Kadastro sonrası zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasında, on yıllık hak düşürücü sürenin dolması sebebiyle davanın esastan reddedilmesinin hukuka uygun bulunması.
Özet: Davacılar tarafından, 2001 yılında kadastro tespitiyle davalı adına tescil edilen tarla vasıflı taşınmazın 20 yılı aşkın zilyetliklerine dayanarak tapu iptali ve tescili talebiyle açılan davada; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddine karar vermiş, davacı vekilinin kadastro sonrası zilyetliğin bu süreyi durdurduğu yönündeki temyiz itirazları ise, hak düşürücü sürenin dava şartı olduğu ve somut olayda dolduğu gerekçesiyle yerinde görülmeyerek bölge adliye mahkemesi kararının onanmasına hükmedilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Konya ili, ... ilçesi, ... köyü 1 30... parselde kayıtlı bulunan tarla vasıflı taşınmazın 03.05.2001 tarihinde gerçekleştirilen kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit edildiği, taşınmazın 20 yılı aşkın süredir davacının zilyetliğinde olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde davalı adına oluşan tapusunun iptali ile taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış, yargılamaya da katılmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hakdüşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığını, zira kadastro sonrası da zilyetliğin devam ettiğini ve davalıların da bu zilyetliği hiçbir zaman tartışma konusu yapmadıklarını, dosyadaki delillerin de bunu doğruladığını, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında da kadastro sonrası zilyetliğe dayalı tapu iptali davalarında hak düşürücü sürenin uygulanmayacağının açıkça belirtildiğini, buna rağmen Yerel Mahkemenin işin esasına girmeden hatalı şekilde süre yönünden davayı reddettiğini, oysa deliller toplanıp işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda Konya ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 30... parselde kayıtlı bulunan 90.413,72 metrekare tarla vasıflı taşınmaz tapu kaydı ile ... adına tespit ve 03.05.2001 tarihinde tescil edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 03.05.2001 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 07.02.2020 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun′un 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!