Danıştay 4. Daire, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından izinsiz hafriyat toprağı dökümü nedeniyle kesilen çevre para cezasında tekerrür hükmü uygulamasındaki hatayı onayladı.
Özet: İzinsiz hafriyat toprağı dökümü nedeniyle bir şirkete kesilen idari para cezasının, önceki idari yaptırım kararları tebliğ edilmeden yeni fiillerin işlenmesi üzerine iki kat artırımlı tekerrür hükmüyle uygulanmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle cezanın bir kısmının iptal edilip, ana ceza ve tek kat tekerrür kısmının hukuka uygun bulunması yönündeki alt derece mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonucunda, ilgili mevzuatın cezaların tekrarında önceki tebliğ şartını aramadığı yönündeki temyiz iddiaları reddedilerek, usul ve hukuka uygun bulunan kararın onanmasına kesin olarak karar verilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI)
: ... Sanayi ve Ticaret Limited ŞirketiVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza izinsiz hafriyat toprağı döküldüğünün tespit edilmesi üzerine, 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nin 13. maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca davacı şirkete 1.103.220,00 TL para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada bulunan fotoğraflar ve belgelerin incelenmesinden, █████/2022 tarihinde yapılan denetim neticesinde davacı şirket adına kayıtlı bulunan ... plakalı araç ile izin verilen yerler dışına hafriyat dökümü yapıldığının somut olarak ortaya konulduğu anlaşıldığından, bu fiil kapsamında uygulanan para cezasının 367.740,00-TL'lik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; █████/2022 tarihli Çevre Denetim Tutanağı'na dayalı olarak ... tarih ve ... sayılı idari yaptırım kararı ile 367.740,00 TL idari para cezası uygulanarak söz konusu cezanın ... tarihinde; yine █████/2022 tarihli Çevre Denetim Tutanağı'na dayalı olarak 2872 sayılı Kanunun 23. maddesi uyarınca bir kat arttırılmak suretiyle ... tarih ve ... sayılı idari yaptırım kararı ile uygulanan 735.480,00 TL idari para cezasının █████/2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, dava konusu ... tarih ve ... sayılı idari yaptırım kararı ile de 1.103.220,00 TL idari para cezası uygulandığı; birinci yaptırım kararı tesis edilerek davacıya tebliğ edilmeksizin ikinci fiilin gerçekleştirildiği, ikinci yaptırım kararı tesis edilerek davacıya tebliğ edildikten sonra üçüncü fiilin gerçekleştirildiği, böylelikle davacının aynı fiili üç yıl içinde birinci defa tekrar etmesi nedeniyle bir kat artırımlı tekerrür hükmü uygulanması gerekirken, iki kat artırımlı tekerrür hükmünün uygulanması karşısında, dava konusu para cezasının tekerrüre yönelik 735.480,00-TL'lik kısmının; (ikinci tekrardan kaynaklı) 367.740,00-TL'lik kısmında hukuka aykırılık, bu tutarı aşan 367.740,00-TL'lik kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin ikinci kat tekerrüre isabet eden kısmı (367.740,00 TL) yönünden iptaline; ana ceza ve tek kat tekerrüre isabet eden kısmı (735.480,00 TL) yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: İlgili mevzuatın bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde tekrar işlenmiş olmasını cezanın tekerrür hükümlerinin uygulanarak verilmesi için yeterli gördüğü; önceki idari yaptırım kararının tebliğ edilmesi şartını aramadığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Cevap verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin reddine,2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA,3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.(X) KARŞI OY
:Hukuk devleti ilkesinin en temel özellikleri “hukuki güvenlik”, “belirlilik” ve "öngörülebilirlik" ilkeleridir. İdarenin faaliyetlerinin önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olması, İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvence niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanması doktrinde hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri arasında sayılmaktadır. Belirlilik ilkesi ise, kanun düzenlemelerini ve bu düzenlemeler uyarınca tesis edilecek işlemlerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesini ifade eder. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir.Bu ilkelerin idare hukukuna yansıması, idarenin işlem ve eylemlerinde belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine uygun hareket etmek suretiyle, idare edilenlerin idarenin davranışları yüzünden beklenmedik durumlarla karşılaşmalarının önlenmesi, kendi hayatları ve gelecekleri hakkında makul kararlar alabilmelerine imkan tanınmasıdır.İdari yaptırımların idari işlem niteliğinde oldukları kuşkusuzdur. Bu nedenle idari yaptırımların da İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde sayılan yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olarak tesis edilmeleri gerekir. Gerekçe ise idari işlemin sebep unsurunun bir öğesi olarak değerlendirilmekte ve işlemin sebebinin gösterilmesini ifade etmektedir. İdari işlemde gerekçenin gösterilmesi ile, işlemin muhatabına işlemin tesis edilme sebebi hakkında bilgi verilmektedir.İdari işlemin maddi ve hukuki gerekçesinin işlemde belirtilmesi, ilgilisine itiraz ya da dava yoluna başvurma hususunda yol göstermekte iken, idareyi de hukuka uygun işlem tesis etmeye zorlamaktadır. Bu kapsamda, gerekçenin gösterilmesi dava hakkı ile de yakından ilgilidir. Başka deyişle, dava açma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için işlemin bilinmesi yeterli olmayıp, işlemin tesis edilmesinin maddi ve hukuki sebeplerinin yani gerekçesinin de bilinmesi zorunludur.Bir başka ifade ile, idarenin işlemlerinin belirli, açık, kesin ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bu nedenle bir idari işlem hangi maddi ve hukuki nedene dayalı olarak tesis edilmiş ise, işleme dayanak oluşturan bu sebebin açık ve kesin bir şekilde işlemde belirtilmesi zorunludur. Aksi takdirde, bu konudaki bir belirsizlik kişinin idari işlemin maddi ve hukuki sebebi konusunda duraksamaya düşmesine, bunun akabinde bu işleme karşı yetkili mercilere itiraz hakkını ya da yargı mercileri önünde dava açma hakkını gereği gibi kullanamamasına neden olabilecektir. Böyle bir durumun hukuk devleti ilkesini, kişinin hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği açıktır.Yargı organı bakımından ise, dava konusu işlemde işlemin gerekçesinin belirtilmiş olması, işlemin sebep unsuru yönünden yapılacak denetim yönünden önemli ve gereklidir. Dava aşamasında, idari yargı yerinin talebi üzerine idari işlemin gerekçesinin idarece bildirilebileceği düşünülse de, bu durum ilgilinin işlemde yer alan somut gerekçeyi görerek yargı yoluna başvurma konusunda iradesini netleştirmesi yönünden önemli olduğu gibi ilgilisinin işlemin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmesi, yargı yoluna başvurması halinde de dava hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi yönünden de önemlidir.Hukuk devletinde idarenin davranışlarının belli ölçüde belirli ve öngörülebilir olması, hukuk devletinin bir gereği olan idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca da, idarece tesis edilen işlemlerin gerekçelendirilmesi, yasal ve maddi/fiili dayanağının işlemde gösterilmesi gerekmektedir.İdarenin kanuniliği ilkesi gereğince her idari işlemin yasal dayanağının bulunması gereklidir. İşlemin yasal dayanağının olması, uygulanan mevzuat hükmünün yanısıra işlemin tesisine dayanak maddi olayın, fiili sebebin de işlemde gösterilmesini gerekli kılar. İdari işlemler hakkında açılan iptal davalarında, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluğu denetlenmektedir. Farklı kanunlarda, birbirinden farklı olaylar ve bu olaylara uygulanacak farklı usuller öngörülmüştür. Dolayısıyla idarelerce bir işlem tesis edilirken, bu işlemin dayanağı yasal düzenlemenin belirtilmesinin yanısıra işlemin tesisine sebep maddi ve fiili nedenin gösterilmesi, yargı yerince de bu husus dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerekmektedir.2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinde, işlenmesi halinde ilgilisine idari para cezası uygulanması öngörülen fiiller düzenlenmiştir. Söz konusu fiillerden birinin gerçekleştirilmesi halinde idareye bu sebeplere dayanarak fiili gerçekleştirene idari para cezası uygulama yetki ve sorumluluğu verilmiş, anılan Kanunun 23. maddesinde ise, bu Kanunda belirtilen idarî para cezalarının bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verillmesi öngörülmüştür.İdarece yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca para cezası verilebilmesi için öncelikle idari yaptırım öngörülen fiilin yani maddi olayın usulüne uygun olarak ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, daha sonra yasada çizilen çerçeve içinde, hukuka uygun olarak para cezasının tesis edilmesi ayrıca işlemin dayanağı ve gerekçesi olan maddi ve hukuki sebeplerin de tesis edilen idari yaptırım kararında gösterilmesi hukuk güvenliği, belirlilik ve yasal yönetim ilkelerinin gereğidir.Çevre Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerinde tanımlanan ve gerçekleştirilmesi halinde para cezası yaptırımı öngörülen fiiller nedeniyle para cezası tesis edilebilmesi için idarenin öncelikle anılan mevzuatta tanımlanan fiilin gerçekleştiğini usulüne uygun şekilde tespit etmesi, bu tespite dayanarak tesis edeceği idari yaptırım kararında da, işlemin dayanağı tespit tutanağını, tespit edilen fiili (maddi olay), bu fiilin karşılığı olarak idari para cezası verilmesini öngören hukuki sebepleri, verilecek para cezasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınan varsa önceki fiil ve hukuki sebepleri göstermesi gerektiği gibi, anılan Kanunun 23. maddesi uygulanmış ise, bu maddenin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil (tespit) ve para cezalarının da idari yaptırım kararında gösterilmesi gerekmektedir.Diğer taraftan anılan Kanunun 23. maddesinde düzenlenen, aynı fiilin tekrarı halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesine dayandığı göz önünde bulundurulduğunda, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınması mümkün olmadığından para cezasına ilişkin yaptırım kararında gösterilen ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil ve cezaların da idari yaptırım kararında açık ve somut olarak gösterilmesi, yargılama aşamasında ise, tekerrüre dayanak idari (ve varsa yargısal) süreçlerin Mahkemesince işlemde gösterilen fiili ve hukuki sebepler bağlamında incelenerek bunların tekerrür hükmünün uygulanmasına elverişli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekmektedir.İdari yargı merciilerinde görülmekte olan bir davada, idare tarafından işleme dayanak hukuki ya da maddi gerekçenin gösterilmemiş olması ya da idarece işleme gerekçe olarak gösterilen nedenin ya da mevzuat hükmünün olayda uygulanabilir nitelikte olmadığının belirlenmiş olması durumunda, idari yargı yerince, dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden ya da mevzuat hükmü saptanarak idarenin ileri sürdüğü neden ya da mevzuat hükmü bir yana bırakılmak suretiyle dosyada saptanan nedene ya da mevzuat hükmüne göre uyuşmazlığın çözümlenmesi, idare hukukunda "sebep ikamesi" olarak adlandırılmaktadır.Hukukun genel ilkelerinden biri olan "ne bis in idem" ilkesi uyarınca, bir kişinin tek bir eylemden dolayı iki ayrı cezaya çarptırılması olanaklı değildir. Bu ilkeye göre, kişinin suç teşkil eden kaç eylemi varsa o kadar suç ve o kadar ceza olmalıdır. Bu ilke, tek bir eylemden dolayı iki farklı cezalandırma yapılmasını ve kişinin hukuka aykırı eyleminden dolayı birden fazla cezai sorumluluğuna gidilmesini engelleyen bir ilkedir. Anılan ilke uyarınca ortada birbirinin devamı niteliğinde olan fiillerin bulunması durumunda da, birden fazla idari yaptırım uygulanamayacağı gibi aynı fiil aynı nitelikteki birden fazla idari yaptırım kararına esas alınamayacaktır.Yukarıda belirtildiği üzere, aynı fiil nedeniyle aynı nitelikte birden fazla para cezası verilmesi ne (non) bıs in idem ilkesine aykırı olacaktır. Bu ilkenin tekerrür hükümleri yönünden uygulanması ise, daha önce aynı kişi tarafından gerçekleştirilen ve idarece tespit edilerek para cezası yaptırımına bağlanan ve ilgilisine tebliğ edilen fiilin, birden fazla para cezasının tesisinde tekerrüre dayanak alınamayacağı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Buna göre, gerçekleştirilen ilk fiil nedeniyle tesis ve tebliğ edilen para cezasının, şartları varsa ancak 1. ve 2. kat para cezalarının uygulanmasında dikkate alınabileceğinden, 1. ya da 2. kat para cezalarının verilmesinden sonra aynı fiilin tekrarı nedeniyle uygulanacak diğer para cezalarında bahse konu ilk uygulanan para cezasının, tekerrür hükmünün uygulanmasına yeniden dikkate alınması yukarıda belirtilen ilkeye aykırı olacaktır. Bu nedenle, ilk uygulanan para cezasının ikinci tekrardan sonra verilecek diğer para cezalarında tekerrür hükmünün uygulanmasına dayanak alınmaması ve tekerrüre esas para cezasına ilişkin işlemlerin dava konusu olması halinde Mahkemesince bu hususun ayrıca araştırılması gerekmektedir.2872 sayılı Kanunun 20. ve 23. maddeleri uygulanmak suretiyle para cezası verilmesine ilişkin tesis edilen işlemde, tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararının gösterilmediği ancak idarece dava konusu işlemde tekerrür hükümlerinin uygulanmasının dayanağı olarak, davacı hakkında daha önce uygulanmış herhangi bir idari yaptırım kararını veya hangisinin tekerrüre esas alındığını belirtmeksizin davacı hakkında daha önce uygulanmış tüm idari yaptırım kararlarını dosyaya bildirmesi halinde, başka deyişle idare tarafından işlemde ya da savunmada tekerrüre esas tespit ve uygulanan para cezalarının açık ve somut olarak gösterilmemesine rağmen Mahkemesince, bakılan dosya ya da başka dosya içeriğinden resen tekerrüre esas olabilecek nitelikte idari yaptırım kararı tespit edilerek sebep ikamesi yapılması, idarenin yerine geçerek karar verilmesine neden olacağından böyle bir yöntemin yargılama usulünde uygulanması mümkün değildir.Uyuşmazlıkta davalı idare tarafından tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle iki kat para cezası verildiği ancak dava konusu idari yaptırım kararında tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararının gösterilmediği, Mahkemece yapılan incelemede, daha önce davacı hakkında uygulanan ve dosyaya sunulan ... tarih ve ... sayılı idari yaptırım kararının davacıya █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği; ... tarih ve ... sayılı idari yaptırım kararının █████/2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiği; bu durumda, birinci yaptırım kararı tesis edilerek davacıya tebliğ edilmeksizin ikinci fiilin gerçekleştirildiği, ikinci yaptırım kararı tesis edilerek davacıya tebliğ edildikten sonra üçüncü fiilin gerçekleştirildiği, böylelikle davacının aynı fiili üç yıl içinde birinci defa tekrar etmesi nedeniyle bir kat artırımlı tekerrür hükmü uygulanması gerekirken, iki kat artırımlı tekerrür hükmünün uygulanması karşısında, dava konusu para cezasının tekerrüre yönelik 735.480,00-TL'lik kısmının; (ikinci tekrardan kaynaklı) 367.740,00-TL'lik kısmında hukuka aykırılık, bu tutarı aşan 367.740,00-TL'lik kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığına karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlemin tekerrüre (iptale) ilişkin kısmının, yukarıda açıklanan gerekçe ile iptali gerektiği, buna göre, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile kısmen gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşüncesiyle aynen onanması yolundaki Dairemiz kararına katılmıyorum.