İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinde, sözlü anlaşmaya dayalı hafif çelik ve prefabrik bina yapım işi faturalarının ödenmemesi kaynaklı itirazın iptali davası istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, taraflar arasında sözlü anlaşmaya dayalı hafif çelik ve prefabrik bina yapım işleri için düzenlenen faturaların ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebiyle açılan davada, yerel mahkemenin davayı kabul eden kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunu incelemektedir; davacı, işlerin yapıldığını ve faturaların ödenmediğini iddia ederken, davalı ise sözleşme veya teslimat olmadığını, faturaların gerçek dışı düzenlendiğini ve davacının iddialarını ispatlayamadığını savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ████████ Esas, ███████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Dava; taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya dayalı hafif çelik ve prefabrik bina yapım işine ilişkin faturaların ödenmemesi sebebiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili; davalı şirket ile müvekkil şirket arasında hafif çelik ve prefabrik bina üzerine sözlü olarak anlaşma yapıldığını, anlaşma konusu işlerin müvekkil şirket tarafından yapılıp davalı şirkete teslim edildiğini ve faturalandırıldığını, davalı şirket tarafından faturaya bir itiraz gelmediğini, ödeme beklendiğini ancak davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı borçlu şirkete karşı İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu davalının, takibe itiraz ettiğini, itiraz üzerine arabulucuk başvurusu yapıldığını, görüşmeler sonunda anlaşma sağlanamadığını, borçlunun yapmış olduğu itirazın tamamen kötü niyetli olup alacağının tahsilini geciktirmeye ve güçleştirmeye yönelik olduğunu, bu sebeple haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini, alacak likit olup icra takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve davalı borçulunun İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu tüm itirazların iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, tüm yargılama giderinin ve avukatlık ücretinin de davalı borçlu tarafa yüklenmesine ve diğer alacaklara ait işlemiş ve işleyecek temerrüt faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında herhangi bir sözleşme, ürün ve iş teslimi bulunmadığını, davacının hiçbir somut veri ve delile dayanmaksızın işbu haksız davayı ikame ettiğini, davacı tarafından, müvekkili şirket ile davacı arasında; "Hafif Çelik ve Prefabrik Bina üzerine sözlü olarak anlaşma yapıldığı" iddia edilmiş ise de taraflar arasında işbu şekilde sözlü veya yazılı bir sözleşme mevcut olmadığını, buna rağmen davacı tarafından müvekkili aleyhine █████/2022 tarihli ... no'lu ve █████/2022 tarihli ... no'lu iki adet sevk irsaliyeli e- fatura düzenlendiğini, işbu faturalar hakkında herhangi bir ihtarat yapılmadan İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların içeriğindeki "hafif çelik" ve "prefabrik bina yapım" şeklindeki ürün ve işler herhangi bir şekilde müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkili şirketin, davacı şirket ile bir sözleşmesinin olmaması aynı zamanda iddia edildiği gibi bir teslimatın yapılmaması ve faturaların gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi sonucu başlatılan haksız icra takibine yasal süresi içinde itiraz ettiğini, başlatılan icra takibinin █████/2023 tarihinde durdurulduğunu, TTK. m. 21/1 maddesinden ve TTK. m. 1530/2 vd. Hükümlerinden fatura düzenlenip verilmesi için, taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunmasının şart olduğunu fakat borç ifa edildikten sonra düzenlenip verilmesinden hareket edildiği söylenemeyeceği için; bu hükme dayanılarak, itiraza uğramayan faturanın, malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü veya menfaatin sağlandığını göstereceği de söylenemeyeceğini, itiraza uğramayan faturanın; malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü vs. borcun ifa edildiğini göstermeyeceğini, uyuşmazlık halinde, malın teslim edildiğini, işin yapıldığını vs. borcun ifa edildiğini faturayı düzenleyip gönderenin (satıcı, işi yapan…), usulüne uygun olarak ispat etmesi gerektiğini, davacının, faturanın düzenlenebilmesi için dayanılan sözleşmeyi ve işin teslim edildiğini usulüne uygun olarak ispat edemediğini, icra takibinin dayanağı olan mezkur faturalarda fatura muhatabı müvekkil şirketin kaşe ve imzası bulunmadığını, teslim alan kısmı mevcut olmadığını, fatura muhdeviyatındaki hizmet ve ürünlerin teslim edildiği olgusunun dosyadaki mevcut belgelerle ispatlanamadığını, davacı tarafın ispat yükünü yerine getiremediğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. Maddesi uyarınca herkesin iddiasını ispatla mükellef olduğunu, HMK m.194 gereğince de tarafların dayandıkları delilleri açıkça belirtmeleri gerektiğini bu nedenle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkile yöneltilen talepler yönünden zamanaşımı itirazında bulundıklarını, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, tüm bu sebeplerle işbu davanın reddine, yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminat talebinin reddine, alacaklı/davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece █████/2026 tarihli karar ile; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, davacı taraf ticari defterlerinin, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı ve davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediğinden davacı taraf ticari defter kayıtlarının davacı lehine delil olarak kabul edileceği, defter kayıtlarına göre de davacı tarafın davalı taraftan 1.770.000,00 TL alacaklı gözüktüğü, davalı tarafın fatura konusu malları teslim almadığını ve eserin meydana getirilmediğini aksi yöndeki kesin delillerle ispat etmesi gerektiği ancak dosyaya bu yönde bir delil sunmadığı kaldı ki davacı tarafça teslim belgesi ibraz edildiği anlaşıldığından davanın kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dava kabul ile sonuçlandığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; davacı tarafın HMK'nın 140/5 maddesi vd. hükümlerine aykırı şekilde █████/2026 tarihinde (son celsenin yapıldığı tarihte) dosyaya usule aykırı ibraz ettiği █████/2022 ve █████/2022 tarihli faturalar ve tutanakların gerçeklere aykırı şekilde düzenlendiğini, █████/2022 ve █████/2022 tarihli belgelerdeki imzaların, ilgili tarihte müvekkil şirketi temsile yetkili kişilere ait olmadığını, imza itirazları dikkate alınmaksızın, müvekkilin adil yargılanma hakkı ihlal edilerek, davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan █████/2022 ve █████/2022 tarihli fatura ve tutanaklardaki imzalara itirazda bulunduklarını, █████/2026 tarihinde dosyaya sunulan faturalar ve tutanakların tarihi ve içerikleri gerçeklere aykırı olarak düzenlendiğini, sahte olarak düzenlenen belgelere ilişkin cumhuriyet başsavcılığına şikayetçi olduklarını, yerel mahkemenin itirazın iptali davasının hukuki niteliğini göz ardı ederek icra dosyasına sunulmayan fatura ve tutanaklara göre karar vermesinin hatalı olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinin ekinde sadece e-faturalara yer vermekle yetindiğini , teslim olgusuna dair müvekkilin şirketin ıslak imzasına havi irsaliyeli fatura veya teslim tutanağı sunmadığını, cevap dilekçesinde faturalara konu ürün ve hizmetlerin teslim edilmediği açıkça belirtilmesine rağmen davacı yanın cevaba cevap dilekçesinin ekinde de herhangi bir ıslak imzalı faturaya ve teslim tutanağına yer vermediğini, dilekçeler teatisinin sonlanmasının ardından ve mahkemece HMK'nın 140/5. ile 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtarlara rağmen sunulmayan belgelerin , davacı tarafça █████/2026 tarihinde , son celse yapılmadan çok kısa süre önce dosyaya ibraz edilmesi ve delil olarak ileri sürülmesi hukuka aykırı olduğunu, kötü niyetle faturalar ve tutanaklarının içeriğinin incelenmesinin engellendiğini, bahsi geçen faturalar ile tutanakların içerikleri gerçeklere aykırı şekilde oluşturulduğunu, █████/2022 ve █████/2022 tarihli faturalar ve tutanaklardaki imzaların müvekkil şirketin yetkililerine ait olmadığını, davacının █████/2026 tarihinde dosyaya ibraz ettiği fatura ve tutanaklar incelendiğinde ... LTD.ŞTİ.'ne temsilen ... tarafından imza atıldığı görülmekteyse de █████/2022 ve █████/2022 tarihlerinde ... ,müvekkil şirketi temsile ve ilzama yetkili olmadığı, ... , ilgili tarihlerde müvekkil şirketin yetkilisi veya çalışanı olmadığı, █████/2017 tarihli genel kurul toplantısında ...'in , şirkette mevcut hissesini devir ve temlik ederek ortaklıktan ayrıldığı, ...'in şirket ortaklığından ayrılmasının , █████/2017 tarihli 9433 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, █████/2017 tarihli 9433 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesini dilekçe ekinde sunduklarını, ...'in müvekkil şirket adına hareket ediyormuş izlenimi vererek,█████/2022 ve █████/2022 tarihli belgelere "Teslim Alan" kısmına kendi adını yazıp imzalayarak sahte teslim şerhleri düştiğünü, Dava dışı ...'in , davalı şirket yetkilileri ile anlaşarak teslim edilmeyen malları teslim alınmış gibi gösterdiğini, müvekkil şirketi borçlandırıcı sahte belge oluşturduğunu, bu hususa dair ... ve ... Ltd. Şti. yetkilileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetçi olunduğunu, soruşturma dosyası celp edilmeksizin ve sonuçlanması beklenmeksizin , (kanuna aykırı şekilde yasal sürelere riayet edilmeksizin sunulan) sahte tutanakların hukuken geçerli delil olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, yine itirazın iptali davasında takibe konu alacak sebebinin değiştirilemeyeceğini, icra takibinin dayanağı olan belgeler dışında başka belgelere dayanılamayacağını, icra takibinin dayanağına ilişkin başkaca sebepler gösterilemeyeceğini, bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları olduğunu, somut olayda davacı tarafından icra dosyasına takibin dayanağı belge olarak yer verilen e-faturaların irsaliyeli ve ıslak imzalı olmadığını, davacı tarafın icra takibine teslim ve tesellüm tutanağı sunmadığını, itirazın iptali davasında, icra dosyasına sunulmadığı için borçlu tarafından itiraz dilekçesinde itiraz konusu edilemeyen birtakım belgeleri Hukuk Muhakemeleri Kanununa aykırı şekilde son celse tarihinde dosyaya ibraz ederek delil olarak ileri sürdüğünü, bu belgelere göre davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, fatura muhdeviyatındaki hizmet ve ürünlerin teslim edildiği olgusuna dair ispat yükü , faturayı düzenleyen davacı taraf üzerinde olmasına rağmen ispat yükünün yerini değiştirerek davalıdan "malların teslim edilmediğinin, işin yapılmadığının ispatlanmasının" istenmesinin, yerel mahkemenin "davalı tarafın fatura konusu malları teslim almadığını ve eserin meydana getirilmediğini aksi yöndeki kesin delillerle ispat etmesi gerektiği" kanaatinin abesle iştigal olduğunu, yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmamasından ötürü cari hesap ilişkisinden bahsedilemeyeceğini, dava konusu alacakların defter kayıtlarına göre cari hesap ilişkisi kapsamında belirlenmesi mümkün olmadığı, faturaların tek tek incelenmesi, faturalara konu mal ve hizmetlerinin teslim edilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiği ve ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu yönündeki itirazlarının ilk derece mahkemesinin yargılaması esnasında nazara alınmadığını, TTK. m. 21/1 maddesinden ve TTK. m. 1530/2 vd. Hükümlerinden fatura düzenlenip verilmesi için, taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunmasının şart olduğunu fakat borç ifa edildikten sonra düzenlenip verilmesinden hareket edildiği söylenemeyeceği için; bu hükme dayanılarak, itiraza uğramayan faturanın, malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü veya menfaatin sağlandığını göstereceği de söylenemeyeceğini, yerel mahkemece eksik ve hatalı inceleme ile bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, itiraza uğramış bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, teslim olgusu fiili bir olgu olup işbu olguya dair ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu yönündeki itirazlarının ilk derece mahkemesinin yargılaması esnasında nazara alınmadığını, işbu durum sebebiyle kararın kaldırılması gerektiğini, gerekçenin, dosya içeriğiyle uyumlu olmalı ve tarafların taleplerine esas olan ve savunmaların dayanak oluşturan unsurlarla birlikte delillerin tümü değerlendirilmesi gerektiğini belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DEĞERLENDİRME
:
Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindeki hafif çelik ve prefabrik bina yapım işinden kaynaklanmaktadır.
Taraflar arasında; hafif çelik ve prefabrik bina yapım işine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacı tarafça hafif çelik ve prefabrik bina yapım işine ilişkin sözlü anlaşma yapıldığı ve faturalara konu satışın gerçekleştiği ve eserin meydana getirildiği iddia edilmekte, davalı tarafça ise taraflar arasında yazılı veya sözlü bir anlaşma olmadığı, faturalara konu satışın gerçekleşmediği ve eserin meydana getirilmediği savunulmaktadır.
Dava, satış ve eser sözleşmesine istinaden tanzim edilen faturalardan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu olay ele alındığında; Davacı yüklenici, davalı ile eser sözleşmesi kurulduğunu iddia ederken davalı ise taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin olmadığını iddia etmiştir. Eser sözleşmelerinde taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğunu ispat yükü yükleniciye, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükümlülüğü ise iş sahibine aittir. Yine eser sözleşmelerinde sözleşmenin varlığını iddia eden taraf bunu ispatla yükümlüdür. Şayet sözleşmenin varlığı ispat edilirse, işin yapıldığını ve teslim ettiğini yüklenici, iş bedelinin ödendiğini ise iş sahibi ispatlamalıdır. Somut olayda, davacı taraf davalı ile sözleşme ilişkisi kurulduğunu iddia etmiş, davalı tarafça ise bu iddia reddedilmiştir. Şu halde öncelikli olarak taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığı ele alınmalıdır. Davacı tarafça, sözleşme ilişkisinin varlığına dair yazılı bir belge ibraz edilememiştir. Sunulan faturalar ise sözleşme ilişkisinin varlığı için yeterli değildir. Dolayısıyla söz konusu faturalara dayanılarak eser sözleşmesinin ispatı mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle, davacı tarafça sözleşme ilişkisinin varlığı ispat edilememiştir. Ancak, dava dilekçesinin incelenmesinde, davacının yemin deliline dayandığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında davacı sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında davalı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre yaralamaya devam edilmesi ve karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak bu husustaki eksikliğin giderilmesi amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2026 tarih, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!