Nitelikli yağma suçunda etkin pişmanlık hükümleri ve Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmadan bozma kararı vermesinin kanuna aykırılığına ilişkin Yargıtay incelemesi.
Özet: Nitelikli yağma suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde, Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin bir önceki istinaf aşamasında sanıkların etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadığı gerekçesiyle verdiği bozma kararını, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak belirtilen duruşmasız bozma nedenleri dışında usulüne aykırı biçimde tesis etmesi ve bu durumun sonraki tüm yargılamayı sakatlaması nedeniyle, yapılan uygulamayı açıkça kanuna aykırı bularak hükmün bozulması gerektiği sonucuna varmıştır.
6. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇ
: Nitelikli yağma
HÜKÜMLER
: İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, onama
Sanık ...'in temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, reddi gerektiği belirlenmiştir.
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerinin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)149/1-c-d,168/2-3, 63, 53... . maddeleri uyarınca 7 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmelerine karar verilmiştir.
B. İstinaf
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 09.05.2023 tarihli ve █████████ Esas. █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar ve müdafiilerinin istinaf başvuruları üzerine, ''Somut olayda sanıklar birlikte apart çalıştıran katılanın iş yerine geldikleri ve arkadaşlarının kiralamış olduğu apartın anahtarlarını istedikleri, katılanın vermek istememesi üzerine katılana saldırıp, onu basit tıbbi müdahale ile tedavi olur şekilde yaralamışlar, bu arada 300 - 350 TL parası ile cep telefonunu alıp olay yerinden ayrılırken cep telefonunu olay yerine atmışlar ve o şekilde olay yerinden ayrıldıklarının anlaşılması karşısında, sanıkların etkin pişmanlık iradesi ile hareket ederek soruşturma aşamasında suça konu cep telefonunu olay yerine atma eylemleri nedeni ile kısmi iadenin uygulanma koşullarının oluştuğu, katılandan kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına onay verip vermeyeceği sorularak, onay vermesi halinde, 5237 sayılı Kanun'un 168/1-3 maddesinde yer alan soruşturma aşamasında gerçekleşen etkin pişmanlık hükümlerinin, onay verilmemesi halinde ise, 5237 sayılı Kanun'un 168/2-3 maddesinde yer alan yargılama aşamasında gerçekleşen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi'', nedenlerinden bahisle bozma kararı verilmiştir.
C. İlk Derece
Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)149/1-c-d, 168/3-1, 63, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmelerine karar verilmiştir.
D. İstinaf.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 31.10.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanıklar müdafileri Temyiz İstemi
Sanıkların atılı suçu işlemedikleri, atılı suçu işlediklerine dair kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığına ,eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, şüpheden sanık yararlarır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/2. maddesinin ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında görevli memura hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 31.10.2022 tarihli ve ████████ Esas. █████████ karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında tehdit suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 09.05.2023 tarihli ve █████████ Esas. █████████ sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
A. Sanık ... 'in Temyiz İncelemesi Yönünden
Sanığa usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 10.11.2023 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
04.12.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!