Danıştay, eski şirket kanuni temsilcisinin fon alacaklarından doğan ödeme çağrısına yönelik sorumluluk itirazını temyizen inceliyor.
Özet: Eski bir şirket yöneticisi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kendisine, Fona devredilen bir şirketteki kanuni temsilcilik görevi sırasında oluşan borçlar nedeniyle, yaklaşık 154 milyon TL tutarında düzenlenen ödemeye çağrı mektubunun iptali talebiyle dava açmış; ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, davacının kanuni temsilciliği dönemindeki borçlar için yapılan hesaplamayı ve sorumluluğunu hukuka uygun bularak davanın reddine karar vermiş, davacı ise TMSFnin başka tahsilat imkanları olduğunu, borcun dayanağı olmadığını, zamanaşımı ve kanunların anayasaya aykırılığı gibi çeşitli iddialarla kararı temyiz etmiştir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
:█████████
Karar No
:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Fonu
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: ... Grubu şirketlerinden ... Nakliye ve Ticaret A.Ş.'de kanuni temsilci olarak görev yaptığından bahisle davacı hakkında düzenlenen 154.290.473,97-TL bedelli, ... tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının ... Grubu firmalarından ... Nakliye ve Ticaret A.Ş.'de █████/1999-█████/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğu, Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararına istinaden Mahkeme kararı dikkate alınarak yeniden yapılan hesaplamada, ihtarnamede yer alan ... Nakliye ve Ticaret A.Ş.'ye ait borcun, davacının görev süresi ve öncesine göre ayrıştırılarak bulunan borç tutarına ihtarname tarihinden itibaren Fon'a temlik tarihine kadar ihtarnamede belirtilen temerrüt faiz oranı (%187,50) uygulanmak suretiyle hesaplama yapıldığı, █████/2001 temlik tarihi itibarıyla hesaplanan toplam borç tutarına ise █████/2018 tarihine kadar yapılan tahsilat tutarları düşülerek, 5411 sayılı Kanun'un geçici 11'inci maddesi gereği yürürlükte bulunan mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/3 maddesine istinaden 6183 sayılı Kanun'un 51'inci maddesi gereğince gecikme zammı oranları dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, bu kapsamda yapılan hesaplamada, davacının ödemekle sorumlu olduğu Fon alacağının █████/2018 tarihi itibariyle 24.079,672,31 TL ana para, 130.207,649,48 TL gecikme zammı, 3.152,18 TL masraf olmak üzere toplam 154.290,473,97 TL olarak tespit edildiği, söz konusu Fon alacağının 6183 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca davacı tarafından ödenmesi istemiyle ... tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, anılan ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; davacının ... Nakliye ve Ticaret A.Ş.'de █████/1999-█████/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğu ve adı geçen şirketin kanuni temsilcisi olduğunun dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, Fon Kurulu'nun ... tarih ... sayılı kararıyla şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı hakkında düzenlenerek gönderilen dava konusu ... tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubunun ise davacının kanuni temsilci olduğu dönemlerde ilgili firmaya kullandırılan ve geri ödenmeyerek kanuni takibe intikal etmiş olan kredilerden kaynaklanan borçların tahsil edilememesinden kaynaklandığı, bu nedenle de 4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 3. fıkrasında yer alan esaslar doğrultusunda 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi kapsamında davacının sorumluluğuna başvurulduğu anlaşıldığından, davacının sorumluluğunun bulunduğu dönemlere ilişkin olarak tesis edilen dava konusu ödemeye çağrı mektubunda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, TMSF'nin nakden yaptığı tahsilatlar ile alacağına mahsup yetkisi bulunduğu tasarrufu altındaki taşınmazların ve alacakların toplam değerinin ... Grubu firmalarının protokol borcunun üzerinde olduğu ve hukuki olarak mevcut davanın sürdürülmesi koşullarının bulunmadığı, dava konusu borca ilişkin hiçbir belge ve izahat bulunmadığı, TMSF'nin yaptığı sulh anlaşmaları ile başka sorumluların durumunun iyileştirildiği, ilgili şirketlerdeki görev tarihleri itibarıyla şirketlerin borçlanmasına ya da borçlarının ödenmemesine sebep olmadığı, amme alacağı olarak kabul edilebilecek bir borcunun bulunmadığı, kesinleşen yargı kararlarının etkisizleştirilmeye çalışıldığı, kanuni temsilcilerin sorumluluğunun ikinci derece bir sorumluluk olduğu ve borçlu şirketler ile kefillerinden hâlâ tahsil etme imkânının olduğu, borca ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, mükerrer tahsilat yapılmaya çalışıldığı, özel banka alacaklarında 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasına yönelik kanun maddelerinin Anayasa'nın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, 20 yıllık zaman aşımı süresinin olayda uygulanamayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin daha önce verilen yargı kararlarında belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tesis edildiği, daha önce verilen Mahkeme kararının davacının kanuni temsilci olarak Fon alacağından sorumlu olduğuna dair kesin hüküm teşkil ettiği, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediği ve tahsil imkânının bulunmadığı, ... Grubu ile imzalanan protokolde belirlenen borcun halen ödenmediği, borç tutarının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak ayrıştırıldığı, faiz tutarının mevzuata ve yargı içtihatlarına uygun olarak hesaplandığı, 5411 sayılı Kanun'un 141. ve Geçici 16. maddeleri gereğince alacak zaman aşımının yirmi yıl olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .. İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!