Eser sözleşmesinden kaynaklanan hakediş kesintilerinin iadesi amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesi.
Özet: İşveren tarafından yüklenicinin Türkmenistandaki inşaat projeleri kapsamında imzalanan eser sözleşmelerinden doğan alacaklarından yapılan hakediş kesintilerinin iadesi için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasında, yüklenici edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, kesin hesapların mutabakatla yapıldığını ve kalan 77.079,23 USD alacağının ödenmediğini iddia ederek itirazın iptalini talep ederken, işveren sözleşmelerdeki teminat kesintisi ve işçi haklarından yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin maddeleri ileri sürerek savunma yapmakta olup, ilk derece mahkemesinin ret kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: 2026/7
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Dava, eser sözleşmesi kapsamında işveren tarafından yüklenicinin hakedişlerinden yapılan kesintilerin iade edilmesi amacıyla başlatılan icra takibine davalı yanca yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davanın reddine dair karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında, davalının Türkmenistan'da bulunan inşaat işlerinin yapımı için (izolasyon vs.) birden fazla eser sözleşmesi yapıldığını, müvekkili şirketin akdetmiş olduğu sözleşmeler uyarınca üzerine düşen inşaat işlerine ilişkin yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu tüm inşaat işlerine ilişkin olarak davalı ve davalının sözleşme akdetmiş olduğu kurumlar tarafından bütün geçici ve kesin kabullerin yapıldığını, bu hususların tutanak altına alındığını, bu doğrultuda kesin hesaplar yapıldığını, mutabık kalınan kesin hesap meblağı üzerinden davalı yana faturalar tanzim edildiğini, tanzim edilen faturalara davalı tarafından itiraz edilmediğini, davalı yanın göndermiş olduğu mutabakat mektuplarının müvekkili şirket tarafından imza edilerek tekrar davalı yana iletildiğini, aradan geçen süreçte müvekkili şirket tarafından gerek şifahen gerekse e-mail yolu ile davalı yandan defalarca ödeme talep edildiğini ancak davalı yanın müvekkilini oyalayarak borcunu ödemekten imtina ettiğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine haksız bir şekilde itiraz edildiğini belirterek, davanın kabulü ile birlikte davalının İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin 77.079,23-USD asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca devlet bankalarınca döviz cinsinden mevduata bir yıl için uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir (İlk derece mahkemesi tarafından, davacı vekiline müvekkilinin alacağını hangi sözleşmelere dayandırdığını açıklaması için süre verilmiş olup, davacı vekilince dosyaya sunulan █████/2023 tarihli dilekçe incelendiğinde, müvekkilinin davalının Türkmenistan'da bulunan projeleri ile ilgili birçok eser sözleşmesinde yüklenici olarak imzasının bulunduğunu, sözleşme sayısının fazla olması nedeniyle hangi sözleşmeden ne kadar alacaklarının bulunduğunu tespitinin mümkün olmadığını, bunun ancak bilirkişi incelemesi ile tespit edilebileceğini, davalı tarafın müvekkilince yapılan işleri kabul ettiğini, sadece İş Mahkemelerindeki dosyaları nedeniyle teminat kesintisi yapıldığına dair defi sunulduğunu, cari hesap ekstresi incelendiğinde davalı yanın müvekkilinin teminat adı altındaki hakedişlerini cari hesapta serbest bıraktığını bu kapsamda müvekkilinin 270.852,53USD alacağı bulunduğunun görüldüğünü, bu alacağın 193.773,30 USD'lik kısmı için davalı tarafından 2 adet çek verilerek bu kısmın ifa edildiğini, ödenmemiş geriye 77.079,23 USD kaldığını, bu miktarın tahsili için icra takibi başlattıklarını belirtmiş olup, █████/2025 tarihli duruşmada da davaya konu 3 sözleşmedeki edimlerin tamamlanarak davalıya teslim edildiğini, müvekkilinin geçici ve kesin kabul tutanaklarını kayıp ettiğini bildirmiştir).
Davalı vekili, taraflar arasında 3 adet yüklenici sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmelerin tarih ve konularına ilişkin cevap dilekçesinde açıklama yaptıklarını, bu sözleşmelerin 10/A maddesinde teminat kesintisi başlığı ile "aylık hakedişlerden %6 oranında teminat kesintisi yapılıp, işin kesin kabulünü takiben (garanti süresi sonunda) herhangi bir sorun söz konusu olmadığının tespiti ile ödenecektir" denildiğini, yine sözleşmenin 26.maddesinde işçi hakları başlığı altında "yüklenici çalıştırdığı işçilerin gündelik, aylık ve götürü haklarını aynı zamanda ödemeye zorunludur, işçilerin ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık ücretli izin, bayram ve genel tatil ücretleri vb Mahalli İş Kanunu'ndan ve meri mevzuattan doğan haklarını yüklenici tediye ile mükelleftir" denildiğini, bu hükümlerden açıkça anlaşılacağı üzere işçilerin ihbar, kıdem tazminatı gibi İş Kanunu'ndan kaynaklanan tüm haklarından yüklenicinin yani davacının sorumlu olduğunu, sözleşmenin 10/A maddesinde de "herhangi bir sorun olmadığında" ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, hem müvekkili şirket hemde davacı aleyhine açılmış işçilik alacaklı talepli davalar bulunduğunu, bunun listesinin cevap dilekçesinde verildiğini, taraflar arasındaki sözleşme maddeleri uyarınca yapılan teminat kesintisinin, işçilerin ücret ve tazminatlarının ödenmediği yani davalar devam ettiği sürece müvekkilinin uhdesinde tutmakta haklı olduğunu, söz konusu dosyalardan talep edilen alacak miktarı ve faizlerin tutulan teminat miktarından bile fazla olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının hakedişlerinden yapılan teminat kesintilerinin iade koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda toplandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 10/A ve 26.maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, teminat kesintisinin kesin kabul yapıldıktan ve herhangi bir sorun çıkmadığının tespiti halinde ödeneceği düzenlenmiş olup, sözleşmenin 26.maddesinde de yüklenicinin çalıştırdığı tüm işçilerin işçilik haklarından yüklenicinin sorumlu olduğu kararlaştırılmış olup, işçiler tarafından, davacının alt işveren, davalının ise üst işveren olması nedeniyle kanunen işçilik haklarından müteselsil sorumlu olmaları nedeniyle hem davacı hemde davalı hakkında işçilik alacakları için dava açtıkları, açılan davaların bir kısmının derdest olduğu, bir kısmının kesinleştiği ve icra takibi aşamasında olduğu tespit edilmiş olup sözleşmenin 26.maddesi gereğince işçilik alacaklarından yüklenici-davacı sorumlu olduğundan, alt işveren ve üst işverene birlikte açılan davalar neticesinde üst işveren olan davalı tarafından ödeme yapılması halinde davacıya rücu edilmesi gündeme geleceğinden, sözleşmenin 10/A ve 26.maddeleri gereğince teminatın iadesi koşulunun oluşmadığı, davacının alacağının henüz muaccel olmadığı, bir kısım işçilik alacağı ile ilgili dosyanın derdest olması nedeniyle mahkemece verilecek kararda alacak miktarı ve ödeme aşamasına kadar işleyecek faiz henüz belli olmadığından, kesilen teminat miktarından arta kalan miktar olup olmadığı şu aşamada belli olmadığından, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun █████/2022 tarihli 2019/5 esas 2022/1 karar sayılı ilamda dikkate alınarak, davacının davasının alacağın henüz muaccel olmaması nedeniyle dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkemece davalı yana ticari defter ve kayıtların ibrazı hususunda ihtarat yapıldığını, ancak bu ihtarata rağmen davalının ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan imtina ettiğini, buna göre HMK'nın 222/3. maddesine göre müvekkilinin usulüne uygun olarak tutulmuş ve lehine delil teşkil eden ticari defter ve kayıtlarının dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki davalı yanın ibraz etmiş olduğu beratlarda da müvekkil şirketin alacağını oluşturan bedelin █████/2019 tarihli ve "Çek Ödemesinden Bloke Tutar" olarak kaydedildiğini, buna göre davalı yanın ibraz etmiş olduğu belgeler neticesinde de davalının, müvekkil şirkete cari hesaptan kaynaklanan borcu bulunduğunun sabit olduğunu, tarafların bağlı bulunduğu sözleşmelerin "Teminat Kesintisi" başlıklı 10A maddesinin "Aylık hakedişlerden %6 oranında teminat kesintisi yapılıp işin kabulünü takiben (garanti süresi sonunda) herhangi bir sorun söz konusu olmadığının tespiti ile ödenecektir" şeklinde düzenlendiğini, anılan sözleşme hükmünden yapılan işin eksik/ayıplı olmaması halinde müvekkil şirkete ödeme yapılacağının anlaşılmakta olduğunu, zira işbu maddede iş hukukundan kaynaklanan herhangi bir talebin teminat kesintisine konu edileceğinin yazılı olmadığını, kaldı ki bir an için ilgili sözleşme maddeleri uyarınca müvekkilin hakedişlerinden kesinti yapılabileceği değerlendirilecek olsa dahi, davalı yanın cevap dilekçesinde ileri sürmüş olduğu ödemezlik def''i kapsamındaki dava ve icra dosyaları incelenerek değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılması talep edilmiştir.
DEĞERLENDİRME
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır.
Davacı, davalı yanca hak ediş ödemelerinden teminat kesintileri yapıldığını, ancak işlerin kabulünün yapılmasına rağmen teminat kesintilerinin iade edilmediği belirterek teminat kesintilerinin iadesini talep etmiştir.
Davalı, sözleşmenin 26.maddesine göre, yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin gündelik, aylık ve götürü haklarını ödemekle yükümlü olduğunu, ayrıca işçilerin ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık ücretli izin, bayram ve genel tatil ücretleri gibi mevzuattan doğan haklarınından da sorumlu olduğunu, sözleşmenin 10/A maddesinde de teminatların "herhangi bir sorun olmadığında" ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, hem müvekkili şirket hem de davacı aleyhine açılmış iş davaların bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, sözleşmeye göre teminat kesintisinin kesin kabul yapıldıktan ve herhangi bir sorun çıkmadığının tespiti halinde ödeneceğinin düzenlendiğini, sözleşmenin 26.maddesinde de yüklenicinin çalıştırdığı tüm işçilerin işçilik haklarından yüklenicinin sorumlu olduğunun kararlaştırıldığını, işçiler tarafından hem davacı hem de davalı hakkında işçilik alacakları için dava açıldığını, açılan davaların bir kısmının derdest olduğu, bir kısmının ise kesinleştiğini ve icra takibi aşamasında olduğunu, davalı tarafından ödeme yapılması halinde davacıya rücu edilmesinin gündeme geleceğini, sözleşmenin 10/A ve 26.maddeleri gereğince teminatın iadesi koşulunun oluşmadığı, davacının alacağının henüz muaccel olmadığı belirtilerek davacının davasının alacağın henüz muaccel olmaması nedeniyle dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası alınıp incelendiğinde, alacaklısının ... Ltd Şti, borçlusunun ... A.Ş. olduğu, █████/2022 faturalar/cari hesap ekstresi alacağı açıklaması ile borçlu hakkında 77.079,23USD tutarında takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu tarafa █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilince ise █████/2022 tarihinde başlatılan icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulduğu görülmüştür.
Bilirkişi raporunda, "Davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olup, Davacı Şirketin ticari defterlerinde yapılan tespitler Davacı Şirketin incelenen 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinde davalı ile ticari ilişkisinin mevcut olduğu görülmüştür. Muavin dökümü raporun 6 ve 7.sayfalarında sunulmuştur.
Davacının incelenen ticari defterlerinde tespit edilenler; Davacı Şirketin, davalı ile olan cari münasebetini 120.10.1053 no.lu alıcılar alt hesap kodunda takip ettiği, dosyaya konu olan Eser sözleşmelerinden kaynaklı faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının incelenen kendi ticari defterlerinde takip tarihi 08.03.2022 itibariyle davalı yandan 356.599,86 TL USD olarak 56.261,64 USD alacaklı olduğu, 01.10.2022 tarihi itibariyle ise 77.079,23 USD alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Davalının Ticari Defteri Üzerinde Yapılan İnceleme ve Tespitler Davalı şirkete gerek mail yolu ile gerekse telefon ile aranarak ticari defterlerin incelenmesi gerektiği yönünde bilgilendirmeler yapılmış olup davalı tarafından tarafımıza gönderilen 29.07.2024 tarihli mailde “...... İnşaat Türkmenistan şubemizle çalışmaktadır. Yurt dışı şube kayıtları, merkez ofiste girilmediğinden, e-defter kayıtlarında yoktur. ... A.Ş. İstanbul beratlarını ekte paylaşıyoruz denmek suretiyle davacı ile ilgili sadece İstanbul kayıtlarını tarafımıza iletmişlerdir. Davalı Şirketin incelenen İstanbul şubesindeki 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinde davalı ile ticari ilişkisinin mevcut olduğu görülmüştür. Muavin dökümü raporun 9,10,11,12,13 ve 14. Sayfalarında sunulmuştur.
Davalının incelenen ticari defterlerinde tespit edilenler; Davalı Şirketin, davacı ile olan İstanbul şubesindeki cari münasebetini 320.221.0000 no.lu satıcılar alt hesap kodunda takip ettiği, dosyaya konu olan Eser sözleşmelerinden kaynaklı faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının alacağını oluşturan 77.091,17 USD tutar davalı kayıtlarında 27.08.2019 tarihinde “Çek ödemesinden Bloke Tutar” olarak kayıtlı olduğu görülmüştür.
İstanbul 23. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası Üzerinde Yapılan İncelemeler İstanbul 23. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takip dosyası ile; Alacaklı Tasfiye Halinde ... .... Ltd. Şti vekili tarafından, borçlu ... ... A.Ş. aleyhine 08.03.2022 takip talebi tarihinde başlatılan 7 no.lu örnek ödeme Emirli icra takibinde, 77.079,23 USD Toplam asıl alacak tutarındaki alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek USD - KAMU Bankalarınca Uyg. Azami Faiz (?6 2,25 Yıllık) ve değişen oranlardaki faizi ile tahsili, kısmi ödemelerde BK.100'e göre yapılmasını talep etmiştir. Borçlu şirket yetkilisinin 09.01.2023 tarihli itiraz dilekçesiyle; “...Asıl Alacağa, Faize ve tüm ferilerine...” itirazı üzerine durmuş ve alacaklı vekili tarafından 1 yıllık yasal süre içinde eldeki İtirazın İptali davasının açıldığı görülmüştür.
Taraflar Arasındaki Cari İlişkinin Mali Olarak İncelenmesi ve Değerlendirilmesi; Dosyaya konu olan Eser sözleşmelerinden kaynaklı faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin ise İstanbul kayıtları tarafımıza iletildiğinden bu faturaların davalı kayıtlarında yer almadığı görüldüğü, davalı yan “...... İnşaat Türkmenistan şubemizle çalışmaktadır. Yurt dışı şube kayıtları, merkez ofiste olduğu...” bilgisi verildiğinden davalının yurt dışı kayıtlarında üzerinde inceleme yapılamadığı, davacının alacağını oluşturan 77.091,17 USD tutar davalı kayıtlarında 27.08.2019 tarihinde “Çek ödemesinden Bloke Tutar” olarak kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Bu noktada alacağın Mahkemece kabul edilmesi halinde, Taraflar arasında ticari ilişki USD cinsinden olduğu ve davacının USD cinsinden talepte bulunma hakkının mevcut olduğu kanaati edinilmektedir" denilerek raporun sonuç kısmında borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde; Davacı tarafından 08.03.2022 tarihinde davalı aleyhine T.C. İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı, 77.079,23USD.lik asıl alacağın ödenmesinin talep edildiği, “borcun sebebi”nin de “08.03.2022 faturalarla cari hesap ekstresi alacağı” şeklinde gösterildiği, sözleşmelerin “Teminat Kesintisi” başlıklı 10A maddesinin “Aylık hakedişlerden %6 oranında teminat kesintisi yapılıp işin kesin kabulünü takiben (garanti süresi sonunda) herhangi bir sorun söz konusu olmadığının tespiti ile ödenecektir”; sözleşmelerin 26.maddesinde “Yüklenici, çalıştırdığı işçilerin gündelik, aylık ve götürü haklarını aynı zamanda ödemeye zorunludur. İşçilerin ihbar, kıdem tazminatları, fazla mesai, yıllık ücretli izin, bayram ve genel tatil ücretleri vb. mahalli iş kanunundan ve meri'i maddesi mevzuattan doğan haklarını yükleniciye tevdi ile mükelleftir” şeklinde olduğu, “davalının cevap dilekçesinde belirtiği sözleşmenin 10.A ve 26.maddeleri kapsamında teminatları tutma hakkı olup olmadığı, varsa ne kadar miktarı tutma hakkı olduğu ve ne kadarının davacıya iadesi gerektiği” hususunda: Dosya kapsamı incelendiğinde dava dışı kişiler tarafından iş mahkemesinde açılmış davaların olduğu; hal böyle olmakla yüklenici davacının sözleşmenin 26. maddesi uyarınca işçilikle ilgili borçlardan sorumlu olduğu; sözleşmenin “Teminat Kesintisi” başlıklı 10.A maddesi gereğince de teminat kesintilerinin talep edilmesi için “...işin kesin kabulünü takiben (garanti süresi sonunda) herhangi bir sorun söz konusu olmadığının tespiti ile ödenecektir.” şeklinde kararlaştırılan koşulun/şartın gerçekleşmediği ve davacının teminat kesintisini talep etme yönündeki alacak hakkının muaccel hale gelmediği kanaatine varıldığı, inşaat yönünden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde: Teknik yönden yapılan incelemelerde, davacı şirket davalı ile akdetmiş olduğu sözleşme konusu inşaat işlerini eksiksiz bir şekilde ifa ettiği ve bu doğrultuda kesin hesaplamalar yapıldığı, tutanaklar düzenlendiği ve buna istinaden faturaların düzenlendiğinin dosya içeresindeki belge ve verilerden tespit edildiği, “davacının davalıdan alacağının olup olmadığı, davalının cevap dilekçesinde belirttiği sözleşmenin 10. A ve 26. maddeleri kapsamında teminatları tutma hakkı olup olmadığı varsa ne kadar miktarı tutma hakkı olduğu ve ne kadarının davacıya iadesi gerektiği” hususunda; Sözleşmenin maddel0a: teminat kesintisi, madde26:isçi hakları” başlıklı maddelerin hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere çalışan işçilerin ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık ücretli izin, bayram ve genel tatil ücretleri ve iş kanunundan kaynaklanan tüm haklarından yüklenicinin, yani davacı sorumlu olduğu, yine sözleşme kapsamında teminat kesintilerinin ancak herhangi bir sorun olmadığında ödeneceği açıkça belirtildiği, hem davalı şirketin hem de davacının aleyhine açılmış işçilik alacağı talepli davalar bulunduğu anlaşıldığından davalının teminattın tamamını tutma hakkı olduğu kanaatine varıldığı, davacıya ait incelenen 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış ve Yevmiye Defterinin kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı, bu itibarla HMK 222 md. Ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davacının 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tasdik ettirildiği, davacının davalı ile olan cari münasebetini 120.10.1053 nolu alıcılar alt hesap kodunda takip ettiği, dosyaya konu olan Eser sözleşmelerinden kaynaklı faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının incelenen kendi ticari defterlerinde takip tarihi 08.03.2022 itibariyle davalı yandan 356.599,86 TL USD olarak 56.261,64 USD alacaklı olduğu, 01.10.2022 tarihi itibariyle ise 77.079,23 USD alacaklı olduğu, davalı şirkete gerek mail yolu ile gerekse telefon ile aranarak ticari defterlerin incelenmesi gerektiği yönünde bilgilendirmeler yapılmış olup davalı tarafından tarafımıza gönderilen 29.07.2024 tarihli mailde şubemizle çalışmaktadır. Yurt dışı şube kayıtları, merkez ofiste girilmediğinden, e-defter 2. ... İnşaat Türkmenistan kayıtlarında yoktur. ... A.Ş. İstanbul beratlarını ekte paylaşıyoruz...” denmek suretiyle davacı ile ilgili sadece İstanbul kayıtlarını taraflarına iletildiği, davalı şirketin, davacı ile olan İstanbul şubesindeki cari münasebetini 320.221.0000 nolu satıcılar alt hesap kodunda takip ettiği, dosyaya konu olan eser sözleşmelerinden kaynaklı faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının alacağını oluşturan 77.091,17 USD tutar davalı kayıtlarında 27.08.2019 tarihinde “Çek ödemesinden Bloke Tutar” olarak kayıtlı olduğu, “davacının USD cinsinden talepte bulunduğu görülmekle taraflar arasındaki sözleşme, faturalar, hakedişler, davalı tarafından yapılan ödemeler incelenerek taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD cinsinden olup olmadığı, davacının USD cinsinden talepte bulunma hakkının olup olmadığı” hususunda; Taraflar arasında ticari ilişki USD cinsinden olup, alacağın mahkememizce kabul edilmesi halinde, davacının USD cinsinden talepte bulunma hakkının mevcut olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyeti ek raporunda özetle, "İnşaat yönünden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde:
a. Teknik yönden yapılan incelemelerde, davacı şirketin davalı ile akdetmiş olduğu sözleşme konusu inşaat işlerini eksiksiz bir şekilde ifa ettiği ve bu doğrultuda kesin hesaplamalar yapıldığı, tutanaklar düzenlendiği ve buna istinaden faturaların düzenlendiğinin dosya içeresindeki belge ve verilerden tespit edildiği,
b. “davacının davalıdan alacağının olup olmadığı, davalının cevap dilekçesinde belirttiği sözleşmenin 10. A ve 26. maddeleri kapsamında teminatları tutma hakkı olup olmadığı, varsa ne kadar miktarı tutma hakkı olduğu, ne kadarının davacıya iadesi gerektiği” hususunda: Sözleşmenin maddel0a: “teminat kesintisi”, madde26 “işçi hakları” başlıklı maddelerin hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere çalışan işçilerin ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık ücretli izin, bayram ve genel tatil ücretleri ve iş kanunundan kaynaklanan tüm haklarından yüklenicinin, yani davacının sorumlu olduğu, yine sözleşme kapsamında teminat kesintilerinin ancak herhangi bir sorun olmadığında ödeneceğinin açıkça belirtildiği, hem davalı şirketin hem de davacının aleyhine açılmış işçilik alacağı talepli davalar bulunduğu anlaşıldığından davalının teminatın tamamını tutma hakkı olduğu kanaatine varıldığı, Her ne kadar itiraz dilekçesinde “hangi icra dosyasına kim tarafından ne kadar teminat yatırıldığı, ödeme yapıldığı, davalı şirketin bu dosyalar kapsamında riskinin ne kadar olduğu saptanması” gerektiği belirtilmiş olsa da bu hususların tespitinin mümkün olmadığı, Mali yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde: Kök rapordaki görüşümüze aynen katılıp, kök raporda vardığımız Mali sonuçta bir değişiklik olmadı.
Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde:
a. “davalının cevap dilekçesinde belirttiği sözleşmenin 10.A ve 26.maddeleri kapsamında teminatları tutma hakkı olup olmadığı, varsa ne kadar miktarı tutma hakkı olduğu ve ne kadarının davacıya iadesi gerektiği” hususunda: Dosya kapsamı incelendiğinde dava dışı kişiler tarafından iş mahkemesinde açılmış davaların olduğu; hal böyle olmakla yüklenici davacının sözleşmenin 26. maddesi uyarınca işçilikle ilgili borçlardan sorumlu olduğu; sözleşmenin “Teminat Kesintisi” başlıklı 10.A maddesi uyarınca ise teminat kesintilerinin talep edilmesi için “...işin kesin kabulünü takiben (garanti süresi sonunda) herhangi bir sorun söz konusu olmadığının tespiti ile ödenecektir.” şeklinde kararlaştırılan “koşulun/şartın” gerçekleşmediği; davacının teminat kesintisini talep etme yönündeki alacak hakkının muaccel hale gelmediği kanaatine varıldığı; bu hususa itiraz edilmiş olsa da söz konusu iki sözleşme hükmü yeniden incelendiğinde kök rapordaki görüşte değişiklik olmadığı; takdirin elbette TMK m. 4 ve HMK hükümleri gereğince Mahkeme'ye ait olduğu,
b. “davacının USD cinsinden talepte bulunma hakkının olup olmadığı” hususunda: Sözleşme hükümleri incelendiğinde eser bedelinin USD cinsinden ödeneceğine ilişkin bir hükme rastlanmadığı; bununla birlikte yedek hukuk hükmü niteliğindeki TBK m. 99/1 hükmünün ise “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.” şeklinde olduğu, davacının alacağının hesaplanmasının ise uzmanlık alanımın dışında kaldığı" şeklinde görüş bildirdikleri görülmüştür.
Taraflar arasında birden fazla sayıda sözleşme imzalanmış olup, davacı taraf sözleşme bazında alacağını detaylandıramayacağını, tüm sözleşmeler nedeniyle aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğunu belirterek ticari defter ve belgelere göre durumun tespit edilebileceğini belirtmiş, ayrıca geçici ve kesin kabul tutanaklarını kaybettiğini bildirmiştir.
Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında,
Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki gereğince, davalının Türkmenistan'da bulunan bazı inşaat işlerini davacının alt yüklenici sıfatıyla yaptığı, davalının davacının hak edişlerinden nakit teminat kesintisi yaptığı, davacının yaptığı işlerin kesin kabul ve hakedişlerinin yapıldığı, ancak davalı tarafından işçilik alacağından kaynaklı bir kısım dava ve icra takipleri nedeniyle davacıya nakit teminat kesintilerini iade etmediği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusunu, davacının işçilerinin işçilik hak ve alacaklarının, davalıca kesilen nakit teminat kapsamına girip girmediği noktasında toplandığı görülmektedir.
Davacı taraf, işçilerin talep ettiği alacak kalemlerinin teminat kapsamına girmediğini ileri sürerken, davalı yan teminat kapsamında kaldığını iddia etmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler incelendiğinde █████/2014 tarihli 2 farklı yüklenici sözleşmesi ile █████/2019 tarihli yüklenici sözleşmesinin teminat kesintisi başlıklı 10/A maddelerinde "aylık hakedişlerden %6 oranında teminat kesintisi yapılıp, işin kesin kabulünü takiben (garanti süresi sonunda) herhangi bir sorun söz konusu olmadığının tespiti ile ödenecektir" denildiği, yine aynı sözleşmenin 26.maddesinin işçi hakları başlığı altında "yüklenici çalıştırdığı işçilerin gündelik, aylık ve götürü haklarını aynı zamanda ödemeye zorunludur, işçilerin ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık ücret ve izin, bayram ve genel tatil ücretleri vb Mahalli İş Kanunu'ndan ve meri mevzuattan doğan haklarını yüklenici tediye ile mükelleftir" denildiği görülmüştür.
Görüleceği üzere, sözleşme ile işçilerin hak ve alacaklarından davacı yüklenicinin sorumlu olacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Her ne kadar 10/A maddesinde açıkça işçilik hak ve alacaklarından bahsedilmemiş ise de, işçilik hak ve alacaklarına ilişkin sözleşmenin 26.maddesinin de davacı yükleniciye sorumluluk getirdiğinden nakit teminatların işçilik hak ve alacaklarını da kapsadığının kabulü gerekmektedir.
Bu çerçevede somut olayda, gerek davacıya ve gerekse de davalıya karşı açılan çok sayıda iş davası bulunması, bunların bir kısmının kesin hükümle sonuçlanarak icra takibi aşamasına geçilmesi karşısında davalı iş sahibinin (asıl yüklenici) davacı yükleniciden (alt yüklenici) kestiği nakit teminatları iade etmemesinde herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Diğer yandan davacı vekili, her ne kadar davalı yanın ibraz etmiş olduğu beratlarda da müvekkil şirketin alacağını oluşturan bedelin █████/2019 tarihli ve "Çek Ödemesinden Bloke Tutar" olarak kaydedildiğini, buna göre davalı yanın ibraz etmiş olduğu belgeler neticesinde de davalının, müvekkil şirkete cari hesaptan kaynaklanan borcu bulunduğunun sabit olduğunu ileri sürmüş ise de, davalıya ait şirket kayıt ve defterlerinin esasen yurt dışında olması, mahkemeye ibraz edilen belgelerin sadece İstanbul Şubesine ilişkin olması, kaldı ki çok sayıda açılan iş davasının varlığının bizzat davacı tarafından da ikrar edilmesi karşısında davacının bu husustaki istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesi tarafından davacının davasının alacağın henüz muaccel olmaması nedeniyle dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1 - İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2 - Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!