Eski yönetim kurulu başkanının şirket paralarını usulsüz kullandığı ve hesaplara geçirmediği iddiasıyla açılan itirazın iptali davasında, TTK 553. madde kapsamında yönetici sorumluluğunun belirlenmesi.
Özet: Bu dava, davacı şirketin eski yöneticisinin, şirketin tek pay sahibinden şirket adına gönderilen ancak kayıtlara girmeyen ve şirket dışı kullanıldığı öne sürülen 117.450 TLnin iadesi için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebidir; davacı, yöneticinin şirket sorumluluğunu ihlal ederek şirketi zarara uğrattığını iddia ederken, davalı taraf borcu reddederek, davanın görevli mahkemede açılmadığı ve zamanaşımı gibi savunmalarla davanın reddini talep etmektedir.

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (TTK'nun 553. Ve Devamı Maddeleri Uyarınca Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (TTK'nun 553. Ve Devamı Maddeleri Uyarınca Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili şirketin tek paylı sahibinin ...olup, davalının ise 2017 yılı ocak ayından 2022 yılının nisan ayının ortalarına kadar davacı şirketin yönetim kurulu başkanlığı, yönetici sıfatıyla muhasebe ve finansmandan sorumlu, münferiden imzaya yetkili müdürü olarak şirkette faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin birtakım işlem, masraf ve harcamaları için ... tarafından, davalıya 18.03.2019 ile 01.02.2022 tarihleri arasında farklı tarih ve miktarlarda olmak üzere toplam 117.450,00.-TL para gönderildiğini, ancak bu paraların şirketin hesabına girmediği gibi şirketin herhangi bir işi ve masrafı için harcanmadığını, bu durumun davalının yöneticiliğinin sona ermesinden sonraki süreçte şirketin hesapları ve işlemlerinin incelenmesi ile tespit edilmesi üzerine iadesinin davalıdan talep edildiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine İzmir ... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu, İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, mahkemece yapılan yargılama sonunda paraların şirketin tek ortağı tarafından şirket için gönderilmesi nedeniyle ödemelerin şirket adına yapıldığı, bu nedenle alacak hakkının da şirkete ait olduğu gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiğini, bu karar üzerine bu kez davaya konu icra takibinin yapıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanmadığını, alacağın likit olması nedeniyle davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi gerektiğini bildirmiş, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davanın, mutlak ticari dava niteliğinin bulunmadığı gibi müvekkilinin tacir sıfatının bulunmaması nedeniyle davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesinin mümkün olmadığını, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, müvekkilinin, davacıya iddia konusu edildiği şekilde herhangi bir hukuki ilişkiden veya başkaca bir sebepten kaynaklı hiçbir borcunun bulunmadığını, icra takibi ve davanın haksız ve kötü niyetli olarak ikame edildiğini, davaya konu bedellerin tümünün cari hesap açıklamasıyla gönderilmesi nedeniyle ispat yükünün davacıda olması yanında davacının havale işlemlerinde yapılmış olan açıklamalarla hukuken bağlı olup, havalelerde yazılı sebeplerle müvekkilinden alacaklı olduğunu yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, TTK'nun 89.maddesi uyarınca cari hesap sözleşmesinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağını, müvekkilinin tacir olmadığı gibi davacı tarafın yazılı cari hesap sözleşmesi de sunmadığını, aynı dekontlarla ilgili ...tarafından İzmir... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile yapılan takibe itiraz etmeleri üzerine davacı tarafça İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararın istinaf incelemesinde olduğunu, davalının iddia edilen çerçevede borcunun olması halinde bunun davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olmasının gerektiğini, ayrıca 3 yıllık bir süre boyunca davaya konu bedellerin müvekkilinden sorulmamış ve şirket hesaplarının bu süre içinde denetime tabi tutulmamış olmasının hayatın olağan akışı ile örtüşmediğini, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını bildirmiş, davanın usul ve esastan reddine, davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava; TTK'nun 553. maddesi uyarınca, davacı şirketin yetkilisi olan davalının, şirketi zarara uğrattığı iddiası ile verilen zararın tazmini istemine ilişkindir.Dosyada toplanan delil ve belge örnekleri ile; davacı şirketin unvan değişikliğinden önce... Şirketi unvanı ile 25.08.2011 tarihinde sicile tescil edildiği, 19.04.2013 tarihli kararla şirketin tek ortaklı anonim şirkete dönüştüğü ve tek ortağının... olduğu, 16.04.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında şirketin unvanın ... Şirketi olarak değiştirildiği, davalının 02.01.2017 tarihli genel kurul kararı ile 3 yıl süreli olarak münferiden yetkili yönetim kurulu başkanı olarak seçilip görev yaptığı, 13.03.2020 tarihli yönetim kurulu kararı ile görev süresinin uzatıldığı, 01.04.2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalının temsil yetkisinin son bulduğu, şirketin ortağı... tarafından herhangi bir açıklama içermeksizin 18.03.2019 ile 01.02.2022 tarihleri arasında davaya ve icra takibine konu edilen havalelerin davalı hesabına yapıldığı, ...ın havalelerin şirket için yapılmasına rağmen şirket için kullanılmadığı iddiasıyla davalı hakkında İzmir ... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında yaptığı ilamsız icra takibinde davalının borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesini... esas sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda paraların şirketin tek ortağı tarafından şirket için gönderilmesi nedeniyle ödemelerin şirket adına yapıldığı, bu nedenle alacak hakkının da şirkete ait olduğu gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin 09.01.2025 tarihli ilamı ile dekontlara konu paraların...n kendi hesabından ve kendi adına gönderildiği, bu nedenle aktif husumet ehliyetine sahip olduğu gerekçesi ile asliye hukuk mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verildiği, yargılamaya devam edilip dosyanın derdest olduğu, davacı tarafça asliye hukuk mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenmeksizin ve karar göz önünde tutularak aynı dekontlara dayalı olarak bu kez davacı adına, davaya konu İzmir ... İcra Müdürlüğünün... sayılı icra dosyasında 27.11.2024 tarihinde ilamsız takip yapıldığı, davalının borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine bu davanın açılarak davalının itirazının iptalinin talep edildiği anlaşılmıştır.Yukarıda özetlenen gelişmeler ile usul kuralları gereği maddi vakıaların açıklanmasının taraflara ait olup, hukuki tavzifin mahkemeye ait olduğu ilkesi gözetilerek davacı tarafın, bu dava ve bu davaya konu icra takibinden önce asliye hukuk mahkemesinde açtığı itirazın iptali davasına konu İzmir... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında yaptığı ilamsız icra takibinde, alacaklının şirket ortağı ... gösterilip, davalının borca ve ferilerine itirazından sonra açtığı itirazın iptali davasının reddedilmesi üzerine bu davaya konu yaptığı İzmir... İcra Müdürlüğünün... sayılı icra dosyasında bu kez alacaklı olarak ...'ı değil, davacı şirketi gösterdiği, bu dosyaya ilişkin itirazın iptali istemli dava dilekçesinde havalelere konu paraların davacı şirkete ait olduğunun iddia edilip, davalının, havalelerin yapıldığı dönemde davalı şirketi münferiden temsile yetkili yöneticisi olduğu birlikte değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde dile getirilen, şirketin yöneticisi davalının, şirkete ait parayı kendi uhdesine geçirerek şirket için kullanmadığına ilişkin iddianın, TTK'nun 553 ve devamı maddelerinde düzenlenen şirketin, şirket yöneticisi tarafından zarara uğratılmasından kaynaklanan tazminat istemli dava niteliğinde olduğu anlaşılmakla, buna ilişkin tensip ara kararları oluşturulmuş, davanın, şirket tüzel kişiliği tarafından, yöneticisine karşı açılması halinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş kararları gereği sorumluluk davasının açılması konusunda genel kurul kararı alınmasının zorunlu bulunması nedeniyle davacı tarafa bu konuda süre verilmiş, davacı taraf █████/2024 tarihli genel kurul toplantısı tutanağının yedinci maddesi ile davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin aldığı kararı dosyaya sunmuş, bu konudaki tamamlanabilir dava şartının yerine getirilmesi nedeniyle yargılamaya devam edilmiş, ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK'nun 553 ve devamı maddelerinden kaynaklanan sorumluluk davası olduğu belirlenmiştir.Davalı vekili, cevap dilekçesinde, davalının tacir olmaması nedeniyle davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik itirazında bulunmuş ise de, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın, TTK'nun 553 ve devamı maddelerinden kaynaklanan şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemli dava olduğu, davacının şirket, davalının ise şirketin eski yöneticisi olması karşısında uyuşmazlığa ilişkin hükümlerin TTK'nun 553 ve devamı maddelerinde düzenlenmesine bağlı olarak, TTK'nun 4. ve 5.madeleri hükümleri gereği davanın mutlak ticari dava niteliğinin bulunması nedeniyle mahkememizin görevli olduğu dikkate alınarak, davalı vekilinin görevsizlik itirazında usul, yasa ve dosya kapsamına uygunluk ve haklılık görülmemiştir.Davalı vekili, █████/2025 tarihli dilekçesinde, İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında aynı nitelikteki davanın görülmekte olması nedeniyle derdestlik itirazında bulunmuş ise de, her iki davanın dayandığı sebeplerin, davalı tarafın ve dava dilekçelerindeki sonuç taleplerin aynı olmasına rağmen davacılarının farklı olması yanında, asliye hukuk mahkemesindeki davanın şirket ortağı tarafından davalıya havale edilen paraların tahsili, mahkememizdeki davanın ise şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemli dava olması nedeniyle davaların niteliklerinin de farklı olmasına bağlı olarak her iki dava dosyası arasında derdestliğe ilişkin yasal koşulların bulunmadığı dikkate alınarak, davalı tarafın usul ve yasaya aykırı derdestlik ilk itirazının reddine karar verilmiştir.Davacı tarafın bu davadaki iddiası, davaya konu paraların, şirketin tek ortağı ... tarafından havale edilmesine rağmen paraların şirket adına ve şirket için gönderildiği, davalının, paraları şirket hesabında almadığı gibi şirket için de harcamadığına yönelik olup, şirkete ait paraların, şirket yöneticisi davalıdan tahsili talep edilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi bu nitelikteki uyuşmazlık, TTK'nun 553 ve devamı maddelerinde düzenlenen şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Dava şartları yönünden ön inceleme duruşmasında da tespit edildiği üzere davanın esastan incelenmesine engel bir durum görülmemiştir. Bu nedenle taraf vekillerinden ön inceleme sonrası tahkikat aşamasına ilişkin istemleri sorulmuş, davacı vekili öncelikle davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, bu kararın verilmemesi halinde şirket defterleri üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, davalı vekili ise davanın kanıtlanamaması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. İddianın ileri sürülüş biçimi, dava dilekçesinde yapılan açıklamalar ve davanın niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının uyuşmazlığın çözümüne ve verilecek hükme bir katkısının bulunmayacağı açık ve anlaşılır olmakla, davacı vekilinin, şirkete ait defterlerin bilirkişi marifetiyle incelenmesine ilişkin isteminin usul ekonomisi ve gereksiz bir delilin toplanması yoluna gidilerek yargılamanın sürüncemede kalmaması ilkeleri açısından reddine karar verilerek hüküm kurulmuştur. Zira davaya konu havale edilen paraların, şirketin ortağı tarafından havale edilip, şirketin defter ve kayıtları ile şirket kasasına ve mal varlığına girmediği davacının da kabulünde bulunduğundan, davaya konu paranın, şirket mal varlığına dahil olmaması nedeniyle şirket yöneticisi davalının sorumluluğunu gerektirecek yasal unsur olan şirketin zarara uğratılmış olması koşulunun gerçekleşmediğinin açık ve anlaşılır olması karşısında başkaca bir delil toplanmasının bu çerçevede özellikle şirket kayıt ve defterlerinin incelenmesinin bir anlamının bulunmadığı, şirketin ortağı tarafından şirket için havale edilen paraların, şirket mal varlığına dahil olmadan ve şirket defter ve kayıtlarına işlenmeden davalı tarafından harcandığı iddiasında, şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmaması karşısında, davalı tarafın aksi iddiasını kanıtlayamadığı dikkate alınarak davanın reddine, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, davanın reddine karar verilmesine bağlı olarak davacının icra inkar isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 2.017,52 TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 1.402,12 TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine,3-Davalı yararına AAÜT'nin 13(1).maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı gibi başkaca bir yargılama giderinin de yapılmaması sebebiyle bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,6-6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,7-Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Başkan ...e-imzaÜye ...e-imzaÜye ...e-imzaKatip ...e-imza