619 sayılı KHK iptali sonrası yasal boşluk nedeniyle Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti, 1479 sayılı kanun ve hukuki yarar ile davanın aydınlatılması gerekliliği.
Özet: Davacı, Anayasa Mahkemesi kararı sonrası oluşan yasal boşlukta 1479 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunarak, Bağ-Kur sigortalılık tescilinin kurumca kabul edilen 2000 yılı yerine meslek odası kaydının başlangıç tarihi olan 1989dan itibaren tespitini talep etmiş; ilk derece ve istinaf mahkemelerinin bu talebi reddetmesi üzerine, yüksek mahkeme, davacının talebinin sadece başlangıç tespiti mi yoksa devam eden sigortalılık sürelerinin tespiti mi olduğunun netleştirilmeden ve bu kapsamda 1479 sayılı Kanun hükümlerine göre gerekli araştırmalar yapılmadan karar verilmiş olmasını bozma gerekçesi saymıştır.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın sigortalılığının, davalı Kurum tarafından 05.12.2000 tarihi itibariyle tescil edildiğini, davalı Kurumun davacı hakkındaki işleminin mesnetsiz ve haksız olduğunu, gerekçe olarak gösterilen 619 sayılı KHK'nın bütün hükümleri, Anayasa Mahkemesince 26.10.2000 tarih, ███████ E. ███████ K. sayılı kararla iptal edildiğini, iptalin yürürlüğe gireceği belirtilerek, bu süre içerisinde yeni bir Kanun yapması için TBMM'ye olanak tanındığını, ancak bu 9 aylık sürede meclis herhangi bir yasal düzenleme yapmadığını, benzer düzenlemenin 02.08.2003 tarih ve 4956 sayılı Kanun ile yapıldığını, böylece 619 sayılı KHK'nın iptal kararının yürürlüğe girdiği 08.08.2001 tarihi ile 4956 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 02.08.2003 tarihi arasında yasal boşluk oluştuğunu, bu boşluğun HMUK 76. madde de dikkate alınarak, yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre doldurulmasının yasa gereği olduğunu, dolayısıyla, anılan tarihler arasında yürürlükte olan 1479 sayılı Kanun'un 24... . maddelerinin uygulanması ve sigortalılığın bu hükümlere göre belirlenmesinin kaçınılmaz olduğunu, davacının vergi kaydı başlangıç tarihinin 08.08.1996 olduğunu, ... Şoförler Odası başlangıcının ise 16.05.1989 tarihi olduğunu, davacının Meslek Odası (... Şoförler Odası) kaydının başlangıç tarihi olan 16.05.1989 tarihten itibaren Bağ-Kur Kanunu kapsamında sigortalı sayılması ve tescil tarihinin anılan tarih olması Kanun gereği olduğunu, ancak davalı Kurumun, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile 02.08.2003 tarih ve 4956 sayılı Kanun'u gerekçe göstererek, davacının tescil tarihini 15.12.2000 tarihi olarak kabul etmiş ve anılan tarihten önceki sigortalılık sürelerinin yok sayıldığını, davacının Bağ-Kur sigortalılık başlangıcının Meslek-Odası (... Soförler Odası) kaydının başlangıç tarihi olan 16.05.1989 olarak tescili halinde oluşacak duruma göre davacının yaşlılık aylığına hak kazandığını, bu nedenle dava şartı olduğundan, müvekkilim adına davalı Kuruma idari başvuru yaparak, sigortalı hizmet sürelerin davacının meslek odası kayıt tarihinden itibaren değerlendirilmesini ve tahakkuk edecek prim borcunu tarafımıza yazılı olarak bildirilmesini talep ettiklerini, ancak davalı Kurumun 21.07.2022 tarih ve ... sayılı yazı ile taleplerini reddettiklerini, davalı Kurumun müvekkilim aleyhine olan mesnetsiz işlemi, telafisi imkansız mağduriyete yol açtığından, iş bu davayı açma zarureti hasıl olduğunu beyan ederek, davacının Bağ-Kur sigortalılık tescil tarihinin Meslek Odası (... Şoförler Odası) kaydının başlangıç tarihi olan 16.05.1989 olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 19.01.2023 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2023 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Daire'nin 03.10.2024 tarihli kararı ile "...Eldeki davada, hukuki yarara ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar gereğince 1479 sayılı Kanun'a dayalı sigortalılık tespiti davalarında; sigorta başlangıcının belirlenmesinde hukuki yarar bulunmaması nedeniyle bu Kanun kapsamında sigorta başlangıç tarihinin tespitinin istenemeyeceği hususu doğru ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hâkimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31. maddesi ile "Tarafların Dinlenilmesi" başlıklı 144. maddesi kapsamında, Mahkemece davacı tarafa talebinin hangi tarihler arasındaki sürelere ilişkin olduğu açıklattırılarak, uyuşmazlık konusu kesin olarak belirlenmeli, bu nedenle davacının talebinin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigorta başlangıç tarihinin tespiti mi yoksa bu tarihten itibaren devam eden sigortalılık tespiti mi olduğu hususu davacıdan sorulup açıklattırılmalı, talep sigorta başlangıç tarihinin tespiti ise Mahkemece aynı şekilde karar verilmeli; talep sigortalılık sürelerinin tespiti ise sigortalılık koşulları 1479 sayılı Kanun'un 24... . maddeleri kapsamında araştırılarak davacının 08.08.1996 tarihinden itibaren başlayan vergi kaydı bulunduğu hususu da gözetilmek suretiyle talep hakkında karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Kararİlk Derece Mahkemesinin 27.03.2025 tarihli kararı ile "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile1-Davacının 08.08.1996 - 03.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine,2-Fazlaya ilişkin talebinin reddine" karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili, davanın kabulü gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.2.Davalı Kurum vekili, davanın reddi gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.