Üniversite hastanesinin yatan hasta ilaç bedellerinin dış eczanelerden temini nedeniyle sosyal güvenlik kurumu tarafından yapılan haksız kesintilere ilişkin alacak ve menfi tespit davası.
Özet: Bir üniversite hastanesi, yatan hastalara ait ilaç bedellerinin hastane eczanesi yerine serbest eczanelerden karşılandığı iddiasıyla yapılan kesintilerin iadesi ve borçlu olunmadığının tespiti talebiyle dava açmış; ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davacıyı haklı bulan kararları, Yargıtay tarafından davalının mükerrer ödeme iddiası ile reçetelerin usulüne uygunluğunun yeterince değerlendirilmediği gerekçesiyle bozulmuş, bozma sonrası alınan raporla asıl dava kısmen kabul edilip menfi tespit davasında borçsuzluk kararı verilmişse de, Yargıtay son incelemede hüküm fıkrası ile gerekçe arasında menfi tespit davasının kısmen kabulü yönünde oluşan çelişki nedeniyle kararı tekrar bozmuştur.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
DAVA TARİHLERİ
: 18.05.███████.05.2016
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl davada; 2012 yılında müvekkili Üniversite hastanesinde yatan hastalar için yazılan reçetelerdeki ilaçların, hastane eczanesince karşılanmasının zorunlu olmasına rağmen sözleşmeli eczanelerden aldırıldığı gerekçesiyle, davalı Kurumca serbest eczanelere ödenen 4.699.569,17 TL bedelin talep edildiğini, ancak bu miktardan 1.842.054,74 TL tutarındaki ilaçların ihale ve doğrudan alım yöntemi ile temin edilemediğinin başhekimlikçe belgelendirildiğini ileri sürerek; geri kalan 2.857.541,43 TL tutardan, 09.04.2016 günü davalının yaptığı 2.329.367,85 TL kesintiye ilişkin alacağın, kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen davada; asıl dava ile aynı nedenle kesinti yapılacağı bildirilen ancak henüz tahsil edilmemiş olan toplam 1.492.029,25 TL için borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yapılan işlemin mevzuat ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2019 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporlarında davacı hastanenin yapılan sözleşme ve sağlık uygulama tebliğine aykırı hareket etmediğinin sabit olduğu, bu haliyle davacıdan yapılan kesintilerin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.05.2019 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi heyet raporuna göre kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairemizin 21.01.2021 tarihli ilamıyla; reçetelerin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediğinin bilirkişilerce değerlendirilmesi yerinde ise de, davalının tüm iddialarını karşılar şekilde rapor hazırlanmadığı, davalı reçeteler usulüne uygun şekilde düzenlenmişse de, SUT hükmüne göre hastaneye yaptığı ödemenin ilaç ücretleri yönünden mükerrer olduğunu, hastaların yatan hasta olmaları nedeniyle tüm giderleri için hastaneye paket fiyat üzerinden ödeme yapıldığını, ancak hastane tarafından karşılanamayan ilaçlar nedeniyle serbest çalışan eczanelere tekrar ödeme yapmak durumunda kalındığını beyan ettiği, alınan bilirkişi raporunda davalının bu savunmaları değerlendirilmediği için yetersiz olduğu, Mahkemece SUT’un (6.1.1.B) maddesi ve ilgili mevzuat hükümlerinde yetkin; Sayıştay denetçisi, hastane yöneticisi ve SGK mevzuatında uzman doktor kişilerden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden reçeteler tek tek değerlendirilmek suretiyle, kesinti yapılan her reçete yönünden hastaların yatan hasta olup olmadığı, yatan hasta değillerse veya taburcu edildikleri tarihte reçeteleri yazılmışsa kesintinin yerinde olup olmadığı, kesintinin yatan hastaların hastanece karşılanmayan ilaçlarına ilişkin olup olmadığı tartışılarak, tarafların Mahkemece alınan bilirkişi raporlarına karşı yaptıkları itirazlar da değerlendirilmek suretiyle, tereddüde yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı, açıklayıcı denetime uygun bir rapor aldırılması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiğinden bahisle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin11.05.2023 tarihli kararıyla kararıyla; bozma ilamı sonrasında aldırılan 10.04.2023 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak; asıl davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun yaptığı yersiz fazla kesinti nedeniyle davacıya 2.061.607,70 TL borçlu olduğu, birleştirilen menfi tespit davasının kısmen kabulü davacı Üniversitenin davalı Kuruma borcunun bulunmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
3.Dairemizin 30.09.2024 tarihli ilamıyla, İlk Derece Mahkemesince kararın gerekçesinde, bilirkişi raporunda asıl davaya ilişkin olarak davalı Kurumun yaptığı yersiz fazla kesinti nedeniyle davacıya 2.061.607,70 TL borçlu olduğu, birleştirilen menfi tespit davasında da davacı Üniversitenin davalı Kuruma borcunun bulunmadığı yönünde tespitte bulunulduğu belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında birleştirilen menfi tespit davasının da kısmen kabulüne ilişkin karar verilmek suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu gerekçesiyle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının usulden bozulmasına, bozma sebebine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
4.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamında belirtilen tüm hususları kapsayacak şekilde itirazlar yerinde görülmeyerek hükme esas alınan 10.04.20 23... .05.2022 tarihli tarihli raporda da belirlendiği üzere, asıl davaya ilişkin olarak davalı Kurumun yaptığı yersiz fazla kesinti nedeniyle davacıya 2.061.607,70 TL borçlu olduğu, birleştirilen menfi tespit davasında da davacının davalı Kuruma borcunun bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile; 2.061.607,70 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davada davacının davalıya 15.04.2016 tarihli davalı Kurum işlemi nedeniyle 1.224.269,10.TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; faturaların içeriği, kullanılan ilaçlar ile teşhisin uyumlu olup olmadığı gibi işin esasına ilişkin hiçbir hususta ihtilaf yokken sadece ilaç temininde ihale veya doğrudan alım yapılmadığı gibi şekilden ibaret bir gerekçeyle ödenmemesinin hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde; müvekkili Üniversitenin davalı Kurum ile arasındaki sözleşmeye aykırı işlem yapmadığının tespit edildiğini, yatarak tedavilerde kullanılan ilaçlar için SUT’un (6.1.4.) numaralı maddesinde belirtilen dört kalem ilaç sınırlamasının dikkate alınmayacağını, yatarak tedavilerde hastanede kullanılacak ilaçların hastane tarafından temininin zorunlu olduğu ancak günübirlik tedavilerde kullanılan ilaçların hastanece temininin zorunlu olmayıp, hekim tarafından reçetede günübirlik tedavi kapsamında olduğunun belirtilmesiyle ilaçların sözleşmeli eczanelerden temin edilebileceği tespitinin yer aldığını, ancak raporda bildirilen 267.760,15 TL'nin davalı Kurumca müvekkili Üniversite aleyhine tahakkuk ettirilebileceği yönünde yapılan tespit ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, bozma ilamını karşılamadığını, hastanenin ileri sürdüğü gerekçeler ve bilirkişi raporuna istinaden yapılan değerlendirme sonucunda fakülte hastanesinin daha önceki iddialarında 2012 yılında 2 adet ihale ve birçok doğrudan temin yapıldığını, yapılan ihalenin 3 ay içerisinde sonuçlandığından serbest eczanelere reçete edilerek hastaların tedavisinin sağlandığının belirtildiği göz önünde bulundurulduğunda, hastane yönetiminin zamanında ilaçların temini ile ilgili ihaleye çıkmamasının o idarenin sorumluluğunda olduğunu, ihaleye çıkılmadığı durumlarda doğrudan alım yöntemi temin edilmesi mümkün olduğu halde bu yola başvurmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık; davacı tarafından tedaviler sırasında kullanılan ilaçların davalı Kuruma fatura edildikten sonra bir kısım faturalarında kesinti yapılması nedeniyle kesinti bedelinin iadesi ve kesinti yapılacağı bildirilen bedeller yönünden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1. Dava dosyasının incelenmesinde; taraflar arasında, davacı kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucusunun davalı Kurum sigortalılarına sağlık hizmeti sunmasına ilişkin sözleşme bulunduğu, davalı Kurum tarafından dava dışı hastalara uygulanan tetkik ve tedavi işlemleri ile tedavi sırasında kullanılan malzemelerin taraflar arasındaki sözleşme ile SUT hükümlerine aykırı olduğundan bahisle davacının hakedişlerine 2.329.367,85 TL kesinti uygulandığı anlaşılmaktadır.
Davaya konu uyuşmazlık, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 97. maddesinin (7.) fıkrasına dayanmakta olup, anılan fıkra; “(Değişik yedinci fıkra: 18.02.2009-5838/2 md.) Sağlık hizmeti sunucuları, sunmuş oldukları hizmetlere ilişkin bir ay içinde düzenledikleri fatura ve eki belgeleri izleyen ayın onbeşine kadar Kuruma teslim ederler. Fatura teslim tarihi; süresi içinde teslim edilen faturalar için teslim edildiği ayın onbeşinci günü, süresi içinde teslim edilmeyen faturalar için ise teslim edildiği ayı takip eden ayın onbeşinci günü olarak kabul edilir. Fatura bedelinin tamamı, fatura teslim tarihinden itibaren, altmış gün içinde, sağlık hizmet sunucularına avans olarak ödenir. Fatura ve eki belgeler, fatura teslim tarihinden itibaren üç ay içinde incelenerek avans hesabı kapatılır. İnceleme süresinin takip eden mali yıla sirayet etmesi durumunda, avans artıkları hakkında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 35. maddesindeki akreditiflere ilişkin hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Ne var ki, 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 90. maddesinde; ''Genel sağlık sigortası kapsamında yer alan kişilere, finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerine ilişkin olarak Kurum ile götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalayan kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularının sözleşmeyi imzaladıkları mali yıldan önce düzenleyerek 97. maddenin yedinci fıkrasına göre Kuruma teslim ettikleri fatura ve eki belgelerin, belirlenen sürelerde inceleme sürecinin tamamlanamaması nedeniyle, ödenen avans tutarları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden bir ay içerisinde başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kurumca giderleştirilir.
Götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açtıkları davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde feragat ederler.
Sağlık hizmeti sunucusu tarafından itiraza konu edilmemiş olsa da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce incelenen fatura dönemine ait oluşan tutarlardan sağlık hizmet sunucusunun mahsup edilmeyen alacakları Kurum tarafından terkin edilir.'' hükmü getirilmiştir.
Yine 5510 sayılı Kanuna 27.12.2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanun ile eklenen geçici 99. maddede de; "2023 yılında götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi yapılmış kamu üniversite sağlık hizmeti sunucularının Kuruma 31.12.2023 tarihine kadar bu sözleşme kapsamında verdikleri tedavi hizmetlerine ilişkin toplam tahakkuk tutarının götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda, aradaki fark terkin edilir. Terkin edilen tutar, Bakanlık bütçesine bu amaçla tahsis edilecek ödenekten karşılanır." hükmünü içermektedir.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; yargılama sırasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un geçici 90. ve 99. maddeleri ile getirilen düzenlemelerin, devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütüldüğü gözetilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!