İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde, kuaförlük işyeri iç mimarlık projesinin eksik ve ayıplı ifa ile geç teslimi nedeniyle oluşan zararların tazmini talepli ticari alacak davası.
Özet: Bir kuaförlük işyeri sahibi, yeni salonunun iç mimarlık projesi uygulaması için anlaştığı davalı şirketin taahhüt ettiği işi eksik, kusurlu ve gecikmeli olarak teslim ettiğini, sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve müvekkilinin fazladan birçok harcama yapmak zorunda kaldığını belirterek, toplamda 1.7 milyon TLyi aşan ödemelerinin karşılığını alamadığını ileri sürmüş; davalı ise davacının aktif husumetinin bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını ve işin teslim edildiğini savunmuştur. Bu çerçevede davacı, eksik ve ayıplı işler, kendi yaptığı ek imalatlar ve gecikme cezai şartı için belirsiz alacak davası olarak şimdilik 100er TL talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil kuaförlük mesleği ile iştigal ettiğini müvekkil yeni işyeri için davalı ---------Şti. Yetkilisi ile ‘İÇ MİMARLIK PROJENİN UYGULANMASI PROJESİ ‘ adı altında ön projenin davalı tarafından davacı müvekkilin kiraladığı ------- mah.------- cd. --------- sk.No:-------- ---------- Blok --------- Sitesi ---------- adresine uygulanması hususunda anlaştıklarını, sözleşmenin 10. Maddesinde belirtildiği üzere işveren müvekkil güncel tarihli fiyat listesinde belirtilen iş kalemlerine karşılık indirimli olarak 1.550.000 TL ödemeyi üstlendiğini, Müvekkil sözleşme gereği ön ödeme olarak davalıya bedelin %50 sini yani 750.000TL yi ödediğini, müvekkilin Anlaşma gereği ödemesi gereken %3O bedeli de yine ---------- görüşmelerinde davalı ile anlaşarak 240.000 TL bedelden 47.000 TL wc ödemesini düşerek 216.500 TL olarak ödediğini, Müvekkil tüm detayı -------- mesajlarında davalıya yazmış, davalı da onayladığını -------- mesajlarında da görüleceği üzere müvekkil defalarca davalı ile görüşmek istemiş, davalı müvekkil ile görüşmediğini, işveren müvekkilin tek taraflı fesih hakkı var iken, sözleşmeyi feshetmemiş müvekkil sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimi yerine getirmiş, ancak davalı talep konusu sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği gibi müvekkil ile görüşmekten imtina ettiğini, talep konusu sözleşmenin 15. Maddesinde yüklenici davalının işi 20.09.2024 tarihinde tamamlaması gerekirken taahhütünü yerine getirmemiş bunun üzerine taraflar ek protokol üzerinde anlaştıklarını, Yüklenici davalı ek protokol gereği edimini yerine getirmemiş 14.11.2024 tarihinde teslim etmesi gereken işi 16.02.2025 Tarihinde eksik ve kusurları ile teslim ettiğini, Dükkan tam bitmeden müvekkil taşınmak zorunda kaldığını, Bu arada müvekkil dava konusu yeni yerine geçemediği için hem mevcut yerine ve hem de dava konusu yere 6 ay kira ödemek zorunda kaldığını, Ayrıca davacı müvekkil ek protokol gereği de davalıya para ödemek zorunda kaldığını, davacı müvekkilin davalı yükleniciye yaptığı elden ve banka kanalı ile toplam ödeme 1.759,300 TL olduğunu, ayrıca müvekkil demirci ---------- de 50.000 TL ödeme yaptığını, TV montaj esnasında zarar görmüş (ekranı kırılmış) Davacı 44.162TL ye tamir ettirdiğini, Davalı yüklenicinin yapması gereken demir mazgalı da 23.600 TL ye müvekkil yaptırdğıını Klima ve klima sistemi , çiçeklendirme , iki wc nin fayansından klozetine kadar müvekkil almıştır.İki müşteri tarama koltuğu ve büyük TV led ekran davacı tarafından alındığını.Ancak müvekkil bu ediminin karşılığını alamadığını, Müvekkil mağdur olmuş, yaptığı ödemelerin karşılığını alamadığını, Sözleşme konusu projeye uygun olmayan bir taşınmazda işini yapmak zorunda kaldığını, ----------D.İş sayılı dosyası ile yerinde tespit talebinde bulunduklarını bilirkişi raporu alındığını, Ayrıca davalı şirket yetkilisi müvekkili davakonusu alacak nedeni ile tehdit ettiğini Müvekkilin şikayeti üzerine ,--------- Soruşturma no dosyası açıldığını arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle Fazlaya ilişkin tüm dava ve haklarımız saklı kalmak kaydı ile ; Davalının sözleşme ve ek protokol kapsamında eksik ve ayıplı yapmış olduğu işlerin , imalatların ve malzemelerin tespiti ile bundan kaynaklı zararın Şimdilik 100 TL alacağın 20.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Sözleşme ve ek protokol kapsamında olupta müvekkil tarafından bedel karşılığı yaptırılan imalat ,işler ve malzemeler ile davalı yüklenicinin sebep olduğu zarar kapsamında ödenen bedeller için Şimdilik 100 TL alacağın 20.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Taraflar arasında yapılan ek sözleşme kapsamında müvekkilin hakettiği şimdilik 100 TL cezai şart bedelinin ( geç teslim 14.11.2024 - 16.02.2025 tarihleri arası ) davalıdan tahsiline, tüm taleplerinin davanın H.M.K. 107. M. Gereğince belirsiz alacak davası olarak görülmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.SAVUNMADavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada davacının aktif husumeti bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tüm talepler bakımından zamanaşımı itirazımızın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf, dava konusu projeyi 17.02.2025 tarihinde teslim aldığını kabul etmiş olmasına rağmen, teslimden yaklaşık dört ay sonra, --------- D. İş sayılı dosyası kapsamında delil tespiti talebinde bulunmuş; söz konusu dosyada bilirkişi incelemesine esas keşif 17.06.2025 tarihinde gerçekleştirildiğini, Teslim ile delil tespiti keşfi arasında geçen bu uzun süre boyunca, dava konusu mekan davacı tarafından fiilen ve ticari amaçla kullanılmış, üçüncü kişilerce müdahale edilmesi, kullanım kaynaklı yıpranma ve değişiklikler yapılması ihtimali doğmuştur. Bu süreçte müvekkil şirkete yöneltilmiş tek bir ihtar, ayıp ihbarı veya giderim talebi dahi bulunmadığını, Bu nedenle, bilirkişi raporunda tespit edilen hususların, müvekkilin sözleşmeye aykırı olduğu iddia edilen eylemleri nedeniyle oluştuğunun tespiti mümkün olmadığını, raporda “eksik” veya “ayıplı” olarak nitelendirilen birçok husus, sözleşme kapsamı hiç incelenmeksizin, tasarımsal tercihler veya davacının sonradan değişen beklentileri üzerinden değerlendirilmiştir. Söz konusu unsurların sözleşmede yer alıp almadığı, ilave iş niteliğinde olup olmadığı veya davacı tarafından sonradan talep edilip edilmediği araştırılmadığını, Tüm bu nedenlerle; teslimden aylar sonra, tek taraflı beyanlarla, müvekkilin katılımı sağlanmadan, sözleşme hükümleri ve teknik ölçümler dikkate alınmaksızın hazırlanan söz konusu bilirkişi raporu, hukuken geçerli, güvenilir ve hükme esas alınabilir bir delil niteliği taşımadığını, davacı taraf, taraflar arasında bir ek protokol imzalandığını ileri sürmekte ise de, bu iddia gerçeği yansıtmadığını Taraflar arasında, imzalı ve yürürlükte olan tek sözleşme mevcut olup, bu sözleşme dışında tarafların üzerinde nihai ve bağlayıcı şekilde mutabık kaldığı, imzalanmış herhangi bir ek protokol bulunmadığını, sözleşmenin ifası sürecinde, taraflar arasında yaşanan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla çeşitli tarihlerde iletişime geçilmiş, çözüm önerileri sunulmuş ve sulh görüşmeleri yürütülmüştür. Ancak bu görüşmeler, niteliği gereği, bağlayıcı olmayan müzakere sürecinden ibaret olup; tarafların iradelerinin kesin olarak örtüştüğü ve hukuken sonuç doğuracak bir sözleşme veya ek protokol imzalanmasıyla sonuçlanmadığını, Müvekkil hiçbir şekilde eksik ifayı kabul etmediğini, davacının taleplerinin önemli bir kısmının taraflar arasında imzalanmış sözleşmede ve eklerinde yer almayan, müvekkil tarafından üstlenilmemiş ve kabul edilmemiş iş kalemlerine ilişkin olduğu, bir kısmının davacının kendi talep ve rızasıyla gerçekleştirilen revize ve değişikliklerden kaynaklandığı, kalan taleplerin ise teslimden sonra geçen süre, fiili kullanım, ayıp ihbarı bulunmaması ve nedensellik bağının kopmuş olması nedeniyle müvekkile yüklenemeyeceği açık olduğunu,. Bunun yanında, davacı tarafın ödeme yükümlülüklerini süresinde ve tam olarak yerine getirmemesi, sözleşme dışı ilave iş talepleri ve müvekkilin sözleşmeden ve ilave işlerden doğan muaccel ve likit karşı alacağı karşısında, davacının gecikme, ayıp ve cezai şarta dayalı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu sabit olduğunu tüm bu nedenlerle Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tümden reddine, Yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle,Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasıdır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. ---------- Ticaret Sicil müdürlüğü yazı cevabında; davacı ...'in gerçek kişi ticari işletme kaydı, ortağı olduğu kollektif ve komandit şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunmadığı, Ancak; hali hazır ortağı olduğu --------- ŞİRKETİ kaydının bulunduğu --------- defterdarlığı yazı cevabında; davacı ... 'in dairelerinde mükellefiyet kaydının bulunmadığı, Ancak ---------- Vergi Dairesi Müdürlüğünden 22.01.2025 tarihinde Dairemizde nakil gelen --------- vergi kimlik numaralı ---------- Şirketi'nin 01.07.2014 tarihinden itibaren %100 ortağı ve Kanuni temsilcisi olduğu anlaşıldığı Söz konusu firmanın sermaye şirketi olmasından dolayı 1.sınıf Bilanço esasına göre deftere tabi olduğu anlaşılmış 2024 yılı kurumlar beyannamesinde bildirilen Brüt Satışlarının: 461.383,30TL olduğu, Ödevli hakkında verilen bilgi ve belgelerin V.U.K.'nun 5.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ---------- Esnaf ve Sanatkarlar odası yazı cevabında; davacı ...'in Esnaf kaydına rastlanılmadığı hususları tespit edilerek mahkememize bildirilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, şirket ortağı olmak ortağa tacir vasfı kazandırmadığından davacı ...'in Tacir vasfının bulunmadığından ve somut olayda mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı ve Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesi uyarınca davanın Asliye Hukuk Mahkemesi görev alanına girdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, mahkememiz görevsizdir. Görev, dava şartlarından olduğundan ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115/1. maddesi uyarınca her aşamada resen gözetilmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli --------- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile İHTARINA,4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,Dair, davacı vekiline ( e duruşma sistemi üzerinden ) davalı vekilinin yüzüne karşı , gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile -------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026