Emekli olup fiilen aynı işi yapmaya devam eden işçinin "usta öğretici" sıfatıyla toplu iş sözleşmesi kapsamı dışına çıkarılmasının eşit işlem ilkesine aykırılığı.
Özet: Emeklilik sonrası aynı işi yapmaya devam eden işçinin, işveren tarafından "emekli usta öğretici" unvanıyla toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamı dışına çıkarılmasının, fiili görevinin değişmemesi ve unvanın resmi bir eğitim veya belgeye dayanmaması sebebiyle, 4857 sayılı İş Kanununun eşit davranma ilkesini ihlal ettiği kabul edilerek, işçinin TİSten faydalanması gerektiği yönünde hüküm kurulmuştur.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 1. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.04.1986 tarihinden bu yana davalı Şirkette çalıştığını, 31.05.2016 tarihinde emekli olup 01.06.2016 tarihinde tekrar işe girerek çalışmasına ara vermeden devam ettiğini, işyerinin 21.06.2015 tarihinde özelleştirilerek davalı Şirkete devredildiğini, işyerinde bulunan tüm malzemelerle birlikte müvekkilinin de aralarında bulunduğu işçilerin tüm özlük haklarıyla birlikte davalıya devredildiğini, müvekkilinin sendika üyeliğinin devam etmesine rağmen toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmadığını, ünvanı kazan tablocusu olup toplu iş sözleşmesinden yararlanamayan personel arasında sayılmadığını, ancak daha sonra ünvanı usta öğretici olarak değiştirilip kapsam dışı personel arasında gösterilerek hak ve menfaatlerden yararlanmasının engellendiğini ileri sürerek kısmi dava yoluyla fark ücret alacağı, fazla çalışma alacağı, toplu iş sözleşmesinde yer alan ek ödeme ve sosyal yardımlar, giyim yardımı, aile yardımı ve sosyal yardım alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin hukuka aykırı olup kötüniyetli ve haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, davacının çalıştığı işyerinin 2015 yılında müvekkili ... tarafından kamudan özelleştirilme yolu ile satın alındığını, davacının özelleştirme tarihinde bu işletmede çalışan ve iş sözleşmesi devrolunan personel arasında olduğunu, müvekkili ... bünyesinde usta sıfatı ile çalışmasına devam ettiğini ve 31.05.2016 tarihinde talebi üzerine emekli olduğunu, bu tarihine kadar çalışmalarını sendika üyesi olarak gerçekleştirdiğini, ancak emekli olduktan sonra sendika aidatı ödenmediği gibi kapsam dışı çalışan davacının toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yaralanmasının söz konusu olamayacağını, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplu iş sözleşmesinin yürürlüğü süresince hangi kişilerin toplu iş sözleşmesinin kapsamında bulunduğu hususunun toplu iş sözleşmesinin kişiler açısından uygulama alanını oluşturduğu, toplu iş sözleşmesinin borç doğurucu hükümlerinin sadece taraflarına uygulanacağı, bununla birlikte normatif hükümlerin uygulama alanına bu hükümlerin etki alanında bulunan ve iş sözleşmesinin tarafı olan işçi ve işverenin dâhil olduğu, davacı işçinin ...Sendikasına (... Sendikası) 25.04.1986 tarihinde üye olduğu, emekli olduğu tarihten sonra da çalışmaya devam ettiğinden işyerinde geçerli toplu iş sözleşmesinden faydalanması gerektiği, diğer taraftan davacının kapsam dışı personel statüsünde olup olmadığı ve davacı işçinin emekli usta öğretici ve bürolarda çalışan idari ve teknik personel sıfatını haiz olup olmadığının değerlendirilmesinde; davalı işyerinde davacı gibi emekli olup çalışmaya devam eden işçilere işveren tarafından emekli usta öğretici sıfatı verildiği, davacının çalışmalarına bu ünvanla devam ettiği, böylelikle bu işçilerin toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında bırakıldığı, ... Bakanlığı ile yapılan yazışmalar neticesinde davacının resmi olarak herhangi bir usta öğreticilik başvurusunun bulunmadığı, kendisine herhangi bir usta öğreticilik eğitimi verilmediği ve herhangi bir usta öğreticilik belgesi veya sertifikası bulunmadığının anlaşıldığı, emsal dosyalarda ve işbu dosyada dinlenen davalı ve davacı tanıklarının beyanlarında özetle; davacıyla aynı durumdaki işçilerin emekli olduktan ve emekli usta öğretici olarak anılmaya başladıktan sonra, emekli olmadan önce yapmış olduğu işi yapmaya devam ettiğini, işyerinde usta öğreticilik için belge şartının bulunmadığını, ilgili kısım müdürlerinin eski ve tecrübeli işçiler arasından usta öğreticileri seçtiğini, mesai saatleri dışında arıza ve iş durumuna göre fazladan çalışma yapıldığının belirtildiği, buna göre davacının emeklilik sonrası fiilî olarak yapmış olduğu işte herhangi bir değişiklik olmadığı, resmî olarak herhangi bir usta öğreticilik eğitimi almayıp sertifika sahibi olmadığı, bu sıfatın işverenin inisiyatifiyle bir işletmesel karar neticesinde verildiği, aynı işi yapan işçilerden emekli olanlar arasından seçilen işçilerin emekli usta öğretici olarak anılmaya başlanması, bu işçilerin bu şekilde kapsam dışı bırakılmasının 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca eşit davranma ilkesine aykırılık oluşturduğu, davalı tarafından emekli usta öğretici sıfatı verilen işçilerin kendi rızasıyla bunu kabul ettikleri belirtilmişse de bu durumun dikkate alınmasının mümkün olmadığı, dosya kapsamına göre ustabaşı olduğu anlaşılan davacı işçinin sendika üyeliğinin devam ediyor olması ve kapsam dışı personel olmaması sebebiyle, işyerinde geçerli toplu iş sözleşmelerinin parasal hükümlerinden de faydalanması gerektiği, buna göre hazırlanan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesi kararının davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, emekli olduğu 31.12.2016 tarihinden sonra 09.01.2017 tarihinde çalışmaya devam ettiği ve bu tarihte sendika üyeliğinin de yenilendiği dikkate alındığında işyerinde geçerli toplu iş sözleşmesinden faydalanacağı; davacının usta öğretici olma vasfını haiz olduğu ve fiilen bu işi yaptığının işverence ispat edilemediği, davacı ile emekli olduktan sonra akdedilen 09.01.2017 başlangıç tarihli iş sözleşmelerinde yapılacak işin “usta tablocu” olarak belirtilmiş olması ve tanık beyanları nazara alındığında davacının toplu iş sözleşmesinde yer alan kapsam dışı işçiler arasında olmadığı; zamanaşımı def'i gözetilerek yapılan hesaplamaların yerinde olduğu, buna göre İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz başvurusunda;1. Davacının varlığını iddia ettiği alacak hesaplanabilir nitelikte olup, kısmi dava ya da belirsiz alacak davası şeklinde bir dava ile talep edilemeyeceğini,2. Talep konusu yapılan alacakların zamanaşımına uğradığını,3. ... ilçesinde bulunan ... Tesisleri 2015 yılında müvekkil ... tarafından kamudan özelleştirilme yolu ile satın alındığını ve davacının özelleştirme tarihinde bu işletmede çalışan, iş sözleşmesi müvekkili Şirkete özelleştirme sözleşmesi ile devrolunan personel arasında olduğunu ve "usta" sıfatı ile çalıştığını,4. Davacının talebi üzerine emekliye ayrıldığını, bilahare yeni bir görev tanımı, yeni bir ünvan ve yeni bir iş sözleşmesiyle çalışmak istediğini bildiren davacının yeni dönemde kapsam dışı personel statüsünde çalıştığını, davacıya sendika üyesi olarak çalışmayacağını belirterek adına sendika aidatı yatırılmamasının istenildiğini, davacının "usta/tablocu" unvanı ile çalışmaya başlatıldığını, 09.01.2017 tarihinde kendisi ile bir yıllık ve takip eden yılda bir yıllık daha olmak üzere belirli süreli iş sözleşmesi akdedildiğini,5. Sosyal Güvenlik Kurumu'na destek primi ödendiğini, 09.01.2017'den sonra da davacının talebi üzerine adına sendika aidatı ödenmemiş olup davacının da kendi adına herhangi bir sendika aidatı ödemesinde bulunmadığını,6. Davacının dürüstlük kuralına uygun olmayan talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, kapsam dışı personel olup sendikal haklardan yaralanmasının mümkün olmadığını ünvanının tek taraflı olarak değiştirilmeyip, davacının söz konusu değişikliğe ve yeni görev tanımına rızasının bulıunduğunu,7. Davacının aylık ücretinin personel özlük dosyası içerisinde bulunan ücret bordroları ve banka kayıtları ile sabit olduğunu, ücretinin eksiksiz olarak ödendiğini, davacının sendikaya geçerli bir üyeliği bulunmayıp adına üyelik aidatı da ödenmediğinden mevzuat gereği toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanamayacağını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının kapsam dışı personel olup olmadığı ve buna göre davalı ... ile ... Sendikası arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz gimderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.