Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satış kaynaklı fatura alacağına itirazın iptali talebiyle açılan davada, ayıplı ifa iddialarını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Ticari satıştan doğan 187.622,14 TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davacı şirket davalının itirazının haksız olduğunu ve takibin devamını talep ederken, davalı ise davacının sözleşmesel edimlerini yerine getirmediğini, teslim edilen ürünlerin tamamının ayıplı, eksik ve geç olduğunu, fahiş fiyatla fatura kesildiğini, bu durumun kendi şirketine yüksek ek maliyetler ve zararlar doğurduğunu, kendisinin kestiği fark faturalarının davacı tarafından kabul edilerek kayda alınmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Dava; İİK'nun 67. Maddesine göre ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili; davalı borçluya karşı, davacı müvekkili şirket tarafından, Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takibe geçildiğini ve ödeme emri gönderildiğini, davalının ödeme emrine karşı 15.03.2023 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlunun takibe konu alacağa ilişkin itiraz dilekçesinin haksız olduğunu, müvekkili şirketin alacağı ve takibin konusunun, icra takip dosyasında da belirtildiği gibi, 187.622,14 TL miktarlı bakiye fatura alacağına ilişkin olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalı borçlunun haksız olarak itiraz ettiğini, zorunlu arabuluculuk kapsamında, Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosunun ██████████ Büro Dosya No ile başvuru yapıldığını ve 03.05.2023 tarihli toplantıda anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile icra takibinin devamını ve takip alacağı miktarından %20 aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf vekilleri cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeden doğan edimini gereği gibi yerine getirmediğinden müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında iki ayrı sözleşme bulunduğunu, davacı tarafından müvekkil şirkete sevk edilen ürünlerin tamamının ayıplı olduğunu ve sözlşemede kararlaştırılan tarihlrden sonra teslim edildiğini, davacı şirkete yapılan ayıp ihbarı sonucunda davacı da ayıpları kabul ettiğini, davacının toplamda 501 adet ürünü de hiç teslim etmediğini, müvekkili şirketin hataları tespit eder etmez müvekkili şirket çalışanlarından ...'ın 12.12.2022 - 13.12.2022 ve 14.12.2022 tarihinde whatsapp uygulaması üzerinden ürünlerdeki hataları gösteren fotoğrafları davacı şirkete ilettiğini, davacının ayıplı ifası sebebiyle müvekkili şirketin çok yüksek ek maliyetlere katlanmak mecburiyetinde kaldığını, davacı şirketin sözleşme kriterlerine aykırı hareket ederek müvekkili şirketin yurt dışı firmasına karşı çok zor durumda kalmasına ve bunun yanında müvekkil şirketin çok ciddi maliyetlere katlanmasına sebebiyet verdiğini, ürünlerin tamamının ayıplı olması sebebiyle müvekkili şirketin yurt dışı müşterisinden ceza yememek ve ticari ilişkilerinin sekteye uğramamasını sağlamak adına başka şirketlerle de anlaşarak ek personellerle günlerce ek mesailer yaparak siparişleri yetiştirmeye çalıştıklarını, davacının, müvekkili şirkete gönderdiği ürün miktarının da üzerinde ve fahiş fiyat uygulayarak fatura kestiğini, buna ilişkin müvekkili şirketin zorunlu olarak davacıya fiyat ve miktar farkı faturası kestiğini, müvekkili şirketin son termin tarihine yetişmesi için ürünleri hızlı tır ile gönderdiğini ve nakliye ücretinin oldukça yükseldiğini, buna ek olarak davacı şirket tarafından müvekkili şirkete fazla fatura kesildiğini, müvekkili şirket tarafından kesilen bu faturaların davacı tarafça da bilindiğini ve davacı tarafın bu faturaları bilerek kayıtlarına almadığını, bu sürecin, müvekkili şirketin maddi ve manevi olarak yıpranmasına sebebiyet verdiğini, davacının gerek basiretli tacir gibi hareket etme gerekse de ayıba karşı tefekkül hükümleri ve sözleşmenin 13. Ve 15. maddesinde yer alan hükümler doğrultusunda doğan zararları gidermekle mükellef olduğunu, müvekkili şirketin alacağına ilişkin her türlü talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, buna ek olarak davacı tarafın bu faturalara itiraz etmeyerek örtülü olarak bu alacakalrının varlığını kabul ettiğini, dolayısıyla davacı tarafın varlığını kabul ve teyit ettiği faturalara işbu dava ile itiraz ettiğini belirtmiş olmasına rağmen süresinde herhangi bir itiraz yapmayarak, iade faturası kesmeyerek faturalarının içeriklerini onayladığını, davaya konu edilen ticari ilişkinin üzerinden uzunca bir zaman geçtikten sonra talepte bulunulması ile davanın haksız olduğunun da alenen ortada olduğunu, ayrıca davaya konu hususun yazılı delille ispatının mümkün olduğunu, dava konusu edilen bedelin tanıkla ispat sınırını aştığını, bu nedenlerle davacının tanık dinletmesine hiçbir şekilde muvafakatleri bulunmadığını, davacı tarafın müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının kendi kusurlu davranışları ile bu sonucun doğmasına sebebiyet verdiğini, sözleşme hükümleri ve ayıba karşı tefekkül hükümleri doğrultusunda bu maliyetlere katlanmakla mükellef olduğunu, bilakis müvekkili şirketin davacı taraftan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere her iki tarafın ticari defterlerine göre davalı firmanın ilgili faturalara 6102 sayılı TTK’nun 21/2 maddesi hükmüne göre 8 gün içinde itiraz etmediğinin görüldüğü “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren (8) sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır” hükmü bulunduğu, davalının TTK’.nun m.21/2 hükmüne göre süresinde itiraz etmediğini, bu nedenle faturanın içeriğini kabul etmiş sayıldığını, usulüne uygun tutulan taraf ticari defterlerine göre davacının talep edebileceği toplam alacağın 282.523,23 TL olduğunu, davalının ayıp iddiasına ilişkin olarak açık ayıplarda TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (geç sayılmayacak bir süre içinde) eseri gözden geçirip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerektiğini, (Yargıtay 15. HD. ████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı), davalının ayıp iddiasına ilişkin yapılan incelemede malların açık ayıplı olduğu, bir kısım ürünlerin teslim edilmediği ve bir kısım ürünlerin de geç teslim edildiği, mahkememizce dinlenen tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere ayıp ihbarının süresinde olduğu, ayıbın varlığı ve ayıp nedeniyle indirilmesi gereken miktarın belirlendiği kabul edilerek ayıp miktarının toplam 91.740,44 TL olduğunun anlaşıldığı, ayıp ürün bedelinin davacının alacağından mahsup edilmesi neticesinde davacının talebiyle bağlı kalınarak talep edebileceği bedelin 187.622,14 TL olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, dosyada alınana bilirkişi raporunda hesaplama hataları dahil bir çok yanlışlık olduğunu, davacı şirkete yapılan ayıp ihbarı sonucunda davacının ayıpları kabul ettiğini, ancak dosyada yer alan raporda yapılan zarar tespitinin eksik ve hatalı olduğunu, davacının, sözleşme ile sözleşme konusu ürünlerin satışa hazır halde teslim edilmesi kararlaştırılmışken davacının teslim ettiği ürünlerin neredeyse tamamında bilirkişilerin de tespit ettiği üzere açık ayıplar mevcut olduğunu, buna ek olarak davacının toplamda 501 adet ürünü de hiç teslim etmediğini, müvekkili şirketin hataları tespit eder etmez müvekkili şirket çalışanlarından ...'ın 12.12.2022 - 13.12.2022 ve 14.12.2022 tarihinde whatsapp uygulaması üzerinden ürünlerdeki hataları gösteren fotoğrafları davacı şirkete ilettiğini, akabinde taraflar arasında konuyla ilgili görüşmeler yapıldığını, davacının bu faturalara itiraz etmeyerek örtülü olarak bu alacaklarının varlığını kabul ettiğini, dolayısıyla davacı taraf varlığını kabul ve teyit ettiği faturalara işbu dava ile itiraz ettiğini belirtmiş olmasına rağmen süresinde herhangi bir itiraz yapmayarak, iade faturası kesmeyerek faturalarının içeriklerini onayladığını, ürünlerin sözleşmede kararlaştırılan tarihten sonra ve ayıplı teslim edildiğini, davacı şirkete yapılan ayıp ihbarı sonucunda davacı da ayıpları kabul ettiğini, Bilirkişi her ne kadar ürünlerin 40 TL'ye satılabileceğini değerlendirmişse de üretilen ürünlerin etiketli özel sipariş ürünler olduğunu ve bu ürünlerin piyasada pazar malı olarak satılabilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca tamamı kötü işçilikle yapılmış ürünlerin satılabileceği değerlendirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu ürünlerin bir süredir depoda beklediğinin de göz ardı edilen bir başka husus olduğunu, müvekkilinin bu ürünleri satmasının hiçbir şekilde mümkün olmadığını, bu sebeple ürünlerin bedelinde herhangi bir indirim yapılmadan maliyet bedeli üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, ancak ne var ki rapora karşı tüm itirazları reddedilerek rapor doğrultusunda hüküm kurulduğunu, bilirkişinin ayıpları tespit etmesine rağmen bir kısım maliyetleri hesap etmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin sözleşme kriterlerine aykırı hareket ederek müvekkili şirketin yurt dışı firmasına karşı çok zor durumda kalmasına ve bunun yanında müvekkil şirketin çok ciddi maliyetlere katlanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin çok fazla üründe hata bulunması sebebiyle ürünleri firma dışından denetim firmasına denetlettiğini ve bunun için ciddi bir maliyete katlanmak mecburiyetinde kaldığını, buna ilişkin faturalar ve bu masrafın davacıya yansıtıldığına ilişkin faturalar sunulmasına rağmen bilirkişi tarafından yapılan değerlendirme neticesinde faturaların işbu ticari ilişkiye istinaden kesilip kesilmediğinin tespit edilemediği yorumu ile faturaların hesaplamaya dahil edilmediğini, müvekkili şirketin son termin tarihine yetişmesi için ürünleri hızlı tır ile gönderdiğini ve nakliye ücretinin oldukça yükseldiğini, buna ilişkin davacıya kesilen fatura sunulduğunu, bilirkişinin bu hususa ilişkin bir tespit yapılamadığını beyanla bu bedeli de dikkate almadığını, yazışma kayıtları ve nakliye faturası incelendiğinde müvekkilinin normalde yurt dışı müşterisi ile yapılan anlaşma gereğince nakliye bedelinden sorumlu değilken termin tarihinin geçirilmesi nedeni ile hızlı nakliye bedeli farkından kaynaklanan farkın müvekkili şirkete yansıtıldığının anlaşıldığını, usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerin incelenmesi neticesinde bu hususun sabit olduğunu, dava konusu alacak likit-belirlenebilir bir alacak olmadığından icra takibine yapılan itiraz sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinde alınana raporlarda dahi bilirkişilerin asıl alacağın neye dayandığını tespit edememişken müvekkili şirketin ödeme emrine itiraz etmesinden doğal bir durum olmadığını, yapılan yargılamada dahi alacağın varlığı hatalı tespit edilmişken müvekkili icra inkar tazminatından sorumlu tutmak hukuken kabul edilebilir olmadığını, belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 470 ve devamında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Taraflar arasında ... model numaralı bej kazak ile ... model numaralı beyaz kazağın dikimi, ütülenmesi ve paketlenmesini işlemlerini içeren iki ayrı sözleşme bulunmaktadır. Davacı taraf sözleşmelerden doğan edimlerini yerine getirdiğini ancak davalı tarafça ödemelerinin yapılmadığını belirterek icra takibi başlatmış, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine duran takibin devamı için itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebini içerir işbu dava açılmıştır.
Davalı tarafça, teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu, ürünlerin bazılarının hiç, bazılarının eksik teslim edildiği belirtilmiştir. Mahkemece dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davalı tarafça süresinde ayıp ihbarında bulunulmuştur. Davalı ürün kontrol formlarında ürünlerin ayıplı olduğunu bildirdiğinden ve bilirkişi raporunda da ayıplara ilişkin tespit yapıldığından davalının ayıp iddiası sabit olmuştur. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere ayıp miktarı 91.740,44 TL'dir. Ayıp ürün bedeli davacının alacağından mahsup edildiğinde davacının alacağının talebiyle bağlı kalınarak 187.622,14 TL olduğu sabit olup bu miktar üzerinden düzenlenen fatura davalı defterlerine de işlenmiştir. İşbu bedel davalı tarafça davacıya ödenmediğinden ve likit olan alacağa ilişkin davalı tarafça itiraz edildiğinden mahkemece icra inkar tazminatı verilmesi yerinde olmuştur. davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi kanaati gelmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 12.816,47 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.589,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.227,47 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3 -Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!