Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütü üyeliği mahkûmiyet kararını, etkin pişmanlık hükümleri ve örgüt adı çelişkisi itirazlarına rağmen oy çokluğuyla onadı.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararının istinaf sonrası temyiz incelemesinde, yüksek mahkemenin çoğunluğu yargılama sürecinde usuli bir eksiklik olmadığını, delillerin hukuka uygun elde edildiğini, eylemlerin doğru nitelendirildiğini ve kanuni yaptırımların isabetle uygulandığını tespit ederek hükmün onanmasına karar vermiştir; ancak karşı oy kullanan üye, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde sanığın hangi terör örgütüne üye olduğunun net olmaması ve sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin göz ardı edilmesi nedenleriyle kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Denizli 2. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: 2024/8 E., ███████ K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM
: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE,Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OYOluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında,1- İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda sanığın DEAŞ/HTŞ silahlı terör örgütü üyesi olduğundan bahsedilerek gerçekte hangi terör örgütünün üyesi olduğunun kesin olarak belli olmadığı, bu nedenle gerekçede çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulması,2- Kabul ve uygulamaya göre de;Yargılamanın tüm aşamalarında sanığın savunmalarının niteliği gözetilerek, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince etkin pişmanlık hükümleri uygulanmak suretiyle cezasında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle sanık hakkındaki hükmün bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun onama yönündeki düşüncesine iştirak edilmemiştir.