İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, trafik kazasından kaynaklanan ölüm, cismani zarar ve araç değer kaybı talepli birleşen tazminat davası yargılaması.
Özet: Bu hukuki evrak, 20/09/2015 tarihli trafik kazasında yaralanan davacı Y.M.nin, müvekkilleriyle birlikte, kazaya karışan diğer aracın tam kusurlu olduğu iddiasıyla, sigorta şirketinden maddi tazminat, araç sürücüsü ve sahibinden ise cismani zarar ve yaşadıkları üzüntü nedeniyle manevi tazminat talep etmesini konu almaktadır; ayrıca birleşen davada kaza yapan araçta oluşan değer kaybının tazmini istenmekte olup, mahkemece kusur oranlarının, illiyet bağının ve tıbbi raporlar ışığında belirlenen maluliyet oranlarının değerlendirilmesi sonucunda tazminat miktarının tespiti hedeflenmektedir.

T.C.
İZMİR2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ
: █████/2015KARAR TARİHİ
: █████/2020BİRLEŞEN DOSYA İZMİR ...ATM ... E. SAYILI DOSYASIDAVA
: TazminatDAVA TARİHİ
: █████/2017KARAR TARİHİ
: █████/2017Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Asıl davada davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'ın █████/2015 tarihinde yolculuk yaptığı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca sürücüsü ... araç maliki diğer davalı ... olan ... plakalı aracın çarpması sonucunda yaralandığını, hastaneye kaldırıldığını, meydana gelen kazada davalının sevk ve idaresindeki aracın asli ve tam kusurlu olduğunu buna karşı müvekkilinin içerisinde bulundğuu araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalı ... firmasının kazaya sebebiyet veren aracın ZMMS olup poliçe limiti dahilinde maddi zararlardan dolayı sorumlu olduğunu davacı müvekkil ... için şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat bedelini olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigortadan poliçe limiti ile sorumlu tutulması koşuluyla davalılardan müteselsilen tahsiline, Davacı ...'ın yaşadığı manevi zararlara karşılık gelmek üzere 75.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsiline, diğer müvekkil davacılar ... için 12.500,00 TL ve ... için 12.500,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminat bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı ... Sigorta Vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Dilekçe ekinde hiçbir olaya ilişkin belge olmadığını, dava öncesinde davacının müvekkil şirkete başvurusu bulunmadığını, bu nedenle şirketin temmerrüde düşmediği gibi dava açılmasına sebebiyet verdiğini, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkil şirket nezdinde başlangıç ve bitiş tarihli ZMMS sigortası ile sigortalandığını, müvekkil sigorta şirketinin sorumluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddini ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Asıl Davada davalı ... ve ... vekillerinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle: Davacılara maddi tazminat talebini HMK 119 gereğince ve 194 gereğince davasını somutlaştırması için süre verilmesini aksi halde davanın usulden reddini, tedavi giderleri yönünden davanın SGK ihbar edilmesini, keşfin icrası ve delil listesindeki delillerin celbini kusur durumunun tespitini, ATK 'dan rapor alınmasını, ATK raporu sonrasında ... çalışmayan 19 yaşında bir kişi olduğundan geçi iş göremezlik tazminatının talebinin reddini, aktüer bilirkişiden rapor alınmasına, davacıların fahiş manevi tazminat taleplerinin reddine davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tahmiline karar verilmesi talep etmiştir.Birleşen davada Davacı vekilinin verdiği dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalı ... firmasına husumet yöneltmek suretiyle İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dava dosyasıyla trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat konulu dava açtığını, fakat ilgili davada maddi tazminat kalemleri arasında değer kaybına yer verilmediğini, yapılan yargılama neticesinde söz konusu dava dosyasında bilirkişi aşamasına yeni gelinmiş olup, eldeki davanın hukuki ve fiili irtibat bulunan İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.GEREKÇE
: Asıl davada Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; "uyuşmazlığın bu kazada kusur durumu, illiyet bağının kesilip kesilmediği, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı" şeklinde belirlenmiştir.Birleşen davada ise taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının aracında değer kaybı meydana gelip gelmediği geldi ise miktarı şeklinde belirlenmiştir.Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun █████/2017 tarihli raporunda ; bulgulara dayanılarak olay tarihinde pazarcı olarak çalıştığını beyan eden █████/1997 doğumlu ...'ın █████/2015 tarihli trafik kazasına bağlı yaralanmaları nedeniyle oluşan meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalma oranı olay tarihinde yürürlükte olan Ağustos 2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan " Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği 'den faydalanılarak hesaplandığında 38-39 yaşlarındaki bir sigortalının meslekte kazanma gücündeki azalma oranı %19 sonuç olarak şahsın meslekte gücündeki azalma oranı olay tarihindeki yaşına göre ve bugünkü yaşına göre de %14,3 olarak bulunduğunu, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olarak kabul edilmesinin uygun olacağı görüşünü bildirmiştir.Mahkememizce aldırılan █████/2018 tarihli bilirkişi raporunda ; olaya konu █████/2015 tarihli kazanın oluşumunda davalı tarafa ait ... plaka sayılı araç sürücüsünün %100 oranında tam ve asli kusurlu olduğu davacı tarafa ait ... plaka sayılı araç sürücüsü Hasret Kanat 'ın kusursuz olduğu, davaya konu ... plaka sayılı araçta kaza nedeniyle değer kaybı oluşamayacağı görüş ve kanaatine bildirmiştir.Mahkememizce aldırılan █████/2019 tarihli Aktüerya bilirkişi raporunda; █████/2015 tarihinde yaralanan ... 'ın geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 12.244,75 TL olduğu sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 261,831,76 TL olduğu davacının toplam maddi tazminat alacağının ise 274,076,51 TL 'ye tekabül ettiği kanaati bildirmiştir.Mahkememizce aldırılan █████/2020 tarihli bilirkişi raporunda█████/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda ... plaka sayılı aracın 2el satışı esnasında 500,00TL değer kaybı meydana gelebileceği görüş ve kanaatini bildirmiştir.Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2019 tarihli dilekçesinde davacı ... adına açılmış bulunan maddi tazminat talebinin sigorta şirketi tarafından ödenmiş olması nedeniyle maddi tazminata ilişkin davanın konusuz kaldığını bildirmiştir. Bunun üzerine yargılamaya birleşen davanın konusu olan değer kaybı tazminatı ile asıl davada talep edilen manevi tazminat yönünden yargılamaya devam olunmuştur.Birleşen İzmir ...ATM'nin ... E. Sayılı davasında konu edilen değer kaybı tazminatı açısından düzenlenen bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup Mahkememizce de benimsenerek davanın kabulü yönünde karar verilmiştir.Asıl dava yönünden manevi tazminat talebi açısından davacılardan ...'ın kaza neticesinde organ kaybı ile maluliyeti olmuştur. Diğer davacılar ... ve ...'in anne babası olup çocuklarının uğramış olduğu ağır bedensel zarar nedeni ile TBK md. 56/2 gereğince manevi tazminat hakları bulunmaktadır. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kazanın oluş şekli, kaza esnasında davacı ...'in kazaya karışan aracın yük taşımaya tahsis edilmiş olan araç kasasında bulunmuş olması ve bu nedenle zararın artmış olduğu gözetilerek paranın alım gücüde gözetilmek suretiyle manevi tazminatın ne bir ceza ne de bir zenginleşme aracı olmaması gerektiği hususu da gözetilerek manevi tazminat miktarı takdiren belirlenmiştir.Manevi tazminat miktarının Mahkememizce takdiren manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olması sebebi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin taraflardan hangisi üzerinde bırakılacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.Bu konuda öncelikle mevcut düzenleme, mahkeme uygulamaları ve Anayasa Mahkemesinin kararlarına değinmekte fayda vardır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 32...Maddesinde "1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir. " hükmüne yer verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 'Yargılama Giderleri' başlıklı 323. maddesinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış,1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 'Avukatlık Ücreti' başlıklı 164. maddesinde de, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 16...maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmış,02.01.2020 tarih ve 30996 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin; "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10'ncu maddesinde;"1)Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.2)Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.3)Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.4)Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.""Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13'ncü maddesinde;" 1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.2)Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." kuralına yer verilmiştir.Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden; manevi tazminat davasının maddi tazminat veya para ile değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması ve davanın kısmen reddine karar verilmesi durumunda, reddedilen maddi ve manevi tazminat açısından ayrı ayrı ve tarifenin 3.kısmına göre (reddedilen manevi tazminat miktarına ilişkin vekalet ücreti bakımından 10.maddenin 2.fıkrasına) nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.Mevcut düzenleme karşısında uygulamada Mahkemeler reddedilen kısım üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdir etmekte ve yine yargılama giderlerini kabul ve ret oranına göre taraflar üzerinde bırakmaktadırlar.Kısmen ret ile sonuçlanan manevi tazminat davalarında, reddedilen manevi tazminat bakımından davalı lehine tarifeye göre hükmedilecek vekalet ücretinin ve reddedilen miktara göre yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasının hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı bağlamında irdelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarına değinmek gerekmektedir.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 3...maddesinde, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte, bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da, Anayasanın başka maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması da mümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (AYM, 01.11.2012 tarih, E.███████, K.████████ sayılı karar).Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir.Yine Anayasa'nın 14...maddesinin 3. fıkrasında ise, “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. ” hükmü yer almıştır.Bir tam yargı davası sonucunda , davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen Anayasa Mahkemesinin 7.11.2013 tarih ve B. No:... numaralı kararında konuya ilişkin temel ilkeler ortaya konulmuştur. Buna göre,“Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen ...maddesinde, mahkemeye erişim hakkına açıkça yer verilmemişse de maddenin (1) numaralı fıkrasındaki “herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, … bir mahkeme tarafından davasının … görülmesini istemek hakkı...” ifadeleri çerçevesinde ve hakkın doğası gereği mahkemeye erişim hakkını da kapsadığının kabulü gerekir.Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması gerekir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir.Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu çerçevede, davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir.Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere, bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklenmemiş olması gereklidir.”Denilmektedir. Anayasa Mahkemesi ; 02.10.2013 tarih ... başvuru numaralı..., 24.06.2015 tarih ... başvuru numaralı ..., 23.01.2015 tarih... başvuru numaralı ..., 15.06.2016 tarih ... başvuru numaralı ... ve daha bir çok kararında aynı gerekçelere yer vermiştir.Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelere göre, istenen tazminatın reddedilmesi üzerine belirli bir oranının karşı tarafa vekâlet ücreti olarak ödenmesi yükümlülüğü öngörülmesi tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal eden bir müdahale olarak nitelendirilemeyecektir. Ancak her bir uyuşmazlığın kendini özgü niteliklerinin ve uyuşmazlığa konu olayın, davacıların mahkemeye erişim hakkı üzerinde farklı sonuçlar doğurabilmesi de mümkündür.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin Manevi tazminat davalarında ücret başlıklı 10. Maddesinin Anayasaya aykırılığının iddiası Mahkememizce düşünülmüş ise de söz konusu düzenleme bir kanun maddesi olmadığından ve bunun denetimi yetkisi Anayasa Mahkemesinde bulunulmadığından dolayı Anayasaya aykırılık iddiasında bulunulmamıştır. HMK md. 326/2'deki düzenlemede ise dava türünün belirtilmemiş olması ve haklılık oranına göre yargılama giderlerinin paylaştırılacak olması sebebi ile Anayasaya aykırılık iddiasında bulunulmamıştır.Hukuk sistemimizde normalar hiyerarşisi bulunması ve alt normun üst norma aykırı olamayacağı kuralı ile Mahkeme kararlarının Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Yasalara uygun olması gerektiği, kararlarda Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının da dikkate alınması gerektiği ve kararların bunlara uygun olması gerektiği, bu uygunluk sağlanırken normlar hiyerarşisinin uygulanması Mahkemeye bir ödev olarak verilmiştir.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Yüksek Mahkeme kararları ışığında Manevi tazminat davaları açısından davanın kısmen kabul kısmen reddedilmesi durumunda yargılama giderlerinin kimin üzerinde bırakılacağı hususu Mahkememizce değerlendirilmiştir.Manevi tazminat davasında tazminatın miktarının, mahkemece takdir edildiği ve mahkemenin takdirini belirleyecek objektif bir kriterin bulunmadığı bilinmektedir. Manevi Tazminat davasının bu özelliği gereği, gerçekte hak edilen tazminat miktarının dava açılmadan önce davacılar tarafından bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu belirsizliğin, hak kaybına uğramamak için davacıları yüksek miktarlı istemlerde bulunmaya yönlendirebileceği açıktır.Manevi tazminat davaları açısından ıslah yolu ile bedelin artırılması veya belirsiz alacak davası açılması da mümkün değildir. Benzer durum daha önce İdare Mahkemeleri nezdinde açılan tam yargı davalarında bulunmakta iken yukarıda da alıntı yapılan bir kısım Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Danıştay kararlarına konu olmuştur. Tartışmalar ve Mahkeme kararları sonucunda tam yargı davalarında da davacıya davasını ıslah edebilme imkanı getirilmiştir. Manevi tazminat davalarında ıslah yapılması veya davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına imkan tanınması da pek mümkün değildir. Zira karar verilmeden önce hakimin manevi tazminat miktarına ilişkin görüş bildirmesi mümkün değildir. Yukarıda değinildiği üzere manevi tazminat miktarı tamamen Hakimin takdirindedir. Hakim dahi kararı verinceye kadar manevi tazminat miktarının ne olacağını bilememekte, manevi tazminat miktarının belirlenmesine dair somut ve objektif hesap yöntem ve metodu bulunmamaktadır. Hal böyle iken davacıdan davasının hangi mahkemeye ve hangi hakime dahi düşeceğini bilmezken ve yine davalının sosyal ve ekonomik durumu ile tarafların kusuruna dair Hakimin takdirini bilebilecek bir durumda değilken manevi tazminat talebine dair dava değerini belirlemesini istemek ve dava sonucunda belirlemeye çalıştığı bedelden aşağı bir tazminat miktarına hükmedilmesi nedeniyle davacının yargılama giderleri ile sorumlu tutulması Anayasa ile güvence altına alınan Mahkemeye erişim hakkını engellemektedir.Manevi tazminat davasının kısmen kabulü halinde yargılama giderlerinin bir kısmından davacının sorumlu tutulması ve ayrıca davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi adeta davalıya verilen bir ödül olmaktadır. Bu durum tarafların sulh olmasını da önleyebilmektedir.Manevi tazminat davası öncelikle davacının manevi zararının bulunup bulunmadığı yönünde bir tespite ilişkindir. Manevi zararın varlığına ilişkin tespitten sonra ise zararın giderilmesi veya bir nebze olsun zarara uğrayan kişideki adalet duygusunun tecellisi için bir miktar bedele hükmedilmektedir. Manevi zararın varlığının kabul edilmesi halinde artık bu noktada davacı davasını açmakta haklı olduğunu ispatlamış durumdadır. Bu noktadan sonra hükmedilecek tazminat miktarının haklılık açısından bir önemi bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla davalı davacıyı manevi olarak zarara uğratmıştır ve bu hususu mahkeme kararı ile hüküm altına alınmış olması sebebi ile davacı davasında haklıdır. Tazminat miktarının belirlenmesi hususu ise tamamen tarafların sosyal ve ekonomik durumuna ve olayın meydana geliş şekline göre Hakimin takdirindedir.Bir çok ilk derece Mahkemesi kararı manevi tazminat miktarının azlığı veya çokluğu gerekçe gösterilerek Yargıtay tarafından bozulmakta hatta bozma kararı sonrasında verilen kararın dahi yine aynı gerekçe ile bozulduğu bilinen bir durumdur. Hal böyleyken ; yukarıda da değinildiği gibi davacıdan daha dava açılmadan önce hakimin takdirini tahmin etmesini beklemek ve bu takdirin ne olacağını bilememesi sebebi ile yargılama giderlerinden sorumlu tutmak, Adil olmadığı gibi Anayasal güvence altında bulunan Mahkemeye erişim hakkını da engellemektedir. Bu soruna ilişkin çözüm odaklı düzenleme yetkisi kamu otoritelerine ait olmakla birlikte manevi zararın meydana geldiğinin kabulü halinde tazminat miktarına bakılmaksızın yargılama giderlerinin tamamının davalı üzerinde bırakılması çözüm önerisi olarak sunulabilir.Mahkeme kararları hukuki olduğu kadar adil ve evrensel hukuk kurallarına da uygun olmak zorundadır.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Mahkememizde görülen dava ele alındığında ; Davalı ...'ın hukuka aykırı eylem ve fiili nedeni ile davacıların manevi zarara uğradığı Mahkememizce tespit edilerek davacıların davasını açmakta haklı olduğu sabittir.Davacı ...'in sürekli sakatlık oranı alınan rapora göre %14,3, tıbbi iyileşme süresi 6 ay olarak belirlenmiştir. Tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırmaları Mahkememizce yaptırılmıştır. Buna göre Yüksek Mahkeme içtihatları, tarafların kusur durumu ve kazanın oluş şekli, paranın kaza tarihindeki alım gücü dikkate alınarak vicdani kanaatle davacı ...'in 75.000,00-TL olarak talep ettiği manevi tazminat miktarının bir kısmı olan 13.000,00-TL, davacı ...'un 12.500,00-TL olarak talep ettiği manevi tazminat miktarının bir kısmı olan 1.000,00-TL, davacı ...'ün 12.500,00-TL olarak talep ettiği manevi tazminat miktarının bir kısmı olan 1.000,00-TL,üzerinden manevi tazminata hükmedilmiştir. Mevcut Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı ...'in asgari 3.400,00-TL, Davacı ... ve Songül'ün lehlerine hükmedilen tazminat miktarı olan 1.000,00-TL kadar ayrı ayrı vekalet ücreti ödemeleri gerekmektedir. Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddi nedeni ile davalılar yararına vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesi halinde Mahkememizin manevi zarara uğrayan davacıların davası sonucunda verilen kararı etkisini ve anlamını yitirecektir. Davalı ise dolaylı olarak ödüllendirilmiş olacaktır. Bu nedenle yukarıda yapılan açıklamalar ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında yer verilen "Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir." gerekçesi de dikkate alınarak manevi tazminata ilişkin tüm yargılama giderleri davalılar üzerinde bırakılmıştır.Maddi tazminata ilişkin yargılama giderlerinin davacıya ödenmiş olması sebebi ile hükümde sadece manevi tazminata ilişkin yargılama gideri dikkate alınmıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;ASIL DAVA YÖNÜNDEN
:1-Maddi tazminata ilişkin davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,2-Manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 13.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine1.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine1.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine,Fazlaya ilişkin istemin reddine,3- Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 1.024,65-TL harçtan peşin olarak alınan 358,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 666,02-TL. harcın davalılar ... ve ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı ... yararına kabul edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 3.400,00-TL. vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınıp iş bu davacıya verilmesine,5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı ... yararına kabul edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 1.000,00-TL. vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınıp iş bu davacıya verilmesine,6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı ... yararına kabul edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 1.000,00-TL. vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınıp iş bu davacıya verilmesine,BİRLEŞEN İZMİR ...ATM 'NİN ... ESAS SAYILI DAVASI AÇISINDAN ;Davanın kabulü ile 500,00 TL değer kaybı tazminatının dava tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş 'den alınarak davacı ... 'a verilmesine,1- Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 54,40-TL harçtan peşin olarak alınan 31,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 23,00-TL. harcın davalı ... şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına,2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tazminat yönünden takdir edilen 500,00-TL. vekalet ücretinin Davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,3-Ana dava ve birleşen davada yargılama gideri olarak davacı tarafından yapılan 1.300,00-TL bilirkişi ücreti, 341,10 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.641,10-TL Davalı ... Sigorta A.Ş. Tarafından davacılara ödendiğinde bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,Dair Davacı vekili ile Davalılar ... ve ... vekilinin yüzlerine karşı asıl dava yönünden tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere, birleşen İzmir ...ATM 'nin ... esas sayılı davası açısından miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı █████/2020Katip ...e-imzalıHakim ...e-imzalı