İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, konkordato sürecinde çekişmeli banka alacağının tespiti ve projeye dahil edilmesi talepli davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararına davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında verdiği karar.
Özet: Bir banka, konkordato ilan eden borçlu şirketten olan alacağının konkordato yargılaması sürecinde kısmen reddedilmesi ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenen 637.847,82 TLlik alacak tutarının, kendi kayıtlarına göre çok daha fazla olduğunu ve bankanın defterleri incelenmeden raporlandığını iddia ederek, arabuluculuk sürecinden de sonuç alınamaması üzerine, İİK 308/b maddesi uyarınca fazlaya ilişkin 1.058.978,00 TLlik reddedilen alacağının tespiti ile konkordato projesi kapsamına dahil edilmesi amacıyla dava açmıştır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: AlacakTaraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının konkordato başvurusunun öğrenilmesi sonrası davacı adına, ivedilikle konkordato yargılamasını yapan mahkemeye ait dosyaya müdahil sıfatıyla katılındığını, davacının davalıdan olan alacağını bildirdiğini, ancak davalının bunu kabul etmediğini, itiraza uğrayan alacakları için İİK'nın 302/6 hükmü uyarınca konkordato yargılamasının yapıldığı yerel mahkemeye başvurulduğunu, mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, incelemenin neticesinde ise 22.10.2019 tarihli ara kararı oluşturulduğunu, raporda '' '.... Konkordato Komiserliğine 2.697.614,29 TL tutarında alacak kaydı yapılması konusunda başvuruda bulunulduğunu, borçlu şirket tarafından ise, ...AŞ alacağının 573.465,90 TL alacağını kabul ettiğini, 2.124.148,39 TL alacağın kabul edilmediğini, bu miktar üzerinden ihtilaf bulunduğu.... Belirtilen nedenlerle gerek Bankanın ve gerekse Davacının sunduğu belgelere göre Bankanın alacaklılar toplantısına; Davacı kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde geçici mühlet kararının verildiği █████/2018 tarihi itibarı ile kredi anapara borç toplamlarının 4.143.727,98 TL olduğu ve ayrıcakefaletten kaynaklanan 632.323,12 TL borcun olduğu neticeten toplam borcun 4.776.051,10 TL olduğu; Davacı Tarafça sunulan cari hesap ekstresi kayıtlarına ve bankaya teslim edilen çek listesine göre Banka Tarafından yapılan 3.570.262,08 TL tutarındaki tahsilatın mahsubu ile bakiye Banka alacağının 1.205.789,02 TL olduğu , İmtiyazlı alacak tutarı olan 312.000,00 TL nin mahsubu sonucu cari hesap ekstresine göre 893.789,02 TL tutarındaki alacaktan 255.941,20 TL tutarındaki Kredi Garanti Fonundan tahsil edilen alacağın mahsubu sonucunda 637.847,82 TL'lik alacak tutarı ile katılabileceği kanaatine varılmıştır...'' denildiğini, ancak buna göre hüküm kurulamayacağını, tasdik edilen projede işbu 637.847,82 TL'lik meblağın projede tasdik olduğunu, davacının hak kaybı yaşayacağını, alacağının düşük hesaplandığını, borçlu tarafından ilk yapılan itiraza karşılık tanzim edilen bilirkişi raporunun müvekkili bankanın defter ve kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadan, yalnızca alacaklının beyanları doğru kabul edilerek oluşturulduğunu, alacak miktarı üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, bu nedenlerle davalıya karşı İİK'nın 308/b '' Çekişmeli Alacaklar'' hakkındaki dava hakkını kullandıklarını, bu sebeple davacının alacak hakkının varlığının tespiti ile konkordato projesi kapsamına dahil edilmesini sağlamak amacıyla huzurdaki davanın açılması zarureti doğduğunu, aynı zamanda konkordato tasdik kararı verilen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının istinaf edildiğini, davalının asıl kredisi borçlusu olarak imzaladığı genel kredi sözleşmesi gereği çeşitli tarihlerde krediler kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin vadesinde ödenmemesi üzerine....Noterliğinden 14.09.2018 tarih ... yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarname ile 4.951.321,74 Tl, 57.389,40 EURO tutarındaki nakdi, 12.800 TL tutarındaki gayrinakdi kredi borcunun ödenmesinin ihtar edildiğini, borçlunun hesaplarının kat edildiğini, konkordato geçici mühlet kararının verildiği tarih itibariyle davacı kayıtları incelendiğinde alacak tutarının bildirdiğimiz tutar olduğunun görüleceğini, işbu dava öncesi 25.01.2021 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da anlaşamama yönünde karar çıktığını, İİK'nın 308//b gereğince eldeki davayı açtıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik borçlu firma tarafından reddedilen 1.058.978,00-TL davacı alacağının varlığının İİK'nın 308/b maddesi hükümleri doğrultusunda tespiti ile tasdik edilen konkordato hükümleri kapsamında ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı bankanın 14.09.2018 tarihi itibariyle 61.058.978,00 TL alacaklı olduğunu bildirdiğini, müvekkilinin ise buna karşılık kaydettirilen alacağın 637.847,82 TL'lik kısmı kabul ettiğini, müvekkilinin davacıya 637.847,82 TL borcu bulunduğunu, komiser heyetince düzenlenen raporda 13.09.2018 tarihi itibariyle kredi garanti fonunun kefaletiyle kullandırılan krediden dolayı tahsil edilen 255.941,20 TL de düşülmek suretiyle toplam borç miktarının 4.143.727,98 TL olduğunun belirtildiğini, ayrıca kefaletten kaynaklanan 632.323,12 TL borcun dahil edilmesi sonucunda toplam borcun 4.776.051,10 TL olduğunu, borçlu firmanın sunduğu çek listesine göre 3.570.262,08 TL'nin mahsubu durumunda bakiye borcun 1.205.789,02 TL'ye düştüğünü, imtiyazlı alacak tutarı olan 312.000,00 TL'nin mahsubu sonucunda 893.789,02 TL, ...'den tahsil olunan 255.941,20 TL'nin mahsubundan sonra ise bakiye borcun 637.847,82 TL'ye düştüğünü, bu nedenle bankanın nisaba 637.847,82 TL üzerinden dahil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava ; hukuki niteliği itibariyle davacı bankanın Konkordato talebi kabul edilen davalı borçludaki çekişmeli alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek, kanıtlar toplanmak ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonuçlandırılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporu ve ek raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır.Bu itibarla toplanan deliller, mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu ve ek raporu, tarafların iddia ve savunmaları hep birlikte değerlendirildiğinde;Mahkememizin █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı ile Davalı şirket yönünden verilen tasdik kararında, çekişmeli alacaklar hakkında pay ayrılmasına yönelik hüküm tesis edilmediği, tasdik kararında çekişmeli alacaklara isabet eden payın depo edilmesine yönelik karar verilmediğinden, derdest davanın İİK m.308/b uyarınca açılmış bir dava olarak değerlendirilmesine gerek bulunmadığı, bu yönüyle derdest davanın klasik bir alacak davasından farkının olmadığı belirlenmiştir.Davacı banka ile davalı kredi lehtarı (asıl borçlu) .... Şti. arasında 7.500.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmıştır.Dava dışı kefilin de (.... Şti.) işbu sözleşmeyi 7.500.000,00 TL kefalet limiti kapsamında müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmüştür. Taraflar arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davacının ; Davalının cevap dilekçesinde varlığını kabul ettiği 637.847,82 TL haricinde Geçici Mühlet Tarihindeki Davacının Asaleten Nakdi Kredi Alacağı kapsamında 4.690.932,20 TL alacağı ve Geçici Mühlet Tarihindeki Davalının Grup Firmasına Olan Kefaletinden Doğan 693.377,88 TL alacağı olduğu, bu alacakdan kredi borcuna mahsup edilmek üzere verilen çeklerden kaynaklı 2.514.578,69 TL ve davalının cevap dilekçesinde varlığını kabul ettiği 637.847,82 TL mahsup edildiğinde davacının talep edebileceği alacak tutarının 2.231.883,57 tl olduğu, ancak talebinin 1.058.978,00 tl olduğu belirlenmekle davanın kabulü ile, davacının alacağının mahkememizce █████████ esas sayılı dosyasından verilen tasdik kararının tamamen veya davacı yönünden feshi kararı verilmediği sürece tasdik kararında belirlenen ödeme planı çerçevesinde ödenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın kabulu ile 1.058.978,00 TL'nin davalıdan tahsiline, konkordatonun tamamen veya davacı yönünden fesih kararı verilmediği sürece mahkemenin █████████ Esas sayılı dosyasındaki tasdik kararı gereği davacının belirlenen alacağının ödeme planı çerçevesinde ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas sayılı konkordato dosyası kapsamında hazırlanan çekişmeli alacaklılar raporunda kredi anapara tutarının 4.143.727,98 TL olduğu tespit edilmesine rağmen bilirkişi raporunda davacı banka kayıtlarına göre bu tutarın 4.690.932,20 TL olduğunun belirtildiğini, karara dayanak alınan bilirkişi raporunda banka ana para alacağındaki farklılığın kaynağı ve nedeni hakkında açıklama yapılmadığını, konkordato dava dosyası kapsamında davacı alacağı ile ilgili yapılan tespitler davacı alacağına dair somut veriler içeren tespitler olduğunu, mahkemece tespitleri incelemeden ve bu tespitler konusunda bilirkişi raporu alınmadan karar verildiğini, bilirkişi raporunda bilirkişilerin davalının kullandığı proje bazlı kredileri ayrı ayrı değerlendirmeden ve bu kredilere mahsuben banka tarafından yapılan mahsup işlemleri üzerinde ayrıntılı olarak inceleme yapılmadan rapor tanzim ettiğini, bankanın konkordato kesin mühlet kararına rağmen müvekkilinden tahsil ettiği takip giderleri, faiz gibi feri alacaklarla ilgili de hükme esas alınan raporda her hangi bir değerlendirme yapılmadığını, ayrıca Bankaca tahsil edilmeyen fakat yasal takibe konulan müşteri çekleri ile ilgili de bilirkişi tarafından değerlendirme yapılmadığını, mahkeme eksik ve hatalı bilirkişi raporunu dayanak alarak karar verdiğini, bilirkişilerin banka ve müvekkilinin kayıtlarında bulunan proje bazlı krediler ile bu kredilerin ne şekilde ödendiğine dair delilleri incelemesi gerektiğini, ... alacağının banka tarafından asaleten talep edilemeyeceğini, ... ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin mahkeme dosyası içinde bulunmadığını, bu nedenle adı geçen sözleşme incelenmeden karar verildiğini, bir an için davacının ... adına kredi bedelini tahsil edebileceği düşünülse dahi davacının ...'den tahsil ettiği kredi tutarını kendi adına değil ... adına temsilen talep ve dava edebileceğini, böyle bir talebi olmadığını, bu nedenle alacak hesabında bu alacak kalemi dikkate alınamayacağını, geçici mühlet kararından sonra yapılan tahsilatların eksik hesaplandığını, konkordato dosyasındaki çekişmeli alacaklılara ait raporda geçici mühlet tarihinden sonra 3.645.192,08 TL tutarındaki müşteri çeki tutarının davacı tarafça tahsil edildiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin ve net olarak tespit edildiğini, davalı muavin defter kayıtlarında da banka tarafından yapılan tahsilat tutarı 3.645.192,08.TL olarak kayıtlı olduğunu, bilirkişi tarafından sunulan ek raporda bu tahsilatın müvekkile ait muavin defter kayıtlarında 807.507,99.TL olduğunun belirtildiğini, raporun bu kısmının hatalı olduğunu, sundukları muavin defter kayıtlarında da görüleceği gibi banka tarafından yapılan tahsilat tutarının 3.645.192,08.TL olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişinin 2019 yılı muavin defter kayıtlarını dikkate alarak rapor tanzim ettiğini, bilirkişiye ayrıca 2018 yılı muavin defter kaydı da gönderildiğini, bilirkişilerin 2018 yılı muavin defter kaydını incelemeden rapor tanzim ettiğini, davacının 2018 yılında muavin defter kayıtlarına göre müvekkilinden 2.604.897,08.TL tutarında tahsilat yaptığını, teslim ettikleri muavin defter kayıtlarının 2018 yılına ait kısmı da incelemiş olsa idi tahsilat tutarı ile ilgili beyanlarının haklı olduğunun ortaya çıkacağını, bu itirazlarına itibar edilmeden hüküm kurulduğunu, imtiyazlı alacak tutarının dava konusu alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini, davalının kefaletten kaynaklı borcu kalmadığını, bilirkişi raporunda davalının geçici mühlet tarihi itibarı ile ... şirketine olan kefaleti nedeni ile davacıya 693.377,88.TL tutarında borcu olduğu yazılı ise de asıl borçlu ... .... Şti tarafından Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile açılan ve kesinleşen konkordato davasında davacının bu şirketten her hangi bir kredi veya başka bir alacağının kalmadığının tespit edildiğini, davacının da ... şirketinden her hangi bir ana para alacağının olmadığını beyan ettiğini, konkordato talebinin kabulüne dair hükümden sonra da alacak davası ikame etmediğini, bu tespitler kapsamında Mahkemece asıl kredi borçlusu olan ... şirketinin davacıya borcunun olup olmadığını araştırmadan karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, konkordato davasında davalı tarafından itiraz edilen ve çekişmeli hâle dönüşen alacağın konkordatonun devamı süresince tasdik koşullarına göre tahsili istemli alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 308/b maddesi uyarınca açılan dava, niteliği itibariyle konkordato projesinin tasdiki kararı ile sıkı bağlantı içerisindedir. İİK'nın 308/b maddesi uyarınca uyuşmazlığın karara bağlanabilmesi için mahkeme tarafından tasdik edilmiş bir konkordato projesi bulunması gerekir.İİK'nın 308/b/1 maddesi "Alacakları itiraza uğramış alacaklılar, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açabilirler." hükmünü haizdir.İİK'nın 288/1 maddesi uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur. İİK 294/3 maddesi ise "Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur." hükmünü içermektedir. Somut olayda, yukarıda anılan kanun maddeleri gereğince kesin mühletin faize ilişkin düzenlemesi geçici mühleti de kapsayacağından konkordatoya tabi borçlara geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi duracaktır (Yargıtay 15. HD'nin █████████ E., █████████ K. sayılı ve █████/2021 tarihli ilamı). Konkordato talebini inceleyen mahkemenin, çekişmeli alacağın konkordatoya dâhil olmasına veya olmamasına ilişkin kararı maddi hukuk bakımından kesin hüküm teşkil etmez ise de İİK'nın 288/1 ve 294/3 hükümleri gereğince konkordatoya tabi borçlara faiz işlemesinin duracağına dair hükmü ve tasdik edilmesi ile konkordatonun bağlayıcı hâle gelmesi karşısında konkordato devam ettiği sürece mühlet tarihinden sonra işleyecek faizin ayrıca bir alacak davasına konu edilmesi de mümkün olmayacaktır. Davalı şirket tarafından konkordato başvurusu yapılması üzerine İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasında 13.09.2018 tarihinde davalı şirket hakkında geçici mühlet kararı verilmiş, 30.12.2020 tarihinde de konkordato projesinin tasdikine karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesince 27.10.2021 tarih ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı karar ile konkordatonun tasdikine ilişkin karara yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, temyiz yoluna başvurulmaması üzerine karar, 19.09.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Somut olayda davacı banka, bildirilen alacaktan 637.847,82 TL'sinin kabul edildiğini, fazla talebin reddedildiğini belirterek 1.058.987,00 TL alacağın konkordato projesi kapsamında tahsili için bu davayı açmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında; davacı ile davalı arasında 02.08.2017 tarihli ve 7.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu kapsamda davalıya sekiz ayrı proje ile kurumsal finansman desteği verildiği, geçici mühlet tarihi itibariyle davalının davacı bankaya borcunun 4.690.932,20 TL olduğu, davalının grup şirketlerinden dava dışı ... şirketine davalının kefaleti sebebiyle davalının davacıya borcunun 693.377,88 TL olduğu, davacının geçici mühlet tarihinden sonra davalıdan yaptığı tahsilatların 2.514.578,69 TL olduğu, davacının, ... AŞ kefaletiyle kullandırılan krediden dolayı 255.941,20 TL'yi tazminat yoluyla tahsil ettiği, fakat davacı ile ... AŞ arasındaki ek protokole göre tazmin edilen bdelin davalıdan tahsil edilmesinde davacı bankanın yetkilive sorumlu olduğu, , bir başka deyişle davacı bankanın ... AŞile arasında imzalanan kefalet protokolü nün D bendinin1,2,4 fıkraları ve Bakanlar Kurulu Kararları (██████████-█████████ ve █████████ ) kapsamında ...'nin kefaletten kaynaklı ödediği tutarın takibinde davacı bankayı yetkilendirdiği, bu sebeple ...'den davacı bankanın tahsil ettiği tutarların hesaplamalarda nazara alınmasına gerek bulunmadığı, davacının, ... AŞ kefaletiyle kullandırılan krediden dolayı 255.941,20 TL'yi tazminat yoluyla tahsil ettiği, fakat davacı ile ... AŞ arasındaki ek protokole göre tazmin edilen bdelin davalıdan tahsil edilmesinde davacı bankanın yetkilive sorumlu olduğu, , bir başka deyişle davacı bankanın ... AŞile arasında imzalanan kefalet protokolü nün D bendinin1,2,4 fıkraları ve Bakanlar Kurulu Kararları (██████████-█████████ ve █████████ ) kapsamında ...'nin kefaletten kaynaklı ödediği tutarın takibinde davacı bankayı yetkilendirdiği, bu sebeple ...'den davacı bankanın tahsil ettiği tutarların hesaplamalarda nazara alınmasına gerek bulunmadığı, davalının cevap dilekçesinde kabul ettiği alacak tutarının 693.847,88 TL olduğu, bu verilere göre davacının davalıdan 2.231.883,57 TL alacağı bulunduğu kanaati bildirilmiş, mahkemece davacının talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili alacağın komiser heyeti raporundan farklı hesaplandığını belirterek bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu ileri sürmüş ise de, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup bilirkişi heyetince davacı banka defter ve kayıtları ile davalı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak alacağın tespit edildiği, müşteri çeklerine ilişkin olarak tahsil edilen tutarların belirlendiği, faiz hesaplaması yapılmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 23.maddesi ile davacı bankanın defter ve kayıtlarının kati delil teşkil edeceği hususunda tarafların delil sözleşmesi yaptığı, buna göre davacı kayıtlarının esas alınacağı anlaşılmaktadır. Davalı vekili, ...AŞ'den tahsil edilen tutarın alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini, davacının bu miktarı tahsil yetkisi olmadığını ileri sürmüştür. 4749 sayılı Kanunun geçici 20. maddesinin son fıkrasına dayalı olarak çıkartılan, █████/2016 tarih ve 29896 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Bakanlar Kurulunun █████/2016 tarih ve █████████ sayılı ''Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar"ı uyarınca, kanuni takibi sürdürmek kredi verenin yükümlülüğündedir. Davacının davalıya kullandırdığı kredinin ... AŞ kefaletiyle kullandırıldığı, krediden dolayı 255.941,20 TL'yi tazminat yoluyla tahsil ettiği, fakat davacı ile ... AŞ arasındaki ek protokole göre tazmin edilen bedelin davalıdan tahsil edilmesinde davacı bankanın yetkili ve sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Zira davacı bankanın ... AŞ ile arasında imzalanan kefalet protokolü, Bakanlar Kurulunun ██████████-█████████ ve █████████ sayılı kararları kapsamında ...'nin kefaletten kaynaklı ödediği tutarın takibinde davacı bankayı yetkilendirdiği, bu sebeple ...'den davacı bankanın tahsil ettiği tutarların hesaplamalarda nazara alınmamasının yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekilince, tahsilatların eksik hesaplandığı, davalı muavin defterinin incelenmediği ileri sürülmüş ise de, ek bilirkişi raporunda davalının muavin defter kayıtlarının döküm yapılarak yine davalıdan temin edilen hesap ekstresine göre tahsil edilen çek tutarının 807.0507,99 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davalının kendi kayıtları ile tahsil edilen tutar bu şekilde hesaplanmış olup aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince, imtiyazlı alacak tutarının dava konusu alacaktan mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, imtiyazlı alacağın nereden kaynakladığı belirtilmediği gibi bu konuda ispatlayıcı bir belge de sunulmadığı nazara alındığında davalının bu yöndeki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Davalı vekili, davalının ...'a kefaletten kaynaklı borcu kalmadığını ileri sürmektedir. Ancak bilirkişilerce yapılan incelemede de tespit edildiği üzere, kefalet borcunun ödendiğini ve kalmadığına ilişkin bir belge sunulmadığı, bu yöndeki beyanın soyut nitelikte olduğu anlaşıldığından bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 54.254,09 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.