Resmi belgede sahtecilik ve terör örgütü adına suç işleme davalarında suç vasfı ile delil yetersizliği gerekçeleriyle Yargıtay bozmasına karşı ilk derece mahkemesinin direnme kararının Ceza Genel Kurulu tarafından değerlendirilmesi.
Özet: Olayda, sanıkların müşteki grubu hakkında düzenlenen fiziki takip tutanaklarındaki usulsüzlükler nedeniyle resmi belgede sahtecilik ve iki sanığın örgüt adına suç işleme iddialarından mahkum edilmesine karşın, Yargıtayın bu tutanakların içeriği gerçekse suç vasfının görevi kötüye kullanma olabileceği, amir ve yönetici konumundaki sanıkların azmettirmesi veya rızalarına dair yeterli delil bulunmadığı ve bazı sanıkların örgütsel bağlantılarına ilişkin yetersiz delil nedeniyle beraat etmeleri gerektiği yönündeki bozma kararına ilk derece mahkemesi direnmiş ve dosya Yargıtayın direnme kararını hukuka aykırı bulmasıyla sonuçlanmıştır.
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ağır Ceza
    SAYISI
    : 53-114
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanık ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in resmî belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 ve TCK'nın 43/1. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına; sanıklar ... ve ...'nın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan TCK'nın 220/6. maddesi yollamasıyla TCK'nın 314/2, 220/6 ve 3713 sayılı Kanun'un 5. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına; tüm hükümler bakımından TCK'nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına, mahsuba ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.11.2017 tarihli ve 281-172 sayılı hükümlere yönelik olarak sanıklar ve müdafileri ile katılan ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 21.09.2018 tarih ve 707-1102 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    Bu kararın sanıklar ve müdafileri ile katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 31.12.2020 tarih ve 4737-6918 sayı ile; "...2) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere ilişkin olarak;
    a) Müşteki ... ve grubuna yönelik soruşturma esnasında gerçekleştirilen takip ve tarassut faaliyetleri sonucunda düzenlenen fiziki takip tutanaklarının, söz konusu çalışmanın mahiyeti gereği birden çok görevlinin yer alması ve teknik cihazlar kullanılması suretiyle edinilen içeriği itibarıyla gerçek bilgileri haiz olduğu ancak fiziki takiplerin yapıldığı yerlerde bulunmayan bir kısım sanıklar tarafından tanzim edildiklerinin cep telefonu HTS kayıtlarıyla anlaşılması karşısında suça konu fiziki takip tutanaklarının içeriklerinin gerçeğe uygun olmaması hâlinde TCK'nın 204/2. maddesinde yazılı suçun oluşacağı, aksi hâlde atılı suçun unsurlarının gerçekleşmeyeceği, ancak görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle işlenen fiilin aynı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği nazara alınmadan suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi,
    b) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden kabule göre de;
    Amir konumundaki sanıkların emri altında çalışmakta olan sanıklar ..., ..., ... ve ... tarafından suça konu fiziki takip tutanaklarının tanzim edilmesinden ve sanık ...'nın da örgüt yöneticisi olmasından dolayı söz konusu eylemden sorumlu olduklarından bahisle atılı suçtan mahkûmiyetlerine karar verilmiş ise de amir rütbesindeki sanıkların bilgi ve rızalarıyla, sanık ...'nın ise azmettirmesiyle fiziki takip tutanaklarının hukuka aykırı olarak düzenlendiğine dair tüm dosya kapsamı itibarıyla mahkûmiyete yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından atılı suçtan beraatlerine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetlerine hükmolunması,
    3) Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve resmî belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere ilişkin olarak;
    Dosya kapsamı itibarıyla örgütsel bağlantıları tespit edilemeyen ve örgütün talimat ve amaçları doğrultusunda hareket ettiklerine dair yeterli delil bulunmayan sanıklar hakkında veri inceleme raporu ile örgütlü suçlar bilgi havuzunda başka deliller olup olmadığı araştırıldıktan ve ayrıca haklarında derdest dava bulunduğu tespit edilmesi hâlinde hükme esas alınabilecek nitelikte olan deliller dosyaya getirildikten sonra örgütsel bağlantılarının tespiti hâlinde hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayin edilmesi aksi hâlde örgütün amacından habersiz şekilde yerine getirdikleri resmî görevleri kapsamındaki faaliyetlerinin suç olarak kabul edilmesinin mümkün olmayacağı nazara alınarak atılı suçlardan beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi ise 07.07.2021 tarih ve 53-114 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanıkların mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükümlerin sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafileri, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... ve sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2022 tarihli ve 139880 sayılı ret ve bozma istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 04.10.2022 tarih ve 20942-5467 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık;
    1- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in eylemlerinin resmî belgede sahtecilik suçunu mu yoksa görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu mu oluşturduğunun,
    2- Sanıklar ... ve ... hakkında resmî belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının ve eksik araştırma ile hüküm kurulmadığının kabulü durumunda anılan suçların oluşup oluşmadığının,
    Belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; direnme kararına konu hükümler kurulmadan önce Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının, bu bağlamda hazır bulunan sanıklar ve müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve ayrıca sanıkların son sözleri sorulmadan hüküm kurulmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    İnceleme dışı sanık ... ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve örgüt adına suç işleme suçlarından tefrik kararı verilmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan ve ayrıca sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
    III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER
    İncelenen dosya kapsamından;
    Bozmadan sonra yapılan yargılamanın 07.07.2021 tarihli oturumunda bozma ilamı okunarak duruşmada hazır bulunan sanıklar ve müdafileri ile Cumhuriyet savcısına bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısının "Yargıtay bozma ilamına uyulmasını, tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz." şeklindeki beyanından sonra esas hakkındaki görüşü alınmadan ve oturumda hazır bulunan sanık ve müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve ayrıca sanıklara son sözleri de sorulmadan yargılamaya son verilip direnme kararına konu hükümlerin kurulduğu anlaşılmaktadır.
    IV. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 144-80; 10.07.2024 tarihli ve 307-233; 26.06.2024 tarihli ve 136-203 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 33. maddesinde; "Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten...sonra verilir." diyerek, Cumhuriyet savcısı yönünden emredici bir düzenlemeye yer verilmiştir. Cumhuriyet savcısının görüşünün/esas hakkındaki mütalaasının, doğrudan ya da iddianameye veya zikredilen özellikleri taşıyan önceki mütalaaya atfen de olsa; sanığa isnat edilen maddi vakıayı, bu vakıanın hukuki nitelendirmesini ve mahkûmiyete dair ise nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde gösteriyor olması lazım gelir.
    Diğer taraftan müstakar uygulamalara göre; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4).
    Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir.
    Öte yandan, temyiz merciince verilen bozma kararından sonra derece mahkemeleri tarafından yargılamaya devam olunduğunda, dava henüz sonuçlanmamış bulunduğundan, ilk defa hüküm kurulurken uygulanmakta olan son sözün sanığa verilmesi kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamalarda da kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği ilkesinin doğal bir sonucu olarak aynen geçerli olacaktır. Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün tesis ve tefhimine geçilmesinden önce son söz alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması lazım gelen bu kurala uyulmaması, gerek savunma hakkının sınırlandırılamayacağı ilkesine gerekse CMK'nın 216. maddesinin üçüncü fıkrasına açık aykırılık teşkil edecek ve bu durum, temyiz incelemesi aşamasında hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedeni kabul edilecektir.
    B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme
    Bozmadan sonra yapılan yargılamanın 07.07.2021 tarihli celsesinde bozma ilamına karşı diyecekleri sorulan Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen; "Yargıtay bozma ilamına uyulmasını, tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz." şeklindeki düşüncenin usule uygun, geçerli ve yeterli esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan, hazır bulunan sanıklara ve müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve ayrıca CMK'nın 216. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olacak şekilde sanıklara son sözleri de sorulmadan yargılamaya son verilip direnme kararına konu hükümlerin kurulması suretiyle sanıkların savunma haklarının kısıtlandığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin, yukarıda açıklanan usule aykırılık nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.07.2021 tarihli ve 53-114 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan, hazır bulunan sanıklara ve müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve ayrıca sanıklara son sözleri de sorulmadan yargılamaya son verilip hükümler tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanıkların savunma haklarının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    2- Dava dosyasının, İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!