12. Hukuk Dairesi: Borçlunun icra takibi sırasında mal kaçırma kastıyla amcasına yaptığı taşınmaz devrinde, borcun ikrarla sabit olduğu alacak yönünden tasarrufun iptaline karar verilmesi.
Özet: Alacaklının, borçlunun ödenmeyen bonolar nedeniyle başlatılan icra takipleri sonrası, mal kaçırma kastıyla amcasına düşük bedellerle devrettiği taşınmazların tasarrufunun iptali talebiyle açtığı davada; ilk derece mahkemesinin alacağın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddettiği karar, Bölge Adliye Mahkemesince kısmen kaldırılarak, borçlunun bir takip dosyasındaki borcu ikrar etmesi ve amca-yeğen ilişkisinden kaynaklanan kötü niyet karinesi dikkate alınarak, belirli taşınmazların devrinin alacaklılardan mal kaçırma amaçlı olduğu tespit edilmiş ve bu taşınmazlara ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmiştir.
12. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...’ın bonoya dayalı borçlarını ödememesi nedeniyle, alacakların tahsili için Adana 7. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyası, Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas ve █████████ Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, icra takibi sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını, ancak icra takibine konu tüm bonoların vade tarihlerinden sonra adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazlarını mal kaçırma kastıyla amcası olan davalı ...’a devrettiğini, davalının borca batık olduğu ve icra takiplerine maruz kaldığı bir dönemde, üzerine kayıtlı taşınmazları aynı gün içinde davalı amcası ...’a, oldukça düşük bedeller ile satarak devretmiş olmasının, alacaklılardan mal kaçırma kastını açıkça ortaya koyduğunu belirterek dava konusu taşınmazların devrine ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mali Müşavir ....n'dan █████/2020 tarihli bilirkişi raporu alındığı, davacı vekilince alacağa ilişkin olarak sunulan belgelerde taraflar arasında ticari ilişkinin olduğuna dair bir bilginin olmadığı, ilgili belgelerin mükellefiyet ve sicil belgeleri, vergi levhaları ile davacıya ait yıllık beyannameler olduğu ve alacağın gerçek olup olmadığı tespitinin yapılamadığı gerekçesiyle davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, alınan bilirkişi raporu ile davacının, davalı borçludan olan alacağın gerçek olduğuna dair herhangi bir yazılı belge/delil sunamadığı, tarafların tamamının kuyumculuk sektöründe faaliyet göstermesinin bu miktarlarda alışveriş yaptıklarını göstermeyeceği gerekçesiyle davacı
tarafın alacaklı olduğu, Adana 7. İcra Müdürlüğünün █████████ E. Sayılı dosyası ve Adana 10. İcra Müdürlüğünün █████████ E. Sayılı dosyaları yönünden davanın ön şart yokluğu yönündenreddine karar verilmesinin yerinde görüldüğü, ancak Adana 10. İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede, davalı borçlunun cevap dilekçesinde borçlu olduğu asıl kişilerin Süleyman Yarar ve ...olduğunu beyan ettiği, bu dosyada yapılan fiili hacizde borçlu ...’ın hazır olup
"Borçtan haberim vardır ancak ödeyecek gücüm yoktur" diye beyanda bulunduğu, bu sebeple bu takip dosyasındaki alacağın varlığının davalı beyanlarıyla ispatlandığı gerekçesiyle dava ön şartının bu alacak yönünden var olduğunun kabulünün gerektiği, davalıların amca ve yeğen olduğu, davacının alacaklı olduğu icra dosyası üzerinden başlatılan takiplerin kesinleştiği, tasarruf yapan kişilerin akraba oldukları, bu derece yakın akrabaların İİK 280/2 maddesi gereğince davalının mal kaçırmaya yönelik eylemini bildiğinin karine olarak kabul edildiği gerekçesiyle 6 taşınmaz için davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, Adana ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 2 89... parselde kayıtlı ....Blok Kat:....No... bağımsız bölüm yönünden davacı vekilince 10.05.2018 tarihli duruşmada feragat edildiği gerekçeleriyle, davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabul, kısmen reddi ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın Adana 10. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyası yönünden kabulü ile, davalı ... ile vefat eden davalı ... arasında Seyhan Tapu Müdürlüğünün 12.01.2016 tarih ve 1341 yevmiye no ile yapılan taşınmaz satışına ilişkin tasarrufların iptaline, davacıya, bu devredilen Adana ili .... İlçesi... Mah. 13 66... parsel kat:8 bağımsız bölüm 9 nolu taşınmaz, ...Mah. 2 10... parsel sayılı kat:2 bağımsız bölüm 3 nolu taşınmaz, kat:4 bağımsız bölüm 4 nolu taşınmaz, bodrum kat bağımsız bölüm 5 nolu taşınmazın 1/2 hissesi, ... Mah. 1 82... parsel kat:6 bağımsız bölüm 90 nolu taşınmazın 1/2 hissesi, 1 82... parsel zemin kat bağımsız bölüm 7 nolu taşınmazın 1/2 hisseleri üzerinde Adana 10. İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferilerini geçmemek üzere cebri icra yetkisi verilmesine, Adana 7. İcra Müdürlüğünün █████████ E. Sayılı dosyası ve Adana 10. İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyaları yönünden davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, Adana ili, ... ilçesi, ... mah. 2 89... parsel c blok kat:2 bağımsız bölüm 9 sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Tasarrufun iptali davaları hukuki niteliği itibariyle, dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp, şahsi bir davadır. Bunun doğal sonucu olarak da dava ve tasarrufa konu mal, devir alanın mal varlığından çıkartılarak borçlunun mal varlığına iade edilmez. Sadece alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkanı sağlar. İptal davasının amacı, İİK 277. ve devamı maddelerinde öngörüldüğü gibi borçlunun mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarını iptal ettirmektir. İİK.nun 283. maddesi hükmüne göre iptal davasının konusu t aşınmaz mal olduğu takdirde, davalı 3.şahıs tarafından üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Diğer söyleyişle bu dava alacaklıya borçlunun mal kaçırma amacıyla yaptığı tasarrufla ilgili mal üzerinde alacağın tahsilini sağlama yetkisini verir. Bu yetki de alacak miktarı ile sınırlıdır.
Bu özelliklerin doğal sonucu olarak davanın görülebilirlik şartlarından birisi alacağın varlığı, diğer söyleyişle tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması, bir diğeri de alacağın aciz vesikasına bağlanmış olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle aciz nedenine dayalı tasarrufun iptali davasında davalı 3.kişi aciz belgesine dayanan alacağın gerçekte olmadığını iddia ve ispat edebilir. Çünkü dava şartlarından birisi de tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması gereğidir. Eğer tasarrufta bulunanın alacaklıya gerçek bir borcu olmadığı iddia ediliyorsa bu durumda tasarruf sahibinin öncelikle borçlu sıfatı çözümlenmelidir. Bu nedenledir ki 3.kişinin davalının borcun gerçek olmadığı iddiası ve muvazaanın varlığı yönündeki savunmasının mahkemece incelenmesi gerekir. Eğer gerçek bir borç yoksa alacak da söz konusu olamayacağından iptal davasının dinlenmesi mümkün olmaz.
Diğer bir yönüyle konu ele alındığında da, İİK.277.vd maddelerine göre açılan iptal davalarında takip borçlusundan hak iktisap eden 3.kişilerin davacının takip borçlusundan alacaklı olmadığına ilişkin savunmasının araştırılmasında zorunluluk vardır. Aksi takdirde takip alacaklısıyla anlaşarak veya nasıl olsa kendisinin borca batık olması nedeniyle gerekli çabayı göstermeyerek icra takibine itiraz etmeyen, itiraz üzerine durması söz konusu olmayan kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı menfi tespit davası açmayan takip borçlusunun bu davranışı karşısında borçludan mal edinen 3. kişilerin yargı eliyle zarara uğratılması söz konusu olur ki bunun kabulüne olanak yoktur. Hatta tasarrufta bulunurken borçlu olmayan kötü niyetli kişilerin malvarlığındaki bir unsuru iyi niyetli 3.kişilere devrettikten sonra hileli işbirliği halinde olduğu kimselere eski tarihli borç senedi vererek elinden çıkardığı malları iptal davası yoluyla dolaylı olarak geri alması dahi imkan dahiline sokulabilir. Elbette ki bunlar yasaca amaçlanan durumlar değildir. Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince Adana 10. İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede, davalı borçlunun cevap dilekçesinde borçlu olduğu asıl kişilerin ... ve ...olduğunu beyan ettiği, bu dosyada yapılan fiili hacizde borçlu ...’ın hazır olup "Borçtan haberim vardır ancak ödeyecek gücüm yoktur" diye beyanda bulunduğu, bu sebeple bu takip dosyasındaki alacağın varlığının davalı beyanlarıyla ispatlandığı belirtilmiş ise de; dava konusu taşınmazları devralan davalı 3.kişi; davacı alacaklı ile borçlu arasında gerçek bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını iddia etmekte olup, yalnızca davalı borçlunun borcu kabulü, alacağın gerçek olduğunu göstermeyeceğinden varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Somut olayda davalı 3.kişi ... vekili; davacı alacaklı ile borçlu arasında gerçek bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını, belirtilen alacağın gerçek olmadığını, bir kimsenin 800.000,00 TL tutarında nakdi bir kimseye elden vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, günümüz koşullarında bu denli yüklü bir bedelin banka yahut aracı bir başka kurum olmaksızın elden bir kimseye verilmesinin beklenemeyeceğini savunmuştur. Davacı taraf ise; davalı ... ile aralarında altın ve para alışverişi sebebiyle alacak borç ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle ödediği miktara karşılık kendisine bono verdiğini iddia etmiştir. Ancak davacı tarafından davalı ...'a verildiği iddia edilen 800.000,00 TL'nin üzerinde bir miktarın banka yoluyla havale edildiği ya da bu miktarın bankadan çekildiğine dair bir belgenin olmadığı,
İlk Derece Mahkemesince davacı tarafa dava konusu alacağa esas delillerini sunması için süre verildiği, davacı tarafından sunulan belgelere göre alınan bilirkişi raporunda ise; davacı vekilince alacağa ilişkin olarak sunulan belgelerde taraflar arasında ticari ilişkinin olduğuna dair bir bilginin olmadığı, ilgili belgelerin mükellefiyet ve sicil belgeleri, vergi levhaları ve davacıya ait yıllık beyannameler olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilince alacağa ilişkin olarak sunulan belgelere göre alacağın gerçek olup olmadığı tespitinin yapılamadığı belirtilmiş olup, alacağın gerçek olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı görülmektedir. Öte yandan, Bölge Adliye
Mahkemesince kabulüne karar verilen Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün █████████ esas sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından davacıya verilen bonoların ödeme tarihi 08.12.2015 olmasına rağmen aradan yaklaşık 1,5 yıl geçtikten ve dava konusu taşınmazlar davalı ... tarafından davalı ...'a 12.01.2016 tarihinde devredildikten sonra davacının icra takibini 27.03.2017 tarihinde başlattığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince sözü edilen tüm bu maddi ve hukuki olguların dikkate alınması sonucunda davacı ile davalı ... arasında gerçek bir borç - alacak ilişkisinin olmadığı sonucuna varılarak davanın Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün █████████ esas sayılı icra takip dosyası yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ
: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ve davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harının istek halinde ilgiliye iadesine, HMK 373/2 maddesi uyarınca, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar veril

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!