Yargıtay, çocuğun cinsel istismarı davasında, iddianamede suç oluşturan eylemlerin açıkça belirtilmemesi nedeniyle verilen hükmü bozdu.
Özet: Çocuğun cinsel istismarı suçlamasıyla açılan davada, mahkumiyet kararının istinaf sonrası onanması üzerine Yargıtaya taşınan süreçte, Yargıtay, on beş yaşından büyük mağdurun şikayetçi olmaması nedeniyle mağdur vekilinin temyiz talebini reddetmiş; ancak sanık müdafii ile katılan bakanlık vekilinin itirazlarını haklı bularak, suçun unsurlarını oluşturan eylemlerin iddianamede açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirtilmemesi nedeniyle usulüne uygun bir iddianame olmaması sebebiyle bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu reddeden kararını bozarak dosyayı alt mahkemeye göndermiştir.
9. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇ
: Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM
: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. GEREKÇE
A. Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Kovuşturma evresinde beyanının alındığı 07.07.2020 tarihinde on beş yaşından büyük olan mağdurun sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun'un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen mağdur vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Sanık Müdafii ile Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun açılmış bir ceza davası bulunmalıdır. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 170/4. maddesinde ''İddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.'' ve aynı Kanun'un 225/1. maddesinde yer alan “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” düzenlemelerine yer verilmiş olup, iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiilin ya da fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması ve açıklanan fiil ve faili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilmesi gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığa yüklenen ve suç oluşturduğu kabul edilen eylemlerin neler olduğundan bahsedilmeksizin sadece tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin ifadelerine yer verilerek sanığın sevk maddelerine göre cezalandırılmasını isteme şeklinde düzenlenen 05.04.2017 tarihli iddianamede, iddia konusu eylemler açıklanmadığı için suç yükleme niteliğinde sayılamayacağı, dolayısıyla anılan belgenin hukuken iddianame şartlarını taşımadığı gözetilip, sanık hakkında usulüne uygun iddianame düzenlenmesinin sağlanması gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması karşısında söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
A. Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdur vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafii ile Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!