Optik sözleşmesi ihlali iddiasıyla açılan cezai şart ve reçete bedeli iadesi davasında, sahte reçete ve yersiz ödeme iddialarını destekleyici somut delil bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararın temyiz incelemesi.
Özet: Davacı kurumun, davalı optik firması ve işletmecileri hakkında, sahte reçete düzenleme, reçete muhteviyatını hastalara teslim etmeme, başka müesseselerce kabul edilen reçeteleri fatura etme ve muvazaalı işletme gibi 2010 yılı optik sözleşmesine aykırılıklar iddiasıyla talep ettiği cezai şart ve yersiz ödenen reçete bedellerinin tahsili davasında, ilk derece mahkemesi davacının iddialarını destekleyici somut delil sunamadığı ve cezai yargılamada beraat kararı verildiği gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiş, bu karar istinaf mahkemesince de hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
DAVA TARİHLERİ
: 02.09.2015 - 06.02.2017
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; davalı ...'un ... Optik Firmasının işleteni, diğer davalıların murisi .... ise firmanın optisyeni olduğunu, firma tarafından fatura edilen reçeteler üzerinde yapılan incelemede; 13 hastaya ait reçetede bulunması gereken reçete muhteviyatı malzemelerin, hasta ya da yakınına teslim edildiğine dair imzanın hasta ya da yakınına ait olmadığı gerekçesiyle, 2010 yılı Optik Sözleşmesinin (6.3.5.) maddesi uyarınca 51,20 TL, başka bir müessese tarafından müracaatı kabul edilen 8 hastaya ait reçetenin Kuruma fatura edildiği gerekçesiyle, sözleşmenin (6.3.16.) maddesi uyarınca 80.000,00 TL, 2 hastaya ait sahte olarak düzenlenen reçetenin fatura edildiği gerekçesiyle, sözleşmenin (6.3.17.) maddesi uyarınca 20.000,00 TL, 3 hastaya ait reçete muhteviyatı malzemelerin hastaya verilmiş gibi gösterildiği gerekçesiyle, sözleşmenin (6.3.18.) maddesi gereğince 60.000,00 TL olmak üzere toplam 160.051,20 TL cezai şart işlemi uygulandığını ve uygulanan cezai şart işlemleri nedeniyle sözleşmenin (4.3.12.), (4.3.15.) ve (4.3.16.) maddeleri uyarınca 720,54 TL reçete bedelinin tahsil edileceğinin bildirildiğini, ayrıca optik firmasının muvazaalı işletildiği gerekçesiyle, sözleşmenin (6.3.23.) maddesi uyarınca 25.12.2009-05.08.2010 tarihleri arasındaki reçete bedellerinin yersiz ödeme kapsamında iadesinin istendiğini, davalıların cezai şart ve reçete bedellerini ödemediklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, cezai şart tutarından şimdilik 75,60 TL'nin 21.12.2011 tarihinden itibaren, 113.093,79 TL reçete bedelinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
2. Bozmadan sonra birleşen davada davacı vekili; davalıların mesul müdürü oldukları ... Optik Firması ile müvekkili Kurum arasında 2010 yılı Optik Sözleşmesinin imzalanığını, Kurum tarafından davalılara gönderilen 20.05.2014 tarihli yazıyla, sözleşmeye aykırı fatura edilen reçeteler nedeniyle davalılar hakkında toplam 160.051,20 TL cezai şart uygulandığının ve 720,54 TL reçete bedelinin yersiz ödeme kapsamında tahsil edileceğinin bildirildiğini, bildirime rağmen Kurum zararının ödenmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 160.051,20 TL cezai şartın temerrüt tarihinden itibaren, 720,54 TL reçete bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; asıl davaya cevap vermemiş, birleşen davada ise aynı konuda Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında yapılan yargılamanın devam ettiğini, reçete sahiplerinin, reçetede yazılı malzemeleri aldıklarını beyan ettiklerini, Kurum işleminin sözleşmeye aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalılar .......ve ..... vekili; sözleşmede yer alan iade ve cezai şartın, optisyenlik müessesesi bakımından geçerli olduğunu ve hukuken taraf sıfatı kazanması mümkün olmayan mesul müdürü bağlamayacağını, müvekkillerinin murisi Esat'ın, cezai işleme konu eylemlere ilişkin açılan ceza davasında beraat ettiğini, Kurum işleminin sözleşmeye aykırı olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2016 tarihli kararıyla; taraflar arasında düzenlenen 2010 yılı Optik Sözleşmesine aykırı olarak müessese tarafından sahte reçete düzenlendiği, bedelinin Kuruma fatura edildiği, sahtecilik işlemlerinin ceza yargılamasına da konu olduğu ve sanık olarak yargılananların beraatine karar verildiği, davacı Kurumun söz konusu reçetelerin sahte ve sözleşmeye aykırı olarak fatura edildiği ve hastalara reçete muhteviyatının teslim edilmediğine dair somut bilgi, belge ve delil ibraz etmediği, 25.12.2009-05.08.2010 tarihleri arasında fatura edilen reçete bedellerinin, reçete aslının teslim edilmesinden sonra ilgili müesseseye ödendiği gibi reçetelerin sahte olduğuna veya resmi belgede sahtecilik yapıldığına ilişkin belge elde edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli kararıyla; Mahkemece verilen kararda, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 17.09.2020 tarihli ilamla; davalı firmanın muvazaalı olarak Kurum reçetelerini karşıladığı, reçete muhteviyatlarının hastalara teslim edildiği dikkate alınarak, muvazaalı dönemde fatura edilen reçete bedellerinin tahsiline ilişkin talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak davacı Kurum tarafından davalılara sözleşmenin birden fazla maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle cezai şart ve reçete bedeli kesintisi işlemi uygulandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve Mahkeme gerekçesinde, cezai işleme konu tüm maddelerin tartışılmadığı ve raporun dava konusu sözleşmelerde uzman bilirkişi heyetinden alınmadığı gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davalı optik firması, reçeteleri muvazaalı olarak karşılamışsa da, reçete muhteviyatlarının hastalara teslim edildiği, Kurumun sebepsiz zenginleşmesine mahal vermemek için muvazaalı dönemde fatura edilen reçete bedellerinin tahsiline ilişkin talebin yerinde olmadığı, ancak davalı firmaya sadece muvazaalı dönem reçete bedeli kesintisi işlemi uygulanmadığı, sözleşmenin (6.3.5.), (6.3.16.), (6.3.17.), (6.3.18.) maddelerinin uygulanması nedeniyle (4.3.12.), (4.3.15.) ve (4.3.16.) maddeleri uyarınca reçete bedeli kesintisi işleminin de yapıldığı, tarafların ahde vefa ilkesi gereğince sözleşme ile bağlı oldukları, uygulanan cezai işlemlere ilişkin sözleşme maddelerinde, Kurumun zarara uğrayıp uğramamasının davalıdan cezai şart tahsil edilmesine engel olmadığı, ancak bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, davacının sözleşmede kararlaştırılan cezai şartların ifasını talep edebilmesi için cezai şart uygulanmasını gerektiren fiillerin gerçekleştiğini ispat etmesi gerektiği, her ne kadar denetim raporunda davalılar tarafından bu fiillerin işlendiği tespit edilmiş ise de, Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.09.2016 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçları bakımından açılan davanın, yargılama aşamasında vefat ettiğinden bahisle düşmesine karar verildiği, verilen kararın 24.10.2016 tarihinde kesinleştiği, yine Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2024 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile sanık ...'un üzerine atılı dolandırıcılık suçundan beraatine karar verildiği, verilen kararın derecattan geçerek 05.12.2024 tarihinde kesinleştiği, bu bağlamda davacı Kurumun cezai şart uygulanmasını gerektiren fiillerin gerçekleştiğini kanıtlayamadığı ve söz konusu reçete bedeli kesintilerinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece bozma ilamındaki tespitlere aykırı olarak hüküm kurulduğunu, alınan bilirkişi raporunun kendi içerisinde çelişkili olduğunu, birleşen dosyada yer alan reçete bedellerinin işbu dosyadaki reçetelerden tamamen farklı olduğunu ve mükerrer bir talep bulunmadığını, müvekkili Kurum tarafından yapılan kesintilerin haklı ve yerinde olduğunu, Kurum tarafından tespit edilen hususların aksinin ispatlanamadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, 2010 yılı Optik Sözleşmesi uyarınca davalılar hakkında uygulanan cezai şart ve reçete bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
1. İlk Derece Mahkemesince; asıl davada talep edilen 113.093,79 TL reçete bedelinin tahsili talebi yönünden uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verilmiş olmasına, bozmaya uymakla kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumu oluşturan kısımlar hakkında Mahkemece yeniden inceleme yapılamayacak olmasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Bir Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, somut olayda; asıl ve birleşen davada davacı, 2010 Yılı Optik Sözleşmesinin (6.3.5.), (6.3.16.), (6.3.17.) ve (6.3.18.) maddeleri uyarınca toplam 160.051,20 TL cezai şart ile 720,54 TL reçete bedelinin ve sözleşmenin (6.3.23.) maddesi uyarınca muvazaalı olarak işletilen firmaya yersiz olarak ödenen 113.093,79 TL reçete bedelinin davalılardan tahsili için eldeki davayı açmış, davalılar ise asıl ve birleşen davadaki taleplerin aynı ceza işlemlere dayandığını ve Kurum işlemine konu eylemler nedeniyle açılan ceza davasında beraat ettiklerini ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece hükme esas alınan alınan bilirkişi raporunda, davalılar hakkında uygulanan dört farklı cezai işleme konu reçeteler yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gibi, Mahkemece de bu reçetelerle ilgili olarak davalılar hakkında uygulanan cezai işlemin yerinde olup olmadığı hususu değerlendirilmeksizin doğrudan davanın reddine karar verilmiştir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince; cezai işleme dayanak teşkil eden soruşturma raporunda beyanları alınan reçete sahiplerinin gerekirse tanık olarak dinlenilmesi, davalılar hakkında 2010 yılı Optik Sözleşmesinin (6.3.5.), (6.3.16.), (6.3.17.) ve (6.3.18.) maddeleri uyarınca uygulanan 160.051,20 TL cezai şart ile 720,54 TL reçete bedelinin tahsiline ilişkin Kurum işleminin yerinde olup olmadığı hususunda, optisyen, SGK müfettişi ve SGK mevzuatından anlayan nitelikli hesap uzmanınından oluşan bilirkişi heyetinden; taraflar arasındaki sözleşme maddeleri ve ilgili diğer mevzuata göre hazırlanacak, her cezai işlem bazında gerekçeleriyle birlikte değerlendirme yapılarak, cezai işlemlerin yerinde olup olmadığına dair tereddüde yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve denetime uygun bir rapor aldırılması ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371/1 maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!