Yurtdışında geçen hizmet süresinin tespiti davasında, ikili sosyal güvenlik anlaşması olmayan ülkelerde Türk sosyal güvenlik mevzuatının uygulanma koşulları.
Özet: Türkmenistanda çalışan davacının, davalı işverenlerce Türkiyeden gönderilerek çalıştığı ve bildirilmediğini iddia ettiği hizmet sürelerinin tespiti davasında, davalılar Türkmenistandaki şirketin ayrı bir yapı olduğunu, sosyal güvenlik anlaşması bulunmadığını ve kendi sorumlulukları olmadığını belirtirken, daha önce Yargıtayın bozma kararı üzerine yeniden yargılama yapan ilk derece mahkemesi davayı tekrar kabul etmiş; bu karara karşı davalıların ve feri müdahil kurumun temyizi devam etmekte olup, esas uyuşmazlık Türkiye ile sosyal güvenlik anlaşması olmayan bir ülkede Türk vatandaşının hizmetlerinin Türk sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında sayılıp sayılamayacağı noktasında yoğunlaşmaktadır.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
FER'Î MÜDAHİL
: ... vekili Avukat ...
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ...Ş. vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının, davalı işverenler tarafından Türkiye’de işe alınarak Türkmenistan'a gönderildiğini, ...isimli iş yerinde en son net 1.750,00 ABD Doları ücret ile çalıştığını belirterek, davacının 02.06.20 11... .08.2012 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen hizmetinin tespitini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının çalıştığı ... ... ..., Türkmenistan mevzuatına göre kurulmuş bir şirket olduğunu, ... ... A.Ş'nin ...ile ortaklığı bulunmadığını, diğer davalı ...Ş. ile davacı arasında hizmet akdi olmadığını, davalının Türkmenistan’da şirket ortağı olmasının onu işveren haline getirmeyeceğini, davacının davalı işveren tarafından geçici olarak yurtdışına gönderilmediğini, geçici görevin montaj, deneme üretimi, bakım ve onarım gibi kısa süreli işlerde söz konusu olduğunu, Türkiye ile Türkmenistan arasında ikili sosyal güvenlik anlaşması bulunmadığını, müvekkili şirket ile Kurum arasında herhangi bir topluluk sözleşmesi bulunmadığını, davacıya maaş ödemesi de dahil davalı şirketler tarafından bir ödeme yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ████████ E.-███████ K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ████████ E.-████████ K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece, davalı ... ... ... San ve .... A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle reddine karar verilmiş, davalı ...Ş. ile fer'i müdahil Kurum vekillerinin temyizi açısından ise "Kural olarak sigortalılar, Türkiye’de yaşadıkları ve hizmet akdine göre çalıştıkları takdirde sosyal sigorta haklarından yararlanırlar. Bu kural, Kanunların mülkiliği ilkesinin doğal sonucudur. Türkiye ile yabancı bir ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmişse istisnaen mülkilik ilkesine değer verilmeyebilir. Ayrıca, 506 sayılı Kanun'un 2 ve 3 üncü maddelerine göre sigortalı olmayanlar kapsamında olmak üzere, Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan bir ülkede hizmet akdiyle çalışan Türk Vatandaşları da anılan Kanun'un 86. maddesi gereği işverenleriyle yapılacak “İş kazalarıyla meslek hastalıkları”, “Hastalık”, “Analık”, “Malullük, yaşlılık ve Ölüm” sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları mümkündür. Başka bir anlatımla 506 sayılı Kanun'un ülke dışında meydana gelen sigorta olaylarında uygulanabilmesi Sosyal Güvenlik Kurumuna yükümlülükler getiren sosyal güvenlik sözleşmesi veya kısa vadeli sigorta kollarını da kapsayan topluluk sigortaları bulunması halinde mümkün olabilir.
506 sayılı Kanun'un 86. maddesine göre Kurum 2. ve 3. maddelere göre sigortalı durumunda bulunmayanların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca onanacak genel şartlarla (İş kazalariyle meslek hastalıkları), (Hastalık), (Analık), (Malullük, yaşlılık ve Ölüm) sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları için işverenlerle veya dernek, birlik, sendika ve başka teşekküllerle sözleşmeler yapabilir. (Ek fıkra: 29.07.2003 - 4958 S.K./40. md.) Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, bu Kanunun 78. maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt ve üst sınırı arasında olmak şartıyla kendilerinin belirleyeceği miktarın % 30'udur. Ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmeyen primler için bu tarihten başlanarak 80. madde hükmüne göre gecikme zammı uygulanır.(Ek fıkra: 29.07.2003 - 4958 S.K./40. md.) Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalışmak üzere giden Türk işçilerine istekleri halinde 85. madde hükümleri uygulanır.
506 sayılı Kanun'un 7. maddesi; "İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkelere gönderilen sigortalıların bu Kanunda yazılı hak ve yükümleri bu görevi yaptıkları sürece de devam eder." şeklinde düzenlenmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5. maddesinin (g) bendinde, ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacakları ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanacağı, bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri durumunda, 50. maddenin 2. fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümlerinin uygulanacağı, bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmayacağı belirtilmiş, anılan bende 01.03.2011 günü yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle “Bu bent kapsamında yurt dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır.” cümlesi eklenmiş, 10. maddesinde de 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilmeleri durumunda, bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği hüküm altına alınmıştır.
Kanun'un, “506 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici madde 6/sonda ise “Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce çalıştırılmak üzere bu ülkelere götürülen Türk işçilerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sadece malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi topluluk sigortasına devam edenler ile isteğe bağlı sigortalı olarak söz konusu ülkelere götürülmüş olan sigortalıların, bu Kanun'un 5. maddesinin (g) bendi kapsamında sigortalılıkları bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren üç ay içerisinde işverenlerince sağlanır ve buna ilişkin yükümlülükler yerine getirilir” denilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 7 ve 5510 sayılı Kanun'un 10. maddeleri kapsamında sigortalı sayılabilmek için, Türkiye Cumhuriyeti ile yabancı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi düzenlenmemiş olması, Türk işverenin iş merkezinin Türkiye’de bulunması, gerçek veya tüzel kişi Türk işverenin Türkiye’de iş yapmak koşulu aranmaksızın Türkiye’de tescil edilmiş ya da tescil edilebilir nitelikte iş yerinin olması, Türk işveren ile Türk işçi arasında yabancı ülkede yerine getirilecek iş görme edimine ilişkin bireysel iş sözleşmesinin Türkiye’de yapılması, Türk işçinin işbu yazılı veya sözlü hizmet sözleşmesinin Türk işçiye yüklediği iş görme ediminin yerine getirilmesi gereği olarak yurt dışında yaşamasının sürekli olmayıp geçici nitelik taşıması gerekmektedir.
Maddede “geçici görev” kavramı bakımından herhangi bir süre sınırlaması öngörülmediğinden, görevin geçici mi yoksa sürekli mi olduğunun belirlenmesinde her somut olayın özelliği, bu yönde hizmet akdinin sigortalıya yüklediği iş görme ediminin niteliği, iş süresini belirlemeye ilişkin iş hayatının olağan akışı ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri gözetilecektir.
Ancak, işverenin baştan beri yurt dışında faaliyet göstermesi halinde, bu işveren yanında işe başlanması ve orada çalışılması, Türkiye’de tescilli işyerinde faaliyet yürütmekte olan işverenin yurt dışında ayrı iş yeri açması ve sigortalının Türkiye’deki işyerinde herhangi bir çalışması, bu iş yerinden görevlendirmesi söz konusu olmaksızın, doğrudan yurt dışındaki iş yerinde çalışması, geçici görevle yurt dışına gönderilme niteliğinde değerlendirilemez. Diğer bir deyişle, geçici olarak götürülmeyip yurt dışında o ülkenin mevzuatına göre kurulmuş ve faaliyet gösteren, Türkiye'de iş yeri bulunmayan işverenler yanında, doğrudan yurt dışındaki iş nedeniyle işe alınan Türk işçilerin o ülke mevzuatına tabi olacakları, 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı sayılamayacakları anlaşılmaktadır.... davacının anılan mevzuat hükümlerine göre 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) maddesi kapsamında sigortalı olup olamayacağı, davalı şirketin yabancı ülkede üstlendiği işin niteliği ile görevdeki geçiciliğe ilişkin koşullar yukarıda anlatılan çerçevede yöntemince araştırılmalı, 506 sayılı Kanun'un 7 ve 5510 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında geçici görevle gönderilme olgusu, değinilen ilkeler kapsamında irdelenmeli ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Hukuk Genel Kurulunun ███████-409 E., ████████ K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret miktarı HMK’nın Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için yine HMK’nın Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289. maddesi gereğince tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür. Sigorta primine esas kazanç tespiti istemi Mahkemece bu esaslara uygun olarak değerlendirilmedir." denilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "davacının dava konusu dönemde başka iş yerinden bildiriminin bulunmadığı, tespitini istediği sonundan dava tarihi arasında hak düşürücü sürenin geçmediği, ...'nin 30.05.2022 tarihli cevabi yazısında, işveren tarafından davacı ile ilgili 2011/6-202/8 dönemleri Aylık Prim Hizmet Belgeleri (...) 30.11.2021 tarihinde Kuruma bildirilmiş olup; kesinleşmiş Mahkeme kararı olmaması sebebiyle sigortalının hizmetlerinin işlenemediği, ancak işverenin 30.11.2021 tarihinde 7326 Yapılandırma başvurusunda istinaden; tahakkuk bazında işlenmiş ve sigorta primleri ile idari para cezaları ödenmiş olduğu, yazı cevabından da anlaşılacağı üzere davalıların davacının çalışmasını kabul ettiği, öte yandan Türkmenistan ile Ülkemiz arasında sosyal güvenlik sözleşmesi ve davalı şirketler ile yapılmış topluluk sigortası bulunmadığı, ...'nin 30.05.2022 tarihli cevabi yazısı içeriği, davalı şirkete ait e-posta personel listesi, davacının yurt dışı giriş çıkış kayıtları, tanık beyanları dikkate alındığında davacının 02.06.2011-17.08.2012 tarihleri arasında çalışmalarının ispatlandığı, davacının, davalıların şirket merkezi bünyesinde Türkiye'de işe alınıp, iş ilişkisinin kurulduğu; yine davalı holdingin ortağı olduğu, sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan Türkmenistan'daki iş yerine davacıyı geçici olarak çalışmaya gönderdiği, masraflarının ve ücretinin davalılar tarafından karşılandığı, davacı ile davalılar arasında iş ilişkisinin kurulması akabinde, 506 sayılı Kanun'un 7. ve 5510 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yurt dışına geçici olarak gönderildiği, Türk vatandaşı olan davacının yaptığı işin niteliği ve iş yerinin yurt dışında olması ve vize alarak ülkeye giriş çıkış yapabilmesi nedeniyle süreklilik arz etmediği, davalı ... ... Şirketinin, davalı ... bünyesinde ... işi ile ilgilenen bir şirket olması nedeniyle aralarında organik bağ bulunduğu, Türk işçilerin ücretinin, ...(...) şirketi tarafından Türkiye'den gönderilmesi, işçilerin işlemlerinin ... Şirketinin İnsan Kaynakları Müdürü tarafından yürütülmesi ve işbu yargılama dosyası ile aynı mahiyette olup, davalılarının da aynı olduğu Bakırköy 1. İş Mahkemesinin ████████ E. - ████████ K. sayılı ilamının, her iki davalı şirket yönünden kabul edilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 27.12.2012 tarih, ██████████ E.-██████████ K. sayılı ilamı ile onandığı" gerekçesiyle her iki şirket yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, tanık beyanlarına dayanılarak eksik inceleme ile karar verildiğini,davacının çalışma süresinin net olarak ortaya konulamadığını, Türkiye'de herhangi bir çalışması bulunmadan Türkmenistan'da çalıştığı hususunun hizmet dökümü ile sabit olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili bozma ilamına uygun araştırma yapılmadan karar verildiğini, davacının çalıştığı fabrikanın Türkmenistan kanunlarına göre kurulduğunu, ... bu şirkette pay sahibi ortak olduğunu, Türkiye’deki iş yerinde bir çalışması bulunmadığını, bu nedenle geçici görev kapsamında gönderildiğinin kabul edilemeyeceğini, yapılandırma başvurusunda bulunan diğer davalı açısından da Kurum temyizi nedeniyle aynı kapsamda inceleme yapılmasını, ücretlerin davalılar tarafından ödendiği konusunun, ticari defter veya kayıtlar incelenmeden sadece çelişkili tanık anlatımlarına dayalı olarak kabul edildiğini, hükümde her iki şirkette birden çalıştığına hükmedilmesinin infazda tereddüt yaratacağını, işverenlik sıfatının ayrı ayrı değerlendirilmesini, prime esas kazanç tespitinde yazılı delil ve belgelerin esas alınması gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar.
“Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., ████████ sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. ..., Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. ...’e ..., ... Hukuk .... Yayınları No. ... , 1974, sayfa 395 vd.)
Somut olayda, bir önceki bozma ilamında, davacının 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) maddesi kapsamında sigortalı olup olamayacağının, davalı şirketin yabancı ülkede üstlendiği işin niteliği ile görevdeki geçiciliğe ilişkin koşulların açıklanan mevzuat çerçevesinde yöntemince araştırılması, 506 sayılı Kanun'un 7 ve 5510 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında geçici görevle gönderilme olgusunun ve sigorta primine esas kazanç tespitine ilişkin talebin, bozma ilamında değinilen ilkeler kapsamında irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde bozma ilamına uygun araştırma yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan, davalı işverenlerden...San. ve .... A.Ş. tarafından 29.09.2021 tarihli dilekçe ile yapılandırma başvurusunda bulunulduğu ve davacı ile ilgili ek aylık prim hizmet belgelerinin Kuruma verildiği, işverenin 7326 sayılı Kanun'dan yararlanarak yapılandırma başvurusunda bulunmak suretiyle sigorta primleri ile idari para cezalarını ödediği, ancak Kurum tarafından, hizmetin işleme alınıp alınamayacağı ile ilgili Mahkeme kararının beklendiğinin cevabi yazı ile bildirildiğinin anlaşılması karşısında, anılan başvuruya ilişkin Kurumca kabul edilen hizmet olup olmadığı, işveren tarafından verilen ... daha sonra işleme alınıp alınmadığı, Kurum tarafından davacının hizmetinin işlenmesi ile ilgili yapılan işlem olup olmadığı tekrar araştırılarak ve sonucuna göre davanın konusuz kalıp kalmadığı yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmelidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!