Yargıtay 3. Ceza Dairesi, FETÖ/PDY üyeliği suçunda genç yaşta ankesörlü hatlarla ilişkisi bulunan sanıkta TCK 30/1 hata ilkesi gereği kast unsurunun oluşmadığını belirtti.
Özet: İncelemede, FETÖ/PDYnin başlangıçtaki yanıltıcı görünümü ve sanığın genç yaşta örgütle ilk teması göz önüne alındığında, sanığın içinde bulunduğu yapının silahlı terör örgütü niteliğini bilebilecek durumda olmadığı, bu nedenle silahlı terör örgütüne üye olma suçunun kast unsurunun oluşmadığı, TCKnın 30/1 maddesi uyarınca hata hükümlerinin uygulanması ve beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyete hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğu tespit edilerek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 17. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM
: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE,Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası). 5237 sayılı Kanun'un, “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir.Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;.... Lisesinde öğrenci iken FETÖ/PDY örgütünün TSK yapılanmasında faaliyet gösteren asker şahıslardan sorumlu sivil unsurlarca örgütsel iletişim amaçlı kullanıldığı tespit edilen ankesörlü/sabit hatlarla irtibatlı olduğu ve kendisinden sorumlu mahrem imam ile toplantılara katıldığı belirlenen 1997 doğum tarihli sanığın, örgütle ilk tanıştığı dönemde yaşının küçük olduğu, askeri okulların kapatılmasından sonrasına ilişkin herhangi bir örgütsel bağlantı ve faaliyetinin de tespit edilemediği hususları karşısında, sanığın yaşı da gözetilerek ilişki içerisinde olduğu yapının o tarihteki niteliği itibariyle silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olamayacağı, bu nedenle de sanık yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçunun kast unsuru oluşmayacağından TCK’nın 30/1 ve CMK’nın 223/2-c maddeleri uyarınca beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OY
:Sayın çoğunluğun; “sanık yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçunun kast unsuru oluşmayacağından TCK’nın 30/1. ve CMK’nın 223/2-c. maddeleri uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği” gerekçesine tarafımızdan iştirak edilmemiştir.İncelenen dosya kapsamından;Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusunu; “sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturup oluşturmayacağı” hususu oluşturmaktadır.Somut olay irdelendiğinde;Oluş, iddia, mahkeme kabulü, tanık beyanları, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın 2016 yılında .... Lisesinde öğrenciyken ihraç edildiği,Dosya kapsamında askeri mahrem yapılanma içerisinde bulunan ve askeri mahrem olan tanık .... mahkeme huzurunda alınan yeminli ifadesinde, “mühendis olarak çalıştığını, o dönem cemaat olan örgütün içerisinde faaliyette bulunduğunu, .... kod adlı...’nin kendisine .... Lisesine yeni başlamış olan .... Kod isimli .... (bu kişi dosyamızda tanık olarak dinlenmiştir) ve ... kod isimli ... isimli şahısları teslim ettiğini, bu şahısların babalarının albay olduğunu, görevlendirilen bu kişi bu şahıslarla 3 seneye yakın, mezun olana kadar ilgilendiğini, bu şahıslarla ayda iki ya da üç defa Ümraniye’de bulunan bir evde buluşup kitap okuduklarını, namaz kıldıklarını ve....en kitapları okuma ve videoları izleme gibi faaliyetlerde bulunduklarını, bu toplantıların 3-4 saat kadar sürdüğünü, ilk buluşmaya geldikten sonra bir sonraki buluşmanın ne zaman ve nerede olacağı söylendiğini, bu iki öğrencinin ankesörlü sabit hatlardan aranıp aranmadığını şu an hatırlamadığını, yüksek ihtimalle aramadığını, çünkü ....’nın bu öğrencileri o kişiye özel öğrenci diye verdiğini, süreç içerisinde bu öğrencilerin babalarının albay olduğunu öğrendikten sonra özel diye nitelendirilmelerinin nedeninin bu olabileceğini düşündüğünü, sanık ... ve ....’nin 2016 yılında .... Lisesinden mezun olduklarını, bu iki öğrencinin devir teslim işlemlerinin .... kod ... isimli....’tan sonraki Müdür konumunda olan şahıs tarafından yapıldığını, bu devir esnasında kendisinin orada bulunmadığını, bu öğrencilerin takibi normal bir askeri lise öğrencisi gibi değil de normal bir asker gibi gerçekleştirildiğini, bu takibin biraz daha detaylı olduğunu, detaydan kastının psikolojileri, dertleri gibi şeyler olduğunu, normal lise öğrencilerinde bu kadar detaya inilmediğini” beyan etmesi karşısında, sanığın başka bir mahrem imam olan ....’den devralındığı, sanığın kod adı kullandığı ve kod adının “....” olduğu, sanığın ve askeri liseden diğer arkadaşının, beyanda bulunan askeri yapı içerisindeki bu mahrem imam tarafından takip edilip, örgüte ait evde sohbet adı altındaki toplantılar düzenlenip örgüt içerisinde örgütsel takibinin yapıldığı, 3 yıl boyunca mahrem imam olan ... tarafından takiplerinin yapılmasından sonra sanığın ve arkadaşının başka bir mahrem imama devredildiği,Sanık ve arkadaşı ...’nin mahrem imamlar tarafından takip edilmesi ve örgütsel faaliyetleri kapsamındaki diğer takip edilen askeri öğrencilerden farklı olduğu, sanık ve arkadaşı ile daha detaylı ilgilenildiği ve sanık ile arkadaşının bu şekilde detaylı ve daha özel takip edilmelerinin nedeninin sanığın babasının FETÖ örgütüne mensubiyetinden dolayı sonradan askeriyeden ihraç edilen subay olması nedeniyle olduğu,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca askeri personele yönelik yapılan soruşturmada sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem yapılanması kapsamında kontörlü/ankesörlü/sabit hatlardan arandığının tespit edildiği, bu kapsamda HTS analiz raporuna göre sanığın kullandığı ... numaralı hattın İstanbul il merkezinde bulunan ankesörlü/kontörlü.... numaralı hattan 20.09.2013 tarihinde saat 19:45:54’te arandığı, bahsi geçen ankesörlü hattan aynı gün dosyamızda tanık olarak dinlenen ve hakkında silahlı terör örgütü üyeliğinden kesinleşmemiş mahkumiyeti bulunan....’nin kullanımında olan ....numaralı hattın saat 19:44:13’te ardışık olarak arandığı tespit edilmiştir..... Lisesinde öğrenci olduğu dönemde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri yapılanmasında yer alan mahrem imam tarafından örgütsel irtibatı sağlamak amacıyla sabit hattan kendisi gibi askeri lise öğrencisi olan.... ile ardışık olarak arandığı, kendisiyle mahrem imam olarak ilgilenen tanık ....’nın beyanlarına göre de, örgüt içerisinde “....” kod adını kullandığı, düzenli şekilde mahrem imamla görüşmelere katıldığı, babasının Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde .... rütbesiyle görev alması nedeniyle özel öğrenci olarak nitelendirildiği, örgütle küçük yaşta tanışmasına rağmen daha sonraki süreçte bu kadar mahrem şekilde örgüt içerisindeki faaliyetlerine 19 yaşına kadar devam ettiği, artık örgütün mahiyeti ve yapısını 19 yaşında olması nedeni ile anlayabilecek yaşta ve kapasitede olduğu anlaşılan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri yapılanmasının mahrem hizmetler sınıfında yer alarak örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik görülmediğinden sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.