Alacaklılara zarar verme kastıyla yapılan taşınmaz ve şirket malvarlığı devirlerinin iptali istemiyle açılan davada Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararı.
Özet: Bir alacaklının, borçlu şirketin alacaklıları zarara uğratma kastıyla önemli mal varlıklarını üçüncü bir şirkete devrettiği iddiasıyla, bu tasarrufların İcra ve İflas Kanunu uyarınca iptalini talep ettiği davada, mahkeme uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olup olmadığını değerlendirmiş; tasarrufun iptali davalarının mutlak veya nispi ticari dava kapsamında yer almadığı, şahsi nitelikte olduğu ve bu nedenle görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı Maddelerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2019
KARAR TARİHİ
: █████/2019
Yukarıda tarafları yazılı tasarrufun iptali istemli (İİK 277 Ve Devamı Maddelerinden Kaynaklanan) dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda,
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı şirketin, davalı borçlu...İth. İhr San. ve Tic. Ltd. Şti.’den cari hesaba dayalı alacaklarının ödenmemesi nedeni ile davalı borçlu şirket hakkında İzmir... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip yapıldığını, borçlunun takibe kısmi itirazda bulunduğunu, uyap sorgulamalarından davalı borçlu şirket yetkilisinin borçlu şirket adına kayıtlı Muğla ili, Milas ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ...Parsel sayılı soğuk hava deposu ve arsası nitelikli taşınmaz ile ... nolu 20.000 m2 yüzey alanı üzerine kurulu 18 kafesli 600 ton/yıl proje çiftliğin (balık yetiştirme proje ve çiftliği), pek çok tekne vs. üretime ve işletmeye ait taşınır ekipman vs. ile birlikte diğer davalı ... Ltd. Şti'ne 08.12.2017 tarihinde devredildiğinin görüldüğünü, devredilen soğuk hava deposu ve taşınmazın devrinin gerçekleştiği tarih itibariyle müvekkili şirketin alacaklarının tahakkuk etmiş olması nedeniyle tasarruf işleminin, alacaklılara zarar vermek kastıyla gerçekleştirildiğin açıkça ortada olduğunu, borçlu hakkında onlarca icra takibi ve karşılıksız çek nedeniyle şikayet bulunduğunu, davaya konu tasarrufun İİK'nun 280(1) maddesi uyarınca iptalinin gerektiğini, 2017 Aralık ayı içinde birkaç gün ara ile dört adet taşınmazın, teknelerin, taşınırların, üretim çiftliklerinin devrinin gerçekleştirilmiş olması nedeniyle devir tarihleri, devir şekilleri ve her iki davalı şirketin faaliyet alanlarının aynı (benzer) olması dikkate alındığında davalı borçlu şirketin alacaklılarını zarara uğratma kastı ile hareket edip diğer davalı şirketin ise bu durumdan haberdar olduğunun açık olduğunu, devirlerin ivaz olarak düşük bedel karşılığı yapılıp herhangi bir bedelin gerçekte ödenip ödenmediğinin yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkacağını, İİK'nun m.278/(3-2) maddesi uyarınca bu nitelikteki devirlerin iptalinin gerektiğini, borçlu şirketin bugün itibariyle borca yeter miktarda haczi kabil menkul ve gayrimenkul mallarının bulunmadığını ve acz halinin sabit olduğunu, esasen ortada gerçek bir satışın varlığının mühpem olduğunu, işlemin muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini bildirmiş, davaya konu devir işlemlerine ilişkin tasarrufların İİK'nun 277 ila 280 vd. maddeleri gereği iptallerine, taşınmaz ve proje ruhsatının üzerinde müvekkili davacı şirketin alacağı oranında haciz ve satış işlemi yetkisi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:
Dava, İİK'nun 77 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar nispi ticari davalar ve yalnız bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruptan oluşur.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın yasal düzenlemelerce ticari sayılan davalardır. Bu davalar TTK'nun 4(1), kooperatifler kanununun 99, İİK'nun 154, Finansal kiralama kanununun 31, ticari işletme lehine kanununun 22. Maddelerinde sayılmış olup, bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava sayılabilmesi için ilgili özel kanunlarda nitelendirilmesi ya da TTK'nun 4(1) maddesinde sayılmış olması yeterlidir.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ve tarafların tacir olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Uyuşmazlığın nispi ticari dava sayılabilmesi için bu iki koşulun birlikte varlığı zorunludur.
Üçüncü grup ticari davalar yalnız bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirilen havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bu davalar TTK'daki yasal düzenleme gereği uyuşmazlığını bir yanı tacir olmasa dahi bir yanının tacir olması halinde ticari dava sayılmıştır.
6335 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanununun ikinci maddesi ile değişik TTK'nun 5(1) maddesi gereğince ticaret mahkemesi ticari nitelikli davalara ve çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlendirilmiş olup, buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki görev ilişkisidir.
Davanın İİK'nun 277 vd. maddeleri gereğince açılan tasarrufun iptali davası niteliğinde bulunduğu, bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp şahsi nitelikte ve borçlunun tasarrufuna yönelik bulunması nedeniyle nispi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-2389 esas ████████ karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere tasarrufun iptali davalarının genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği, her ne kadar davacı ve davalı tarafların ticaret şirketi olmaları nedeniyle dava nispi ticari dava olarak düşünülüp mahkememizde dava açılmış ve harca esas değer 10.000,00 TL olarak gösterilmiş ise de; açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Ticaret Mahkemeleri olmadığı gibi, tasarrufun iptali davalarında icra takibine konu alacak miktarı ile iptali talep edilen tasarrufun, tasarruf tarihindeki gerçek rayiç değerinden düşük miktarda olanın harca esas değeri oluşturduğu, buna göre alacak miktarı 972.674,84 TL olup davaya konu tasarrufların bedelinin muhtemelen bu miktarın çok üzerinde olabileceği, eksik harcın tamamlanması konusunda görevin ve yetkinin görevli mahkemeye ait olduğu birlikte gözetildiğinde uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde çözülmesinin zorunlu olup mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla, görevin dava şartlarından olup HMK'nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle;
1-Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize sunulacak dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2019
Başkan...
E-İMZA
Üye...
E-İMZA
Üye ...
E-İMZA
Katip ...
E-İMZA

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!