Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin, eski çalışanın rekabet yasağı hükümlerini ihlal ederek rakip şirkette çalışması nedeniyle açılan tazminat davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, işveren tarafından eski çalışanı aleyhine, iş akdinin sona ermesinden sonra rakip bir firmada çalışarak rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasıyla açılan tazminat davasına ilişkin genel bir çerçeve sunmaktadır. Davacı, yüksek düzeyde bilgiye sahip olan eski çalışanının emeklilik bahanesiyle işten ayrılıp hemen rakip firmaya geçmesinin haksız rekabete yol açtığını ve ticari sırlarını kullanma potansiyeli taşıdığını ileri sürerek cezai tazminat talep etmektedir. Davalının savunma sunmaması nedeniyle iddiaları reddettiği varsayılmıştır. Metin, uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına dayandığını belirtmekte ve bu tür bir sözleşmenin geçerliliği için gereken yazılılık, fiil ehliyeti, işverenin korunmaya değer haklı menfaati ve çalışanın ticari sır veya müşteri çevresine erişiminin bulunması gibi şartları detaylıca açıklamaktadır.

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/... Esas - 2026/...

T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: 2026/
KARAR NO
: 2026/
BAŞKAN
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
: Av.
DAVALI
:
VEKİLİ
: Av.
DAVA
: Tazminat (Rekabet Yasağı) TBK 444 md.
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat ((Rekabet Yasağından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili; Davalının davacı şirkette █████/2010 - █████/2025 tarihleri arasında Boyahane ve Kataforez uzmanı olarak görev yaptığını, davalının 1475 sayılı yasanın 14. Maddesi uyarınca çalışma hayatına son vermek istediğini bildirdiğini, kanun maddesinin amacının yaş haddine takılıp ancak emekli olmak isteyenlerin emekli olup iş hayatını sonlandırmak amacıyla var olduğunu, ancak ....'ın iş akdi kanunun verdiği hakkı kötüye kullanarak haksız şekilde sona erdirdikten kısa bir süre sonra treyler üreticisi ve davacı şirketin rakibi pozisyonunda olan ...Şirketinde çalışmaya başladığını bilgisini edindiklerini, davalının davacı şirket bünyesinde çalışır iken üretim alanında üst düzey bir çalışan olduğunu, davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini belirterek şimdilik 1.000,00-TL cezai tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış iddia edilen vakıaları reddetmiş sayılmıştır. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiştir.
Uyuşmazlık TBK nun 444 vd. Maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına dayanan tazminat talebine ilişkindir.
Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’nın 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir.
Öğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir (Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunun Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Mühf-Had, C.14, sy.3, s.179 vd.).
Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersiz olmakla birlikte esasen fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması gerekir. (Yargıtay HGK'nın ███████-568 esas ve ████████ karar sayılı ilamı)
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak, rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı da yeterli olmaktadır.
Geçerliliğin ikinci şartı ise, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. Bu hususta 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesinde “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” şeklinde düzenlenme mevcuttur. Söz konusu yasal düzenlemeye aksi nitelikte bir durumun mevcudiyeti rekabet yasağı sözleşmesini geçersiz kılacaktır.
Öte yandan 6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesindeki “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” şeklinde düzenleme ile rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürmesi yönünden hâkime kapsamı veya süresi bakımından rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi verilmiştir. Bu düzenleme ile yer, zaman ve konu (işin türü) bakımından sınırları çok geniş tutulmuş rekabet yasağı sözleşmelerine geçersizlik gibi ağır bir hukuki yaptırım uygulamak yerine, sözleşmenin kanuna uygun hâle getirilmesinin yolu açılmış olmaktadır.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işcinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin █████/2019 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı, █████/2017 tarihli, ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararları)
Rekabet yasağı iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. 6098 sayılı TBK'nın 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.
Anılan düzenlemeler ile işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıdığı hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesi ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceği düzenlenmiş olup, rekabet yasağı kaydının geçerlilik ve sınırlandırılmasına ilişkin koşullar da ayrıca belirtilmiştir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi █████████ Esas ████████ Karar)
Taraflar arasında 19.05.2016 tarihinde akdedilen yazılı iş sözleşmesinin 4. Maddesinde davalı çalışanın hizmet sözleşmesinin yürürlükte olduğu sürece ve sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun sona ermesinden itibaren 6 ay süresince, Marmara Bölgesi, Karadeniz Bölgesi, Ege Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi’nde rekabet etmeme edimini yüklendiği görülmektedir. Sözleşme süre açısından TBK 455 maddesinde belirtilen süre sınırına uygun olmakla birlikte rekabet yasağının neredeyse tüm ülke geneli için öngörülmesi TBK 445/2. Maddesi hükmüne göre kapsam yönünden hakimin müdahalesini gerektirmektedir. Gerçekten Doğu ve Güneydoğu bölgeleri dışında tüm ülkeyi kapsayan rekabet yasağı davacının iş yaptığı sektör açısından Ülke geneline yayılmış bir rekabet yasağı olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda sözleşmenin coğrafi kapsamı geçerli görülmemiş ve mahkememizce rekabet yasağının coğrafi kapsamı Sakarya ile sınırlandırılmış ve rekabet yasağının ihlal edilip edilmediği bu çerçevede değerlendirilmiştir. (Emsal Yargıtay 11 HD █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı)
Davalının davacı işyerinden █████/2025 tarihinde ayırıldıktan sonra █████/2025 tarihinde Mersin Tarsus adresinde faaliyet gösteren ...Şirketinde çalışmaya başladığı ve halen çalışmasını sürdürdüğü Uyap'tan alınan SGK kayıtları ile sabittir.
Yukarıda belirtilen ilkeler ve tespitler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde: davalının Sakarya'da faaliyet gösteren davacı şirketteki işinden █████/2025 tarihinde ayırıldıktan sonra █████/2025 tarihinde Mersin Tarsus adresinde faaliyet gösteren ... Şirketinde işe girdiği ve dava tarihi itibariyle de çalışmaya devam ettiği, mahkememizce TBK 445/2 maddesi gereği yapılan müdahele ile rekabet yasağının Sakarya ili ile sınırlandırılmış olması itibariyle mevcut çalışmasının rekabet yasağının ihlali niteliğinde bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmede rekabet yasağının ihlaline bağlanan cezai şart tazminat koşullarının gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.
Dava değer itibariyle basit yargılama usulüne (HMK 320 md. vd. ) tabidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320. maddesinin açık düzenlemesi karşısında mahkeme, basit yargılama usulüne tâbi dava ve işlerde, dava şartları yoksa davayı usulden reddedebilir; ilk itirazlar hakkında ya da dilekçelere eklenen deliller yeterli görülürse davanın esası hakkında karar da verebilir. Dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların dilekçelerine ekledikleri ya da ilgili yerlerden getirtilmesini istedikleri delillerin toplanması ile mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri incelenmiş olacaktır. Bu nedenle ön inceleme duruşması yapılmadan dosya üzerinden, mevcut deliller ile dava şartları ve ilk itirazlardan başka, davanın esası hakkında da karar verilmesi mümkündür. Bu şekilde dosya üzerinden karar verildiğinde, taraflara dava ve cevap dilekçesinin tebliği ile bu dilekçelerinde bildirdikleri deliller toplanmış olacağından, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-306 Esas ████████ Karar sayılı 17.09.2025 tarihli kararı) Somut davada tarafların delil olarak bildirdikleri belgeler dışında başkaca bir delil değerlendirilmemiştir. Tahkikat aşamasına konu olabilecek (bilirkişi incelemesi ve keşif gibi) bir delilde söz konusu değildir. Dolayısıyla yargılamanın en kısa sürede ve hedef süre içinde sonuçlandırılması gerekliliği de gözetilerek duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde inceleme ile yetinilerek karar verilmiştir.
Açıklanan gerekçelerle dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; davanın esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM; Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınan harç yeterli olduğundan ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 6.000,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereği talep aranmaksızın taraflara tebliğine,
7-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan avansın karar kesinleştiğinde talep aranmaksızın yatıran tarafa iadesine,
Dair, HMK 320 maddesi gereği, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olarak karar verildi. █████/2026
Katip
e-imzalıdır
Başkan
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!