Hazinenin, davalı adına zilyetlikle tespit edilen taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla kadastro tespitinin iptali ve hazine adına tescili talepli davasında zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığının tartışıldığı içtihat metni.
Özet: Davacı Hazine, 3402 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi uyarınca davalı adına tespit edilen taşınmazın orman vasfında olduğunu ve davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek tescilinin iptalini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, taşınmazın orman olmadığını ancak davalının zilyetliğinin kesintiye uğradığını belirterek davanın kabulüne karar vermişken, bölge adliye mahkemesi, bilirkişi raporları ve mahalli beyanlara dayanarak taşınmazın 1970li yıllardan 2013e kadar tarımsal amaçla kullanıldığı ve son 10 yıllık kullanımın olmamasının zilyetliğin terk edilmesi anlamına gelmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiş; Hazine vekili ise temyizinde, zilyetlik süresinin orman kadastrosu kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğini ve bu durumda 20 yıllık sürenin dolmadığını iddia etmiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... Kadastro MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. ... ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 1 50... parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili Merkez ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan taşınmaz mallara ilişkin 3402 sayılı Kanun'un Ek-5 ve geçici 8. maddeleri gereğince yapılan tespit sırasında, 1 50... parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmü bulunduğunu, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereği taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmeyeceğini ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı davaya cevap vermemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "... dava konusu taşınmazın 2016 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında kültür arazisi olarak orman sınırları dışında kaldığı, jeodezi ve fotoğrametri ve orman bilirkişisinin ortak raporunda dava konusu taşınmazın en eski 1954 tarihli hava fotoğraflarında açık alanda kaldığı, üzerinde orman ağaçları bulunmadığı, orman sayılan yerlerden olmadığı, 1972 yılı itibarıyla imar ve ihya ile zilyetliğe başlandığı, 2013 yılı sonrası işlenmediği ve zilyetliğe ara verildiği, ziraat mühendisi bilirkişisi raporunda da taşınmazın, 2013 yılı sonrası işlenmediği, keşif tarihi itibarıyla fiili kullanım olmadığı, taşınmazın ham toprak vasfına bürünmeye başladığının belirtildiği, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisi beyanlarına göre, eklemeli zilyetliğin kesintiye uğradığı, davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesindeki olumlu şartların oluşmadığı... " gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "... İlk Derece Mahkemesince davalının, taşınmazın kadastro tespit tarihinden geriye doğru 10 yıldır kullanılmadığı bu haliyle davalı tarafından taşınmazın zilyetliğinin terk edildiği belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dosya içerisinde yer alan harita bilirkişisi raporlarında dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarına göre 1970'li yıllardan 2013 yılına kadar tarımsal olarak kullanıldığının tespit edildiği, ziraat bilirkişisi raporlarında da taşınmazın keşif tarihinden 10 yıl öncesine kadar kullanıldığı ve 4. sınıf kuru tarım arazisi vasfında olduğunun belirtildiği, keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin de taşınmazın son 10 yıla kadar kullanıldığını belirtmeleri karşısında taşınmazın kadastro tespit tarihinden geriye doğru 10 yıldır kullanılmamasının zilyetliğin terki olarak nitelendirilemeyeceği anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde, davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda, davalının zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda davalı lehine 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verildiği halde dava konusu taşınmaz hakkında tescil hükmü kurulmaması isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulması gerekir.Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/2 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARYukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinden sonra gelmek üzere "Dava konusu ... ili Merkez ilçesi ... köyü 1 50... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.