T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, ... ibareli markaların düşük ayırt ediciliği gerekçesiyle YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istinafını reddetti.
Özet: Marka hükümsüzlüğü ve YİDK kararının iptali talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi davalıya ait "Para" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli markalar arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olmadığına, işletmesel bağlantı algısı oluşmadığına, tanınmışlıktan haksız yarar sağlanamayacağına ve kötü niyetin ispatlanmadığına hükmederek davanın reddine karar vermiştir. İstinaf incelemesinde ise, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." kelimesinin doğrudan telefon ibaresi yerine kullanıldığı ve bu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu gerekçeleriyle bu karar onanmıştır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: ████████ - █████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİTARİHİ
: █████/2018NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararının İptali, Marka HükümsüzlüğüTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2018 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı ...'in ██████████ sayılı "... para" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli "..." ve "..." ibareli markalara dayalı olarak davalı başvurusuna itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, bu benzerliğin iltibasa yol açacağını, müvekkilinin 242 adet "..." ve "..." ibaresine ekli ibare ve şekillerden oluşmuş seri markasının olduğunu, davalının markasının da tüketiciler nezdinde karışıklık yaratarak davalı lehine haksız yarar sağlayacağını, ayrıca müvekkili markalarının itibarının ve ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin "..." seri markalarının yeni bir versiyonu olarak algılanacağını, tüketicilerin müvekkilinin "..." seri markalarını taşıyan mal ve hizmetleri satın almak isterken davalının "... para" markalı mal ve hizmetlerini satın alma yönünde tercihte bulunabileceklerini, müvekkili markalarının tanınmış marka olduğunu, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, davalının, davaya konu marka başvurusunu yaparken kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-5129 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davalının "... para" ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan hizmetler algısı oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, tanınmışlık iddiası açısından ise taraf marka işaretleri benzemediği gibi davalının marka başvurusunun, davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlayabileceği, davacı markalarının itibarına zarar verebileceğinin veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceğinin kanıtlanmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, aksi yöndeki mahkeme tespitinin hatalı olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarının ayırt ediciliğinin zayıf olduğu yönündeki değerlendirmenin de dayanaksız bulunduğunu, müvekkili markalarının seri marka olmasının yanı sıra kullanım ile de ayırt edici hale geldiğini, mahkemece, başvuru konusu markanın müvekkili markalarının seri markası olarak algılanabileceği ihtimalinin göz ardı edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, "..." ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu başvurunun, davacının "..." ve "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2022 tarih ve █████████ E.- █████████ K. sayılı ilamında "..." ibaresinin, █████/2022 tarih ve █████████ E.-█████████ K. sayılı ilamında "..." ibaresinin davacının "..." esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.