Yüksek enflasyonist ortamda ticari satıştan kaynaklanan alacağın geç ödenmesi sebebiyle talep edilen munzam zararın ispat yükümlülüğü ve kapsamına ilişkin yargısal değerlendirme.
Özet: Bir itirazın iptali davasında, davacının davalı şirketin borcunu yüksek enflasyonist bir ortamda geç ödemesi sebebiyle munzam zarar doğduğu iddiasıyla tazminat talebini inceleyen mahkeme, Türk Borçlar Kanunundaki munzam zarar tanımı ve ispat şartları gereğince, munzam zararın temerrüt ile uygun illiyet bağı, borçlunun kusursuzluk kanıtı ve alacaklının genel ekonomik koşulların ötesinde somut vakıalarla zararını ispatlama yükümlülüğü bulunduğunu vurgulamış; davacının talebini soyut bulduğu ve somut delillerle zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle munzam zarar isteminin reddine karar vermiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Şirketin, müvekkilinden kaçırdığı taşınmazın bedeli olarak -------- Sayılı Kararı ile kesinleşen 2.359.470,30 TL borcunu faizsiz olarak öderken, bu borcun faizi olarak 12.06.2025 tarihinde 4.095.523,28 TL ödeme yaptığını, davalı/ borçlu şirketin yüksek enflasyonist ortam nedeniyle müvekkilinin çok ciddi bir miktar olan alacağını yıllar sonra ödemesi sebebiyle, müvekkilinin munzam/ aşkın zararının doğmasına, haksız ve hukuksuz olarak müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet vermiş ve borcunu zamanında ödememekle karlı çıktığını belirterek munzam zararın müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi sunmamış olduğu görülmüştür. Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava, munzam zarar istemine ilişkindir.---------- sayılı ilamında "...Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121. maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir. Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda; davacı vekili yalnızca davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını ve başvurunun sürüncemede bırakıldığını belirterek munzam zararı olduğunu iddia etmiştir. Ancak davalı tarafından zamanında ödeme yapılmış olsaydı ödenen miktarın ne şekilde değerlendirileceği hususunda açıkça bir beyanda bulunulmamıştır. Yine davacı vekili, davalı tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle müvekkilinin somut olarak ne şekilde bir zarara uğradığını da açıklamamıştır. Bu hali ile davacı vekilinin munzam zarar talebi soyut iddialara ilişkin olup davacının zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle munzam zararının doğduğu somut delillerle ispat edilememiştir. Açıklanan nedenlerle İtiraz Hakem Heyetince ispatlanamayan munzam zarar isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." belirtilmiştir.6098 sayılı TBK'nın 122. maddesinde: "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir. Munzam zarar, borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden Borçlar Kanununda karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durumdur.Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında, munzam zararın borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olduğu, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden 6098 Sayılı Borçlar Kanununun 122. maddesinde karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukları (enflasyon oranı) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durum olduğu ve davacı tarafça somut bir vakıa ileri sürülmediğinden mahkememizce davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;DAVANIN REDDİNE,Karar harcı olan 732,00 TL'nin dava açılırken peşin olarak alınan 615,40 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Davacı tarafından yapılan yargılama gideri masrafının davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde ------- ile konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE,Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026