Bayilik lisansı alınamadığı için fiilen uygulanmayan akaryakıt bayilik sözleşmesinin zımnen sona erdiği kabul edilerek cezai şart ve kar mahrumiyeti taleplerinin reddedilmesi temyizen inceleniyor.
Özet: Akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında bayiinin bayilik lisansı alamaması ve bu nedenle faaliyete başlayamaması gerekçesiyle davacı franchisorun cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağı talep ettiği davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, tarafların yaklaşık dört yıl boyunca lisans alımı konusunda karşılıklı sessizliklerini koruyarak sözleşmeyi zımnen sona erdirdiklerini ve davacının bu durumdaki taleplerinin çelişkili davranış yasağına aykırı olduğunu belirterek davanın esastan reddine karar vermiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ..." adresindeki... Mahallesi 1650 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunun işletmesi hususunda 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve protokolün 15.05.2013 tarihinde imzalandığını, davalının ürün alım taahhütnamesiyle yıllık asgari 3.215 ton beyaz ürünü (kurşunsuz benzin+normal benzin+motorin) almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD tutarınca kâr mahrumiyetini ödemeyi taahhüt ettiğini, protokolün 12. maddesi uyarınca sözleşmedeki taahhütlerin, ürün ve hizmet bedellerinin vadesinde ödenmemesi halinde müvekkilinin anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkına haiz olduğu, anlaşmanın müvekkili tarafından feshedilmesi, anlaşma ve eklerinin davalı tarafından süresinden önce feshedilmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde 250.000,00 USD tutarındaki cezai şartın müvekkiline ödeneceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin davalıya gönderdiği ihbarnameyle davalının bayilik lisansı yayınlanmadığından istasyonu açmadığı gerekçesiyle sözleşmeyi haklı sebeple tek taraflı feshettiğini, davalının toplam 16.075 ton ürün alım taahhüdü olmasına rağmen sözleşme süresince ürün almadığını, eksik ton başına 14,00 USD üzerinden müvekkilinin 225.050,00 USD kâr kaybı oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin her türlü talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 USD cezai şart ve 1.000,00 USD kâr mahrumiyeti alacağının temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket; davaya cevap vermemiş, herhangi bir savunmada bulunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sözleşmenin bayilik lisansının alınmasıyla hüküm doğurmaya başlayacağı, bayilik lisansının alınması için gerekli müracaatın davalı bayi tarafından yapılması gerektiği, ancak davalı bayi tarafından bayilik lisansı başvurusu yapılmadığı, sözleşme ilişkisi 15.05.2013 tarihinde başlamış ise de, davacının davalıya noterden gönderdiği 07.02.2017 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi feshettiği, cezai şart ve kâr mahrumiyeti talebinde bulunduğu, sözleşme hükümlerine ve sektörel uygulamalara göre, bayilik lisansı alınmadan bayilik ilişkisinin kurulması ve sözleşmenin fiilen uygulanamayacağı, sözleşmenin imzasından fesih tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıl 9 aylık süreçte davalının bayilik lisansı alınması noktasında bir girişimi olmadığı, diğer yandan davacının da davalıdan bir talebi bulunmaması nedeniyle, tarafların zımnen sözleşmenin sona erdirilmesi yönünde irade ortaya koydukları, bayilik lisansı alınmadığı için taraflar arasında hiç uygulanmayan sözleşme ve eki protokollere ilişkin olarak davacı fesih bildiriminde bulunabilecek ise de, fesih nedeniyle cezai şart ve düzenleniş şekli itibariyle ikinci bir cezai şart sonucunu doğuran kâr mahrumiyeti talebinde bulunmasının sözleşme ve fesih tarihlerine göre çelişkili davranış yasağına aykırılık taşıdığı, davacının talep koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının, sözleşmenin imzasından sonra faaliyet gösterebilmesi için gerekli olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna bayilik başvurusu yapmadığı, fakat davacı şirketin, sözleşmenin imzalandığı 15.05.2013 tarihinden 07.02.2017 tarihine kadar 4 yıla yakın bir süre, zaten süresi 5 yıl olan sözleşme kapsamında bayilik ruhsat başvurusunun yapılması hususunda davalıya ihtar veya bildirim göndermediği, buna göre tarafların karşılıklı sessiz kalmak suretiyle ve ortak iradeleriyle sözleşmeyi zımnen sona erdirdikleri, belirtilen şekilde sonlandırılan sözleşmeye istinaden davacının, davalıdan talep ettiği kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin davalı bayiiden kaynaklanan sebeplerle haklı olarak feshedildiğinden bahisle alım taahhüdünün ihlalinden kâr kaybı alacağı ve fesih sebebiyle cezai şart istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!