Kadastro öncesi satış senediyle edinilen taşınmazda tapu iptali ve tescil davasında hak düşürücü süre itirazının temyiz yoluyla incelenmesi.
Özet: Davacılar, 1978 yılında murislerinden bedelini ödeyerek satın alıp zilyetliklerinde bulundurdukları ancak kadastro tespitinde davalıların murisi adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini, mümkün olmazsa bedelini talep ettikleri davada; ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne yönelik kararına karşı istinafa giden bazı davalılar yönünden, kadastro kesinleşmesinden itibaren on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddedilmesi üzerine, davalıların oyalama eylemleri nedeniyle bu sürenin uygulanmaması gerektiği iddiasıyla kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili; davacıların, Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 4 90... (eski 695) parsel sayılı taşınmazı davalıların murisi ... ...'tan 24.01.1978 tarihinde bedelini ödeyerek satın alıp o tarihten bu yana malik sıfatı ile zilyetliklerinde bulundurduklarını, davalıların murisi ...'nın satıştan yaklaşık 9 ay sonra öldüğünü, davalıların, tapuda ferağ vereceklerini söylemelerine rağmen buna yanaşmadıklarını, davacıları oyaladıklarını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacılar adına eşit oranda tesciline, mümkün olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.II. CEVAP1. Davalı ...; davacıların iddiasının doğru olduğunu belirtip kendisine isabet eden taşınmaz bölümünü en kısa sürede devredeceğini bildirmiştir.2. Davalı ... ve arkadaşları vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının dayandığı satış senedinin geçersiz olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.3. Diğer davalılar; usulünce tebliğe rağmen savunma getirmemişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 24.01.1978 tarihli gayrimenkul satış senedi ile davacıların dava konusu yeri bedelini ödeyerek satın aldığının sabit olduğu, davalıların tapuda ferağ vermemesinin haksızlık oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılama sırasında taşınmazdaki payını davacılara devreden davalı ... yönünden dava konusuz kalmasına rağmen infaza elverişsiz şekilde kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı, istinafa başvuran davalılar ... ve arkadaşları bakımından tapu iptali ve tescil talebinin hak düşürücü süre nedeniyle, terditli tazminat talebinin ise hakkın özünün düşmesi sebebiyle buna dayanılarak ileri sürülen tazminat isteğinin de dinlenemeyeceği gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin de doğru olmadığı, öte yandan davalılardan ... ... ..., ..., ... ve ... tarafından istinaf yoluna başvurulmaması ve bu hususun da kamu düzenine aykırılık kapsamında olmaması nedeniyle davacılar yararına kazanılmış hak oluştuğu gerekçeleriyle davalılar ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın davalılar ... ... ..., ..., ... ve ... yönünden kabulüne, davalı ... yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili; davacıların ferağ ümitlerini yitirdikleri anda eldeki davayı açtıklarını, davacıları yaklaşık 50 yıl boyunca ferağ vereceklerine inandıran ve bu yolda somut hamleler yapan davalılar ve murislerinin nihai olarak davanın hak düşürücü süre veya zamanaşımı gibi itirazlarda bulunmasını hukuk düzeninin korumayacağını, davanın bir kısım davalılar bakımından hak düşürücü süre nedeniyle reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, öte yandan kabul anlamına gelmemekle birlikte davalılar lehine maktu yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. maddesinde; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davalıların murisi ... ...'un tapuda kayıtlı olmayan taşınmazdaki payını kadastro tespitinden önce 24.01.1978 tarihli satış senedi ile davacılara devrettiği, aynı yıl Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde taşınmazın 695 (imar sonucu 4 90... ) parsel numarası alarak 1/3 payının davalıların murisi ... ... adına, geriye kalan 1/3'er paylarının ise dava dışı kişiler adına tespit edildiği, kadastro tespit tutanağının 11.05.1978 tarihinde kesinleştiği, davalıların murisi ...'nın 30.10.1978 tarihinde öldüğü, taşınmazdaki payının davalılara intikal ettiği, taşınmazın hali hazırda tapuda davalılar ile dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet halinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.Dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanağının kesinleştiği 11.05.1978 tarihi ile davanın açıldığı 24.12.2019 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf yoluna başvurmayan davalılar ... ... ..., ..., ... ve ... bakımından davacılar yararına oluşan usulü kazanılmış hak ilkesi gözetilerek davanın kabulüne, istinaf yoluna başvuran davalılar ... ve arkadaşları bakımından ise tapu iptali ve tescil isteği ile terditli tazminat isteğinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Bir kısım davalılar bakımından dava hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile reddedildiğine göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesine göre davalılar yararına hükmedilecek vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti olması gerektiği halde nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru değildir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının;: hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinde yer alan “tapu paylarına denk gelen 1.583.611,41 TL üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 233.705,60 TL nispi vekalet ücretinin” ibaresinin çıkartılarak yerine “karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.