Ticari hizmet sözleşmesine dayalı icra takibine itirazın iptali davasında, iş güvenliği uzmanının sebep olduğu idari para cezasının sorumluluğunun istinaf mahkemesince incelenmesi.
Özet: Ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında davacı, iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedellerinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını talep etmiş; davalı ise davacının sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle idari para cezasına maruz kaldığını ve sözleşmeyi feshettiğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, takip konusu faturaların ödendiğini ve idari para cezası konusunun ayrı bir dava konusu edilebileceğini belirterek davayı reddetmiş; bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, para cezasına neden olan eylemlerde tarafların sorumluluk oranlarının bilirkişi raporuyla incelendiği tespit edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının 28.12.2015 tarihli "Ortak Sağlık Güvenlik Birimi Hizmet Sözleşmesi" imzaladıklarını, sözleşmeye göre müvekkil şirketin, davalının İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetler Kanunu ve bu Kanun gereği ilgili yönetmeliklere göre çalıştırılması zorunlu olan bir adet A Sınıfı İş sağlığı ve Güvenliği uzmanı temin ettiğini, bu hizmete ilişkin olarak davalıya aylık dönem sonlarında fatura keşide edildiğini ve sözleşme gereği davalının bu fatura bedellerinin bir kısmını ödediğini, ancak tüm bedelleri ödemediği için kalan 16.419,61 TL bakiye alacak nedeniyle 16.03.2017 tarihinde İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 27.03.2017 tarihinde söz konusu takibe, yetki ve borç yönünden itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, sözleşmeye göre davalının müvekkiline fatura bedellerini ödemesi gerektiğini, davalının her ne kadar borca itiraz etmiş ise de 28.03.2017 tarihinde dava konusu alacağa ilişkin olarak, takipten ve borca itirazdan sonra müvekkilinin hesabına 2.759,11 TL ödeme gönderdiğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, davalının icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazın reddine, davalının İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile itiraz sonrası yaptığı ödeme de dikkate alınarak takip talebindeki şartlarla icra takibinin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında 28.12.2015 tarihinde "Ortak Sağlık Güvenlik Birimi Hizmet Sözleşmesi" imzalandığını, davacı şirketin sözleşmede yer alan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, risk değerlendirme raporunu ilgili birime zamanında sunmadığını, çalışan işçilerin emniyet kemeri kullanımını sağlamadığını, bu konuda işçilere gerekli eğitimi vermediğini, yeterli sayıda yardım elemanı bulundurmadığını, işyeri hekimi bulundurmadığını, ayrıca çalıştırması gereken iş güvenliği uzmanı mevzuata uygun sürelerde çalışmadığı için müvekkili şirkete Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından 31.05.2016 tarihinde 18.214,00TL tutarında idari para cezası kesildiğini, ihtarname ile para cezasının davacının eksik ve kusurlu hizmetinden kaynaklı olması sebebiyle ödenmesinin istendiğini, ödeme yapılmaması üzerine, davacının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle Ankara 17. Noterliğinin 31.03.2017 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile sözleşmenin tek taraflı olarak müvekkili tarafından feshedildiğini, anılan ihtarnamenin davacı şirkete 04.04.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, bu zarardan davacı tarafın sorumlu olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte cari hesap ekstresinin incelenmesinden anlaşılacağı üzere müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, öncelikle yetki itirazlarının dikkate alınarak davanın usulden reddine, mahkemenin esasa girmesi halinde haksız ve hukuka aykırı olan davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince, takibe konu faturalarının ödendiğinin taraf defter incelemesi ile anlaşıldığı, uyuşmazlığın ise Türkiye İş Kurumu tarafından davalı şirkete verilen idari para cezası ödemesinden kaynaklandığı, takip talebine dayanak faturalar incelendiğinde idari para cezasına dair ödemenin dava edilmediği anlaşıldığından ve idari para cezasına dair kaydın takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşıldığından, idari para cezasının tahsili hususunun taraflar arasında ayrı bir dava konusu yapılabileceğinden bahisle davanın reddi ile davacının kötüniyeti ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DAİREMİZİN ████████ E-█████████ K SAYILI█████/2023 TARİHLİ KARARI İLE; öncelikle iş güvenliği uzmanı bilirkişi tarafından ödenen para cezasına esas teşkil eden yedi eylemden üçünün davacıya ait olduğu, diğerlerinin davalıya ait olduğunun belirtildiği gözetilerek para cezasına sebebiyet veren eylemlerden kimin ne oranda sorumlu olduğu, dolayısıyla kesilen para cezasının davalı tarafından bir kısmının veya tamamının mahsubunun gerekip gerekmediğinin gerekçeli ve denetime elverişli olarak açıklanıp gösterilmesi hususunda alınacak bilirkişi raporu sonrasında, taraf ticari defter ve kayıtlarındaki ödemeler ve diğer deliller değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi için HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece Mahkemesince; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 24.05.2025 tarihli rapor ile raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği, davalı tarafından davacıdan 28.12.2025 tarihinde iş sağlığı güvenliği hizmetinin alınmaya başlandığı, bu tarihten sonraki 28.01.2016-22.03.2016 tarihleri arasında denetim yapıldığı, yedi adet eylemden bazılarının dayanağının 05.10.2015 tarihli belgeler olduğu, bu tarihte davacı tarafından davalıya henüz hizmet verilmeye başlanmadığı, bu sebeple davacının sorumluluğunun bulunmadığı, 3. ve 7. Eylemler arasındaki eylemlerin davalı işveren sorumluluğunda bulunduğu, zira uygulamaya yönelik olduğu, davacı tarafından davalıya 28.12.2015 tarihinde yeni risk değerlendirilmesinin sunulduğu ancak davalı tarafından eski risk değerlendirmesinin denetimde gösterildiği, davacının eski risk değerlendirmesindeki eksikleri giderdiği, sonuç olarak idari para cezasının düzenlenmesinde davacının sorumluluğunun bulunmadığı, davalının %100 oranında sorumlu olduğu, bu sebeple 13.660,50 TL olarak ödenen idari para cezasının mahsup edilmeyeceği, davalının davacıya 13.660,50 TL borçlu olduğu gerekçesi ile asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olmadığı gerekçesi ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davaya konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğunu, icra dosyasından da anlaşılacağı üzere alacağın faturadan kaynaklandığı, bu nedenle ilk derece Mahkemesinin icra inkar tazminatınına hükmetmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan bilirkişi raporunun tüm raporların zıttı ve çelişkili bir rapor olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.5. Maddesinde davacı şirketin yükümlülüklerinin belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca davacının öneride bulunduğunu belirterek bu durumu yeterli görmesinin BAM kaldırma kararına, somut olaya v diğer bilirkişi raporlarına aykırı olduğunu, bilirkişilerin taraflar arasındaki sözleşme yükümlülükleri bakımından hatalı yorum yaptıklarını, davacıdan danışmanlık değil iş güvenliği hizmeti satın alındığını, müvekkilinin davacıdan tam teşekkülü bir iş sağlığı güvenliği hizmeti satın almış olmakla İş Sağlığı ve Güvenliği yetkisini tamamen davacıya devrettiğini, davacının yetkisinin yalnızca uyarmak olmadığını, emniyet tedbirlerini tam ve eksiksiz zamanında almak, uygulamak ve uygulatmak ayrıca uygulatmanın ardından denetlemekle de yükümlü olduğunu, 13.03.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunun iş sağlığı ve güvenliği hususunda yüksek lisans yapan uzman bir bilirkişiden alındığı da göz önüne alındığında ilgili rapora değer verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. Maddesinde zarar durumunda davacının sorumluluğunun belirtildiğini, davacı tacirin uzmanı olduğu alanda basiretli olarak davranmaması nedeniyle müvekkiline kesilen cezanın tamamından sorumlu olduğunu, önerinin takibini, denetlenmesi, uygulanması ve uygulatmasının tamamen davacının sorumluluğunda bulunduğundan davacının % 100 kusurlu olması gerektiğini, ... uzmanlarının taraflar arasındaki sözleşmeyi yorumlayacak bilgisinin olmadığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, ödenmediği iddia edilen hizmet bedeli bakiyesine ilişkin takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takibin █████/2017 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinin davalı/borçluya █████/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalının █████/2017 tarihinde takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu, itirazın tebliğine dair belgeye rastlanmadığından davanın yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır
Somut olayda taraflar arasında iş güvenliği sözleşmesi imzalandığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı tarafından iş sağlığı güvenliği hizmeti bedellerine istinaden düzenlenen faturaların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından işbu fatura bedelleri toplamı olan 16.419,61 TL'den iş sağlığı güvenliği uygulamaları sebebiyle davalıya verilen idari para cezası olan 13.660,50 TL mahsup edildikten sonra bakiye bedel olan 2.759,11 TL dava tarihinden önce davacıya ödenmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece Mahkemesince idari para cezası yönünden tarafların sorumluluk oranlarının belirlenmesi için tanzim olunan 13.03.2024 tarihli raporda idari para cezasına konu olan yedi adet eylemin olduğu, yedi adet eylemden üçüncü eylem hariç olmak üzere altı eylemin davacının sorumluluğunda olduğu, üçüncü eylemin davalının sorumluluğunda olduğu, yani davacının %85, davalının ise %15 oranında sorumlu oldukları yönünde görüş bildirilmiştir. Farklı bir ... uzmanı bilirkişiden alınan raporda idari para cezasının düzenlenmesinde davalının %100 sorumlu olduğu, davacının sorumluluğunun bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. İlk derece Mahkemesince raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla ... uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii edilmesi zerine alınan 24.05.2025 tarihli raporda idari para cezasının düzenlenmesinde davalının %100 sorumlu olduğu, davacının sorumluluğunun bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Somut olayda, davacı, davalıya 28.12.2025 tarihinden itibaren iş sağlığı güvenliği hizmeti vermeye başlamıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundan da belirtildiği üzere, hizmet başlangıç süresinden sonraki dönemde 28.01.2016-22.03.2016 tarihleri arasında denetim yapılmıştır. Yine raporda, teftişte tespit edilen bazı uygunsuzlukların kök sebebinin 05.10.2015 yani OSGB hizmetinin başlangıç tarihinden önceye ait olduğu, davacının 28.12.2015 tarihinde göreve başlarken eski Risk değerlendirmesini güncellediğini, TC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu tarafından 2 aşamalı denetim yapıldığı, teftiş tarihlerinden açıkça 28.01.2016-22.03.2016 tarihleri arasında gerçekleşen bir denetim olduğu, 28.01.2016 tarihindeki 1. Aşama denetimde tespit edilen hususların giderilmesi için TC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişlerince davalıya 22.03.2016 tarihine kadar süre verildiği, dolayısıyla 2. Aşama teftişte bu tarihe kadar giderilmemiş uygunsuzlukların tespit edildiği ve bu aykırılıklar için ceza uygulandığı belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun teknik açıdan yeterli, ayrıntılı ve önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette olduğu görülmüştür. Bilirkişi heyet raporundaki tespit ve değerlendirmelere göre, 05.10.2015 tarihli eski raporun kusurlarından davacının sorumlu tutulamayacağı, cezai işleme konu hususlar ile ilgili olarak gerekli bildirim ve uyarı yükümlülüklerini yerine getiren davacının sorumluluğu olmadığı, para cezasına sebebiyet veren eylemlerden davalının sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı vekilince davacının yetkisinin yalnızca uyarmak olmadığını, emniyet tedbirlerini tam ve eksiksiz zamanında almak, uygulamak ve uygulatmak ayrıca uygulatmanın ardından denetlemekle de yükümlü olduğunu ileri sürmüş ise de, bilirkişi raporunda idari para cezasına sebebiyet veren eylemlerden neden davalının sorumlu olduğu ayrıntılı ve gerekçeleri ile birlike açıklandığından davalı vekilinin bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.
İdari para cezasına sebebiyet veren eylemlere davalının sebebiyet verdiği ve bunun sonucunda düzenlenen idari para cezasına davalının katlanması gerektiği tespit edildikten sonra davacının icra takibine konu faturalardan kaynaklı alacaklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.
Somut olayda, tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarının HMK'nun 222. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tutulduğu, takip konusu faturaların her iki şirketin de usulüne uygun tutulan defterlerinde kayıtlı olduğu, faturayı, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan, bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını ve borcu ödediğini, dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispat ispatlaması gerekir. Ne var ki davalının bu anlamda ispat külfetini yerine getirdiği söylenemez. Davalının idari para cezasından sorumlu olduğu tespit edildiğinden, 13.660,50 TL olarak ödenen idari para cezasını kendi defter ve kayıtlarından mahsup etmesinin borcunu ortadan kaldırmayacağı anlaşılmakla tarafların icra takibine konu faturalar yönünden birbiri ile uyumlu ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 13.660,50 TL borcunun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
İlk derece Mahkemesinin █████/2026 tarihli istinaf değerlendirme kararı ile; Mahkeme tarafından verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş olup, davacı vekiline İstinaf harç ve masraflarını yatırması hususunda █████/2026 tarihli muhtıra yazıldığı, muhtıranın tebliğinden itibaren bir hafta içinde eksik gider avansının yatırması, aksi halde istinaf talebinden vazgeçmiş sayılacaklarının ihtar edildiği, muhtıranın █████/2026 tarihinde istinaf eden davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edildiği, ancak eksiklik tamamlanmadığı gerekçesi ile davacı vekili tarafından süresinde istinaf karar harcı yatırılmadığından istinaf kanun yoluna başvurma hakkından vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30.04.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!