Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde, köklü bir kamu kurumunun tescilli markasının internet sitesi üzerinden izinsiz kullanımı ve haksız rekabet iddiasıyla açılan davanın istinaf incelemesi.
Özet: Tescilli bir kamu kurumu markasının izinsiz kullanımı ve haksız rekabet iddiasıyla açılan davada, davacının "..." markasının korunmasını talep etmesi üzerine, davalı tarafın kendi işletme geçmişi, farklı ibare anlamı, logosunun ve hedef kitlesinin ayrışmasını ileri sürerek ve dava sonrası ilgili kullanıma son verdiğini belirterek tecavüz iddialarını reddettiği; ilk derece mahkemesinin davacı markasının tescilli ve koruma altında olduğunu ve davalıya ait internet sitesindeki kullanımın sona erdiğini tespit eden kararının davalılarca istinaf yoluyla üst mahkemeye taşındığı bir hukuki uyuşmazlığın değerlendirilmesi bu evrağın konusudur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: █████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ███████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 Tarih ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkilinin tescilli unvanını ve ... olan amblemini 1954 yılından bu yana kullandığını, ... Ofisinin, merkezi satınalma kuruluşu olarak kamu kurum ve kuruluşlarının her türlü malzeme taleplerini temin etmekle görevli olduğunu, yapılan incelemelerde, Genel Müdürlük ile tedarikçi bağlantısı olmayan ve internet üzerinde https:// www.....com adresinde satış yapan firma tarafından "..." isminin izinsiz olarak kullanıldığının tespit edildiğini, söz konusu sitede, kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaçlarına yönelik satış yapılması ve site isminde müvekkilinin logosunun yer alması nedeniyle müvekkilinin müşterileri tarafından söz konusu internet sitesinin müvekkilinin ofis internet sitesi olarak algılandığını, "www.....com" adlı internet sitesinde satış yapan firma yetkililerince "... " ismi izinsiz olarak kullanıldığından ve yapılan satış da haksız rekabet olduğundan müvekkili Kurumun zarar gördüğünü ileri sürerek, ilgili yasal düzenlemeler gereği tecavüzün tespitine ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili ...'ın 2009'den bu yana "..." adlı işletme ile ev ve ofis mobilyası sektöründe hizmet verdiğini, müvekkili ... tarafından Türk Patent ve Marka Kurumu'na dava tarihinden çok daha önceki bir tarih olan █████/2021 tarihinde "..." ve "... ..." markaları için başvuru yapıldığını, davada davalı ...'ın hiçbir husumeti olmadığını, ... işletmesinin sadece davalı ...'a ait olduğunu, kullanmama def’i ileri sürdüklerini, müvekkilinin █████/2021 tarihinde "... ..." markası için yaptığı başvurusu değerlendirme aşamasında olup aynı tarihte koruma altına alınmış ve davacı kurum tarafından da söz konusu marka başvurusuna karşı bilinen herhangi bir itirazın söz konusu olmadığını, müvekkilinin kullandığı "..." ibaresinin açılımı ile davacının kullandığı "..." ibaresinin açılımının farklı olduğunu, dava konusu kullanımların sahibi şirket yetkilisi ...'IN, kendi isminin de sitesinde yer alması iradesi ile "..." ifadesinin baş harflerinden oluşacak şekilde kısaca "..." ibaresini kullandığını, davacı kurumun sadece kamu kurum ve kuruluşlarına toptan hizmet vermekte olup hitap ettiği tüketiciler ortalama nitelikteki tüketiciler değil, özel nitelikteki basiretli müşteriler olduğunu, hal böyle iken davacının, her iki kurum arasındaki farkı kolayca gözetebilecek ve ayırt edebilecek nitelikteki müşteri çevresine sahip olduğu da dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı ve davalı tarafından kullanılan logolarının da birbirinden tamamen farklı olup açıkça ayırt edilebilir nitelikte olduğunu, davacı markalarının 16.sınıfta tescilli iken davalı markasının 35.sınıf hizmetleri içerdiğini, öte yandan marka hakkına tecavüz iddialarını kabul etmemekle birlikte herhangi bir uyuşmazlığa taraf olmamak adına müvekkil tarafından dava dilekçesi tebliğ alınır alınmaz işbu dava konusu kullanımlara son verildiğini, müvekkilinin davacının marka hakkına tecavüz iradesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, ███████████ numaralı ''...'' ibaresinin ... Ofisi Genel Müdürlüğü adına tescilli bir marka olup koruma altında olduğu, davalı adına █████/2021 tarihinde “... ...” ibaresi için Marka tescil başvurusunda bulunulduğu, marka başvurusun reddedildiği, bilirkişi marifetiyle https://www.....com/ internet adresinin █████/2023 tarihinde ziyaret edildiği ve ilgili sunucu adresine ulaşılamadığı, aktif olarak kullanılmadığı, aynı tarihte yapılan araştırmalar neticesinde iş yerine ait https://www.....com/ internet sitesi olduğu, davalı işyerinin 2022 Mart ayı itibariyle yeni bir web adresi (www.....com) kullanmaya başladığı, https://www.....com/ internet adresinde “...” ibaresine rastlanmadığı, satıcı üye olduğu alışveriş siteleri incelendiğinde, https://www.... web adresinde “...” ibaresine ve logosuna rastlanılmadığı, https://www.... web adresinde “...” ibaresine ve logosuna rastlanılmadığı, Instagram sosyal medya hesabında adı geçen web sitesi “....net” web adresi incelendiğinde “...” ibaresine rastlanılmadığı, davalı iş yerine █████/2023 tarihinde saat 10:15 de yapılan ziyarette yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde “...” ibaresine rastlanılmadığı, davalının ilgili logoyu 2022 yılı başlarına kadar kullandığı daha sonrasında ise gerek web alan adı adresinden, gerek bu tarih sonrası sosyal medya paylaşımlarından gerekse satıcı üye olduğu sosyal medya hesaplarından kaldırdığı, ancak davalı işyerine ait sosyal medya instagram hesabının 26.12.2021 tarihli gönderisinde halen “... ...” ve “....com” web adresi ibareleri bulunduğu, ilgili sosyal medya hesabında ürünlerinin tanıtımına ilişkin diğer gönderi ve fotoğrafların da bulunduğu, davalı iş yerinin ilgili sektörde faaliyet gösteren bir işletme olarak, “...” logosunu sosyal medya hesabında kullandığı, davalıya ait www.....com adresinde davacıya ait ... markasının izinsiz kullanılması nedeniyle marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, www.....com adresinde davacıya ait ... markasının izinsiz kullanılması nedeniyle marka hakkına tecavüz oluşturduğu tespiti ile haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzlerin durdurulmasına, davacı tarafın maddi manevi zarar talep haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının haksız rekabetin tespitine ilişkin bir isteminin bulunmadığını, █████/2023 tarihli ek raporda müvekkilinin sosyal medya hesaplarında davacıya ait marka ve logoya rastlanmadığı bildirildiği halde kök rapor dikkate alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, Karadeniz Ereğli 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacı markaları ile müvekkilinin kullanımları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığının bildirildiğini, aynı konuda çelişen bilirkişi raporunun varlığına rağmen gerekçesiz olarak çelişkili raporun hükme esas alındığını, davalı müvekkili ...'ın ... işletme ve yönetimi ile bir ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu kullanımların Türkpatent nezdinde █████/2021 tarihinde koruma altına alınan markaya dayalı olduğunu, hukuka aykırı kullanımdan söz edilemeyeceğini, kaldı ki müvekkili tarafından "..." ibaresinin "..." ibaresinin baş harflerinden türetildiğini, davacı ile müvekkilinin müşteri çevrelerinin farklı olduğunu, marka, logo, amblem, web sitelerinin farklı ve ayırt edilebilir durumda bulunduğunu, markaların tescil kapsamlarının da farklı olduğunu, davacı markasının 16., müvekkilinin markasının 35.sınıf mal ve hizmetlere ilişkin olduğunu, müvekkili tarafından dava konusu kullanımlara son verildiğinden davacının davada hukuki yarararının da kalmadığını, müvekkilinin davacının marka haklarına tecavüz kastının bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: 1-Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve durdurulması istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafın ofis mobilyalarının satışı hizmetlerinde gerçekleşen “...” ibareli markasal kullanımları ile davacının "..." esas unsurlu 16. sınıfta tescilli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, davacı markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin, davalılar tarafından da ticari etki yaratacak ve markasal asli unsur olacak şekilde kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davalıya ait web sitesinin iletişim bilgileri bölümünde her iki davalının isim ve telefon numaralarının birlikte yer alması ile ceza davasındaki savunmalar birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'a husumet yöneltilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır.
Zira "harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305).
Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır.
492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur".
492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır".
Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir.
Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30).
İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır.
Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir.
Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır.
Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir.
Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme hakimi tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2024 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararı, sadece davalılar tarafından istinaf edilmiş ise de yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin █████/1982 tarih ve █████████).
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2023 gün ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KABULÜ ile, www.....com adresinde davacıya ait ... markasının izinsiz kullanılması nedeniyle marka hakkına tecavüz oluşturduğu tespiti ile haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, Tecavüzlerin durdurulmasına, davacı tarafın maddi manevi zarar talep haklarının saklı tutulmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 651,30-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinaf eden tarafın aleyhine hüküm verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 689,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 150,00-TL tebligat ve posta giderlerinden oluşan toplam 3.839,50-TL yargılama giderine 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 4.000,90-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davalılardan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!