İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde görülen, ilaç dozaj rejimine ilişkin patent ihlali ve hükümsüzlük iddialarını içeren hukuki mücadele.
Özet: Davacının, kan pıhtılaşmasıyla ilgili hastalıkların tedavisinde kullanılan bir ilacın özel dozaj rejimini koruyan patentinin davalı tarafından eşdeğer etken madde içeren ilaçların piyasaya sürülmesiyle ihlal edildiği iddiasıyla açtığı bu davada, davacı ihlali durdurmak için ihtiyati tedbir ve tazminat talep ederken; davalı, davacı patentinin hükümsüzlüğünü iddia etmekte, kendi ürünlerinin belirtilen dozaj rejimi ve plazma yarı ömrü gibi farmakokinetik özellikler açısından patent kapsamına girmediğini savunarak ihtiyati tedbir talebinin reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBUL3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Patent (Patent Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Patent (Patent Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:I.DİLEKÇELER AŞAMASI1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
: Davacının, 1863 yılından beri eczacılık ve kimyasal ürünler sektöründe dünyada öncü şirketlerden biri olduğu, “...” etkin maddesi ve bu maddeyi içeren kompozisyonların kan pıhtılaşması ile ilgili hastalıkların tedavisinde oldukça etkili olduğunu bulduğunu, davacının ... numaralı patentinin “...” etkin maddesini koruduğu ve davacının bu etkin maddeyi içeren piyasada ... markası ile bilinen ilaçları ürettiği, bu patentin koruma süresinin 11.12.2020 tarihinde sona erdiğini, davacının davaya konu... numaralı patentinin ise “...” etkin maddesini içeren bir ilacın dozaj rejimini koruduğunu, buluşun “...” etkin maddesini içeren ilacın günde kaç kez ve ne kadar süre boyunca kullanılacağını, uygulama şekli, hangi hastalığın tedavisinde kullanılacağına ilişkin olduğunu, davacının, geliştirmiş olduğu “...” etkin maddesinin tromboembolik hastalıkların tedavisinde kullanımı için en etkin ve hastaya uyumu en yüksek kullanım şeklinin en az beş ardışık gün boyunca ve günde en fazla bir kez olduğunu bulduğunu, söz konusu buluşun ise ...sayılı patent ile korunduğunu, davaya konu ...numaralı patentin, ... patentinin Türkiye'de valide edilmesiyle geçerli kılındığını, koruma süresinin 19.01.2026 tarihinde sona ereceğini, davalı-Karşı davacının , “...” etkin maddesini içeren ..., ... film kaplı tablet ilaçları için ...'na (...) 13.06.2018 tarihinde ruhsat başvurusunda bulunduğu ve dört ilaç için de 01.04.2019 tarihinde ruhsat aldığını, davalının, “...” etkin maddesini içeren ... ürünlerinin 10.12.2020 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu (“SGK”) tarafından düzenlenen Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi'ne girdiğini, ... markalı ilaçların 03.12.2021 tarihinden beri piyasada satıldığını, davalının ... markalı ilaçlarının davacının ... numaralı patent koruması kapsamına düştüğü ve bu amaçla söz konusu ihlal oluşturur nitelikteki ilaçlarla ilgili ticari faaliyetin durdurulması zaruri hale geldiğini, iddia edilmiş ve maddi ve manevi tazminat talep etmek de dâhil olmak üzere tüm sair yasal hakları talep ve dava etme hakkı saklı kalmak kaydıyla ve karşı tarafa herhangi bir tebligat yapılmaksızın öncelikle ve ivedilikle ihtiyati tedbir talebinin incelenmesini, davalının ürettiği, davalının ürettiğini, sattığını, pazarladığı ve/veya ticari olarak elinde bulundurduğu ilaçlar üzerinde, davacının...sayılı patentine karşı ihlal ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi ve yargılamanın etkinliğinin temini amacıyla ihtiyati tedbir talebinin davalı yana tebligat yapılmaksızın ivedilikle kabulüne karar verilmesi talep etmiştir.2.Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle: Davacı adına ... sayılı patent belgesinin 551 nolu KHK'nın Md. 6(e), Md.129 (a), Md.129(b) ve Md.129(c) hükümlerine ayrı ayrı dayalı olmak üzere hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talep edildiğini, dolayısıyla davacının patent belgesine bağlı tescilin hukuki geçerliliğinin tartışmalı hale geldiğini, HMK'nın 390/3. maddesinde şart koşulan yaklaşık olarak ispat kuralından uzaklaşıldığı, davacı tarafından ileri sürülen ihtiyati tedbir talebi reddinin gerektiğini, asıl dava ile ilgili olarak davacının iddialarının gerçeklik taşımadığını, davacının ihlal analizinin yalnızca 20 mg'lık tablet formu için sağlandığını, diğer formlarla ilgili bir analiz sunmadığı, bu analizlerde “...” özelliklerinin tartışılmadığını, dozaj rejimi yönünden, ... ürününe ait Kısa Ürün Bilgisinde (KÜB), Derin Ven Trombozu (DVT) ve Pulmoner Emboliz (PE) hastalıklarının tedavisi kapsamında ilk üç hafta boyunca günde iki kez 15 mg'lık ... reçete edildiğini, buna karşılık davacının patentinde ne 15 mg'lık ... uygulaması ne de bunun günde iki kez uygulamasının İstem kapsamına dahil edilmediğini, davacının patentinin bağımsız isteminde asli unsurlardan birisinin “10 saatlik ya da daha kısa bir plazma konsantrasyonu yarı olduğu, ... alan hastalarda ise plazma yarı ömrünün yaş grubuna göre değiştiği, bunun ... KÜB dokümanında ““Oral uygulamanın ardından eliminasyon sınırlı absorpsiyon oranıyla ilişkili hale gelir ... plazmadan eliminasyonu genç bireylerde 5-9 saatlik, yaşlılarda 11-13 saatlik terminal yarılanma ömrü ile gerçekleşir.” şeklinde ifade edildiğini, tecavüzün varlığının kanıtlanması için öncelikle rivaroksabanın dava konusu patentte iddia edildiği üzere 10 saatlik ya da daha kısa bir plazma konsantrasyonu yarı ömrüne sahip olduğunun klinik çalışmalarla gösterilmesi gerektiğini, ..., endike olduğu hastalıklar bakımından, çoğunlukla yaşlılara tatbik edilen bir ilaç özelliği taşıdığı, ...'ın KÜB bilgisinde ... yarılanma ömrünün 11-13 saat olduğu belirtildiğini, dava konusu patent ile korunmak istenilen bu değerin ... hasta ile etkileşime bağlı olduğunu, patent sahibinin, patent konusu dozaj rejiminin yaşlı hastalarda nasıl çalışabileceğini açıklamadığını, davalının nihai olarak “hukuken geçerli” bir patenti ihlal etmediğini, karşı dava igili olarak; hükümsüzlük davasının aşağıdaki dört ayrı gerekçeye ayrı ayrı dayanacağını, Patent verilemeyecek buluşlar , Kapsam aşımı, Yetersiz ifşaat, Yenilik ve buluş basamağı yoksunluğu olduğunu, davaya konu patentin 1. İsteminin, İsviçre tipi (Swiss-type) formatında bir “ikinci tıbbi kullanım” istemi olduğu, “...” teriminin patente ait tarifnamede açık bir şekilde tanımlandığı (sayfa 6, satır 1-12), burada verilen bilgilere göre, söz konusu bozuklukların, yalnızca İstem 2'de bahsi geçen hastalıkları değil bunlar dışında da birçok hastalığı da kapsadığı, İstem 2'de sözü edilen hastalıkların bu listeden seçilmiş olsa bile, bu hastalıkların çok küçük bir bölümünü içerdiğini, davaya konu patentin 1. İsteminin, hızlı salınan bir tabletin kullanımı ile ilgili olduğu tarifnamenin, “tablet” veya “hızlı salınan tablet” için detaylı bir açıklama sunmadığını, “hizli salınan” teriminin göreceli bir terim Olduğu, literatürde net bir tanımı bulunmadığı, ayırt edici bir unsur olmaya uygun olmadığını, Tarifnamede, ilacın tatbikinin en az beş ardışık gün boyunca gerçekleştirilmesine ilişkin gereklilikler hususunda herhangi bir açıklama bulunmadığını, ...numaralı patentin, ...yayın numaralı Avrupa patentinin Türkiye'deki uzantısı olduğu, söz konusu Avrupa patentinin başvuru tarihi 19-01-2006 ve rüçhan tarihi ise 31-01-2005 şeklinde olduğu, Türkiye'deki geçerlilik (validasyon) başvurusu, 14-07-2015 tarihinde gerçekleştirildiği, SMK Geçici Madde 1 gereğince hükümsüzlük hususunda geçerli hukuğun 551 no.lu KHK olduğunu, 551 no.lu KHK içerisinde ikinci tıbbi kullanıma izin veren bir madde bulunmadığını, dava konusu patent gerçekleştirildiğinde ... yürürlükte olduğu, ...'de ikinci tıbbi kullanımın düzenlenmediğini, dava konusu patentin 1 numaralı isteminde, söz konusu ilacın “en fazla günde birkez tatbik edilmesi” ifadesini içerdiği, ancak patentin tarifnamesinde ilacın dozaj rejimine uygun tatbikinin “günde bir kez” olarak açıklandığı, “en fazla” ifadesinin 1 numaralı isteme sonradan eklendiği, tarifname içerisinde dayanağı bulunmadığını, dolayısıyla patentin incelenmesi sırasında kapsam aşımı yapıldığını, “...” ifadesinin belirsiz olduğunu, İstemlin, söz konusu dozaj rejimi ile yalnızca tüm tromboembolik bozuklukların tedavisinin sağladığını değil, aynı zamanda bu rejimin tüm bu bozuklukların önlenmesinde de etkin şekilde kullanılabilir olduğunu iddia ettiği, profilaktik tedaviye yönelik herhangi bir çalışmanın gerçekleştirilmediğini, dolayısıyla profilaktik tedaviye yönelik herhangi bir kanıt sunulmadığını, İstem 1'de sözü geçen dozaj rejiminin iddia edildiği gibi tüm tromboembolik bozukluklarda tedavi edici özelliğinin inandırıcı olmadığını, dava konusu patentin tarifnamesinde sunulan verilerin, rivaroksabanın etkinlik ve güvenlilik profilinin çıkarılmasını amaçlayan Faz Il çalışmalarının bir kısmı olduğunu, ancak bu çalışmanın İstem 1'de spesifik olarak belirlenen dozaj rejiminin nasıl tüm tromboembolik hastalıklarda etkinlik göstereceği sonucuna varabileceğine dair bir veri sunmadığını, “10 saatlik ya da daha kısa bir plazma konsantrasyonu yarı ömrü” ifadesinin dayanağının olmadığı, önerilen dozaj rejimi hastaya uygulandığında 10 saatlik ya da daha kısa bir plazma konsantrasyonu yarı ömrü gösterdiği iddiasının desteklenmediğini, Patentte sunulan çalışma sonuçlarında ... günde bir kez ve iki kez uygulanması arasındaki farkın gözlemlenmediğini, dolayısıyla da günde tek doz uygulamanın elde edilmek istenilen sonuca olumlu ya da olumsuz herhangi bir etkisinin var olup olmadığının yorumlanabilir olmadığını, dava konusu patentin iddia ettiği anlamda sürpriz bir etkiden bahsedilemeyeceğini, dava konusu patentin İstem 1'indeki tüm unsurların D2 belgesinde kamuya ifşa edildiğini, D2 belgesinin yeniliği ortadan kaldırmadığının varsayıldığı farazi bir durumda, D1 dokümanı teknikte yer alan en yakın doküman olarak dikkate alındığında, patentin çözmeye çalıştığı teknik problemin; ... etkin bir dozaj rejiminin nasıl oluşturulacağı şeklinde tanımlanacağını, bu teknik problemin çözümünün, “söz konusu tabletin en az beş ardışık gün boyunca en fazla günde bir kez tatbik edilmesi” olduğunu, ... bozukluğun uzun süreli bir tedaviyi gerektirdiği ... dokümanlarının hepsinden ayrı ayrı ya da beraber değerlendirildiğinde çıkarılabilir bir bilgi olduğunu, dolayısıyla, en az beş ardışık gün boyunca gerçekleştirilen uygulamanın buluş basamağına herhangi bir katkıda bulunmadığını, İstem Vin konusunun, ... dokümanı beraber düşünüldüğünde de buluş basamağından yoksun olduğunu, ... dokümanları birlikte düşünüldüğünde İstem 1'in konusunun buluş basamağından yoksun olduğunu, huzurdaki davada, hükümsüzlük davalarının sonucunun beklenmesine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle asıl davanın reddine, karşı dava olarak, davacının ... numaralı patentinin hükümsüzlüğüne, davaya konu patentin hükümsüzlüğüne yönelik karşı davanın patent ihlali ve haksız rekabet davasının incelenmesi için bekletici mesele yapılmasına, hükümsüzlüğü talep edilen patentin yargılama süresince üçüncü kişilere devrini önlemek amacıyla teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesi talep etmiştir.Davacı - karşı davalı vekili asıl davada cevaba cevap, karşı davada cevap dilekçesinde özetle; Asıl davada cevap dilekçesinin yerinde olmadığını, karşı davadaki taleplerin yerinde olmadığını bu nedenle asıl davada cevap dilekçesinin ve karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı - karşı davacı vekili asıl davada ikinci cevap ve karşı davada cevaba cevap dilekçesinde özetle; Asıl davada cevaba cevap dilekçesinin yerinde olmadığını, karşı davada sunulan cevap dilekçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.II.DELİLLERA.TPMK KayıtlarıDavaya konu patent bilgilerinin gönderildiği görüldü.B.Bilirkişi Raporları1.█████/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dava konusu ...Sayılı patentin hükümsüzlüğü yönünden; davaya konu patente konu buluşun, ilgili olduğu teknik alanda bir uzmanın onu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlikte, açık ve tam olarak tanımlandığı, davaya konu patentte buluşun teknik etkisinin ikna edici bir şekilde gösterilerek desteklendiği, davaya konu patentin 1 No'lu bağımsız isteminin ve bu isteme bağımlı 2 No'lu istemin yeni olduğu, ancak buluş basamağı niteliğine sahip olmadığı, bu nedenle söz konusu patentin istemlerinin hükümsüz kılınmasının gerektiği, davalının “...” isimli ürünlerinin davacının ... Sayılı patentine tecavüz yönünden; davalının ... isimli lerinin davacının patentinin | nolu unsurlarından “hızlı salım tableti” özelliğini içerip içermediğinin kesin olarak tespit edilemediği, bu nedenle, davalı ürünlerinin davacının patenti kapsamında kalıp kalmadığının belirlenemediği, davalının ürünlerinin davacının patentine tecavüz edip etmedi; değerlendirilebilmesi için, ... ürünlerinin ruhsat dosyası üzerinden formülasyon içeriği ve salım verilerinin incelenerek, “hızlı salım tableti” olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.III.DAVA VE UYUŞMAZLIKASIL DAVADA Dava konusu uyuşmazlığın
: Davalının fiillerinin, davacının ... numaralı patentten doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, bu itibarla davalının; davacının ... numaralı patentini ihlal eden ürünleri üretmesi, depolaması, dağıtması, satması, ithal etmesi, pazarlaması ve her türlü ticaretinin durdurulması ve önlenmesi, patent hakkının ihlalinin ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılması, bu amaçla; davacının anılan patent haklarını ihlal eden ürünlere el konularak bunların imhası, davacının anılan patent haklarını ihlal eden ürün, iş evrakı, broşür, katalog vb. satış, pazarlama ve tanıtım materyalleri dahil ve bunlarla sınırlı olmamak üzere her türlü ticari kullanımının durdurulması, önlenmesine, davacının anılan patent haklarını ihlal eden bu ürünlere ait görsellerin yer aldığı iş evrakı, broşür, katalog ve her türlü satış, pazarlama ve tanıtım materyallerine görüldükleri yerlerde el konularak bunların imhası, davacının ...numaralı patentinden doğan haklarını ihlal eden ve aynı zamanda haksız rekabet yaratan ürünlerin ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesi yönünde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na müzekkere yazılması ile hükmün ilanına ilişkin olduğu görülmüştür.KARŞI DAVADA Dava konusu uyuşmazlığın
: ... adına tescilli ... numaralı patentin hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkin olduğu görülmüştür.IV.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇETPMK kayıtları, dava dilekçeleri, cevap dilekçeleri, delil dilekçelerine konu kayıtlar, müzekkere cevapları, █████/2026 tarihli bilirkişi raporları ve ilgili diğer deliller kapsamında dosya kül halinde incelendiğinde;... numara ile tescilli “...” başlıklı patentin hükümsüzlüğü talebi yönünden gerçekleştirilen incelemede;Patent belgesine konu olan bu buluş, kan pıhtılaşması alanı ile ilgilidir, daha özel olarak buna ihtiyacı olan bir hastaya, oral dozaj formunda doğrudan bir Xa faktörü inhibitörünü günde bir kez tatbik ederek bir tromboembolik bozukluğu tedavi etme yöntemi ile ilgilidir ki burada sözü edilen Xa fakt inde iki Veya üç kez tatbik aralığını, örneğin 10 saat ya da daha kısa bir tatbik aralığını gösteren bir plazma konsantrasyonu yarılanma ömrüne sahiptir.Dava konusu ... sayılı patentin ulusal aşamaya girdiği tarih 14.07.2015 şeklinde tespit edilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ise 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu çerçevede, somut uyuşmazlığın çözümü bakımından, uygulanacak mevzuatın tespiti öncelik teşkil etmektedir.6769 s. SMK'nun “551, 554, 555 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin hükümlerinin uygulanması” başlığını taşıyan geçici 1. maddesinin (2) fıkrasının ilk cümlesi ve (4). Fıkrası “(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ulusal aşamaya giren uluslararası veya bölgesel anlaşmalar yoluyla yapılmış patent başvuruları ve faydalı model başvuruları, başvurunun ulusal aşamaya girdiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır.” ve “(4) Önceki mevzuat hükümlerine göre verilmiş patent ve faydalı modeller ... 138 inci (hükümsüzlük) ... maddeler ... hariç olmak üzere bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükümlerini taşımaktadır.Dava konusu... sayılı patentin ulusal aşamaya girdiği tarihin 14.07.2015 olduğu, iş bu davacıya ait patentin hükümsüzlüğü istemiyle açılan davada, başvurunun ulusal aşamaya girdiği tarihte geçerli olan mülga 551 s. KHK hükümlerinin dikkate alınacağı, fakat KHK hükümleri ile birlikte uluslararası sözleşme hükümlerinin de birlikte değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle devam edilmiştir.Şöyle ki, dava konusu patent, ... tarafından ...'ye (...) göre verilmiş ve Avrupa Patenti Fasikülünün Türkçe çevirisinin sunulması neticesinde Türkiye'de verilen bir ulusal patent olarak kabul edilmiştir.Avrupa Patentlerinin Verilmesi İle İlgili Avrupa Patent Sözleşmesinin Türkiye'de Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmeliğin 5 inci maddesi “Aksi Sözleşmede belirtilmedikçe Türkiye'nin seçildiği Avrupa patenti başvuruları ve Avrupa patentleri için Kanun Hükmünde Kararname, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmelik ve bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.Sözleşme ile Kanun Hükmünde Kararname arasında herhangi bir aykırılık olması durumunda Sözleşme hükümleri uygulanır” şeklindedir. Kaldı ki "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır..." şeklindeki Anayasa madde 90/5 hükmü ile de uluslararası sözleşmelerin olası aykırılık durumlarında uygulama önceliği olduğu sabittir.Bu kapsamda devam edilirse; Avrupa patentlerinin hükümsüzlük nedenlerinin düzenlendiği, ...'nin 138. maddesinde bir Avrupa patentinin hangi şartlarda hükümsüz kılınacağı açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla, Avrupa patentlerinin hükümsüzlük şartlarının değerlendirilmesinde, mülga 551 sayılı KHK hükümleri ve ... hükümleri birlikte dikkate alınmalıdır.Türkiye'nin üyesi olduğu 5 Ekim 1973 tarihli ..., Kasım 2000'de ülkemizin de katılım sağladığı diplomatik konferans neticesinde, 29 Kasım 2000 tarihli Değişiklik Anlaşması (Revision Act) imzalanarak revize edilmiştir. 2000 tarihli Avrupa Patent Sözleşmesi olarak adlandırılan Sözleşme, ... olarak anılmaktadır ve 13 Aralık 2007'de yürürlüğe girmiştir.Hükümsüzlüğün değerlendirilmesinde dikkate alınacak diğer bir husus ise, dava konusu patent yönünden ...'nin 1973 tarihli metninin mi, yoksa ... metninin mi dikkate alınacağı konusudur.Zira, gerek ...'de eklenen 54(5) maddesinin dozaj rejimlerinin patentlenebilirliğinin değerlendirmesi yönünden etkili olması, gerekse ... sonrasında üye ülkelerin ulusal mevzuatlarındaki hükümsüzlük şartlarının, o ülkelerde geçerli olan Avrupa patentlerinin hükümsüzlüğü yönünden artık bir etkisi olmaması, hükümsüzlükte esas alınacak ... metninin belirlenmesini önemli hale getirmektedir...., 13 Aralık 2007'de yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla, ... metni, 13 Aralık 2007'den önceki tarihli Avrupa Patent başvurularına ve bu başvurular neticesinde verilmiş patentlere (...) uygulanmayacaktır,Dava konusu patentin başvuru tarihi (19.01.2006), ... metninin yürürlüğe girmesinden önce olduğundan, ... hükümleri (...aksine bir karar almadıkça) dava konusu patente uygulanmayacaktır.Buna göre, dava konusu ... sayılı patent, sözleşme yürürlüğe girdiğinde işlemleri devam eden bir başvuruya verilmiş bir patent olduğundan, ...'nin 28.06.2001 tarihli kararının 1. inci maddesi uyarınca, hükümsüzlük şartlarının değerlendirmesinde, ... metninin 53., 54(3) ve (4), 138. maddeleri ve ... metninin 54(5) maddesi hükümleri uygulanacaktır.Bu açıklamalar ışığında, ...'nin 138 inci maddesine göre, dava konusu patent, ancak aşağıdaki şartlarda geçersiz kılınabilecektir;(a) Avrupa patentinin konusunun Madde 52-57'ye göre patentlenemez olması. ( ...’nin 52-57 inci maddeleri şu konularla ilgilidir: Madde 52: Patent Verilebilir buluşlar, Madde 53: Patent Verilebilirliğin İstisnaları, Madde 54: Yenilik, Madde 55: Zarar verici olmayan açıklamalar, Madde 56: Buluş Basamağı, Madde 57: Sanayiye Uygulanabilir Olma)(b) Avrupa patentinin, tekniğin bilinen durumu konusunda bir uzmanın uygulayabileceği şekilde, buluşu yeteri kadar açık ve tam olarak ortaya koymuyor olması.(c) Avrupa patentinin konusunun, orijinal başvurunun kapsamını aşıyor olması ya da bölünmüş başvuruya veya Madde-6l'e göre yapılmış yeni bir başvuruya verilen patentin, önceki başvurunun kapsamın aşıyor olması.(d) Avrupa patentinin vermiş olduğu korumanın genişletilmiş olması, veya(e) Avrupa patenti sahibinin, Madde 60, paragraf 1'e göre yetkili olmaması şeklinde sıralanabilinir.Sonuç olarak, ...'ye üye ülkelerin ulusal mevzuatlarının, bu ülkelerde geçerli olan Avrupa patentleri inden bir etkisi olmayacaktır ve davaya konu patent açısından, hükümsüzlük koşulları ...'nin 138 inci maddesi dikkate alınarak değerlendirilecektir.... sayılı patentin hükümsüzlük şartlarının değerlendirilmesinde; ... metninin 53 üncü, 54(3) ve (4) üncü ve 138. hükümleri uygulanacaktır.Özetlemek gerekirse, dava konusu ... sayılı patent ... tarafından ...'ye göre verilmiş ve Avrupa Patenti Fasikülünün Türkçe çevirisinin ...'nin 138 inci maddesi gereği hükümsüzlük koşullarının incelenmesinde ...'nin ilgili hükümleri dikkate alınırken, patentin hükümsüz kılınmasında (yetkili ve görevli mahkeme ile diğer şekli hususlar bakımından) mülga 551 sayılı KHK hükümleri uygulanacaktır.Dava konusu patentin ikincil tıbbi kullanım olması hususu değerlendirildiğinde ise;Davalı taraf, dava konusu patentin ikincil kullanım patenti olduğunu, ...'nin ikincil kullanım buluşları için bir istisna öngörmekte iken, KHK'da buna benzer düzenleme yer almadığını, bu nedenle, ikincil kullanım patenlerinin KHK uyarınca sanayiye uygun olmadıkları gibi yeni de kabul edilmemeleri ve patent ile korunamaması gerektiğini, hükümsüzlük davalarında KHK'nın, ...'ye öncelikli olarak uygulanacağını iddia etmektedir.Davalı tarafın da kabul ettiği üzere, ...'nin ilgili maddelerinde ikincil tıbbi kullanım buluşları için yapılan başvurular için bir istisna öngördüğünden, bu tür buluşlar ... uyarınca patentlenebilirdir. Dava konusu ... sayılı patent, ... tarafından ...'ye göre verilmiş ve usulüne uygun şekilde validasyonu yapılarak Türkiye'de verilen bir ulusal patent olduğundan hükümsüzlük koşulları mülga 551 sayılı KHK'ya göre değil, ...'ye göre değerlendirilecektir. O halde, anılan patentin salt ikincil kullanım patenti olması nedeniyle, mülga 551 sayılı KHK uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluştuğu söylenemeyecektir.Kaldı ki, Yargıtay 11. H.D.'nin ... Esas ... Karar Nolu kararında, 551 sayılı KHK'da ... 1973 metninde yer verilen “ilk kullanıma” ilişkin 54/5 ve değişiklik sonrası ... metninde yer alan “ikinci kullanıma” dair 54/5 hükümlerine muadil bir madde bulunmadığı, buna karşın “patentlenemeyecek konu ve buluşlar” ile patent verilebilirlik koşullarının gerek ... gerekse de 551 sayılı KHK'da benzer şekillerde düzenlendiği belirtilmiştir.Dava konusu patentin başvuru tarihinde ikinci kullanımı doğrudan yasaklayan ya da izin veren açık bir hüküm bulunmadığından bir buluşun patent verilebilirlik şartlarının varlığının tespiti bakımından yenilik ve buluş basamağı incelemesine dair genel ilkelerin geçerli olduğu belirtilmiştir.Kararda, “... dava konusu patent ikinci kullanım patenti olarak değerlendirilse dahi, bunun daha önce tıbbi kullanımı bilinen bir maddenin ya da karışımın yeni bir hastalığın veya yeni bir hasta grubunun tedavisinde kullanım; hastaya yeni bir uygulama yöntemi (oral, rektal, enjeksiyon vb.) veya salt doz rejim veya miktarına ilişkin bulunup bulunmadığı gibi somut uyuşmazlığa özgü hususların kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenip, böylece de yenilik ve buluş basamağına sahip olup olmadığının bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle değerlendirilmesi gereklidir” denilmiştir. Patentin istemlerinin, mahkemenin benimsediği gibi bir “tedavi yöntemi” ya da davacı-karşı davalı tarafın iddia ettiği gibi bir “ilaç yapım usulüne” yönelik olup olmadığı hususunda denetime açık ve eksiksiz bir değerlendirme yapılmadığı, uyuşmazlığın hakimin bilgisiyle çözümünün mümkün olmadığı ve bilirkişi görüşü alınması gerektiği..."'ni belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.Somut olay yönünden, dava konusu patentin 1 nolu istemi “... ... bileşiği tabletinin... tedavisine yönelik bir ilacın üretimi için kullanımı” ile ilgilidir. İstemin yazım formatının da doğrudan bir hastalığın tedavi edilmesi yöntemine ilişkin olmadığı, örneğin, “X maddesinin Y hastalığının tedavisinde kullanılması” (use of substance X for the treatment of disease Y) şeklindeki istem formatında olduğu gibi tedavi metodu değildir. Patentin istemi, İsviçre Tipi istem olup, “amaçla sınırlı usul istemi” (purpose-limited process claims) kapsamına giren “ilaç yapım usulüne” yönelik bir istem olduğundan teşhis ve tedavi yöntemi kapsamına girmemektedir ve ... uyarınca patentlenebilirdir.Sonuç olarak, dava konusu patentin ikincil tıbbi kullanım olması nedeniyle mülga 551 sayılı KHK uyarınca hükümsüz kılınması gerekti yönündeki davalının iddiası yerinde görülmemiştir.Dava konusu patentin Yeniliğinin ve Buluş Basamağının İncelenmesi;Yenilik değerlendirmesi yapılırken patentin istemleri dikkate alınır. Zira patent başvurusunun kapsamını belirleyen, istemlerdir. Tarifname, özet ve resimler istemlerin yorumlanmasında dikkate alınır. Değerlendirmeler bu sebeple istemler üzerinden yapılmıştır.... sayılı patentin yeniliğinin değerlendirilmesinde, söz konusu patentin istemlerinde korunan buluşun, başvuru tarihinden önce, dünyanın herhangi bir yerinde toplumca erişilebilir yazılı veya sözlü tanıtım, kullanım veya bir başka yolla açıklanıp açıklanmadığının değerlendirilmesi gereklidir.Yenilik değerlendirmesi yapılırken
:Patent istemlerinde korunması talep edilen teknik unsurlar tanımlanır,İstemlerde tanımlanan bu teknik unsurlardan, tekniğin bilinen durumuna dahil olan ortak unsurlar tanımlanır,Tekniğin bilinen durumuna dahil olan unsurlar ile istemde talep edilen unsurlar karşılaştırılır (yenilik değerlendirmesinde tekniğin bilinen durumuna dahil dokümanlar tek tek değerlendirilir, yani, yeniliği yok etmek için birden fazla dokümandaki açıklamalar birleştirilerek kullanılmaz),Tekniğin bilinen durumunda tanımlanan unsurlar ile istemlerde tanımlanan teknik unsurlar aynı ise söz konusu istem yeni değildir.Diğer bir ifadeyle, ilgili teknik alanda uzman bir kişi, istemde tanımlanan unsurları, tekniğin bilinen durumuna dahil olan bir dokümandaki açıklamalardan doğrudan ve tam olarak ortaya koyabiliyorsa, bu durum buluşun yeniliğini ortadan kaldırır.Dolayısıyla, tekniğin bilinen durumunda tanımlanan unsurlar ile istemlerde tanımlanan teknik unsurlar “aynı” ise söz konusu istem yeni değildir. Burada, unsurların “aynı” olması ile kastedilen, istemlerde talep edilen unsurun karşılığının, tekniğin bilinen durumunda kelimesi kelimesine aynen açıklanmış olması gerektiği değildir. Buna göre, önceki dokümanda kelimesi kelimesine birebir açıklanmayan, ancak, teknik alandaki uzman kişinin önceki dokumandaki açıklamalardan, uzmanın genel uzmanlık bilgisi içerisinde herhangi bir özel çaba harcanmaksızın doğrudan ve otomatik olarak tespit edilebilecek hususlar yeniliği ortadan kaldıracaktır.Yeniliğe karar verirken, tekniğin bilinen durumundaki doküman, dokümanın tarihinde ilgili teknikte uzman bir personelin bilgisi ile okunmalıdır. Burada, “buluş konusunun ilgili olduğu teknik alandaki uzman”, patent belgesindeki ve bu belgede atıf yapılan referanslardaki açıklamaları bilen, aynı zamanda da, buluş konusu ile ilgili olarak başvuru tarihindeki tekniğin bilinen durumundaki genel bilgilere de sahip olan, ilgili teknik alandaki sıradan bir uygulamacı kişi olarak değerlendirilmelidir. Bu uzman kişi, ilgili olduğu teknik alandaki rutin işi ile ilgili normal olarak kullanmakta olduğu cihazlarla ilgili bilgilere, tecrübeye, kapasiteye ve deneysel bilgilere de sahiptir. Bu uzman kişinin sahip olduğu genel bilgi, ilgili teknik alanda temel olarak kullanılan el kitabı, rehber ve ders kitaplarında yer alan bilgileri kapsamaktadır.Dava konusu buluşun “Hızlı salınan ... bileşiği tabletinin en az beş ardışık gün boyunca en fazla günde bir kez tatbik edilen tromboembolik bir bozukluğun tedavisine yönelik bir ilacın üretimi için kullanımı”na ilişkin olduğu dikkate alındığında, tanımlanan farazi kişi tromboembolik bozuklukların tedavisinde ilgili genel bilgi ve tecrübe ile ... tedavisindeki pıhtılaşma problemi ve kanama ile tromboz arasındaki dengenin korunması problemi de dahil olmak üzere alanındaki temel bilgilere sahip olan, ilgili tekniğin bilinen durumuna dahil her tür dokümana erişebilen, hematoloji alanındaki bir araştırmacı olarak tanımlanabilinir.Yenilik incelemesinde tekniğin bilinen durumuna ait dokümanlar tek tek değerlendirilir. Tekniğin bilinen durumuna dahil dokümanlardaki açıklamalar ile istemlerdeki unsurlar karşılaştırılırken, farklı dokümanlarda açıklanan unsurlar bir araya getirilerek, kümülatif olarak değerlendirilmez. Yenilik değerlendirilirken, sırf aynı dokümanda açıklanmış olması, farklı ürünlerdeki ayrı unsurların bir arada değerlendirilmesi için yeterli değildir. Ancak, bu dokümanda bu ayrı unsurların bir araya getirileceğine ilişkin yönlendirici bir bilgi varsa, bu durumda bu unsurlar bir arada değerlendirilebilir.Yenilik incelemesinde dikkate alınması gereken diğer bir husus ise bağımsız ve bağımlı istemlerin değerlendirilmesidir. Patent başvuruları, buluşun yeni olduğu iddia edilen ve korunması arzulanan asıl teknik özelliklerine yönelik bir veya daha fazla sayıda bağımsız istem içerebilir. Buluşun diğer alt teknik özellikleri ise, bu bağımsız ana isteme bağlı olarak bağımlı istemlerde tanımlanır. Bu nedenle, bağımlı istem, ana istemde tanımlanan asıl teknik özelliklerin tamamını içerir, bununla birlikte diğer alt teknik özellikleri de içerir. Diğer bir ifadeyle, ana istemdeki tüm teknik unsurları içeren isteme “bağımlı istem” denir. Buluşun asıl teknik özelliklerinin ana istemde tanımlandığı dikkate alınırsa, koruma kapsamı ana istemde geniş olarak belirlenmektedir. Buluşun asıl teknik özelliklerine ek olarak diğer alt teknik özellikleri ise bağımlı olan istemde verilmektedir. Bu nedenle, ana istem yeni ise, bu isteme bağımlı olarak usulüne uygun olarak kaleme alınmış olan istem veya istemler de yeni olacaktır. Ancak, bu ifadenin tersi doğru değildir. Yani, ana istemin yeni olmaması, bu isteme bağımlı istem veya istemlerin de otomatik olarak yeni olmaması anlamına gelmeyecektir. Bu durumda, ana istemin yeni olmaması durumunda, bu istemlerin yenilik değerlendirmesinin ayrıca yapılması gereklidir.Buluş Basamağı incelemesinde ise;551 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesine göre buluş, ilgili olduğu teknik alandaki bir uzman tarafından, tekniğin bilinen durumundan aşikar bir şekilde çıkarılamayan bir faaliyet sonucu gerçekleşmiş ise, tekniğin bilinen durumunun aşıldığı (buluş basamağı olduğu) kabul edilir.Diğer bir ifadeyle, teknik alandaki uzman kişi, patentin başvuru tarihi ya da varsa rüçhan tarihindeki tekniğin bilinen durumuna dahil açıklamalardan, istemlerde tanımlanan buluşu ortaya çıkarıyorsa, patent başvurusuna konu buluş aşikardır. Buluş basamağının değerlendirilmesinde, yenilikten farklı olarak, tekniğin bilinen durumuna dahil olan iki ya da daha fazla sayıdaki dokümandaki açıklamalar da dikkate alınır.Buluşun aşikar olup olmadığını yani buluş basamağına sahip olup olmadığına karar verebilmek için çeşitli yöntemler vardır. Bu yöntemlerden en kullanılır olanı “Problem ve Çözüm Yaklaşımıdır”. Bu metot Avrupa Patent Ofisinin geliştirdiği metottur (... Guideline, Başlık-C, Bölüm IV). Problem ve çözüm metodu 3 aşamada uygulanır:1- En yakın bilinen teknik belirlenir
: Buluş ile alakalı tekniğin bilinen durumundaki en yakın bilgi/belgedir (buluşun en fazla özelliklerine sahip bir doküman).2- Objektif problem tanımlanır
: Buluşun sağladığı teknik etkilere (sonuçlara) ulaşmak için en yakın bilinen teknik nasıl değiştirilir veya adapte edilir.3- Could/would yaklaşımı
: En yakın teknik ve objektif teknik problemden başlanarak iddia edilen buluşun teknik alanda uzman kişi tarafından aşikar olup olmadığı sorgulanır.İddia edilen buluşa ulaşmak için; en yakın tekniği değiştirmek veya uyarlamak suretiyle teknik problemi çözmek için tekniğin bilinen durumu içinde teknik alanda uzman kişiyi harekete geçirecek herhangi bir emare veya ipucu olup olmadığı sorugulanır.Genellikle en yakın doküman ile tekniğin bilinen durumuna yakın başka bir doküman (yani 2 doküman) birlikte ele alınarak buluşun aşikar olup olmadığı incelenir.Bu değerlendirmede, uzman kişinin buluşa ulaşabilme ihtimali “yapabilir miydi” ya da “yapar mıydı” (“would or could”) soruları sorularak değerlendirilir. Uzman kişi buluşu “yapardı” (would) şeklinde değerlendiriliyorsa, buluş basamağı olmayacaktır. Ayrıca, istemde, talep edilen buluşun yeni olan özelliğinin, buluş ile çözümü amaçlanan teknik problemin çözümüne katkıda bulunması ve/veya teknik bir etki ortaya çıkarması da gerekecektir. Diğer taraftan, somut olay açısından da, istemde talep edilen ve kısaca “rivaroksabanın hızlı salınan tabletinin en az beş ardışık gün boyunca en fazla günde bir kez tatbik edilen tromboembolik bir bozukluğun tedavisine yönelik bir ilacın üretimi için kullanımı” şeklinde tanımlanan buluşun ortaya çıkardığı teknik etkinin veya sağlanan faydanın, deneysel çalışmalar ve veriler ile desteklenerek patentin tarifnamesinde yeterli bir şekilde açıklanması ve teknik etkisinin ikna edici bir şekilde gösterilerek desteklenmesi (plausibility) gerekmektedir.Buluş basamağının değerlendirilmesinde, tekniğin bilinen durumuna dahil olan en yakın doküman belirlenirken, istemde tanımlanan buluş ile aynı amaca yönelik olan konuyu açıklayan ve buluş ile en yakın teknik özelliklere sahip olan dokümanın bulunması gerekmektedir.Somut olay açısından değerlendirildiğinde, rivaroksabanın kanın pıhtı oluşturma eğilimini azalttığı, tromboembolizme sahip veya bu riski taşıyan hastalarda kullanıldığı bilgisi tekniğin bilinen durumunda bilinmektedir (D1 dokümanı). Dava konusu patente konu buluşa göre, tromboembolizm, serbest kalan bir kan pıhtısının kan damarını tıkaması durumudur ve özellikle beyin veya akciğerde olması hayati tehlikeye yol açmaktadır.Bir ilacın verilmesi yoluyla tromboembolizmin önlenmesi, ölümcül sonuçlar doğurabilecek kanamalara yol açabileceğinden uygulanan ilaç dozu önem arz etmektedir. Bu tür hastalıkların tedavisinde kullanılacak ilaçların geliştirilme süreci, hastalığın taşıdığı risklerden ve ilaca bağlı görülebilecek ciddi yan etkiler dolayısıyla zordur. Davaya konu patentte, patentin rüçhan tarihinde, rivaroksabanın uygulanacağı dozaj rejimine ilişkin açıklama olmadığı ileri sürülmektedir.Gerçekleştirilen teknik ve uzman incelemeler akabinde;Davaya dosyasında sunulan deliller kapsamında, D13’ün Faz I ve II çalışmaları kapsamında tromboembolizm gibi hayati risk taşıyan bir hastalığın tedavisinde kullanılması hedeflenen ... gibi bir molekülün kabul edilen yarılanma ömrünün gerektirdiği doz rejiminden saparak, günde bir kez kullanılmayı denemek için makul başarı beklentisini oluşturmasına yeterli bir belge olduğu;D13’ün davaya konu patentin 1 No’lu ana isteminde koruma altına alınan rivaroksabanın tromboembolik bir bozukluğun tedavisinde “en az beş ardışık gün boyunca en fazla günde bir kez tatbik” edilmesine ilişkin, ilgili alanda uzman kişiyi güvenli ve etkili bir oral dozaj rejiminin belirlenmesi için anılan dozaj rejimine yönelteceği değerlendirildiğinden dava konusu patentin 1 No’lu isteminin aşikar olduğu ve buluş basamağına sahip olmadığı tespit edilmiştir.1 No’lu bağımsız isteme bağımlı olan 2 No’lu istemde ise, tromboembolik bozukluklara dahil olan hastalıklar sıralanmıştır. Bu hastalıklar ve rivaroksabanın bu hastalıklar üzerinde etkinliği D1 dokümanında belirtilmiştir ([0010], [0356], istem 1). Bu nedenle 2 No’lu ve 1 No’lu isteme bağımlı istemin de, aşikar olduğu ve buluş basamağına sahip olmadığı tespit edilmiştir.Hüküm esasında uyuşmazlık konusu buluşun yeterince açıklandığı kanaatine dayanmaktadır, şöyle ki; patentin tarifnamesinde, ... bileşiğine ilişkin bir doz yönlendirme çalışması sunulmuştur. Söz konusu çalışma, kalça protezi ameliyatı olmuş hastalarda doz yükseltme çalışması olarak tasarlanan deneydir, çalışmaya 642 hasta dahil edilmiş, tedavi 7 ila 9 gün arasında sürmüştür.Çalışma sonucunda elde edilen veriler, rivaroksabanın günde bir kez tatbikinin etkililiği ve güvenirliliğinin günde iki kez tatbikten elde edilen sonuçlarla uyumlu olduğunu göstermektedir (bu husus “plausibility” iddiaları kapsamında aşağıda değerlendirilmiştir). Dolayısıyla, ilgili alanda uzman kişi, tarifnamedeki bu açıklamalar ışığında, buluş ile ulaşıldığı iddia edilen teknik etkiyi patentin tarifnamesindeki deneysel verilerle gösterebilecek ve buluşu uygulamaya koyabilecektir. Diğer taraftan, davalı taraf her ne kadar patentin ... tanımı altında sınıflandırmaya girecek birçok hastalık için yeterli ve inandırıcı veriyi sağlamadığını ileri sürse de davaya sunulan deliller kapsamında, davalı tarafından buluşun söz konusu hastalık sınıfları için teknik etkiyi göstermediğini ortaya koyan bir veri/çalışma sonucu sunulmamıştır. Dolayısıyla, buluşun inandırıcılığını/güvenilirliğini (plausibility) etkileyecek kanıtlanmış bir şüphe de mevcut değildir.Sonuç olarak davaya konu patente konu buluşun, buluş konusunun ilgili olduğu teknik alanda bir uzmanın onu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlikte, açık ve tam olarak tanımlandığı kanaatine varılmıştır.Devam eden incelemeler sonucunda; davaya konu patentte buluşun teknik etkisinin ikna edici bir şekilde gösterilerek desteklendiği ve buluşun da yeteri kadar açıklandığı kanaatine ulaşılmıştır.Şöyle ki; Davaya konu patentte korunan buluş, rivaroksabanın tekniğin bilinen durumunda 4-6 saat olduğu bilinen yarılanma ömrünün aslında 10 saat olduğunun bulunmasına, dolayısıyla, tekniğin bilinen durumunda “günde en az iki kez kullanma” dozaj rejimi yerine, “en az beş ardışık gün boyunca en fazla günde bir kez” dozaj rejiminin ve formunun “hızlı salınan tablet” bulunmasına dayanmaktadır. Buluşun konusunun, uygun dozaj rejiminin ortaya konulması olduğu göz önüne alındığında, buluşun tedavide etkin ve yeterli olduğunun gösterilmesi için, davaya konu patentin isteminde tarif edilen dozaj rejiminin (belirli bir doz miktarı aralığı ile sınırlı olmaksızın herhangi bir doz miktarında) etkili olduğunun gösterilmesi yeterlidir.Diğer bir ifadeyle, buluşa konu bir bileşiğin istemde önerilen bir dozaj rejiminin etkili olduğu, herhangi bir doz miktarı üzerinden ortaya konulmuşsa, bu artık anılan bileşik için söz konusu dozaj rejiminin korunması için yeterli olacaktır, uygun dozaj miktarının da spesifik olarak belirlenmesi ya da koruma kapsamının ayrıca dozaj miktarı ile sınırlanması gerekli değildir.Davaya konu patentte 30 mg’lık dozun etkili olduğu gösterilmek suretiyle, buluşun önerilen “en az beş ardışık gün boyunca en fazla günde bir kez” dozaj rejiminde etkili olduğu da gösterilmiştir, bu noktadan sonra buluşun etkili olduğu spesifik dozaj miktarının belirlenmesi ise buluşun daha ileri uygulama alanlarının belirlenmesine ilişkindir.Bir maddenin ilk tıbbi kullanımının bulunması halinde, bu maddenin tıbbi bir etkisinin gösterilmesi kafidir ve istemde de bu maddenin tüm tıbbi kullanımları korunabilmektedir. Bu maddenin kullanıldığı spesifik endikasyonları, dozaj formu, rejimi, miktarı, uygulama şekli vb. hususları, ilgili alanda teknik kişinin belirleyeceği daha sonraki hususlardır.Bu nedenle, somut olay yönünden iddia edilen etkinin 30 mg’lık dozun dışındaki her bir doz miktarında deneysel veriler yoluyla ispatlanması, uygun doz miktarı aralığının istemde spesifik olarak sınırlandırılması da zorunlu değildir. Netice itibariyle, patentte sağlanan bilgi ve deney sonuçları, istemle korunan buluşun, teknik probleme çözüm sağladığını kanıtlamaktadır.Netice itibariyle, patentte sağlanan bilgi ve deney sonuçları, istemle korunan buluşun, teknik probleme çözüm sağladığını kanıtlamıştır.Davaya konu patentte buluşun teknik etkisinin ikna edici bir şekilde gösterilerek desteklendiği ve buluşun da yeteri kadar açıklandığı kanaatine ulaşılması ile dava konusu ... Sayılı patentin hükümsüzlüğü yönünden gerçekleştirilen inceleme nihayetinde;Davaya konu patente konu buluşun, ilgili olduğu teknik alanda bir uzmanın onu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlikte, açık ve tam olarak tanımlandığı, davaya konu patentte buluşun teknik etkisinin ikna edici bir şekilde gösterilerek desteklendiği, Davaya konu patentin 1 No'lu bağımsız isteminin ve bu isteme bağımlı 2 No'lu istemin yeni olduğu, ancak buluş basamağı niteliğine sahip olmadığı, bu nedenle söz konusu patentin istemlerinin hükümsüz kılınmasının gerektiği, Yargıtay 11. HD'nin ...E., ...K. Sayılı 21.05.2025 tarihli "...buluş basamağına sahip olmadığının belirtildiği...davaya konu patentin hükümsüzlüğüne karar verilmiş..." şeklindeki onama kararı ile birlikte değerlendirildiğinde buluş basamağı içermeyen ... numara ile tescilli “Tromboembolik hastalıkların ... ile tedavisi” başlıklı patentin hükümsüzlüğüne dair karar tahsis edilmiştir.... numara ile tescilli “Tromboembolik hastalıkların ... ile tedavisi” başlıklı patentine karşı ihlal ve haksız rekabet teşkil ettiği eylemlerin hukuki değerlendirilmesinde ise;Bir üst bölümde ... numara ile tescilli “...” başlıklı patentin buluş basamağı bulunmadığı bu sebeple hükümsüz sayılmasına dair karar verilmesinin gerekçesi aktarılmıştır.Yargıtay HGK ...E., ... K. Ve 14.10.2020 tarihli "...Başka bir deyişle tescil başvurusunun koruyucu etkisi geriye etkili olarak ilk tescil tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır..." şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. HD'nin ...E., ...K. Sayılı ve 09.10.2025 tarihli "...SMK'nın 141/1/a-b-c maddelerinde sayılan tecavüz hallerinde yalnızca patentin adına tescilli olduğu kişi tarafından dava açılabileceği ve patent sahibi davacı şirket olup, diğer davacı Vural Bekçi’nin ise patente dayanarak SMK'nın 141/1/a-b-c maddeleri uyarınca patent hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasını açmak için aktif taraf ehliyeti bulunmadığı, diğer yandan TÜRKPATENT'in internet sitesinden davacı şirket adına tescilli ... numaralı patentin incelemeli patent başvurusu işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığına dair yapılan sorgulamada; 17.01.2024 tarihinde tarifname istem değişikliği talebinde bulunulduğunun görüldüğü ve TÜRKPATENT'e müzekkere yazılarak davacıya ait patentin incelemeli patent başvuru işlemlerinin devam edip etmediğinin sorulduğu, gelen cevapta 22.04.2024 tarihinde yıllık ücretinin ödenmemesi nedeniyle geçersizlik ilanı verildiği ve sahibi adına hüküm ifade etmediğinin bildirildiği, bu durumda hükümsüzlük davasının ve davacı şirketin incelemeli patent başvurusunun sonucu beklenerek, buna göre patent hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıyla ilgili değerlendirme yapılması gerekirken, incelemeli patent başvurusuyla ilgili 3. inceleme raporunun olumsuz geldiği ve patentin hükümsüz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinden sonra, istinaf incelemesi sürecinde davacıya ait patentin hükümsüz kaldığı tespit edildiğinden ve hükümsüzlük geçmişe etkili olacağından, davacı şirketin davalıya karşı ileri sürebileceği sınai mülkiyet hakkının mevcut olmaması nedeniyle, kazanılmış haklar saklı tutularak yeniden hüküm kurulmasına..." şeklindeki ilamı , Yargıtay 11. HD'nin ...E., ...K. Ve 06.03.2017 tarihli "...Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalı-birleşen davada davacı adına tescilli patentte tarif edilen usulün sanayide bilinen ve uygulanan bir yöntem olduğu, patent başvuru tarihinden önce literatürde patente konu buluşla ilgili yayınlar bulunduğu, dolayısıyla tescil başvuru tarihi itibari ile yeni bir yöntem olmadığı, patent incelemesinin ana istem üzerinden değerlendirilecek tali istemlere dayalı olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda davalı-birleşen davada davacı adına tescilli incelemeli patentin tekniğin bilinen uygulamasını aştığından ve yenilik içerdiğinden bahsetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davalı adına tescilli incelemeli patentin hükümsüzlüğüne, hükümsüzlük geriye doğru etkili olduğundan birleşen davanın reddine karar verilmiştir..." şeklindeki ilamı, Yargıtay 11 HD'nin ...E., ...K. Ve █████/2014 tarihli "... Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, birleşen dava bakımından; faydalı modele konu olan buluşun başvuru tarihi itibariyle yenilik içermediğinden davanın kabulü ile ...sayılı faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmiş, asıl dava bakımından ise; faydalı model belgesinin hükümsüz sayılmış olması nedeniyle hükümsüzlüğün geriye doğru etkili olduğu, tescil tarihinden itibaren faydalı model belgesinin hükümsüz sayıldığı, davalı tarafın haksız rekabete göre bir kullanımının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir..." şeklindeki ilamı ve aynı yöndeki yüksek derece mahkeme kararları ile somut olay incelendiğinde;Sınai mülkiyet hukukunda (marka, patent, tasarım) hükümsüzlük kararı, tescil tarihinden itibaren geçmişe etkili (ex tunc) sonuç doğurur. Koruma baştan itibaren hiç doğmamış sayılır. Hak tescil edildiği andan itibaren geçersiz kabul edilir. Yani hukuken hiç var olmamış gibi değerlendirilir. Tecavüz ve haksız rekabet ihlalleri iddiası ise SMK kapsamında geçerli bir hakka dayanması gerekmektedir. Verilen hükümsüzlük kararı ile davayı konu patent baştan itibaren ortadan kalktığı için asıl davanın dayanağının hukuki temeli ortadan kalkar. Geçerli bir hak bulunmadığı kabulü ile değerlendirme gerçekleştirilir (Yasaman, Hamdi/ Yusufoğlu, Fülürya: Marka Hukuku 556 Sayılı KHK Şerhi, s. 797).Asıl davanın konusunun ... numara ile tescilli “... hastalıkların ... ile tedavisi” başlıklı patentine karşı ihlal ve haksız rekabet teşkil ettiği şeklinde tespit edildiği, karşı davanın ise ... numara ile tescilli “... hastalıkların ... ile tedavisi” başlıklı patentin hükümsüzlüğüne dair olduğu, davaya konu patentin 1 No'lu bağımsız isteminin ve bu isteme bağımlı 2 No'lu istemin yeni olduğu, ancak buluş basamağı niteliğine sahip olmadığı, bu nedenle söz konusu patentin istemlerinin hükümsüz kılınmasına karar verildiği, hükümsüzlük kararının geriye doğru etkili olduğunun sabit olduğu, bu sebeple hükümsüz sayılan patente karşı gerçekleştirildiği iddia edilen ihlal ve haksız rekabet eylemlerinin baştan itibaren hükümsüz sayılan patente karşı sübut bulmasının mümkün olmadığı kanaatine varılması ile asıl davanın reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Asıl davanın REDDİNE,-Davacı tarafın davalı tarafça ...numara ile tescilli “... hastalıkların ... ile tedavisi” başlıklı patentine karşı ihlal ve haksız rekabet teşkil ettiği eylemler gerçekleştirdiğinin tespiti talebinin REDDİNE,A-) Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 59,30.-TL harçtan mahsubu ile bakiye harç 672,70.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,B-) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,C-) Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,2-Karşı davanın KABULÜNE,-... numara ile tescilli “...” başlıklı patentin HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,-Kararın kesinleşmesi ile, kararın infazı için TPMK'ya müzekkere yazılmasına,A-) Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 80,70.-TL harçtan mahsubu ile bakiye harç 651,30.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,B-) Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,C-) Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,D-) Davacı tarafından yapılan 19.850,00.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,E-)Davalı yanın yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,Dair taraf vekillerinin ve feri müdahil vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.█████/2026Katip¸e-imzalıdırHakim¸e-imzalıdır