Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında uzun süreli zilyetlik iddiasıyla Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması.
Özet: Davacı, 45-50 yıldır kullandığı taşınmazın kadastro tespitinde malik isminin hatalı yazıldığını ve nüfus kaydı düzeltme kararına rağmen tapu devrinin yapılmadığını ileri sürerek tapu iptali ve adına tescilini talep etmiştir. İlk derece ve istinaf mahkemeleri ise, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesinden bu yana Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu ve mülkiyet ihtilafı barındıran bu durumda nüfus kaydı düzeltme kararının tek başına mülkiyet nakli için yeterli olmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Davacı, fiili kullanımını ve hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını savunarak kararın bozulmasını istemiştir.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı; dava konusu Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 09... parsel sayılı taşınmazın 45-50 yıldır kendisinin kullanımında olduğunu, ancak malikinin tapuda ... oğlu ... olarak göründüğünü, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ E.,- ████████ K. sayılı dosyası üzerinden açtığı nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile taşınmaz malikinin ... oğlu ... olarak düzeltilmesine karar verildiğini, ancak tapu müdürlüğünce tapu iptali ve tescil davası açılması gerektiğinden bahisle kararın infazının yapılmadığını, dava konusu taşınmazın uzun yıllardır malik sıfatıyla kendisinin kullanımında olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında hata ile malik isminin ... oğlu ... olarak yazıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.II. CEVAPDavalılar; dava konusu taşınmazın mirasbırakanları ... oğlu ...'a ait olduğunu, kadastro tespitinde herhangi bir hatanın bulunmadığını, davacının hak düşürücü süre içerisinde dava açmadığını, taşınmazda hiçbir hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereği kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılamayacağı, eldeki dava tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarihe göre Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, her ne kadar davacı tarafından Tapu Müdürlüğü hasım gösterilerek ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ E. ████████ K. sayılı dosyası üzerinden açtığı davada dava konusu 1 09... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki maliki olan "... oğlu ..." ibaresinin "... oğlu ..." olarak düzeltilmesine karar verilmiş ve karar kesinleşmiş ise de ortada bir mülkiyet ihtilafı söz konusu olduğundan kayıt maliklerine karşı hasımlı olarak dava açılması gerektiği gözetildiğinde davacının anılan karara dayanmasının hukuken mümkün olamayacağı, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 01.11.2005 tarihinde kesinleştiği, dava tarihi itibarıyla Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu 1 09... parsel sayılı taşınmazı 45-50 yıldır kullandığını, ancak dava konusu taşınmazın kadastro sırasında ... oğlu ... adına tespit ve tescil edildiğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ E. ████████ K. sayılı dosyası ile ana-baba adının düzeltilmesi için dava açtığını ve Mahkemece ... oğlu ... isminin ... oğlu ... olarak düzeltilmesine karar verildiğini ve bu kararın 02.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, anılan karar ile tapu müdürlüğüne gidip taşınmazın tapusunu almak istediğinde bu taşınmazın diğer mirasçılar ile birlikte ortak mirasbırakan ... oğlu ... adına kayıtlı olduğunu ve köyde de ... oğlu ... isimli kişi olduğundan bu kaydın silinemeyeceğinin belirtildiğini, ancak tapu iptali ve tescil davası açabileceğinin belirtildiğini, taşınmazın kendisi yani ... oğlu ... ...’a ait olduğunu ve taşınmazın kadastro öncesinde ve halen tarafından 45-50 yıldır kullanıldığını, kimsenin bir itirazının da olmadığını, hak düşürücü sürenin uygulanmaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kadastro çalışmaları sonucunda Adana ili, ... ilçesi, ... mahallesi 1 09... parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü ... oğlu ... adına tespit edildiği ve tespitin 01.11.2005 tarihinde kesinleşmesi üzerine taşınmazın 17.01.2006 tarihinde anılan tespit maliki adına tapuya tescil edildiği, eldeki davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 25.08.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.