Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında, tarım arazisi ile kayısı bahçesi değerlemesi ve avukatlık ücreti konularındaki hatalar nedeniyle Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin önceki bozma kararına uyularak verilen mahkeme kararının taraflarca yeniden temyiz incelemesi.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında, yerel mahkemenin başlangıçtaki kabul kararı, kapitalizasyon faiz oranının hatalı uygulanması, bilirkişi raporunda verim ve maliyet hesaplarındaki eksiklikler, tarımsal ve bahçe değerlemesinde bilimsel yöntemden sapılması ve idare lehine vekalet ücreti belirlenmemesi gibi gerekçelerle Yargıtay tarafından bozulmuştur; bozmaya uyarak davanın yeniden kabul edilmesi üzerine, hem davacı idare taşınmaz vasfı, ürün seçimi ve faiz oranı üzerinden, hem de davalı vekili objektif değer artışı ve faiz oranı uygulanmaması ile münavebe yönteminin hatalı olduğu iddialarıyla kararı tekrar temyiz etmiş olup, dosya Anayasa Mahkemesinin kamulaştırma yasasının ilgili maddesine ilişkin yeni kararı ışığında değerlendirilmektedir.
5. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ███████ Esas, ████████ Karar
KARAR
: Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Kars ili, ... ilçesi, ... köyü 1 07... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.07.2013 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 19.07.2013 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan incelemede, sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değeri belirlenirken Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre %4 oranında kapitalizasyon faizi uygulanması gerekirken, bu oranın % 5 olarak kabulü ile az bedel tespiti, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda münavebe ürünü olarak alınan buğday, fiğ ve patatesin değerlendirme tarihi olan 2012 yılı itibarıyla dekar başına verim miktarları, üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kg satış fiyatları İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden getirtilip rapor denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması, taşınmazın değeri belirlenirken bilirkişi raporunda döner sermaye faizi ve genel idare giderleri, masraflara dahil edilmek suretiyle az bedele hükmedilmesi, dava konusu taşınmazın kapama kayısı bahçesi niteliğindeki bölümüne kayısı ürününün dekar başına verim miktarının ve değerlendirme tarihi olan 2012 yılı dekar başına üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kg satış fiyatlarının İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden sorulduktan sonra tespit edilecek net meyve gelirine kapitalizasyon faiz oranı uygulanmak suretiyle bilimsel yolla değer biçilmesi gerekirken tüm ekonomik ömrü dikkate alınarak periyodik gelir hesabı olarak nitelendirilen hesaplama yöntemiyle hesap yapılması doğru olmadığı gibi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin █████████ başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi vasfında olduğunu, münavebeye alınan ürünlerin hatalı seçildiğini, verimin yüksek, masrafların ise düşük alındığını, kapitalizasyon faiz oranının %6 alınması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza objektif değer artış oranı uygulanmamasının hatalı olduğunu, dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini, münavebe yönteminin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın kapama kayısı bahçesi niteliğindeki bölümüne kayısı ürününün dekar başına verim miktarının ve değerlendirme tarihi olan 2012 yılı dekar başına üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kg satış fiyatlarının İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden sorulduktan sonra tespit edilecek net meyve gelirine kapitalizasyon faiz oranı uygulanmak suretiyle bilimsel yolla değer biçilmesi gerektiği hâlde, bozma sonrası alınan hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın tamamı tarım arazisi olarak kabul edilmek suretiyle değer biçilmesi yerinde görülmemiştir.
5. Dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili talep edildiği hâlde, terkin hükmü kurulması bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davalıdan peşin alına temyiz harcının istenildiğinde iadesine,11.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalı taraf vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Kağızman Asliye Hukuk Mahkemesinin; “… dava tarihi olan ... tarihinden karar tarihi olan ... tarihine kadar ... faiz işletilmesine ve …” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Bozma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 2 No'lu "Gerekçe/Değerlendirmesine" açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 11.03.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!