tebligat yapılmış, ve davalı taraf Beyoğlu... Noterliği'nin 29.09.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaleti gereği vekil ile temsil edilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur. İstanbul BAM. 16. HD'nin ████████ E. Ve ███████ K. Sayılı kaldırma kararı gereği usulü eksiklik giderildikten sonra yapılan esasa ilişkin değerlendirmede, her ne kadar mazeretsiz olarak davacı tarafça duruşmalara katılınmayarak dava takipsiz bırakılmış ise de davalı tarafın davayı takip etmesi sonrasında dava esas yönünden incelenmiştir. ...Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının ticaret unvanının davacının markalarının kapsamındaki mal ve hizmetler için kullanılmadığı, ayrıca davalının tescilli ticaret unvanını kullanmasının yasal hakkı olduğu, davacı tarafça davalının kötü niyetli olduğunun ve davacının markasının tanınmış marka olduğunun da ispatlanamadığı, bu nedenle davalının marka ve ticaret unvanı kullanımının davacının marka haklarına tecavüz teşkil etmediği, davalının tescilli ticaret unvanına uygun www...com alan adını "finansal ve parasal hizmetler" için kullanmasının da davacının marka haklarına tecavüz oluşturmadığı" gerekçeleri ile neticeten davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece istinaf mahkemesinin kaldırma kararına uygun karar verilmediğini, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyanın işlemden kaldırılması ve 3 aylık süre içerisinde yenilenmezse açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, davalının davayı takip etmesi sebebiyle esasa girilerek karar verilmesi hatalı olduğunu,Kaldırma kararı sonrası da usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadığını İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazı cevabına göre; tasfiye memurlarının isimlerinin bildirildiğini, tasfiye memurlarına tebligat yapılmadığını, 29.09.2021 tarihli vekaletnameye istinaden taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edildiğini, ancak ilgili vekaletnamenin eski tarihli olduğu ve tasfiye memurlarından herhangi biri tarafından verilmediğini,Davalı yanın vekalet ücretine hak kazanması mümkün olmadığını, davalı adına 4 ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,Yerel mahkemece "tasfiye işlemlerinin sonucunun beklenmesi" yönündeki talebinin dikkate alınmadığını, mahkemece davanın konusuz kalmış olduğuna karar verilmesi gerektiğini, davalı yanın tasfiye sürecine girmiş olması nedeni ile de müvekkiline ait markayı kullanmaya devam edemeyeceği, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi ile alan adının iptaline gerek kalmadığı, dolayısıyla davanın konusuz kaldığını, ███████ Esas sayılı dosya üzerinden alınan eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, davalı tarafın "..." şekil ve ibarelerini içerir marka kullanımlarının müvekkilinin tescilli markaları ile benzer olduğu ifade edilmişken, karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönündeki görüşün hatalı olacağını, davalı tarafın müvekkili marka hakkına tecavüzüne konu olan kullanımlarını içerir marka başvuruları da 37. Sınıfta tescil edinmek istenmekte olduğunu, sınıfsal benzerlik de bulunduğunu, Müvekkilinin markalarının belirli bir tanınmışlık düzeyine erişmiş markalardan olduğunu, Davalı tarafın müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde kullandığı markalarının müvekkili şirket ticari unvanını içerdiğini Smk 6/6 yönünden raporda görüş yer almadığını, SMK 6/9. Maddesi uyarınca kötüniyet nispi red sebebi olduğu gibi, kötüniyetin marka hakkına tecavüz yönünden de incelenmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, davacı adına tescilli "..." markasının davalı tarafça ticaret unvanı ve marka olarak iltibasa ve karışıklığa yol açacak şekilde kullanıldığı iddiası ile açılan marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i, alan adının iptali ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dairemiz kaldırma kararına istinaden davalı şirket vekili tarafından usulüne uygun vekaletnamenin sunduğu, davalı vekilini son duruşmaya katılarak davayı takip ettiklerini açıkça beyan ettiği, dosyanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi koşullarının oluşmadığı, mahkemece tasfiye memuruna tebligat yapıldığı, tasfiye işlemlerinin bekletici mesele yapılmasının gerekli olmadığı dikkate alındığında davacı vekilinin usule ilişkin istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.Esas yönünden yapılan istinaf incelemesinde ise; davalının ticaret unvanının davacının markalarının kapsamındaki mal ve hizmetler için kullanılmadığı, ayrıca davalının tescilli ticaret unvanını kullanmasının yasal hakkı olduğu, davacı tarafça davalının kötü niyetli olduğunun ve davacının markasının tanınmış marka olduğunun da ispatlanamadığı, bu nedenle davalının marka ve ticaret unvanı kullanımının davacının marka haklarına tecavüz teşkil etmediği, davalının tescilli ticaret unvanına uygun www...com alan adını "finansal ve parasal hizmetler" için kullanmasının da davacının marka haklarına tecavüz oluşturmadığı tespit edilmiş olmakla ilk derece mahkemesince mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilerek kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00TL harçtan, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026