Danıştay Kararı: Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonunun Anlaşmasız Hastane Tedavisi Yardımı Reddi, Yönerge Maddesi İptali ve Fark Tazminat Talebi.
Özet: Bir avukat, Türkiye Barolar Birliğinin anlaşmalı olmayan bir hastanede geçirdiği ameliyat sonrası tedavi yardımının kısmen reddedilmesini düzenleyen yönerge maddesinin iptalini ve anlaşmalı hastanelere ödenen tam tutar ile kendisine ödenen kısmi miktar arasındaki farkın tazminini talep etmiştir. Davalı birlik, fonun sürdürülebilirliği ve mevzuat hükümleri çerçevesinde hareket ettiğini savunurken, tetkik hakimi davacının tazminat talebinin belirli bir kısmının (12.213,51 TL) kabul edilerek fazlasının reddedilmesi yönünde görüş belirtmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████DAVACI
: ...DAVALI
: ... BirliğiVEKİLİ
: Av. ...DAVANIN KONUSU
:1- Davacı tarafından, Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu, Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi No:1, Tedavi Yardımları Esasları'nın 9.1.4. maddesinin ve;2- Bu maddeye dayalı olarak tarafına uygulanan tedavi yardımı isteminin kısmen reddine dair ... tarih ve ... sayılı Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Müdürlüğü işleminin iptali ile;3- Anlaşmalı hastanelerde yapılan aynı ameliyat (halluks valgus) için ödenen tutar ile kendisine ödenen tutar arasında kalan farkın (27.000,00-TL'den az olmamak kaydıyla) yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.DAVACININ İDDİALARI
:Türkiye Barolar Birliğinin, üyesi bulunan avukatların hak ve çıkarlarını gözetmek, mesleki sorunlarını çözmek, üyelerine mutlak olarak eşit davranmak, gerektiğinde aynı oranda sosyal yardım ve dayanışma sağlamak, meslektaşları arasında herhangi bir gerekçe ile ayrımcılık yapmama ödevinin bulunduğu, kişinin serbest iradesi ile doktorunu ve tedavi uygulanacak hastaneyi seçme özgürlüğüne sahip olduğu, Türkiye Barolar Birliğinin anlaşmalı olduğu bir hastanede ameliyat olan bir başka avukatın geçirmiş olduğu aynı ameliyat nedeniyle şahsi hiçbir ödeme yapmadığı, 55 yıldır aidat ödeyen bir avukat olarak Türkiye Barolar Birliği ile anlaşması olmayan bir hastanede ameliyat olmak zorunda kalan şahsına da aynı sosyal yardım ve dayanışmanın sağlanması gerektiği, ... Hastanesinde yakın tarihte Halluks Valgus ameliyatı olan bir başka avukat için TBB Sosyal Yardım ve Dayanışma Fon Müdürlüğünce ... Hastanesine 29.000,00-TL tutarında ödeme yapıldığı, yine İstanbul’da ... Hastanesinde aynı ameliyat için bu miktar üzerinden anlaşma yapıldığı, Türkiye’de 81 ilde baro ve mesleğini icra eden avukatlar olduğu halde Türkiye Barolar Birliğinin sadece bazı illerdeki hastanelerle anlaşma yaptığı, 36 ilde hiçbir hastane ile anlaşma yapılmadığı, bir avukat hangi hastanede ameliyat olursa olsun Türkiye Barolar Birliğince eşit bir şekilde sosyal yardım ve dayanışma sağlamakla yükümlü olduğu ileri sürülmüştür.DAVALININ SAVUNMASI
:Davacı avukatın, İstanbul ilinde anlaşması bulunan onlarca hastane dışında Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Müdürlüğü ile anlaşması bulunmayan bir hastanede gerçekleştirilen ameliyata ilişkin ödediği bedelin iadesi talebinin, ilgili mevzuat gereği kısmen Sağlık Uygulama Tebliği hükümleri ve fark ücretleri kapsamında karşılandığı, 1136 sayılı Avukatlık Kanununa █████/2004 tarih ve 5043 sayılı Kanun ile eklenen 27/A maddesi uyarınca Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonunun (SYDF) kurulduğu, bu kanun maddesi uyarınca hazırlanan Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Yönetmeliğinin █████/2011 tarih ve 28141 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, mezkur Yönetmeliğin 18/1. maddesi uyarınca sosyal yardımlardan yararlanma koşullarının yönergelerle belirleneceğinin hüküm altına alındığı, yine 18/2. maddesinde, sosyal yardımlardan yararlanmanın isteğe bağlı olduğu ve bu yardımlardan ancak SYDF Müdürlüğü tarafından istenen bilgi ve belgeleri ulaştırmak ve yükümlülükleri yerine getirmek koşulu ile yararlanılabileceğinin düzenlendiği, SYDF tarafından verilen tüm yardımlarda olduğu gibi tedavi yardımının da başlıca gelir kaynağının vekalet pulları olduğu, SYDF tarafından verilen yardıma ilişkin tüm aktüeryal hesapların da pul satışına göre yapıldığı, SYDF, ülkenin bir çok ilinde ve bir çok hastanede anlaşma sağlamak suretiyle meslektaşların Yönetmelik ve ilgili Yönergeler gereği yapılan yardımlardan daha çok yararlanmasını sağlamayı amaçladığı, anlaşma yapılmayan hastaneden alınan tedavi hizmetinin de anlaşma yapılan hastane tedavi hizmeti oranında karşılanması halinde SYDF kaynaklarının, her geçen gün sayısı artan meslektaşlara yetmeyeceği ve yardımların daha kısıtlı koşullara bağlanacağı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Dava konusu Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu, Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi No:1, Tedavi Yardımları Esasları'nın 9.1.4. maddesi ile bu maddeye dayalı olarak davacıya uygulanan tedavi yardımı isteminin kısmen reddine dair ... tarih ve ... sayılı Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Müdürlüğü işleminin iptali ile davacının tazminat isteminin, Dairemizin █████/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen yanıt gereği, 12.213,51-TL yönünden kabulüne; fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI
: ...DÜŞÜNCESİ
: Dava; avukat olan davacı tarafından, Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu, Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi No: 1, Tedavi Yardımları Esasları'nın 14.1.4. maddesi ile tedavi yardımı istemin kısmen reddine dair işlemin iptali ile, anlaşmalı hastanelerde aynı işlem için ödenen tedavi yardımı ile ödenen kısım arasında kalan farkın tazmini istemiyle Türkiye Barolar Birliğine karşı açılmıştır.Dava dilekçesinde bahse konu Yönergenin 14.1.4. maddesinin iptali istenilmiş ise de; bu maddenin olayla alakalı olmadığı ve davacının ikinci dilekçesinde düzeltme yaptığı görülmüş olup; sehven yazılan madde değil işlemin dayanağı 9.1.4. madde dava konusu kabul edilmiştir.Anayasa'nın 124. maddesinde yer alan, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler...." hükmü idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin Anayasal dayanağını oluşturmaktadır.İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bugün için bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini yasalar çerçevesinde ve yasalara uygun olarak kullanması gereklidir. Yasanın öngördüğü düzenleme yetkisinin yine yasada belirtildiği gibi kullanılması, yasa hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması zorunludur.Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında; davalı idarenin dava konusu alandaki düzenleme yetkisinin ve bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının irdelenmesi gerekmektedir.1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Sosyal yardım ve dayanışma fonu" başlıklı 27/A maddesinde, Türkiye Barolar Birliği nezdinde sosyal güvenlik, sosyal yardım ve dayanışma hizmetlerinde kullanılmak üzere kaynağı bu Kanunun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen gelirlerin yarısı olan "Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu" kurulduğu, bu fondan yapılacak harcamaların esas ve usulleri ile diğer hususların Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanacak ve Adalet Bakanlığınca onaylanacak yönetmelikte gösterileceği belirtildiğinden; davalı idarenin Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonundan yapılacak olan "tedavi yardımı" konusunu, yönetmelikle düzenlenmesi gerekmektedir.Nitekim; █████/2012 tarihinde yürürlüğe girdiği (davalı idarenin internet sitesinde belirtildiğine göre) anlaşılan dava konusu Yönergeden önce; 1136 sayılı Kanun'un 27/A maddesine dayanılarak hazırlanan, "Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Yönetmeliği"nin █████/2011 tarih ve 28141 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği ancak; "amaç/kapsam, dayanak, ve yürürlük, yürütme maddeleri dahil 21 maddeden oluşan bahis konusu Yönetmelikte; Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonundan yapılacak harcamaların esas ve usulleri ile diğer hususların düzenlemesine yer verilmeyip, bu hususların Yönergelere bırakıldığı ve sonrasında bahse konu usul ve esasları düzenleyen ayrı Yönergelerin çıkarıldığı anlaşılmaktadır.Yönetmeliğin bahse konu "Sosyal yardımlar" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Tedavi yardımları: Tıbbi bakım, tedavi ve cerrahi müdahaleyi gerektirecek bedenî rahatsızlıkla karşılaşılması durumunda üyelerin sağlığını koruma, çalışma ve kendi ihtiyaçlarını görme kabiliyetini yeniden kazandırma amacına yönelik ayakta, yatarak veya ayakta ve yatarak alınması gerekli sağlık hizmeti ihtiyacı duyması hâlinde; belirlenecek koşullara sahip olanlara kısmen veya tamamen yapılacak yardımları kapsar."; 18. maddesinin 1. fıkrasında, "Sosyal yardımların hangilerinin ve ne nispetle olacağı, kimlerin hangi yardımlardan ne oranda faydalanacakları ve yararlanma yöntemleri, aidata bağlı yardımların tespiti ve aidat miktarı ile ödemelerinin ne şekilde yapılacağı, sosyal yardım ve dayanışma yönergelerinde düzenlenir." hükümleri getirilmiş; dava konusu Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu, Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi No: 1, Tedavi Yardımları Esasları'nın 9.1.4. maddesinde de, "Türkiye Barolar Birliği ile anlaşması olmayan tüm hastanelerden (SGK Anlaşması bulunup bulunmadığına bakılmaksızın) alınan tedavi hizmetleri için yardım tavanı SUTx3 ile sınırlı olmak üzere ödeme yapılır. Ancak SUT Ek-2G listesinde bulunan tedavi hizmetleri için bu oran SUTx1 olarak uygulanır." hükmü getirilmiştir.Bu durumda; amacı, kapsamı ve düzenleme alanı göz önünde bulundurulduğunda davalı idarenin bu konudaki düzenleme yetkisini yönetmelik çıkarmak veya mevcut yönetmelikte değişiklik yapmak suretiyle kullanması gerekirken, yönerge şeklinde düzenleme yapmasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Bireysel işleme gelince;Dayanağı Yönerge hükmü hukuka aykırı bulunan birel işlemde hukuka aykırı hale gelir. Ancak bu durum davacının tazmin isteminin tümüyle karşılanması gerektiği sonucu doğurmayıp; yönerge hükmü dışındaki mevcut düzenlemelere göre yeniden bir inceleme yapmak suretiyle karar verilmesini gerektiği de açıktır.Açıklanan nedenlerle; dava konusu düzenlemenin ve birel işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ SÜREÇ
:Davacının 1977 tarihinde geçirmiş olduğu bir trafik kazası nedeniyle halluks valgus ameliyatı olması gerektiği, bu ameliyatın ve nekahet döneminin uzun ve zorlu geçtiği bilindiğinden davacının çevresinden duyduğu ve kendisine önerilen Prof. Dr. ...’a bu ameliyatı olmaya karar verdiği, doktorun ayın belirli günleri İstanbul’a gelerek sadece ... Hastanesinde bu ameliyatı yaptığı, davacının da ameliyatını █████/2021 tarihinde bu hastanede yaptırdığı, ameliyat sonrası Türkiye Barolar Birliği SYDF Müdürlüğü yetkilisi ile yaptığı görüşme sonucu davacıdan istenilen belgelerin (ameliyat raporu, epikriz raporu, doktora ödenen ücrete dair doktor tarafından tanzim edilen 28.026,00 TL tutarındaki e-Serbest Meslek Makbuzu, hastaneye ödenen 15.200,00-TL ve 120,00-TL’lik faturalar) Türkiye Barolar Birliği SYDF Müdürlüğüne iletildiği, toplamda davacı tarafından 43.346,00-TL ödeme yapmış olmasına karşın Türkiye Barolar Birliği SYDF Müdürlüğünce 2.798,49-TL gibi sembolik bir miktarın ödenmesi üzerine, davacı tarafından █████/2022 tarihli dilekçe ile anlaşması olan hastenelere bu ameliyat için ödenen bedelin, ameliyat için yaptığı ödeme göz önünde bulundurularak, kendisine de aynı oranda ödenmesi talebiyle dosyasının yeniden değerlendirilmesi isteminde bulunulduğu, TBB Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Tedavi Yardımı Esasları Yönergesinin 9.1.4. maddesi dayanak gösterilmek suretiyle ... tarih ve ... sayılı Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Müdürlüğü işlemi ile tedavi yardımı isteminin kısmen reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.İNCELEME VE GEREKÇE
:İlgili Mevzuat
:Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir." hükmü; "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1/a bendinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ve 1/b bendinde ise, İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Aynı Kanunun 7. maddesinin 4. fıkrasında, "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmü; "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde ise, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmü yer almıştır.1136 sayılı Avukatlık Kanununun "Stajiyerlere barolarca yapılacak yardım" başlıklı 27. maddesinin ilk iki fıkrasında, "Staj süresince stajyerlere Türkiye Barolar Birliğince kredi verilir. Ödenecek kredinin kaynağı; avukatların yetkili mercilere sunduğu vekaletnamelere avukatın yapıştıracağı pul bedelleri ile geri ödemeden gelen paralar ve bunların gelirleridir. Bu pullar, Türkiye Barolar Birliğince bastırılır. Yapıştırılacak pulun değeri; █████/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun Yargı Harçları bölümünde yer alan vekaletname örnekleri için kullanılan harç tarifesinin yüzde elli fazlası kadarıdır. Her yıl yenilenen vekalet pulu bedeline ayrıca yüzde beş oranında ilave yapılır. Bu suretle elde edilecek kaynak avukat stajyerlerinin genel sağlık sigortası primlerinin ödenmesinde kullanılır. Kaynağın yetersizliği durumunda staj kredi fonundan aktarım yapılarak prim ödemesi yapılır. Bu primler Türkiye Barolar Birliği tarafından ödenir. Bu şekilde toplanan tüm pul bedelleri mali yönden Sayıştay denetimine tabidir." hükmü; "Sosyal yardım ve dayanışma fonu" başlıklı 27/A maddesinde ise, "Türkiye Barolar Birliği nezdinde sosyal güvenlik, sosyal yardım ve dayanışma hizmetlerinde kullanılmak üzere kaynağı bu Kanunun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen gelirlerin yarısı olan "Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu" kurulmuştur. Bu fondan yapılacak harcamaların esas ve usulleri ile diğer hususlar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanacak ve Adalet Bakanlığınca onaylanacak yönetmelikte gösterilir. Fon gelirleri ile harcamaları her yıl Adalet Bakanlığı tarafından ek 4 üncü maddedeki esas ve usullere göre denetlenir." hükmüne yer verilmiştir.Dava Konusu Yönergenin İncelenmesi
:Dava konusu Yönergenin hukuka uygun olup olmadığının, idarenin düzenleme yetkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.Uyuşmazlığın çözümü için, genel olarak, idarenin düzenleme yetkisinin kapsamı ve bu bağlamda idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisi üzerinde durulmalıdır. Anayasa'nın 124. maddesi, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin Anayasal dayanağını oluşturmaktadır.İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bugün için bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gereklidir. Kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması zorunludur.Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, davalı idarenin dava konusu alandaki düzenleme yetkisinin ve bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının irdelenmesi gerekmektedir.1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 27/A maddesinde, Türkiye Barolar Birliği nezdinde sosyal güvenlik, sosyal yardım ve dayanışma hizmetlerinde kullanılmak üzere kaynağı bu Kanunun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen gelirlerin yarısı olan "Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu" kurulduğu, bu fondan yapılacak harcamaların esas ve usulleri ile diğer hususların Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanacak ve Adalet Bakanlığınca onaylanacak yönetmelikte gösterileceği belirtildiğinden, davalı idarenin Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonundan yapılacak olan tedavi yardımı esaslarını, çıkaracağı yönetmelikle düzenlemesi gerekmektedir. Bu kapsamda, 1136 sayılı Kanun'un 27/A maddesine dayanılarak hazırlanan, "Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Yönetmeliği", █████/2011 tarih ve 28141 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ise de; mezkur Yönetmeliğin "Yardımlardan yararlanma yöntemi" başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında, "Sosyal yardımların hangilerinin ve ne nispetle olacağı, kimlerin hangi yardımlardan ne oranda faydalanacakları ve yararlanma yöntemleri, aidata bağlı yardımların tespiti ve aidat miktarı ile ödemelerinin ne şekilde yapılacağı, sosyal yardım ve dayanışma yönergelerinde düzenlenir." hükmüne yer verildiği, anılan düzenleme gereği de tedavi yardımı esasları konusunda, dava konusu Yönergenin düzenlendiği anlaşıldığından amacı, kapsamı ve düzenleme alanı göz önünde bulundurulduğunda davalı idarenin bu konudaki düzenleme yetkisini yönetmelik çıkarmak veya mevcut yönetmelikte değişiklik yapmak suretiyle kullanması gerekirken, yönerge şeklinde düzenleme yapmasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan her ne kadar tedavi yardımı esaslarının Yönetmelik ile düzenlenmesi gerekirken Yönerge ile düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmakla Yönergenin bir bütün olarak hukuka aykırılığı ortaya konulmuş ise de; davacı hakkında tesis edilen ... tarih ve ... sayılı Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Müdürlüğü işleminin dayanağı dava konusu Yönergenin 9.1.4. maddesi olup iptal istemi de bu maddeye yönelik olduğundan gerek 2577 sayılı Kanunun 7/4. maddesi gerekse taleple bağlılık kuralı gereği sadece anılan maddenin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Müdürlüğü işleminin incelenmesi:Dava konusu birel işlem, davacının █████/2022 tarihli başvurusuna istinaden Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu, Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi No:1, Tedavi Yardımları Esasları'nın 9.1.4. maddesi dayanak alınmak suretiyle tesis edildiğinden, işlemin dayanağı olan Yönergenin 9.1.4. maddesinde hukuka uygunluk görülmediğinden, bu düzenlemeye dayalı olarak tesis edilen birel işlemin de iptali gerekmektedir.Davacının maddi tazminat istemi yönünden yapılan inceleme:Davacı tarafından, dava dilekçesinde, anlaşmalı hastanelerde aynı ameliyatı olan avukatlara ödenen sosyal yardım miktarı tespit edilerek kendisine ödenen tutar ile aradaki farkın 27.000,00-TL'den az olmamak üzere yoksun kaldığı parasal hakkının yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminde bulunulmuştur. Her ne kadar belirtilen tutardan "az olmamak üzere" ifadesi 2577 sayılı Kanunun 3. maddesi açısından uygun değil ise de; Anayasanın 141. maddesi gereğince davaların en az giderle ve mümkün olan sürat ile sonuçlandırılması yargının görevi olduğundan, usul ekonomisi ilkesi gereğince davacının dava dilekçesinde belirttiği 27.000,00-TL üzerinden maddi tazminat istemi değerlendirilecektir.Dairemizin █████/2024 tarihli ara kararı ile davacının TBB Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Müdürlüğüne yaptığı █████/2021 tarihli başvuru dilekçesi ekinde yer alan ameliyat raporu, epikriz raporu ve İstanbul Florence Nightingale Hastanesine ödenen tutarlar da göz önünde bulundurularak Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu, Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi No:1, Tedavi Yardımları Esasları'nın davaya konu edilmeyen diğer hükümleri dikkate alınmak suretiyle TBB ile anlaşmalı olan hastanelerde söz konusu halluks valgus ameliyatı gerçekleştirilse idi meslek mensubuna SYDF Müdürlüğünce ne kadar ücret ödeneceğinin hesaplanarak bildirilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müşavirliğinin █████/2025 tarihinde Danıştay kayıtlarına giren yanıt dilekçesi ile davacının geçirmiş olduğu halluks valgus ameliyatının, TBB ile anlaşmalı olan hastanelerde yapılmış olsa idi ödenecek tutarın, dava konusu Yönergenin işlem tarihinde yürürlükte olan 9.1.2. ve 9.1.3. maddeleri uyarınca hastanenin SGK ile anlaşmalı olup olmamasına göre farklılık göstereceği, buna göre SYDF'nin anlaşmalı hastaneleri arasında SGK ile anlaşmalı olan bir hastanede aynı operasyonun geçirilmesi durumunda, bu tedaviye ilişkin Yönergede teminat kapsamında olan işlemlere ilişkin 2021 yılı Limitler Cetvelinde tedavi yardımları ödeme üst limiti olarak belirlenmiş olan SUTx2 olacak şekilde yine 2.298,49-TL tutarında ödeme gerçekleştirileceği; ancak SGK ile anlaşması bulunmayan hastaneler ile TBB arasında 2021 yılında yapılan ikili anlaşmalarda, bu hastanelerde tedavi gören avukatlara yapılacak ödemenin, hekimlik hizmetleri için Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Uygulama Veritabanı (HUV) fiyatlarından %30 indirim oranı uygulanarak HUV fiyatlarının %70'i ile sınırlı olmak üzere anlaşma tavanına kadar uygulanabileceği, bu anlaşmalar çerçevesinde, üyeye yapılacak ödemenin, yatış gün süresi ve bu süre içinde yapılacak olan tahlil ve tetkiklere göre farklılık göstereceği belirtildikten sonra; davacının durumuna ilişkin olarak, doktor cerrah ücreti, 7.280,00-TL, ameliyathane kullanım ücreti, 2.548,00-TL; anestezi ücreti, 2.184,00-TL; bir günlük yatış sırasında kullanılan ilaç bedelinin yaklaşık olarak 1.300,00-TL, tıbbi sarf malzemenin yaklaşık olarak 1.200,00-TL ve bir günlük yatak ücretinin 500,00-TL olmak üzere, toplamda ödenecek yaklaşık tutarın 15.012,00-TL olacağının belirtildiği, ayrıca dava konusu işlem ile Yönergenin 9.1.4. maddesi gereğince, TBB ile anlaşması olmayan tüm hastanelerden (SGK anlaşması bulunup bulunmadığına bakılmaksızın) alınan tedavi hizmetleri için yardım tavanı SUTx2 ile sınırlı olduğundan mevzuat gereği yıllık belirlenen Limitler Cetveli çerçevesinde, yapılan operasyona ait SUTx2 ile hesaplanan 2.298,49-TL ve tedavi sürecindeki 1 günlük yatış için yatak ücreti üst limiti olan 500,00-TL olmak üzere 2.798,49-TL'nin davacının hesabına ödendiğinin belirtildiği görülmektedir.Buna göre, TBB ile anlaşması olmayan tüm hastanelerden alınan tedavi hizmetleri için yardım tavanını SUTx3 ile ve SUT Ek-2G listesinde bulunan tedavi hizmetleri için bu oranı SUTx1 ile sınırlayan dava konusu Yönergenin davaya konu edilen 9.1.4. maddesi iptal edildiğinden ve dava konusu Yönergenin diğer maddeleri yürürlükte olduğundan, davacının ... Hastanesi'nde geçirmiş olduğu halluks valgus ameliyatı için başvuru dilekçesi ekinde yer alan ameliyat raporu, epikriz raporu ve ... Hastanesine ödenen tutarlar da göz önünde bulundurularak anılan Yönergenin diğer hükümleri uyarınca davacıya ödenmesi gereken tutarın ne kadar olduğunun sorulması üzerine davalı idarece davacıya ödenecek toplam ücretin 15.012,00-TL olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, belirtilen tutarın Türkiye Barolar Birliği tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir.Öte yandan dava konusu Yönergenin 9.1.4. maddesi gereğince davacıya 2.798,49-TL ödeme yapıldığından hükmedilecek maddi tazminat tutarından bu miktarın indirilmesi gerekmektedir.Diğer taraftan yasal faiz konusunda davacı tarafından dava dilekçesinde hangi tarihten itibaren yasal faiz isteminde bulunulduğu açıkça belirtilmediğinden, hükmedilecek maddi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekmektedir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Dava konusu Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu, Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi No:1, Tedavi Yardımları Esasları'nın 9.1.4. maddesinin İPTALİNE,2. Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Müdürlüğü işleminin İPTALİNE,3. Davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile ...-TL'nin işbu davanın açıldığı █████/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine; fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin ise reddine,4. Dava kısmen iptal; kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin 1/2'si olan ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 1/2'si olan ...-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesi gereğince hükmedilen ücret, kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,6. Hükmedilen tutar üzerinden hesaplanan ...-TL nispi karar harcından, dava açılırken davacı tarafından yatırılan ...-TL maktu karar harcının mahsubu sonucu kalan ...-TL harcın davacıya tamamlattırılmasına, bilahare ...-TL'nin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine,7. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,8. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile █████/2025 tarihinde karar verildi.