Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, 667 sayılı KHK ile FETÖ iltisakı gerekçesiyle meslekten çıkarma kararlarının delil yetersizliği nedeniyle iptali başvurularını incelemesi.
Özet: FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat iddiasıyla meslekten çıkarılan davacının, işlemin iptali ve özlük haklarının iadesi talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi; davacının ailesinin yönlendirmesiyle eğitim amacıyla FETÖ yapılanmasına ait dershaneye gitmesi ve evde kalması, sonrasında bağını kopardığına dair beyanı, dijital materyal incelemesi sonucu ortaya çıkan internet sitelerine tek başına girişler ve tekil ankesörlü telefon araması gibi iddia konusu delillerin, adli soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesiyle de birlikte değerlendirildiğinde, davacının örgütle irtibat veya iltisakını göstermek için yeterli olmadığına hükmederek davacının lehine karar vermiştir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Kurulu
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...
İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın █████/2020 tarihinde kesinleştiği,
Davacının kendi beyanı ve hakkındaki tanık beyanları yönünden, Gizli Tanık ...'ın ifade tutanağı ve davacının kendi beyanı incelendiğinde, davacının ailesinin yönlendirmesiyle eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiği, barınma amacıyla kalmış olduğu FETÖ/PDY yapılanmasına ait evden 2004 yılında (üniversite 2. sınıfta öğrenim görmekte iken) ayrılmakla beraber, bundan sonra söz konusu yapıyla tüm bağını kopardığını beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle barınma ya da eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacının kendi beyanı ve tanık beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, her ne kadar davalı idare tarafından, davacının FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapması hususunun davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı; netice itibarıyla, █████/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine giriş yaptığına ilişkin dijital kalıntılar bulunduğuna ilişkin tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan ve Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan Rapor incelendiğinde; davacının eşi adına kayıtlı ve kullanımında olan ... no'lu GSM hattının Ankara İl Merkezindeki ... numaralı ankesörlü telefondan █████/2012 tarihinde saat 11:51:48'da (1) kez arandığı ve 27 saniye görüşme olduğu, bu aramadan önce yine aynı ankesörlü telefon ile N.B. isimli kişinin arandığının anlaşıldığı; her ne kadar davalı idare tarafından, davacının ankesörlü/kontörlü sabit hatlardan aranmak suretiyle örgütün benimsediği tedbir ve gizliliğe uyduğu ve bu amaçla gizliliği sağlamak için ankesörlü telefonla iletişim şeklini tercih ettiği iddia edilmiş ise de, anılan Rapor incelendiğinde, büfe/ankesörden yapılan aramaların "yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra arama (ardışık arama)" veya "farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde arama (periyodik arama)" şeklinde olmayan tekil aramalar olduğu, bu haliyle söz konusu aramaların Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığının anlaşıldığı; netice itibarıyla, anılan Rapor ile davacının beyanı birlikte değerlendirildiğinde, davacının eşi üzerine kayıtlı olan GSM hattının ankesör/sabit hattan aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
HTS Kaydı yönünden, HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca hakkında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen İ.P isimli kişi ile telefon görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının eşi E.Ö.T.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılması sonrası istifasının kubulüne karar verilmiş olması yönünden, davacının eşi E.Ö.T. hakkındaki tespitlerde ve eşi hakkında verilen KYOK kararında davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği anlaşıldığından, davacının eşi E.Ö.T.'nin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili ihbar/şikayet bilgisi yönünden, İ.F. tarafından verilen şikayet dilekçesi hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen işleme konulmaması kararı incelendiğinde, iddianın soyut ve genel mahiyette olduğu davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği, ayrıca dava dosyasında davacının örgütle iltisakının ve/veya irtibatının bulunduğu yönünde herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığının görüldüğü, kaldı ki, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından söz konusu şikayet dilekçesi üzerine davacı hakkında işlem yapılmadığının anlaşıldığı; netice itibarıyla, davacının terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğuna ilişkin şikayet dilekçesinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakına ve/veya irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve/veya irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin █████/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,
Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının talebi doğrultusunda dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği,
Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle,
Dava konusu kararın iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin katı bir bakış açısıyla yapılamayacağı; meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Daire, kararlarında dava konusunun atipik özelliği ile disiplin işlemi olmadığı ve FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibat kavramları esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş iken hatta bu bağlamda anılan örgüt ile "sosyal birliktelik" görüntüsü vermenin veya örgütün amaçlarına yardımcı olmanın söz konusu kavramları kapsayacağı kabul edilmiş iken bu davada, davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğu; Daire'nin davacının üniversiteye hazırlık döneminde yapıya ait dershaneye gittiği, üniversite döneminde yapıya ait evde kaldığı ve Kuşadası’nda kampa katıldığı yönündeki kendi beyanı ile gizli tanık ...'ın, davacının yapıya ait evde kaldığına, Kuşadası’nda kampa katıldığına ve evde kaldığı dönemde orta üç öğrencilerinin sorumluluğunu üstlendiğine dair beyanlarının davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koymasına rağmen "başka delillerle desteklenmediği" gerekçesiyle delil olarak kabul etmemesinin hukuka uygun olmadığı, FETÖ/PDY'nin eleman devşirme amacıyla eğitim ve barınma gibi temel ihtiyaçları karşılamak görüntüsü altında faaliyet gösterdiği hususu dikkate alınmadan bu delillerin değerlendirme dışı bırakılmasının isabetsiz olduğu, Dairenin benzer bazı dosyalarda delilleri davacı aleyhine değerlendirirken bu dosyada aynı yaklaşımı benimsememesinin çelişki yarattığı; davacıdan ele geçirilen dijital materyallerde, örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapıldığı tespitinin, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı ortaya koymasına rağmen Daire tarafından bu tespitin yeterli görülmemesi ve diğer delillerin de göz ardı edilmesinin hukuki bir yanılgıya sebep olduğu, ayrıca Daire'nin bir başka dosyada benzer tespitleri delil olarak kabul etmesine karşın bu dosyada kabul etmemesinin çelişki yarattığı; davacıya ilişkin ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydına dair Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) raporunda ardışık arama tespitinin bulunduğu belirtilmesine rağmen, Dairenin bu tespiti kabul etmemesi ve raporun içeriğine dair EGM’den bilgi alınmadan karar verilmesinin eksik inceleme niteliği taşıdığı; ayrıca davacının geçmişe dönük iletişim trafiğinde (HTS) operasyonel hatlarla kurulan iletişimlerin değerlendirme dışı bırakılmasının hukuka aykırılık oluşturduğu; evli meslektaşların iltisak ve irtibatına dair değerlendirmelerin bireysel yapıldığı, bu dosyada davacının sosyal çevresi ve ailesi ile ilgili bilgilerin bir bütün olarak değerlendirildiği ve kanaatin olumsuz yönde oluştuğu; davacıyla ilgili şikayet bilgisi olarak sunulan dilekçenin içeriğinde elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmadığı, ancak söz konusu dilekçenin iltisak ve irtibat noktasında nasıl değerlendirildiğinin kararda tartışılmamasının isabetsiz bir yaklaşım olduğu; parasal hak ve faiz talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, 685 sayılı KHK kapsamında açılan tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarih öncesi için hiçbir şekilde parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal/özlük hak ve faiz talebinin de reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davacı tarafından, Daire kararında hangi delile hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin hukuki dayanakları ile birlikte değerlendirildiği, davalı idarenin dava konusu işlemi haklı kılan maddi sebepleri somut şekilde ortaya koyma yükümlülüğünün bulunduğu, temyiz dilekçesinde, sadece FETÖ/PDY evlerinde kalma ile ilgili kısmın tarafıyla ilintili olduğu, diğer hususların ilgisiz olduğu, söz konusu evlerde barınma amacıyla kaldığına dair beyanlarının, savcılık ifadesi, HSK itirazları ve Danıştay aşamalarında tutarlı şekilde tekrarlandığı, ev arkadaşlarının tanıklıklarına başvurulmadığı, lehine olan delillerin dosyaya sunulmadığı, FETÖ evlerinde üniversitenin ilk yıllarında barınma amacı ile kaldığı yönündeki beyanlarının samimi olduğu, 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesinin gerekçesinde örgüt üyeliği, hiyerarşi içinde yer alma, ideolojik bağlılık duygusu ile hareket etme ve örgüt talimatlarına boyun eğme şartlarının arandığı, durumunun bu şartlara uymadığı; bu evlerden ayrıldığına dair resmi kayıtları dosyaya sunduğu, barınma amacına dair açıklamalarının varsayım üzerine değerlendirildiği, FETÖ sitelerine birkaç saniyelik tıklamaların olduğunu ve bunların bir takip amacı taşımadığı, bu sitelere girmesinin tesadüfi olduğu, ankesörlü telefondan yapılan aramaların savcı arkadaşı tarafından sınav sonrası yapılmış olduğuna dair somut belgeleri dosyaya sunduğu, bunun FETÖ ile ilgisi olmadığı; hakkında HSK'ya yapılan şikâyetlerin soyut iddialardan ibaret olduğu ve bu şikâyetlere dayalı somut bir delil sunulmadığı; aynı dönemde staj yapmış olduğu İ.P. ile yapılan telefon görüşmelerinin, örgüt görüşmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiği, çünkü bu telefon ile hiçbir FETÖ bağlantısı olmayan hâkim savcılarla da görüşme yapılmış olduğu; eşinin ihraç kararının gerekçesinin kendisine isnat edilen olgulara dayandığı, daha sonra bu karar yumuşatılarak istifasının istendiği; HSK'nın suç duyurusu üzerine yapılan soruşturma sırasında telefon, banka, otel ve abonelik kayıtlarında FETÖ ile ilişkilendirilebilecek herhangi bir delil bulunmadığı, 15 Temmuz darbe gecesi FETÖ tutuklaması yapmasının, Fetöcü olmadığının bir göstergesi olduğu; parasal ve özlük haklarının iade edilmesi gerektiği, verilen kararın Danıştay'ın benzer davalarla ilgili olarak oluşturduğu yerleşik uygulamalarla tutarlı olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun █████/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararın iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. █████/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması hâlinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY'ye ait dershaneye gittiği, üniversite döneminde 2002-2004 yılları arasında FETÖ/PDY'ye ait çeşitli evlerde kaldığı, Kuşadası’nda örgütle bağlantılı kampa katıldığı yolundaki kendi beyanları, FETÖ/PDY evlerinde kalırken O.S. ile birlikte askeri liseye öğrenci hazırlamak üzere orta üç sorumluluğunu üstlendiği yolundaki Gizli Tanık ...ın ifadesi, davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesinden zaman.com.tr, samanyoluhaber.com ve rotahaber.com isimli FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine erişim sağladığına dair dijital kalıntıların bulunduğuna yönelik tespitin bulunması, FETÖ/PDY kapsamında hakkında soruşturma yürütülen ve hâkimlik/savcılık mesleğinden çıkarılan İ.P. tarafından kullanılan ve operasyon hat olduğu değerlendirilen GSM hattı ile telefon görüşmelerinin bulunması, eşinin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılması ve sonrasında istifasının kabulüne karar verilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği, bu nedenle de davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!