Yargıtay, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararını, kaba siyasi eleştirilerin demokratik toplumda hoşgörü ve geniş sınırlar dahilinde değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozdu.
Özet: Yüksek Mahkeme, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararını bozarak, sanığın rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı siyasi eleştiri niteliğindeki sözlerinin, demokratik toplumun hoşgörü kapsamında kalması ve bir siyasetçiye yönelik eleştirinin sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olması gerektiği gerekçesiyle, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığına ve dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: ████████ E. ████████ K.SUÇ
: Cumhurbaşkanına hakaretHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇİlk Derece Mahkemesince Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanığın temyiz istemi, diploması şaibeli ve belirsiz olan bir kişinin Cumhurbaşkanlığı sıfatının tartışmalı olduğuna, iktidarın sopası haline getirilen yargı sayesinde yaratılmış olan sanal bir tanrının dokunulmazlık zırhı içerisine alınarak insanların düşünce hürriyetinin baskı altına alınmasının temel hukuk kuralları ve demokrasi ile bağdaşmayacağına, AİHM'nin, Vedat Şörli kararı dikkate alındığında, bu davanın lehine sonuçlanması aksi halde devletin kendisine tazminat ödemek zorunda kalacağına yöneliktir.III. GEREKÇEVicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; sanığın diğer temyiz nedenlerine itibar edilmemiştir. Ancak;Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Sanık tarafından yapılan paylaşımlardaki rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı, siyasi eleştiri niteliğindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması, sözlerin demokratik toplumun temel esaslarından hoşgörü kapsamında değerlendirilecek vasıfta olması, siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırların özel kişilere nazaran daha geniş nitelikte ele alınmasının gerekliliği karşısında, Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.01.2026 tarihinde karar verildi.