İstinaf sonrası ilk derece mahkemesince ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz edilebilirlik statüsü ve hukuki niteliği üzerine Yargıtay değerlendirmesi.
Özet: Sanıkların ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve bölge adliye mahkemesinin suç vasfının yanlış nitelendirilmesi ile eksik araştırma gibi gerekçelerle bozmasının ardından yeniden kurulan, istinaf mahkemesince esastan reddedilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde, önceki bozma kararının niteliği ve tarafların temyiz hakkının korunması ilkesi gereği temyizin mümkün olduğu belirlenerek, sanıkların delil yetersizliği ve beraat talepli itirazları değerlendirmeye alınmıştır.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: İbadethanelere ve mezarlıklara zarar vermeHÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 20.02.2020 tarihli kararın, sanıklar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 19.03.2021 tarihli kararında özetle "Sanıkların, mağdurlar ... ve .... karşı işlemiş oldukları mala zarar verme suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 153/1. maddesinde tanımlanan ibadethanelere zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesi uyarınca mahkûmiyetlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu,.... eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, ...... hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken, tekerrüre esas alınan ilamda sanık hakkında değil de suç ortağı hakkında tekerrür hükümlerinin uygulandığı gözetilmeden, sanığın cezasının 1. Kez mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın cezasının 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu," gerekçeleri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289/1 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince verilen ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince eylemin nitelendirilerek suç vasfının belirlenmesi ve sanık hakkında daha az cezayı gerektiren bir halin uygulanması nedenleriyle bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan ilk defa kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan mahkûmiyet hükmünün de temyizi kabil olduğu belirlenerek temyiz kapsamının ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede: sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I.HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceSanıklar hakkında Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararıyla ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun'un) 153/1, 62, 53, 58. maddeleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 283. maddesi uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası olarak infazına, hak yoksunluklarına, mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.B. İstinafBursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 21.02.2023 tarihli kararı ile sanıklar müdafilerinin ve sanık ...'in istinaf istemi üzerine; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.II.TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık ... Müdafiinin Temyiz İstemiMüvekkilinin atılı suçları işlediğine dair herhangi bir tanık beyanı ya da kamera görüntüsü olmadığı, suça konu eşyaların müvekkilinde bulunmadığı, isnat edilen suçları müvekkilin işlediğine dair herhangi bir somut delil bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemiSuçun unsurlarının oluşmadığı, müvekkilinin atılı suçu işlediğine dair soyut iddia ve beyanlar dışında yeterli, kesin inandırıcı, her tür şüpheden uzak hiçbir somut delil bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSanıklar hakkında, mala zarar verme suçundan yapılan yargılama sonucunda, Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.02.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında anılan suçtan mahkûmiyet kararı verildiği, bu kararın sanıklar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 19.03.2021 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında özetle "sanıkların, mağdurlar ... ve ..... karşı işlemiş oldukları mala zarar verme suçunun TCK'nın 153/1. maddesinde tanımlanan ibadethanelere zarar verme suçunu oluşturduğu" şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 289/1. maddesi gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 22.11.2022 tarihli kararı ile; sanıkların kazanılmış hakkını koruyarak ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verildiği, sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 21.02.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanıklar müdafilerinin sanıklar hakkında ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla;5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Edremit Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.02.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 19.03.2021 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, anılan bozma ilamı sanıklar hakkında ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkumiyet hükmünün esastan reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanığın temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkûmiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanıkların temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 19.03.2021 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.11.2022 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,22.01.2026 tarihinde karar verildi.