Davacıya ait miras payının anne vekil tarafından vekaletin kötüye kullanılmasıyla kız kardeşine muvazaalı olarak devri iddiasıyla açılan tapu iptali ve tazminat davasında bozma kararına uyularak yapılan değerlendirme.
Özet: Davacı, annesinin vekalet görevini kötüye kullanarak miras payını hileli bir şekilde kız kardeşine devrettiğini ve ardından kız kardeşinin de taşınmazı üçüncü kişiye sattığını iddia ederek tazminat talep etmiş; ilk derece mahkemesi anne ve kız kardeşi sorumlu bulurken, bölge adliye mahkemesi vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, ancak Yargıtay, vekilin vekil edenin iradesine uygun hareket etmediği tespitiyle bölge adliye mahkemesinin kararını bozarak davanın anne ve kızı yönünden kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ...(Tekirdağ) 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı; TSK'daki görevi nedeniyle sürekli ... ilçesine gelemediğinden güven duygusu içerisinde hareket ederek ... Noterliğinin 16.07.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalılardan annesi olan ...’yi vekil olarak tayin ettiğini, davalı ...’nin vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle mirasbırakan babasından intikal eden 1326 parsel sayılı taşınmazdaki miras payını kardeşi olan diğer davalı ...’ye taksim sözleşmesi ile temlik ettiğini, bu olayı öğrenmesi üzerine annesini vekaletten azlettiğini, azledilme olayından 6 gün sonra kız kardeşi ...'nin dava konusu taşınmazı arkadaşı olan davalı ...'a muvazaalı olarak devrettiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket edip kendisini zarara uğrattıklarını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde şimdilik 10.000,00 TL tazminatın satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında çekişme konusu taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye devredilmesi üzerine talebine taşınmazın bedeli yönünden devam ettiğini bildirmiştir.II. CEVAPDavalı ... ...; vekalet görevini kötüye kullanmadığını, satış işleminin tüm mirasçıların bilgisi doğrultusunda murisin borçlarını ödemek için 250.000,00 TL bedelle yapıldığını,Davalı ...; mirasbırakan babasının yıllarca kanser hastası olarak yaşadığını, emekli maaşının kendilerini geçindirmeye hiçbir zaman yetmediğini, tefecilere ve çevrelerine borçlandıklarını, davacının, babalarından kalan borçları üstlenmeyi reddettiğini ve davalı annesi ...’ye vekalet verdiğini, babasının borçlarına kendisini karıştırmamalarını, vekalet ile ne yapılacaksa yapmalarını söylediğini, dava konusu taşınmazın internette satışa çıkarıldığını ve bu dönemde kendisini arayan şahsa satıldığını, yani diğer davalı ... ile arkadaşlığının olmadığını,Davalı ...; çekişme konusu yeri internet üzerinden gördüğünü ve bedeli karşılığında satın aldığını, ... ile arkadaş olmadığını, belirterek davanın reddini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 28.03.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; davalı ... ...'in vekalet görevini kullanırken davacının yararına ve iradesine uygun hareket etmediği, davalı ...'nin de diğer davalı ...'nin kızı olması nedeniyle bu durumdan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle davalı ...'nin de davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu, davalı ... yönünden kötü niyetin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davalı ... açısından davanın reddine, diğer davalılar yönünden tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2019 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; davacının murisi ... ...'in babası olan kök muris ... ...'in tüm mirasçıları arasında düzenlenen miras taksim sözleşmesi gereğince davacı adına vekaleten hareket eden davalı ...'nin tüm mirasçılar arasında yapılan rızai taksim sözleşmesine uygun olarak işlem yaptığından vekalet görevinin kötüye kullandığından söz edilemeyeceği gerekçesi ile istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 23.06.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; ''... davacının vekili sıfatıyla davalı annesi ...’nin imzalamış olduğu miras taksim sözleşmesi gereğince davacıya verilen pay ile diğer mirasçılara verilen paylar nazara alındığında vekilin vekil edenin iradesine uygun davrandığının kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca, davanın vekil ... ve vekille işbirliği içerisinde hareket ettiği kabul edilen ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir." gerekçesi ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar ... ve ... ... yönünden tazminat davasının kısmen kabulü ile 14.437,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 11.09.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile bu kez; " ... Bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Dairemiz bozma kararında davanın vekil ... ve vekille işbirliği içerisinde hareket ettiği kabul edilen ... yönünden kabulüne karar verilmesi ve tazminata hükmedilmesine değinildiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesi kararın kaldırılmasıyla İlk Derece Mahkemesi kararının da kaldırılmış olduğu, kazanılmış hakkın söz konusu olmayacağı gözetilmek suretiyle tazminatın doğru şekilde hesaplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile karar bozulmuştur.B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen KararBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar vekil ... ile işbirliği içerisinde hareket ettiği kabul edilen davalı ... yönünden davaya konu taşınmazın 1/5 payının dava tarihi itibariyle değeri olan 72.187,50 TL üzerinden tazminat istemine yönelik davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar ... ve ... yönünden tazminat davasının kabulü ile 72.187,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karardan sonra davalı ... vekilinin talep dilekçesi ile, sehven müvekkili Müşerref lehine "duruşmalı istinaf vekalet ücreti" takdir edilmediğini belirtip Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hükmün Tashihi" başlıklı m.304'te "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir." hükmü gereğince hükmün tashih edilmesini ve "İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve tek celsede karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 10.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekille temsil edilen davalı ...'a verilmesine," maddesinin eklenmesine karar verilmesini talep ettiği, 24.09.2024 tarihli ek karar ile; davalı ... vekilinin talebinin kabulü ile gerekçeli kararının hüküm fıkrasına 10. madde olarak "İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve tek celsede karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 10.200,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekille temsil edilen davalı ...'a verilmesine, " ibareleri eklenmek suretiyle hükmün tamamlanmasına karar verildiği görülmüştür.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm dosya münderecatı ile davalıların vekalet görevini kötüye kullanarak ve müvekkilinin babasından kalan mirasın zayi olmasını sağlayarak davacıyı zarara uğrattıklarını, davalı ... hakkında davanın reddine karar verilmesi ve davalı lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığını, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı hususunu dinlenen tanık beyanları ve diğer deliller ile ispat ettiklerini, 24.09.2024 tarihli ek kararın (tavzih kararının) da hatalı olduğunu, istinaf mahkemesi tarafından hükümde bulunmayan bir hususun daha sonradan hükme dahil edildiğini, İstinaf Mahkemesince gerekçeli kararda davalı lehine ilave vekalet ücreti takdir edilmemiş olup tavzih ile ilave vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 1326 parsel ile dava dışı 3 48... parsel sayılı taşınmazlar kök mirasbırakan ... ... adına kayıtlı iken ölümü üzerine 07.09.2010 tarihli intikal işlemi ile davacı ..., davalı ... ve ... ile dava dışı mirasçılarına intikal ettiği, aynı resmi senette iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrildiği ve rızai taksim işlemi yapıldığı, buna göre 348 parsel sayılı taşınmazın tamamı 9 pay itibar edilerek 1/9’ar paylar davalı ... ile davacı ..., 1/9 pay dava dışı ..., 3/9’ar paylar ise dava dışı ... ve ... adlarına; 3683 parsel sayılı taşınmaz 2 pay itibar edilerek eşit şekilde dava dışı ... ve ... adlarına; çekişme konusu 1326 parsel sayılı taşınmaz ise 5 pay itibar edilerek davalı ... ile dava dışı ..., ..., ... ve ... adlarına kayıtlı hale geldiği, 07.09.2010 tarihli resmi senetteki tüm işlemlerde davacı ... adına ... Noterliğinin 16.07.2010 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil olarak tayin ettiği annesi davalı ...’nin hareket ettiği, yine tüm mirasçılar arasında imzalanan (ve yukarıda belirtildiği şekilde tapuya aktarılan) “Rızai Taksim Sözleşmesidir” başlıklı 24.08.2010 tarihli belgenin de davacı ... adına vekaleten davalı annesi tarafından imzalandığı, davalı ...’nin dava konusu 1326 parsel sayılı taşınmazdaki 1/5 payını 12.08.2015 tarihli satış işlemi ile diğer davalı ...’a, onun da yargılama aşamasında 20.09.2016 tarihinde satış yolu ile dava dışı ... Gayrimenkul A.Ş'ye temlik ettiği, bu nedenle aşamada davacının, taşınmazın bedelinin tahsiline karar verilmesini istediğini bildirdiği, davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesinde, 10.000,00 TL olarak gösterdikleri dava değerini bilirkişi raporunda belirlenen 72.187,50 TL olarak ıslah ettiklerini, buna göre harcı tamamladıklarını beyan ettiği anlaşılmaktadır.Hemen belirtmek gerekir ki; Yerel Mahkemece verilen 28.03.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilk karar ile; davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden tazminat talebinin kabulüne karar verildiği ve kararda davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, söz konusu kararın sadece davalılar ... ve ... tarafından istinaf edildiği, bu durumda davalı ... yönünden verilen ret kararının kesinleştiği, yine davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemekle davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince 24.09.2024 tarihli ek karar ile davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediğinden söz konusu tavzih kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.Öte yandan; hükmüne uyulan bozma ilamlarında belirtildiği şekilde işlem yapılarak ve özellikle toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle davalılar ... ve ... tarafından el ve işbirliği içerisinde hareket edilmek suretiyle ve vekalet görevinin kötüye kullanılması yoluyla davacının zararlandırıldığı açık olmakla yazılı şekilde adı geçen davalılar yönünden tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Davacının temyizi üzerine re'sen yapılan inceleme sonucunda:Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 55. maddesinde ''Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.'' hükmüne yer verilmiştir.Dava sırasında taraflardan birinin ölümü halinde taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında hakim tarafından re’sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re'sen gözetilmesi gereklidir.Somut olayda; davalı ... ...'in dosya temyiz aşamasında iken 27.02.2025 tarihinde öldüğü, UYAP ortamından alınan nüfus kayıtlarına göre geriye mirasçı olarak davacı oğlu ..., davalı kızı ... ve dava dışı oğlu ...'in kaldıkları, bu durumda HMK'nın 55. maddesi göz ardı edilip yargılamanın görülebilirlik koşulu olan taraf teşkili sağlanmadan, ölen davalının mirasçıları tespit edilmeden ve davaya dahil edilmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.Hâl böyle olunca; dosya temyiz aşamasında iken ölen davalı ... ...'in veraset ilamının temini ile mirasçıları yönünden taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin temyiz itirazının re’sen yapılan inceleme sonucu değinilen yön itibariyle kabulü ile;Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2024 tarihli tavzih talebinin kabulüne dair ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.