Sakarya BAM 3. Hukuk Dairesinin sahte kimlik kullanılarak yapılan araç satışından doğan tazminat davasında noter sorumluluğunun incelendiği istinaf kararı.
Özet: Sahte kimlikle kiralanarak haksız şekilde satılan aracının sahibi olan davacının, bu işlemden kaynaklı maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla notere ve sigorta şirketine açtığı davanın, ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine davacının noterin sorumluluğunun önceki kesinleşmiş mahkeme kararları ve bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, ilk derece mahkemesinin yetersiz inceleme ile davayı usul ve yasaya aykırı şekilde reddettiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunduğu, davalıların ise zaman aşımı, kesin hüküm ve kendi kusurları olmadığı savunmalarını yaptığı bir hukuki uyuşmazlıktır.

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████

"T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I"
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 17.04.2025
NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 1-...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 2-ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAŞVURU TARİHİ
: 07.07.2025
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ
: 26.09.2025
KARAR TARİHİ
: 15.05.2026
İLAM YAZIM TARİHİ
: 15.05.2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait 34 ... plakalı aracın sahte isim kullanan meçhul bir şahsa kiralanmak suretiyle teslim edildiğini, tescil ruhsatının da bu sebeple araçla birlikte kiralayan kişiye verildiğini, aracı kiralayıp teslim alan kişilerin sahte kimlik düzenleyerek aracı Kocaeli 3. Noterliği'nde 16.03.2011 tarihinde ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile ... adlı kişiye sattığını, davacı tarafından yapılan başvuru sonucunda aracının yediemin sıfatıyla kendisine teslim edildiğini, Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinde satış sözleşmesinin sahtecilik nedeniyle geçersizliğinin tespitine ilişkin davanın ███████ numaralı karar ile kabul edildiğini, kararın 09.09.2020 tarihinde onanarak kesinleştiğini, davalının Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi gereğince uğranılan zarardan sorumlu olduğunu, davacının 2011 yılından bu yana aracı kullanamayarak zarara uğradığını, mahkeme tarafından yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak ve tespit edilecek değere artırılmak üzere şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın Noter Satış Sözleşmesi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine, davacının yaşadığı derin elem ve keder göz önüne alındığında 10.000,00 TL manevi tazminatın davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın doğrudan kendilerine yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, zararın davacının normal bir tüketici sıfatıyla sahip olduğu aracı bir ticari araç olarak tedavüle ve tüketime sokması ile zilyetliğini bilerek ve isteyerek başkasına devretmesi sonucunda meydana geldiğini, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceğini, işbu nedenlerle illiyet bağını kesecek derecede ağır kusuru olan davacının sübut bulmayan haksız davasının tüm talepleriyle reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise kusurun çoğunun davacıda olduğu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, dava konusu vaka ile ilgili kesin hüküm bulunduğunu, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, Noter'in yaptığı işlemlerde kullanılan sahte nüfus cüzdanlarının iğfal kabiliyetinin olmasının noterlerin kusursuz sorumluluklarında illiyet bağını kesen bir durum olduğunu, işbu nedenlerle cevap dilekçelerinin kabulüne, davanın zaman aşımı defi ve vakıa hakkında kesin hüküm olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, davanın Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş.'ye ihbarına, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar mahkemece davanın reddine karar verilmişse de, dava konusu araç satışı işleminde sahte kimlik kullanıldığının sabit olduğunu, emsal karar olarak kabul edilmesi gereken Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen Kocaeli 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. ve 406 K. sayılı kararı ile sabit olduğu üzere de bu satış işleminde noterin sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davanın görevsizlik kararından önce görüldüğü Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ███████ Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda noterin meydana gelen zarardan dolayı sorumlu olduğunun tespit edildiğini, mahkemece bu rapordan neden uzaklaşılarak hüküm kurulduğunun gerekçesinin açıklanmaması veya yeniden rapor almak gibi bir yola da başvurulmaksızın; hiçbir inceleme ve yargılama faaliyeti yapılmadan ön inceleme aşamasında davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin kararındaki gerekçelerin kabulünün mümkün olmadığını, Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Kocaeli 3. Noterliği'nin 16.03.2011 tarihli ve ... yevmiye numaralı araç satış işleminin geçersiz olduğuna karar verildiğini, Kocaeli 3. Noterliği'nin özensizliği ve dikkatsizliği sebebiyle satış işleminin gerçekleşmesi ve davacı ...'ın aracını kiralayamaması nedeniyle faydalanmadığının açıkça ortada olduğunu, Noterlik Kanunu’nun 162.maddesine göre noterin bizzat yaptığı veya çalışanı tarafından yapılan işlerden dolayı sorumluluğunun kusursuz sorumluluk rejimine tabi olduğunu, emsal Yargıtay kararı ile de bunun sabit olduğunu, buna rağmen hakim tarafından gerekçe gösterilmeksizin hatalı bir biçimde usul ve yasaya aykırı olarak bilirkişi raporunun aksine hüküm kurularak davanın reddine karar verildiğini, hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davamızın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, sahte kimliğe dayanılarak yapılan araç satışı nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla Noterlik Kanununun 162. Maddesi gereğince işlemi yapan notere ve mesleki sorumluluk sigortası kapsamında sigortacıya karşı birlikte yöneltilen maddi ve manevi tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda, sicil malikinin yerine kimliği ceza yargılamasında tespit edilen dava dışı kişilerce uygulamada "dublör yöntemi" olarak adlandırılan bir yöntem ile ve sahte kimlik belgesi kullanılmak suretiyle satış işleminin gerçekleştirildiği, davacının sahte kimliğe dayalı olarak düzenlenen "araç satış sözleşmesinden" kaynaklı olarak uğramış olduğu zararı nedeni ile evrakı düzenleyen notere ve mali sorumluluk sigortacısı olan diğer davalıya karşı maddi ve manevi tazminat talepli olarak eldeki davanın açmış olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında, davaya konu satış işlemlerinde kullanılan nüfuz cüzdanının sahte olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmamakta olup; taraflar arasındaki uyuşmazlık ortaya çıkan zarar nedeni ile davalı noterin tazmin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı eylem ile zarar arasında illiyet bağını kesen sebepler olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde noterin kendi yaptığı işten ve çalışanının yaptığı işten dolayı sorumluluğu aynı hukukî rejime tabi kılınmıştır. Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmamıştır. Noter gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu husus nedensellik bağının kesilmesidir. Bunun ispatı da davalı notere aittir.
Uygulamada; noterler aleyhine, en çok otomobil ve taşınmaz alım satımlarında meydana gelen zararlar bakımından dava açılmaktadır. Tüm bu durumlarda noterin veya çalışanının kimlik veya belge üzerinde yeterli incelemeyi yapıp yapmadığı, dolayısıyla özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı araştırılmaktadır. Noterin ilgililerin hukukî menfaatlerini korumak için araştırma ve aydınlatma görevi vardır. Noterlik Kanunu’nun 72. maddesine göre; noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerinin tamamını öğrenmekle yükümlüdür. Bu cümleden hareketle noterin veya çalışanının her zaman belgenin sahte olup olmadığını anlamasını ve tetkik etmesini yani grafolojik bir inceleme yapması beklenemez. Ancak; belgenin veya kimliğin ilk bakışta sahte olup olmadığı veya kimlikte şekli anlamda var olması gereken bir bilginin olmaması yahut olmaması gereken bir ibarenin bulunması noter veya çalışan tarafından dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Bu gibi hâllerde noterin veya çalışanının gerekli özeni göstermesi beklenir. Aksine davranış özen yükümlülüğünün ihlâlidir.
Yargıtay uygulamasına göre; belgenin sahteliği hususundaki en önemli kıstas belgenin veya kimliğin aldatma (iğfal) yeteneğine sahip olup olmamasıdır. Yargıtay bir çok kararında; aldatma (iğfal) yeteneği bulunan belgelerin kullanılmasını üçüncü kişinin ağır kusuru olarak nitelendirmiş ve noterin sorumluluğu bakımından illiyet bağını kestiğini kabul etmiştir. Zarar doğuran işlem veya eylemde aldatma (iğfal) kabiliyetine sahip bir kimlik veya belgesinin kullanılması hâlinde noterin sorumluluğunun doğmayacağının kabul edilmesi gerekir. Ancak detaylı bir incelemeyle ortaya çıkacak sahteliğin fark edilmesi noter veya çalışanından beklenemeyecek bir durumdur. Ayrıca Yargıtay bazı kararlarında; nüfus cüzdanındaki seri ve T.C. kimlik numarasının bulunmaması, numaranın on bir haneli olmaması, eksik veya fazla olması, doğum yerinin ilçe veya merkez ilçe olarak yazılmaması soğuk damganın veya motorlu araç tescil belgesinde mühür bulunmaması, tescil belgesindeki bilgilerin kullanılan kimlik ile veya motor sicil numarası veya şasi numarasının birbirine uymaması gibi hâllerini “somut sorumluluk nedenleri” olarak kabul edilmiş, noterlerin ve çalışanlarının yapmış oldukları işlemlerde, sorumluluk sebeplerini, her somut olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirmiştir. (Yargıtay 3. HD █████████ E - ██████████ K)
Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasının incelenmesinde, Müştekisinin mahkememiz dosyası davacısı ..., Sanık ... ve ..., Katılanın ise mahkememiz dosyası davalısı ... olduğu, güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından dava açıldığı, 15.07.2017 tarihli kararda Sanık ... hakkında beraat, Sanık ... hakkında güveni kötüye kullanma suçunu işlediği yapılan yargılama neticesinde sabit görüldüğünden,eylemine uyan TCK nun 155/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Dava dışı ... tarafından açılan ve Kocaeli 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasının incelenmesinde ise, dava dışı ... ve davalı ... aleyhine alacak davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda "34 ... plakalı aracın noter tarafından düzenlenen 16.03.2011 tarihli araç satış sözleşmesi ile 18.000,00 TL bedelle ... isimli kişiden satın alınmasına karşın, araç satışının sahte nüfus cüzdanı ile yapıldığı 21.03.2011 tarihinde aracın davacının elinden alınıp gerçek sahibine iade edildiği, davalı noter ve davalı başkatibin kusurlu davranışı ile davacının zarar gördüğü, zarardan davalıların sorumlu olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne" karar verilmiş ve dosya da verilen kararın 19.03.2019 tarihi itibarı ile kesinleştiği ve anılan dosya kapsamında üç ayrı bilirkişiden sahtecilik incelemesi yönünden rapor alındığı raporlardan ikisinde davaya konu kimlik belgesinin iğfal kabiliyetinin bulunduğu yönünde görüş bildirildiği ancak Adli Tıp Uzmanı (Grafolog) Dr. ... tarafından hazırlanan 06.06.2014 tarihli raporda ise fotokopi tarzı belgede yapılmış olan belgede sahtecilik incelemesi yapılamayacağı belirtilmekle birlikte, noter çalışanının sistemden çıkan bilgilerle nüfus cüzdanındaki bilgileri karşılaştırarak kontrol etmediği gerekçesiyle kusurlu olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirdiği anlaşılmaktadır.
Şu halde mahkemesince, davaya konu olayla ilgili olarak Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesine müzekkere yazılarak Kocaeli 3. Noterliği'nin 16.03.2011 tarih ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesinde kullanılan satıcı kimliği aslının ele geçirilip geçirilemediği ve ceza dosyası kapsamında evrakın aldatma kabiliyeti yönünden rapor alınıp alınmadığı sorulması ve Kocaeli 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporları ile temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 22.03.2016 tarih , ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı sonrası davanın kısmen kabulüne dair karara karşı yapılan temyiz başvurusu nedeniyle 04.06.2018 tarih ██████████ -█████████ sayılı onama kararı da göz önünde bulundurularak; davaya konu olayda anılan belgeye dayalı işlem yapan dava dışı noter katibi ile davalı noterin gerekli denetim sorumluluklarını yerine getirip getirmediği açıklığa kavuşturulmalı ve buna göre davalı noterin davaya konu eylem nedeniyle sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonucuna göre de ceza dosyası kapsamına göre davaya konu aracın davacının dava dışı kardeşi tarafından kiralandığı ileri sürülmekle, davacı tarafından davaya konu aracının öncesinde bizzat kendisince oto kiralama işi ile ilgili olarak kiralama faaliyetinde kullanılıp kullanılmadığı, vergi kayıtları ile defter kayıtları ve emniyet sistemlerinden araştırılarak yapılacak araştırmaya göre belirginliğe kavuşturulması ve davacının davaya konu aracının davaya konu aracının elinden çıkıp mahkeme kararı ile kendisine teslim edildiği tarihe kadar aracın kiralanamaması nedeniyle kazanç kaybının oluşup oluşmayacağı ve bu zarardan davalıların sorumlu tutulup tutulmayacağı değerlendirilerek; davacının iddia ettiği zarar miktarı yöntemince tespit edildikten sonra taraf iddia ve savunmalarına göre karar bir verilmesi gerekirken; taraf delilleri toplanmadan eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi dairemizce H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması" olarak kabul edildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.04.2025 tarih ███████ esas, ████████ karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatırana iadesine,
4-İstinaf yoluna başvuran davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine,
5-Harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
6-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
7-Tehiri icra talebi nedeniyle davacı tarafından Kocaeli İcra Dairesinin ██████████ esas sayılı dosyasına yatırılan 24.295,04 TL nakit teminatın talebi halinde İİK 36 md uyarınca davacıya İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15.05.2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!