İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, 153 milyon TL üzeri ticari alacak için ihtiyati haciz talebinin reddi kararının istinafen incelenmesine dair hükmü.
Özet: İlk derece mahkemesinin, taraflar arasındaki sürekli ticari ilişkiden doğan ve faturalar, cari hesap ekstreleri, noter ihtarnamesi ile borçlunun borç ikrarını içeren e-posta yazışmalarıyla yaklaşık ispatın sağlandığı belirtilen yaklaşık 153 milyon TLlik muaccel alacak için yapılan ihtiyati haciz talebini, alacağın varlığı ve muacceliyetine dair yeterli yaklaşık ispat bulunmadığı gerekçesiyle reddetmesi üzerine, alacaklının bu ret kararına karşı yaptığı istinaf başvurusudur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ████████ D.İş Esas, ████████ D.İş KararKONU
: İhtiyati HacizKARAR TARİHİ
: █████/2026KARARIN YAZILDIĞITARİH
: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İhtiyati haciz talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında sürekli, düzenli ve ifa edilmiş bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin alacağının muaccel hale geldiğini, dosyaya delil olarak sundukları fatura suretleri ve cari hesap ekstresi ile bu husun sabit olduğunu, her bir faturanın belirli bir döneme ilişkin hakediş esasına dayandığını, fatura üzerinde açıkça “VADE: 30 GÜN” ibaresinin yer aldığını, vadesinde ödenmeyen TL faturalar için aylık %3 oranında vade farkı uygulanacağının düzenlendiğini, faturaların borçlu şirkete iletildiğini ve süresinde itiraz edilmediğini, karşı tarafın net cari hesap bakiyesinin 185.584.675,16 TL olduğunu, bu tutardan vadesi henüz dolmamış 32.223.100,53 TL’nin düşülmesi sonucunda müvekkilinin 153.361.574,63 TL tutarında muaccel ve ödenmemiş alacağı bulunduğunu, Kartal 9. Noterliği'nin 08.01.2026 tarih ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile o dönem cari hesap alacağı miktarı olan 118.212.004,63 TL'nin ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak ihtara rağmen borçlu şirket tarafından borcun ödenmediğini, borçlu şirket yetkilisi ... tarafından müvekkili ...'e 01.12.2025 tarihinde atılan mailde borcun ikrar edildiğini, mail yazışmalarından açıkça anlaşılacağı üzere borçlu şirketin; müvekkilinin cari hesap alacağını kabul ettiğini, meblağ üzerinde indirim ve taksitlendirme talebini ileri sürerek ödeme teklifinde bulunduğunu, mail yazışmalarının delil niteliğine haiz olduğunu, somut olayda ihtiyati haciz şartlarının bulunduğunu belirterek 153.361.574,63 TL meblağındaki alacakları hakkında ihtiyaten haciz taleplerinin kabulü ile borçlunun borca yetecek tutarda menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; talepte bulunan vekilince deliller kısmında taraflar arasında akdedilen 14.02.2023 tarihli Kütahya Sağlık Yerleşmesi Hizmet Sözleşmesi, cari hesap ekstresi, fatura suretleri delil olarak dilekçe ekinde belirtilmişse de,mahkememizce aynı taraflar ve aynı alacak için daha önce ████████ sayılı d.iş dosyasında aynı talepte bulunduğu ve talebin reddine karar verildiği, bu yeni talep dilekçesi ekinde önceki talep ekindeki delillerden farklı bir delilin sunulmadığının görüldüğü, sunulan mail çıktılarının, taraflar arasındaki sözleşmeye ilişkin olduğunu, alacağın miktarını, muacceliyetini gösterir içeriğe sahip olmadığı, bu hususların tespitinin yargılamayı gerektirdiği, sunulu deliller kapsamında alacağın varlığı ve muacceliyeti yönünden Mahkememiz nezdinde yaklaşık ispata yeter kanaat oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİKarar yasal süresinde ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf edilmiştir.İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasında hizmet sözleşmesi akdedilerek ticari ilişki kurulduğunu, müvekkilinin alacağının fatura ve cari hesap ile sabit, belirli ve hesaplanabilir nitelikte olduğunu, cari hesapta son net borç bakiyenin 185.584.675,16 TL olarak göründüğünü, bu bakiyenin, tüm satış faturaları, kısmi ödemeler, iadeler, damga vergisi düzeltmeleri ve sair mahsup işlemleri işlendikten sonra ulaşılan net tutar olduğunu, dolayısıyla ortada belirsiz, takdiri veya soyut bir alacağın değil; muhasebe kayıtlarıyla izlenebilir, matematiksel olarak denetlenebilir bir alacağın bulunduğunu, dosyaya sunulan “Muacceliyet Hesap Tablosu” ile cari hesap bakiyesinin hangi yöntemle muaccel tutara dönüştüğünün ayrıca ortaya konulduğunu, buna göre net cari hesap bakiyesi olan 185.584.675,16 TL’den, henüz vadesi dolmamış 32.223.100,53 TL nin düşüldüğünü, böylece vadesi gelmiş, ödenmemiş ve talebe konu edilebilir net muaccel alacağın 153.361.574,63 TL olarak belirlendiğini, öte yandan faturaların her birinde vade bilgisinin açıkça yer aldığını, borçlu tarafın, dosyaya sunulan faturaların içeriğine, miktarına veya hizmetin verildiğine ilişkin somut bir itirazı bulunmadığını, aksine cari hesap çerçevesinde çeşitli ödemeler yaptığını, e-posta yazışmalarında belli bir bakiye üzerinden ödeme planı teklif ettiğini ve borç ikrarında bulunduğunu, müvekkili alacağının muacceliyeti hakkında dosya kapsamındaki delillerle yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiğini, Kartal 9. Noterliği'nin 08.01.2026 tarih ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile o dönem cari hesap alacağı miktarı olan 118.212.004,63 TL'nin ödenmesinin de ihtar edildiğini, borçlu şirket yetkilisi ile yapılan görüşmelerde borç ikrarında bulunulduğunu, e-mail kayıtları alacağın varlığını ve muacceliyetini ispatlayan en önemli delillerden birisi olmasına rağmen mahkemece aksinin kabulünün hatalı olduğunu, e-posta yazışmasının tarihi ile cari hesap kayıtları birlikte incelendiğinde, borçlu tarafın ifade ettiği 118,2 milyon TL tutarın, aynı tarih itibarıyla cari hesap ekstresinde görülen borç bakiyesi ile birebir örtüştüğünü, ihtiyati haciz talebinin daha önce reddedilmiş olmasının yeniden talepte bulunulmasına engel olmadığını, somut olayda ihtiyati haciz şartlarının bulunduğundan borçlu şirket hakkında İcra Ve İflas Kanunu m.257 gereği ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile 153.361.574,63 TL meblağındaki alacakları hakkında borçlunun borca yetecek tutarda menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Karşı taraf vekili istinaf dilekçesine karşı verdiği cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşmede tahkim şartı bulunduğunu, talepte bulunan tarafça yapılmış bir tahkim başvurusu bulunmadığını, dolayısıyla hakem kurulunun etkin olarak hareket edemeyeceği bir hal söz konusu olmadığından mahkemenin talep konusu hakkında karar vermeye yetkili olmadığını, taraflar arasındaki borç - alacak durumunun kesin ve bu aşamada hesaplanabilir olmadığını, talepte bulunan şirketin eksik ve hatalı hizmetleri dolayısıyla uğranılan zararın ancak kesin hesap ve kesin hakediş işlemlerinden sonra ortaya çıkacağını ve talepte bulunan şirketin alacak – borç durumunun böylelikle ortaya konulacağını, müvekkili şirketin, talepte bulunan şirketin kusurlu ifaya devam etmesi nedeniyle 06.02.2026 tarihli yazı ile Sözleşme’yi feshettiğini, talepte bulunan şirketin çalışanlarının çıkış işlemlerinin dahi müvekkili tarafından tamamlandığını, işçilerin hak ve alacaklarının müvekkili tarafından ödendiğini, bu ve bunun gibi kalemlerin kesin hesap ve kesin hakediş çalışmaları ve tasfiye işlemleri sırasında talepte bulunan şirketin varsa alacaklarından mahsup edileceğini, kaldı ki şimdiye dek yapılan kesin hesap çalışmalarında talepte bulunan şirketin alacağının olmadığı anlaşılmakla birlikte nihai durum çalışmaların tamamlanması ardından ortaya konulacağını ve talepte bulunan şirkete kesin hesabın tebliğ edileceğini, talepte bulunan şirketin alacağının olup olmadığı ile varsa miktarının kesin olmadığını, hizmet sağlayıcı olan talepte bulunan firmanın, sözleşmenin 34.8. maddesinde yer alan şartları yerine getirmediğini, personel ücretleri, SGK prim ödemeleri ve vergi borçları gibi hususlarda müvekkili şirketin İdareye karşı talepte bulunan şirket ile müteselsilen sorumlu olduğundan talepte bulunan şirketin Sözleşme’nin 34.8. maddesinde yer alan şartları yerine getirmesinin ödeme alabilmesinin ön koşulu olduğunu, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeyen firmanın ödeme talebinde bulunamayacağını, aynı alacak talebi ve aynı gerekçelere dayanılarak tekrar ihtiyati haciz talebinde bulunulmasının hukuken korunamayacağını, İİK 257. maddede aranan ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşmediğini,müvekkilinin hastane işletmecisi olup muayyen bir yerleşim yerinin tartışmasız biçimde olduğunu, ayrıca mal kaçırma şüphesinin, hileli bir işleminin ve kaçma şüphesinin olmadığını, talepte bulunan şirketin Sözleşme’nin ifasında hata, kusur ve eksikleri olduğunu, bu konuda idareden yazılar geldiğini, kesin hesap ve tasfiye işlemlerinin devam ettiğini ve dolayısıyla ihtiyati haciz talep eden şirketin kesinleşmiş bir alacağının olmadığını belirterek ihtiyati haciz talebinin reddine dair mahkeme kararı yerinde olduğundan ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Talep, ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından bahisle ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik tesis edilen karar, ihtiyati haciz talep eden tarafından ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık İİK'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İhtiyati haciz, İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir.İcra ve İflas Kanununun 258/1-2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." denilmektedir. Kanun senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Ayrıca diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir.Taraflar arasında “Kütahya Sağlık Yerleşkesi Projesinde Laboratuvar Hizmetlerinin Temin Edilmesi İşi” kapsamında 14.02.2023 tarihli Kütahya Sağlık Yerleşmesi Hizmet Sözleşmesi akdedilmiştir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 414. maddesinin 1. ve 3. fıkraları aşağıdaki düzenlemeyi havidir:“MADDE 414- (1) Aksi kararlaştırılmadıkça, tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulu, taraflardan birinin talebi üzerine, bir ihtiyati tedbirin alınmasına veya delil tespitine karar verebilir. Hakem veya hakem kurulu, ihtiyati tedbir kararı vermeyi, uygun bir teminat verilmesine bağlı kılabilir.(3) Hakem veya hakem kurulunun ya da taraflarca görevlendirilecek bir başka kişinin zamanında veya etkin olarak hareket edemeyecek olduğu hâllerde, taraflardan biri ihtiyati tedbir veya delil tespiti için mahkemeye başvurabilir. Bu hâller mevcut değil ise mahkemeye başvuru, sadece hakem veya hakem kurulundan alınacak izne veya tarafların bu konudaki yazılı sözleşmesine dayanılarak yapılır.” şeklindedir.HMK 414. maddesi hükümleri incelendiğinde, mahkemeden ihtiyati haciz talep edilebilmesine kanuni bir engelin bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan değişen koşullara ve delil durumuna göre her zaman ihtiyati haciz talep edilebilecektir.Somut olayda, ihtiyati haciz isteyen vekili alacağın dayanağı olarak faturaları, cari hesap ekstrelerini ve mail yazışmalarını ibraz etmiştir. Sunulan faturalar hizmetin verildiğinin ve alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiğini göstermez. Sunulan cari hesap ekstresi de, talebe konu faturalardan kaynaklanan bakiye fatura alacağının karşı tarafça itiraz edilmeden kabul edildiği anlamına gelmez. Talep eden tarafından ticari ilişki sebebiyle tek taraflı tutulan açık hesaba dayalı cari hesap ekstresi de alacağı yaklaşık olarak ispat edecek mahiyette bir delil değildir. Cari hesap noktasında tarafların mutabık kaldığına dair bir delil de dosyaya sunulmamıştır.Sonuç olarak, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen sözleşme, faturalar, cari hesap ekstreleri ve e-mail yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde, hizmetin verilip verilmediği ile varsa alacağın varlığı ve miktarı yaklaşık olarak ispat edilememiştir. Bu nedenlerle, talep eden tarafça dosyaya ibraz edilen deliller alacağın varlığı hakkında kanaat edinmeye yeterli görülmediğinden mevcut delil durumunda yaklaşık ispat sağlanamadığından ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ D.İş Esas, ████████ D.İş Karar sayılı ve █████/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.█████/2026