Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinde, trafik kazası nedeniyle cismani zarar, iş göremezlik ve manevi tazminat davasının istinaf incelemesi.
Özet: Bir trafik kazasında otobüs içinde yolcu olarak ağır yaralanan davacının, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminat talepleriyle açtığı belirsiz alacak davasında, davalı otobüs sürücüsünün asli kusurlu olduğu iddiasıyla sigorta şirketi, otobüs sahibi ve sürücüsünden kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tazminat talep edilirken, davalılar davanın reddini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu ve davacının önceki sağlık durumunun araştırılmasını savunmaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
: █████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)KARAR TARİHİ
: 22.04.2026GEREKÇELİ KARARYAZILMA TARİHİ
: 22.04.2026İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili ile davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIAsıl dava dosyasında davacı vekili , 08.04.2021 tarihinde davalı ...’nın maliki ve sürücüsü olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile ... plakalı otobüsün karıştığı kazada otobüste yolcu konumunda olan davacının otobüs içinde düşerek ağır şekilde yaralandığını, kaza tespit tutanağında davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybına uğradığını, bakıcı ihtiyacı doğduğunu, uzun süre yatarak tedavi gördüğünü, ayrıca manevi olarak zarara uğradığını, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili 23.10.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi rapor ve ek raporunda % 30 kusur durumuna göre hesaplama yapılmış ise de asıl ve birleşen davalıların davacıya karşı müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları, bu nedenle taleplerinin tüm zararın asıl ve birleşen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebine ilişkin olduğunu belirterek 27.718,60 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 1.447.975,96 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 5.886,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl ve birleşen davanın davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın asıl davanın davalısı ... ve birleşen davada davalılar ... ve ... Genel Müdürlüğünden kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı ... Sigorta AŞ vekili, davacı tarafça davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinden sorumluluğu bulunmadığını, dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... vekili, davacının otobüse bindiğinde bacağında aksama olduğunun anlaşıldığını, söz konusu durumun araştırılmasını talep ettiklerini, kusurlu olduğu iddialarını kabul etmediklerini ve zararların poliçe teminatı kapsamında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Birleştirilen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████-198E.K. sayılı dosyasında davacı vekili, 08.04.2021 tarihinde davalı ...’nun idaresinde olup ... Genel Müdürlüğüne ait ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı otobüs ile ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde otobüs içinde yolcu konumunda bulunan davacının araç içerisinde düşüp başını ve boynunu şoför kabinine çarparak ağır şekilde yaralandığını, kaza tespit tutanağındaki tespite istinaden asıl davanın açıldığını ve derdest olduğunu, anılan davada Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 16.12.2022 tarihli raporunda davalı otobüs sürücüsünün % 70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, kaza nedeniyle davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybına uğradığını, yatarak tedavi gördüğünü, bakıcı yardımı ile ihtiyaçlarını karşıladığını, ayrıca manevi olarak zarar gördüğünü, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınmadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişin hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle davanın asıl dava ile birleştirilmesine, 1.000,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar ... Genel Müdürlüğü ve ...’dan tahsiline karar verilmesini istemiş, bu dava asıl dava ile 10.03.2023 tarihli kararla birleştirilmiştir.Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı kuruma husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, araç sürücüsünün dava dışı şirketin işçisi olduğunu, kazanın meydana gelmesinde otobüs sürücüsü davalının kusursuz olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan hesabın fahiş olduğunu, davacının taleplerini sigorta şirketine yöneltmesi gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... Sigorta Şirketi vekili, davacı tarafça davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olup kusur ve maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, tazminatın Genel Şartlar esas alınarak yapılması gerektiğini, müterafik kusur durumunun nazara alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini ve dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... vekili, davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olup davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, zararın tüketiciye sunulan hizmet sırasında oluştuğunu, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını, sağ şeritten önüne hatalı bir şekilde dönüş yapan diğer davalının önüne gelmesi ile birlikte aniden fren yaptığını, diğer sürücünün kusurlu olduğunu, ceza soruşturmasında hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, kusura ilişkin bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, talep edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, davacının müterafik kusurunun incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece, asıl ve birleşen davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 16.12.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nın % 30 oranında, davalı ...'nun % 70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 17.02.2023 tarihli raporda davacının özür oranının % 28 olduğu, 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre Mahkemenin ████████ Esas sayılı asıl dosyasında ve birleşen Ankara 4. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasında; maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 1.447.975,96 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 21.902,60 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 5.886,00 TL bakıcı gideri tazminatının -davalı sigorta şirketleri 430.000,00 TL poliçe teminat limitleri ile sorumlu olmak kaydı ile- davalılar ..., ..., ... şirketi yönünden 08.04.2021 kaza tarihinden, davalı ... sigorta yönünden 30.12.2021 temerrüt tarihinden, davalı ... Sigorta şirketi yönünden 12.01.2023 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat davasının kabulü ile; 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ..., ... şirketinden 08.04.2021 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili istinaf dilekçesinde, 28.12.2023 tarihli celsede bir gece önce asgari ücretin açıklandığını ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin olarak yeni asgari ücrete göre hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, ancak mahkemece taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, güncel asgari ücrete göre ek rapor alınmasının zorunlu olduğunu, asgari ücret belirlenmiş olmasına rağmen yayımlanmadığı gerekçesiyle taleplerinin reddinin doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde, davalı idarenin özel yasalarla kurulduğunu ve kamu hizmeti verdiğini, idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerektiğini, davacının tazminat talebini somutlaştırmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalıya ait aracın sürücüsünün kusursuz olduğunu, hükme esas alınan rapora itirazlarını sunamadıklarını ve bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, davalı otobüs sürücüsüne % 70 oranında kusur verilmesinin anlaşılır olmadığını, davacının taleplerini sigorta şirketine yöneltmesi gerektiğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, eksik incelemeye dayalı hatalı karar verildiğini, davalının kusur oranının %30 olarak belirlendiğini, davalının tazminattan kusuru oranında sorumlu olması gerekirken %100 kusurlu gibi tüm tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücreti ve harçlar yönünden kusuru oranında sorumlu tutulması gerektiğini, davacının yargılama sırasında yeniden kaza geçirdiğini beyan ettiğini, davacının herhangi bir kaza nedeniyle hastaneye başvurup başvurmadığının araştırılması gerektiğini, reddedilen talep yönünden davalılara vekalet ücretine hükmedilmiş ise de her davalı adına ayrıca karar verilmediği gibi vekalet ücreti hesaplamasında hataya düşüldüğünü belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafça açılan asıl dava ile haklarında açılan davanın bileştirildiğini, davaya bakmaya görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olup görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının hizmet kapsamında yolculuk yaptığı ve davaya tüketici mahkemesinin bakmakla görevli olduğunu, hükme esas alınan kusura ilişkin raporun maddi gerçeklikten bağımsız olup kazanın asli ve tek kusurlusu diğer davalı sürücü olup davalı sürücünün kusuru bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini, kaza tespit tutanağında bu durumun belirlendiğini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporundaki tespitlerin kazanını oluşu ve davalı sürücü Halis’in anlatımlarına aykırı olduğunu, davalı hakkında ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ve karara karşı itirazın reddedilerek kesinleştiğini, emsal bilirkişi raporlarının bu yönde olduğunu, dosyanın ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairenine gönderilerek rapor alınmasını talep tetiklerini, hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, maluliyet oranının iyileşip iyileşmediğinin belirlenmesi için yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının gelirinin belgelendirilmediğini, bakıcı tutulduğuna dair belge ibraz edilmediğini, geçici iş göremezlik hesaplamasının nasıl yapıldığına ilişkin açıklamaya yer verilmediğini, tazminat hesabının hukuka aykırı olduğunu, hesaplama yönteminin doğru olmadığını, Genel Şartlar uyarınca hesaplama yapılması gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacı kusursuz bulunmuş ise de hükme esas alınan kusur raporunun bu yönüyle de hatalı olup müterafik kusur incelemesi yapılması gerektiğini, her türlü zararın sigorta poliçeleri kapsamında sigortalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;Davacı vekili, 08.04.2021 tarihinde ... plakalı araç ile ... plakalı otobüsün karıştığı trafik kazasında otobüste yolcu konumunda olan davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek asıl davada ... plakalı aracın sürücüsü ve işleteni olan davalı ... ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ... Sigorta AŞ'ye husumet yönelterek, birleşen davada yolcu olarak bulunduğu ... plakalı otobüsün sürücüsü ..., işleteni ... Genel Müdürlüğü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ... Sigorta Şirketine husumet yönelterek tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davacı vekili, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Birleştirilen dava dosyasında davacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı otobüsün karıştığı kazada otobüste yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, bu dava 10.03.2023 tarihli asıl dava ile birleştirilerek yargılama sürdürülmüştür.1-Taşıma sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş ise de; 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verilmiş, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı" hükme bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir.Birleşen dava dosyasında davacının davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu otobüste yolcu olarak bulunduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen Kanun hükümleri uyarınca birleşen davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla birleşen dava yönünden görev hususunun değerlendirilmesi için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de birleşen dava, taşıyan olan davalıya karşı birlikte açılmıştır. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Öte yandan bu davalar, aynı Kanun'un 23/2. maddesi hükmüne göre harçtan muaftır. Bu durumda uyuşmazlıktaki temel ilişkinin taşıma ilişkisi olması nedeniyle tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden mahkemece birleşen dava dosyasında Tüketici Mahkemesi görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esasa ilişkin karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde, mahkeme kararların tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - ███████-778 E, ████████ K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı).6100 Sayılı HMK'nun 297/1-2 maddeleri gereğince mahkeme kararında; hüküm sonucunun, asıl ve birleşen dava yönünden taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi ve HMK'nın 166. maddesine göre ise birleştirilen dava dosyaları birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava olup, birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması, harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken usul hükümlerine aykırı olarak ve infazda tereddüt yaratacak biçimde asıl ve birleştirilen dava yönünden tek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.3-Kabule göre de, kaza tespit tutanağına göre sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracıyla seyir halinde iken sola direksiyon manevrası yapması üzerine aynı yol üzerinde orta şeritte düz seyreden ... plakalı otobüs sürücüsünün yaptığı ani fren neticesinde otobüste yolcu olarak bulunan davacının otobüs içinde düşerek yaralandığı belirtildikten sonra sürücü ...'nın 2918 sayılı Kanun'un 67/1-a maddesi kuralını ihlal ettiği, otobüs sürücüsü ...'nun kural ihlali bulunmadığının belirtildiği, yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 16.12.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'nın dönüş yasağına aykırı davranışı nedeniyle %30 oranında, davalı otobüs sürücüsü ...'nun takip mesafesi kuralını ihlali ve ani fren tedbirine başvurması nedeniyle %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, hükme esas alınan bu rapor ile kaza tespit tutanağı arasında kural ihlalleri ve kusur durumu yönünden farklılık bulunduğu, mahkemece kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmıştır.Bu durumda, öncelikle kazaya ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ sayılı ceza soruşturma evrakının getirilmesi, daha sonra kaza tespit tutanağı, kazaya ilişkin görüntüler, ifade tutanakları, daha önce düzenlenen rapor ve tüm deliller ile tarafların beyan ve itirazları da değerlendirilmek suretiyle kazanın meydana geliş şekli ve kusur durumuna ilişkin olarak Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyetinden üç kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması, kusur durumuna ilişkin tahkikatın eksiksiz olarak tamamlanarak varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,2-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,3-İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,5-Ankara 2. Genel İcra Dairesinin ██████████ esasına yatırılan 1.340.750,29 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.BaşkanÜyeÜyeKatip* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.