İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde, konut projesinde tavan sıvalarının düşmesi gibi ayıplı imalatlar nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmini için açılan rücuen tazminat davası.
Özet: Davacı şirket, davalı yüklenici şirketin konut projesinde gerçekleştirdiği ince yapı imalatlarındaki tavan sıvası dökülmeleri gibi ayıplı işler nedeniyle, dairelerde oluşan hasarların giderilmesi, konaklama ve temizlik masrafları için ödediği 185.848,91 TL tutarındaki maddi zarar ile müvekkilinin itibar kaybından kaynaklanan 100.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmekte; birleşen davada ise aynı ayıplı imalatlar sebebiyle uğradığı toplam 883.252,92 TL maddi zararın ödenmesini ve davalı tarafın malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ
:█████/2023
BİRLEŞEN ... ATM'NİN 2024/... ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA
:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket ile Davalı şirket arasında █████/2018 tarihli, .... numaralı ve █████/2019 tarihli, ... numaralı sözleşmeler imzalanmıştır. Davalı taraf işbu sözleşmeler kapsamında İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, 530 ada, 8 nolu parsel üzerinde ... Konut ve Ticari Alanları Projesi'nde A, B, C, D, E ve F blokları ince yapı imalat işlerinin malzemeli işçilik işlerini yapmayı taahhüt ettiğini, davalı şirket tarafından taahhüt edilen imalatlarının tamamlanması ve projenin tamamen bitmesinin akabinde proje kapsamındaki taşınmazlar sahiplerine teslim edildiğini, teslimin akabinde █████/2022 tarihinde E2 Blok Daire 1'de, █████/2023 tarihinde C2 Blok Daire 5'te, █████/2023 tarihinde E1 Blok Daire 5'te tavan sıvalarının düşmesi olayları meydana geldiğini, █████/2022 tarihli olay akabinde .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile █████/2023 tarihli olay akabinde ise .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, olayların akabinde davalı yana ihtarname gönderildiğini ancak zararlarının karşılanmadığını, müvekkil şirketin, davalı şirketin projedeki eksik/hatalı ve ayıplı imalatları nedeniyle maddi ve itibar kaybı nedeniyle manevi zarara uğradığını, █████/2022 tarihinde E2 Blok Daire 1'de meydana gelen dökülme nedeniyle; tavan imalatının yeniden yapımı ve tavan alçılarının dökülmesi nedeniyle hasarlanan mobilya tamirleri için 19.762,05-TL, diğer hasarlar için 2.000,00-TL ve daire sakini/sakinlerinin konaklama giderleri için 8.153,86-TLolmak üzere toplam 29.915,91-TL, █████/2023 tarihinde C2 Blok Daire 5'te meydana gelen dökülme nedeniyle; tavan imalatının yeniden yapımı için 39.825,00-TL, dairenin temizlik hizmeti için 6.108,00-TL ve hasar gören mobilyalar için 35.000,00-TL olmak üzere toplam 80.933,00-TL, █████/2023 tarihinde E1 Blok Daire 5'te meydana gelen dökülme nedeniyle; tavan imalatının yeniden yapımı için 52.200,00-TL, dairenin temizlik hizmeti için 1.800,00-TL ve daire sakini/sakinlerinin konaklama bedeli için 21.000,00-TL olmak üzere toplam 75.000,00-TL ödeme yapmak durumunda kaldığını, tüm bu 185.848,91-TL tutarlı ödeme faturaya dayanmakta olup faturaları sunduklarını, sözleşme ile taahhüt ettiği imalatları ayıplı ifa eden Davalı şirketin sözleşmelere aykırı davrandığını, dolayısıyla meydana gelen dökülmelerin eski haline getirilmesi için gerekli işlemlerin yapılması, malzeme ve işçilik masrafları ile taşınmazda ikamet edenlerin barınma masraflarını karşılaması gereken tarafın davalı şirket olduğunu, bu nedenle işbu dava tarihine kadar E2 Blok Daire 1'de, C2 Blok Daire 5'te ve E1 Blok Daire 5'te meydana gelen dökülme olayları nedeniyle müvekkili şirketin katlanmak durumunda kaldığı tüm zararların faiziyle birlikte Müvekkili Şirkete ödenmesi gerektiğini, davalı şirketin eksik/hatalı ve ayıplı imalatlarından kaynaklı olarak Müvekkili Şirket'e duyulan güvenin ve itibarının zedelenmesi nedeniyle uğramış olduğu zararın giderilmesi için fazlaya ilişkin talep haklarımız saklı kalmak koşuluyla 100.000,00-TL(yüzbinTürkLirası) manevi tazminat talebinin bulunduğunu, ihtiyati tedbir konulmasını, davanın kabulüne karar verilmesini, müvekkil şirket'in uğramış olduğu itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat olarak 100.000,00-TL'nin ticari faizi ile, müvekkili şirket'in eksik/hatalı ve ayıplı imalatların giderilmesi nedeniyle uğramış olduğu 185.848,91-TL tutarında maddi zararın şimdilik 10.000 TL'sinin ticari faizi ile Davalı Şirket'ten tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı şirketin eksik/hatalı ve ayıplı imalatı bulunan dairelerin tavan sıvalarının dökülmesi olayları nedenleriyle uğradığı 883.252,92-TL maddi zararın şimdilik 1.000,00-TL'sinin ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini, tedbir taleplerinin kabulü ile davalının menkul ve gayrimenkul malları ile banka hesapları ve üstlenmiş olduğu ... ... Hastanesi ve ... ... ... projeleri kapsamında asıl işverenleri nezdindeki hak ve alacakları üzerine müvekkili şirketin alacaklı olduğu miktar üzerinden tensiple ihtiyati tedbir konulmasına, akabinde davanın bağlantılı olduğu ... ATM 2023/... Esas dosyası ile birleştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, müvekkili tarafından kurulan sözleşme neticesinde işin yapılması için gerekli ekipman ve teçhizatlar zamanında kurulmuş ve akabinde süresinde işbaşı yapıldığını, davacı firma denetim ve gözetiminde sözleşme konusu işler harfiyen yerine getirilmeye çalışıldığını, işlerin uygulaması öncesinde yapım işlerinde kullanılacak malzemeler ve makineler dahil olmak üzere tabiri caizse bir çivi dahi davacı tarafından onay alınarak yapılmış olduğunu, işlerin uygulaması aşamasında ise davacı tarafça aşama aşama onay alınarak işlere devam edilmiş ve bitirilmeye çalışıldığını, sözleşme konusu iş ve işlemlerin uygulaması aşamalarında davacı şirket bünyesinde çalışan proje müdürü, şantiye şefi ve diğer kontrol elemanları onay vermiş ve yapılan işlerde mutabık kalındığını, bahsi geçen kişiler davacı şirketin sigortalı çalışanları olup, bu hususta bağlı bulundukları davacı firma adına onay verdiklerini, kaldı ki, proje müdür ve şantiye şefinin hava durumları ile ilgili uyarıları dahi dikkate alınarak uygulamalar hava durumlarına göre en uygun koşullarda yerine getirildiğini, davacı firma bilgisi ve rızası dışında hiçbir iş ve işlem yapılmamıştır. sözleşme konusu işlerin bitirilmesi akabinde davacı şirketçe 12.08.2020 tarihli geçici kabul tutanağı ve 28.08.2020 tarihli iş bitirme belgesi düzenlenmiş ve imza altına alınmış olduğunu, ekte sunulu olan evrakların her ikisinde de davacı firmanın kaşe ve yetkili imzasının mevcut olduğunu, davacı tarafça tutulan tutanaklar mevcut iken ve davacı firmanın da bu hususta bilgisi varken huzurdaki davanın açılmış olması açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu ve hukuk düzeni bu kötüniyeti korumadığını, müvekkili tarafından işlerin sözleşmeye uygun şekilde bitirildiği ve davacı firmaya teslim edildiği izahtan vareste olduğunu, huzurdaki davanın reddini, talep etmiştir.
Birleşen davada davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Asıl dava; Taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında meydana getirilen işle ilgili olarak ayıplı ifa nedeniyle meydana geldiği iddia edilen zarar kalemlerine ilişkin olarak uğranılan maddi zarar ve ticari itibarın zarar görmesi nedeniyle uğranılan 100.000,00-TL manevi tazminat talebine ilişkindir.
Birleşen dava; Taraflar arasında mevcut eser sözleşmesi kapsamında tüm tavan alçılarının sökülerek yeniden yapılması iddiası ile 883.252,92-TL'lik zarar doğduğu iddiasıyla şimdilik 1000-TL'nin davalıdan tazminine ilişkindir.
Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir.
....SHM'nin ... D.iş sayılı dosyası ile, .... SHM'nin ... D.iş sayılı dosyası mahkememizce celp edilmiş;
....SHM'nin ... D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda;
"..a) Çöken alçı sıvada dökülen parçaların, kısmen ebeveyn yatağının ayakucu kısmına, tuvalet masası ve gardırop mobilyaların tamamına isabet ettiği. Yatak bazası ile mobilyalardaki ayna kısımları hasar görmemiş olmakla birlikte Gardırop ve tuvalet masası mobilyaları ile 22,70m2 laminant yer kaplamasına ağır hasar verdiği tespit edilmiştir.
b) Döşeme (tavan) betonunun, plywood kalıpla beton döküldüğü ve gözlemle yapılan incelemede tavanda sehim olmadığı kanaatine varılmıştır. Yerde dökülen alçı sıva parçalarının ölçümünde, teknik uygulama standart iç sıva kalınlığı max:1,5-2 cm olması gerekirken, ölçümde sıva kalınlığının 5-6 cm civarında olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, sıva için kullanılan alçı sıva malzemenin, tavan betonunun tutmadığı görülmüş olup, alçı sıva hazırlandıktan sonra uygulama süresinde gecikildiği kanaatine varılmıştır. Malzemede hata olup/olmadığı üniversitelerin teknik laboratuvar analiz sonucunda belirlenebileceğinden, bu konuda gözleme dayanarak değerlendirme ve görüş belirtilmesi doğru ve yerinde görülmemiştir.
c.) Teknik uygulama hatasından kaynaklı oluştuğu görüşüne varılan alçı sıva imalatının giderilmesi ve tekrar benzer tehlikenin oluşmaması için tüm daire alanındaki alçı sıva imalatının kazınması ve yeniden usulüne ve tekniğine uygun alçı sıva uygulaması yapılması gerektiği görüşüne varılmıştır..."şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
.... SHM'nin ... D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda;
" ... adresinde dairede yapılan incelemede;
Daire salonun tavanındaki alçı sıvanın dökülmüş olduğu,
Söz konu alçı sıvanın dökülmesinin işçilik hatasından kaynaklı olduğu,
Kullanıma bağlı herhangi bir hatadan böyle bir dökülmenin olmayacağı,
Yatak odasında ve dairenin diğer taraflarında tavanda yapılan incelemede alçı sıvanın kabarmamış ve dökülmemiş olduğu görülmüş,
Salonda meydana gelen tavan alçı sıvasının dökülmesi aderans arttırıcı Brüt Beton astarı yapılmadan yapılması ya da Brüt Beton astarın tam kurumadan alçı sıvanın yapılmış olmasından kaynaklı olabileceği,
Bu hatanın da işçilik ve uygulamadan kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu Salonun 15,50 m? alanlı tavanının yediden kazınıp Brüt Beton astarı yapılması ve alçı sıva ve boyasının yapılması 2023 piyasa fiyatlarına göre;
Malzeme, İşcilik, Her türlü nakliye taşıma dahil 15.000 TL KDV dahil fiyata mal olacağı
Söz konusu dairenin ve eşyaların (Koltuklar, Halılar vb eşyalar) temizlenmesi ise 6.000 TL kdv dahil fiyata mal olacağı hesaplanmıştır.
4 Takvim gününde söz konusu işlerin bitirilebileceği ön görülmüştür.
Toplamda dairede oluşan maddi zarar bedeli 21.000 TL KDV dâhil fiyat olarak tarafımca hesaplanmıştır." şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep ettiği, mahkememizin █████/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin ihtarname ve tebliğ belgelerinin aslı gibidir onaylı suretlerini mahkememiz ara kararı doğrultusunda dosyaya ibraz ettiği dosya kapsamından sabittir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin █████/2025 tarihli ıslah dilekçesinde; asıl davadaki 100.000,00-TL manevi tazminat talebi ile 185.848,91-TL ve birleşen davadaki 883.252,92-TL maddi zararın fatura tarihlerinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalı'dan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini, talep etmiş, 18.086,82 TL ıslah harcını ikmal etmiştir.
Mahkememizce dosya asıl ve birleşen dava bakımından bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler ... tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
"....Davalı Yüklenici tarafından yapılan tavan alçı sıva kalınlıklarının teknik şartnameye uygun yapılmadığı,
Teknik şartnamede belirtilen beton ve ytong yüzeylerde 1.5 cm kalınlığında uygulanması belirtilen sınırının çok üstünde 5-6 cm olarak uygulandığı,
Söz konu alçı sıva dökülmelerinin işçilik hatasından kaynaklı olduğu,
Tavan alçı sıva dökülmelerinin kullanıma bağlı herhangi bir hatadan kaynaklanamayacağı,
Yüklenici sözleşme kapsamında yapmış olduğu işlerin geçici kabulden sonra aşınma, parçalarının arıza, tamir ve yenisi ile değiştirilmesinden, aşınmayan imalatların, paslanma, bozulma, renk değiştirme vs hususlarında 5 yıl müddetle bila bedel onarma veya yenilemeyi yerine getirmekle yükümlü olduğu,
Taşınmazlardaki tavan alçı sıva dökülmelerinin işçilik ve uygulama hatalarından kaynaklandığı tespit edildiğinden oluşan hasarlardan ve bu hasarlara yönelik asıl dava ve birleşen dava dosyaları kapsamında talep ve fatura edilen bedellerden davalı yüklenicinin sorumlu olacağı,
Taşınmazların tavanlarına uygulanan alçı tavan sıvalarının tekniğine uygun yapılıp yapılmadığının tüketici tarafından gözle görülerek tespit edilemeyeceği, kullanım sürecinde kırılıp dökülmesi sonrasında ancak ortaya çıkabileceği göz önünde bulundurulduğunda gizli ayıp olarak değerlendirilebileceği görüş ve kanaatinin oluştuğu,
TBK m. 477/Ill anlamında vakit kaybedilmeden yükleniciye bildirildiği, ihtarnamelerde, ürünün hangi bakımdan ayıplı olduğunun teknik incelemeyle tespit edildiği ve ihtarlarda bu hususa da dayanıldığı, bu anlamda içerik ve bildirim süresi bakımından TBK m. 477/3 anlamında ayıbın yükleniciye gerektiği gibi bildirilip bildirilmediği hususuna ilişkin tüm takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olduğu,
Davacı vekilinin dilekçe ekinde sunduğu faturalardaki toplam bedelin 804.646,92 TL olduğu,
Bu faturaların ... San ve Tic Ltd Şti tarafından davacıya kesildiği ve mal hizmet içeriğinin de “ ... ... Daire Tavan Sıva Onarım Tespit Raporlama ve Uygulama İşleri” yazıldığının görüldüğü,
Sayın Mahkeme ayıptan sorumluluk olduğu kanaatindeyse davacının belgelendirdiği faturalandırılmış zarar bedelinin 804.646,92 TL olduğu, faizin infaz aşamasında hesaplanabileceği," şeklinde mütalaada bulunulduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişiler ... ve Doç. Dr. ... tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle;
"Kök raporda asıl ve birleşen dava yönünden hesaplamanın birlikte yapıldığı ve bu yapılırken de maddi hata anlamında basit hesap hatası yapıldığı görülmektedir.
Buna göre asıl dava yönünden faturalardaki toplam bedelin 185.848,91 TL olduğu görülmektedir. Bu husus kök raporda sehven hesaba katılmamış olup, işbu raporda hesaba katılmıştır.
Birleşen dava yönünden de faturalardaki toplam bedelin ise 883.252,91 TL olduğu görülmektedir. Kök raporda sehven █████/2023 tarihli ... no'lu ve 78.606,00-TL bedelli 6. fatura sehven hesaba dahil edilmemiş olup (orada çıkan toplam miktar 804.646,92TL idi), işbu ek raporda hesaba dahil edilmiştir.
Sayın Mahkeme ayıptan sorumluluk olduğu kanaatindeyse asıl dava yönünden faturalardaki toplam bedelin 185.848,91 TL olduğu, birleşen dava yönünden de faturalardaki toplam bedelin ise 883.252,91 TL olduğu görülmekte olup, faiz infaz aşamasında hesaplanabilecektir. Nihai takdir ve hukuki değerlendirme Yüce Mahkemeye aittir.
Davacının manevi tazminat talebi bakımından; bilindiği üzere manevi tazminat bir kişinin hukuka aykırı bir fil sonucunda duyduğu elem ve üzüntünün kendisinde doğurduğu manevi zararın tazmin edilmesine yönelik bir giderim biçimidir. Manevi zarar, kişilik haklarına saldırı sonucunda ortaya çıkar ve manevi tazminat davası ile giderilir.
Kişinin zarara uğraması sonucunda onun şahıs varlığında meydana gelecek zarar manevi zarardır. Manevi zararı sübjektif teori çerçevesinde değerlendiren İsviçre-Türk hukukuna göre manevi zararın söz konusu olabilmesi için kişilik hakkının ihlali yani objektif eksilme ile birlikte kişinin elem, acı içinde olmasını aramaktadır. Dolayısıyla manevi zarar, etkilerini kişinin malvarlığı değerleri üzerinde göstermez. Bu sebeple manevi zarara uğrayan kişi, manevi tazminat talep ettiğinde, maddi tazminatta olduğu gibi gerçek anlamda tazminat niteliği taşımayacaktır; daha çok kişinin acılarını dindirmeye yönelik, tatmin amaçlı tazminat niteliğindedir.
Kişilik hakkının hukuka aykırı olarak ihlal edilmesi halinde kişinin manevi tazminat davası ikame etmesi mümkündür. Manevi tazminat unsurları bakımından kişisel değerlerden birine saldırıda bulunulmalı, saldırı hukuka aykırı olmalı manevi zarar meydana gelmeli, zarar; kusur sonucu veya kusursuz sorumluluk hallerinden in varlığı sonucu gerçekleşmiş olmalı; saldırı ile manevi zarar arasında illiyet bağı olmalıdır. Kişilik hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilen kişinin manevi tazminat davası ikame edebilmesi için dava konusu edilen hukuka aykırı fiilin sona ermiş olması yani geçmişte kalmış olması gerekmektedir. Manevi tazminat davasının amacı; dava konusu edilen tecavüzün zarar görenin durumu üzerindeki sonuçlarını düzeltmektir.
Bu anlamda davacının manevi tazminat talebinin hakkı olup olmadığı ve haklı ise miktarının tayini meselesi, tamamen Yüce Mahkemenin takdirinde olan hususlardır.
Kök raporda da belirtildiği üzere TBK m. 477/3 anlamında vakit kaybedilmeden yükleniciye bildirildiği, ihtarnamelerde, ürünün hangi bakımdan ayıplı olduğunun teknik incelemeyle tespit edildiği ve ihtarlarda bu hususa da dayanıldığı, bu anlamda içerik ve bildirim süresi bakımından TBK m. 477/3 anlamında ayıbın yükleniciye gerektiği gibi bildirilip bildirilmediği hususuna ilişkin tüm takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olduğu tespiti işbu ek rapor bakımından da sâridir. Bu anlamda son duruşma zaptında davalı vekilinin sözleşme koşullarının değerlendirilmediği beyanı bakımından; kök raporda ayıptan doğan sorumluluğun şartları değerlendirilmiştir.
Buna göre dosya kapsamında davacının birden çok kez davalıya ihtarname göndererek ayıp
ihbarında bulunduğu, buna karşılık davalının da cevabî ihtarname keşide ettiği görülmektedir.
TBK m. 477/III’e göre sonradan ortaya çıkan ayıplar bakımından (gizli ayıplar bakımından) iş
sahibi durumu gecikmeksizin yükleniciye bildirmek zorunda olup aksi halde eseri mevcut
haliyle kabul etmiş sayılması söz konusudur. Bunun anlamı, gizli ayıbın tespiti halinde bunun
olayın koşullarına göre vakit kaybetmeksizin yükleniciye bildirilmesidir. Somut olaydaki
ayıpların ihtarname ile, tespit edildiği tarihlerden birkaç gün sonra keşide edildiği görülmekte
olup, TBK m. 477/III anlamında vakit kaybedilmeden yükleniciye bildirildiği görülmektedir. Ayrıca ihtarnamelerde, ürünün hangi bakımdan ayıplı olduğunun teknik incelemeyle tespit
edildiği ve ihtarlarda bu hususa da dayanıldığı görülmektedir. Bu anlamda içerik ve bildirim
süresi bakımından TBK m. 477/3 anlamında ayıbın yükleniciye gerektiği gibi bildirilip
bildirilmediği hususuna ilişkin tüm takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye aittir.
Şu halde davacının davanın teslimden üç yıl sonra açıldığı itirazının değerlendirilmesi hususu, hukuki bir yorum olup münhasıran Sayın Mahkemenin takdirindedir.
Yukarıdaki paragrafta ve kök raporda TBK m. 477 anlamında gerekli bildirimlerin
yükleniciye yapıldığı tespit edilmiş olup, davanın açılma zamanı bakımından hukuki yorum Yüce Mahkemeye aittir." şeklinde ek rapor sunmuşlardır.
Huzurdaki davada; Taraflar arasında 02.07.2018 ve 02.01.2019 tarihli sözleşmeler ile davalının, davacıya ait projede ince yapı imalatlarını (alçı sıva dahil) malzemeli işçilik kapsamında üstlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İhtilaf konusu davalı tarafından gerçekleştirilen imalatın ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği (gizli/açık), ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının uğradığını iddia ettiği zararların kapsamı ve miktarı ile bu zararların davalıya rücu edilip edilemeyeceği hususlarındadır. Davacı tarafça talep edilen delil tespitine ilişkin .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyası, .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyası mahkememizce celp edilerek incelenmiş dosya kapsamındaki iddia ve savunmalar kapsamında uzman bilirkişi heyeti oluşturularak bilirkişi kök ve ek raporları alınmıştır. Taraflar arasında imzalanan 02.07.2018 ve 02.01.2019 tarihli sözleşmeler uyarınca davalının, ince yapı imalatlarını teknik şartnameye uygun şekilde ve ayıpsız olarak gerçekleştirme borcu altına girdiği sabittir. Eser sözleşmesinde yüklenici, yalnızca iş görme borcu altında olmayıp, aynı zamanda sonuç borcu altındadır. Bu kapsamda yüklenici, ortaya çıkardığı eserin sözleşmeye, teknik şartnameye ve objektif teknik kurallara uygun olmasından sorumludur. Dosya kapsamındaki tüm delillerin değerlendirilmesinde; alçı sıva uygulamasının teknik şartnamede öngörülen 1,5–2 cm kalınlık yerine 5–6 cm olarak yapıldığı, uygulama öncesi yüzey hazırlığının ve aderans sağlayıcı işlemlerin uygun şekilde gerçekleştirilmediği, sıva uygulamasının teknik gerekliliklere aykırı şekilde yapıldığı, meydana gelen dökülmelerin kullanım hatasından kaynaklanmasının teknik olarak mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Bu haliyle davalı yüklenicinin, sözleşme ve teknik şartnameye aykırı biçimde işi ifa ettiği ve ayıplı ifa ile kusurlu olduğu sabittir. Davalı tarafça usulüne uygun yerine getirilmeyen eserde bulunan ayıp teslim anında çıplak gözle fark edilmesi mümkün olmayan, ancak kullanım sırasında ortaya çıkan nitelikte olup gizli ayıp mahiyetindedir. Davacı tarafça ayıpların ortaya çıkmasına müteakiben kısa süre içerisinde ayıbın davalıya bildirildiği dosyaya sunulan noter ihtarnamelerinde görülmekle TBK m. 477/III kapsamında ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun şekilde yapıldığı kabul edilmiştir. Davaya konu ayıplı imalatlar nedeniyle tavan sıvalarının döküldüğü ortaya çıkan zarar ile ayıplı ifa arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, davacının, projede yer alan bağımsız bölümlerde meydana gelen zararları gidermek amacıyla üçüncü kişilere ödeme yaptığı, yapılan teknik incelemede davacının oluşan hasar nedeniyle düzenlediği faturaların hasarın meydana geldiği olaylarla uyumlu tarihlerde düzenlendiği, içerik itibariyle “tavan sıva onarım, temizlik, tespit ve uygulama işleri”ne ilişkin olduğu, delil tespit raporları ile belirlenen ayıbın giderilmesine yönelik bulunduğu anlaşılmış, davalının bu zararların fahiş veya ayıpla ilgisiz olduğuna dair somut bir karşı delil sunmamış olması karşısında, bu haliyle söz konusu giderlerin, ayıplı imalatın giderilmesi için yapılan zorunlu ve makul giderler olduğu tespit edilmiştir. Kök bilirkişi raporunda yapılan maddi hesaplama hatasının ek raporda düzeltildiği bu haliyle raporların hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülmekle asıl dava kapsamında: 185.848,91 TL, birleşen dava kapsamında: 883.252,91 TL zarar bulunduğu tespit edilmiş, yapılan tespitin dosyadaki fatura ve belgelerle uyumlu olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin ıslah dilekçesi kapsamında asıl ve birleşen davalarda oluşan zararın rücuen tahsiline yönelik maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
Asıl davada ile sürülen manevi tazminat talebi bakımından davacı tarafından ticari itibarın zedelendiği ileri sürülmüş ise de; tüzel kişiler bakımından manevi tazminat talebinin kabulü için gerekli olan somut, ağır ve objektif nitelikte bir kişilik hakkı ihlalinin ortaya konulamadığı görülmekle soyut iddialar kapsamında manevi tazminat istemi yerinde görülmeyerek asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilerek hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Asıl Dava bakımından;
1-Davacı tarafından açılan Manevi Tazminat davasının REDDİNE,
2-Ayıp ve hatalı imalatlar nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebinin KABULÜ ile,
10.000-TL'nin 22.11.2023 tarihinden 175.848,91-TL'nin ıslah tarihi olan 10.12.2025'ten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/... esas sayılı dava bakımından;
1-Ayıp ve hatalı imalatlar nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebinin KABULÜ ile,
1.000-TL'nin dava tarihi olan 16.05.2024 tarihinden 882.252,92-TL'nin ise ıslah tarihi olan 10.12.2025'ten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
C-Asıl ve birleşen dava bakımından;
1-Asıl ve birleşen davada; alınması gereken 72.962,04 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan (1.878,53 TL peşin harç, 427,60 TL peşin harç ve 18.086,82 TL ıslah harcı olmak üzere) 20.392,95 TL harcın düşümü sonucu kalan 52.569,09 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
2-Asıl ve birleşen davada peşin olarak yatırılan 18.086,82 TL ıslah harcı, 269,85 TL başvuru harcı, 1.878,53 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı ve 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 21.090,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Asıl davada maddi tazminat talebi yönünden; davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Asıl davada manevi tazminat yönünden talep reddedildiğinden, davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5-Birleşen davada maddi tazminat talebi yönünden; davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 138.337,94 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Yargılama gideri yönünden asıl ve birleşen dava birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından yapılan 52.693,50 TL'nin kabul / red oranına göre yapılan hesaplama sonucunda 48.182,46 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına,
Dair, asıl ve birleşen dava davacı vekilinin yüzüne karşı, karşı tarafın yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!